Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucu kısmi kabul ve reddine dair kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazası sonucu yaralanan motosiklet sürücüsü davacının, davalı sürücünün kusuruyla meydana geldiğini iddia ettiği kazadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerini ele almaktadır; ilk derece mahkemesi maddi tazminat davasını konusuz bırakarak, davacıya 30.000 TL manevi tazminatın yalnızca sürücüden alınmasına hükmetmiş, işleten şirketin sorumluluğunu ise ikame araç sözleşmesi nedeniyle reddetmiş olup, bu karara hem davacı hem de davalı sürücü tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:06/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:16/07/2021
DAVANIN KONUSU:Maddi ve Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı)
GEREKÇE TARİHİ:03/04/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 19/03/2016 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile davalı ...’ın sevk ve idaresindeki diğer davalı ... Ltd. Şti'nin işleteni olduğu ve davalı ... sigorta A.Ş tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı otomobilin çarpışması sonucu müvekkilinin yaralandığını, kazanın davalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiğini, müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, davalı sürücü hakkında yapılan ceza yargılamasında adli tıptan alınan raporda da davalı sürücünün asli kusurlu bulunduğunu, kaza sonrası müvekkiline ait motosikletin perte ayrıldığını davalı şirkete yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek 25.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği 19/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketi maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde özetle: ... plakalı aracın müvekkili tarafından davaya konu kazanın gerçekleştiği tarih itibarıyla ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin sorumluluğunun sürücünün kusuru oranında sigorta limitiyle ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, davacının yasal şartlara sahip bir müracaatı olmadan iş bu davayı açtığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle: kazanın meydana gelmesinde asıl kusurun davacı ...’da olduğunu, ayrıca davacının hız kurallarına uygun araç kullanmadığı gibi kasksız olması sebebiyle müterafik kusurlu olduğunu, ceza mahkemesinden verilen mahkumiyet hükmünü de kabul etmediklerini, davacının SGK'dan 7.704,89 TL geçici iş göremezlik tazminatı aldığını, talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davalı ...’ın sevk ve idaresindeki aracın işleteni sıfatına sahip olmadığını, zira davalı ...’ın yakını olan ...’ın müvekkili şirkete kendi aracını bırakıp yerine ikame araç olarak ... plakalı aracı teslim aldığını, buna ilişkin ikame araç sözleşmesinin bir örneğini dilekçeleri ekinde sunduklarını, davanın ...’a ihbarını, aynı zamanda davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “…Tarafların ekonomik sosyal durum- ları, kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davalıda olması ve davacının bu kaza sebebiyle oluşan yaralanmanın sonuçları gözetildiğinde 30.000,00 TL manevi tazminatın bu amacı temin edeceği kanaatine varılmıştır. Davalı ... Ltd. Şti. işleten sıfatına sahip olmadığı yönündeki iddiası sunduğu cevap dilekçesi ekindeki ikame araç sözleşmesine dayanmaktadır. Bu sözleşme incelendiğinde aracın kullanıldığı sırada 3. kişilerin uğrayacağı zararlardan davalı ...’ın sorumlu olmayacağının belirtildiği görülmekte ayrıca aracın 15/03/2016 tarihinde ...’a teslim edildiği 21/03/2016 tarihinde de davalı ...’a iade edildiği 6 gün kullanıldığı görülmektedir. Her ne kadar kullanım süresi kısa ise de ikame araç verilen ile davalı ... şirketi arasındaki belirtilen sözleşmede sorumlulukla ilgili hüküm karşısında işleten sıfatının davalı ...’da olmadığı,…” gerekçeleri ile; “A-Davacının 19/03/2016 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle davalılara karşı açtığı maddi tazminat davasının konusuz kalması sebebiyle tüm davalılar yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, B-Davacının manevi tazminat talebinin ... yönünden kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ve ... Ltd. Şti'ye karşı açılan manevi tazminat talebinin reddine,” karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat talepleri hakkında tam kabul kararı verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin doğru olmadığını, öncelikle davalı ...'ın davadaki sorumluluğunun Borçlar Kanunu ve KTK gereği müteselsil sorumluluk olduğunu, tarafların özgür iradeleri ile yapacakları sözleşmelerle kanun hükümlerinin önüne geçen sorumluluk kayıtları koyamayacaklarını, hele ki bunu üçüncü kişilerin haklarını etkileyecek şekilde hiç koyamayacaklarını, yani kanunun emredici bir şekilde belirlemiş olduğu bir sorumluluk olduğunu bunun aksinin başka türlü düzenlenemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada davacının asli kusurlu olduğunu, davacının kasksız ve hız kurallarına aykırı bir şekilde motosikleti süratli bir şekilde kullandığını, azami hız sınırını aştığını, davacının maddi tazminata hak kazandığını kabul etmemekle birlikte bir an için aksi düşünülse dahi hükmedilen tazminat bedelinin çok yüksek olduğunu, davacının duyduğu elem ve acının tazmini bir yana davacı yönünden zenginleşme aracı olduğunu, nitekim davalı şirketin kazaya konu aracın işleten konumunda olduğunu, kusursuz sorumluluğu bulunan şirket yönünden davanın reddinin yerinde görülmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, trafik kazasından kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda, davacı tarafça 19.03.2016 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepli iş bu dava açılmış, davacı tarafın yargılama devam ederken maddi tazminat talebi karşılanmış, manevi tazminat yönünden ise yukarıda özetlendiği şekilde davalı şirket yönünden davanın reddi, davalı gerçek kişi yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece her ne kadar, davalı ... tarafından sunulan ikame araç sözleşmesine istinaden bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Şöyle ki, Karayolları Trafik Kanunu'nun Tanımlar başlıklı 3. maddesi ile işleten araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlamıştır. Aynı kanunun 85'inci maddesi ise işletenin hukuki sorumluluğunu düzenlemiş ve motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni veya bağlı olduğu teşebbüs sahibinin zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu düzenlemiştir.
Yine aynı kanunun zarar verenlerin birden fazla olması halini düzenleyen 88'inci maddesi ile bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu durumda mahkemece yukarıda yer verilen açık yasa hükümlerine rağmen, taraflar arasında düzenlenen ve mahkemenin de kabulünde olduğu gibi uzun süreli olmayan kiralama sözleşmesine konulan bir hükümle davalı ... şirketinin üçüncü kişilere vereceği zararlardan sorumlu olmadığı yönündeki hükme itibar edilerek iş bu davalı yönünden manevi tazminat davasının reddedilmesi yerinde görülmemiştir.
Hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşıyacağından bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim; bu konuda takdir hakkını kullanırken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir.
Somut olayda; olayın oluş şekli, vakanın niteliği, gelecek hayatına etkisi, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar fazla olduğu anlaşılmış ve davalı ... vekilinin istinaf isteminin bu sebeple kabulü davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf isteminin de yine aynı nedenle reddi gerekmiştir.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/07/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
1- Davacının 19/03/2016 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle davalılara karşı açtığı maddi tazminat davasının konusuz kalması sebebiyle tüm davalılar yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına,
a- Maddi tazminat yönünden alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacının davanın konusuz kaldığına ilişkin beyanı sebebiyle davacıdan alınarak Hazine'ye GELİR kaydına,
b- Davacının adli yardım talebinin kabul edilmiş olması sebebiyle suç üstü ödeneğinden karşılanan 110,20 TL tebligat masrafı ve 39,00 TL dosya gidiş dönüş ücreti ve 440,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 589,20 TL yargılama masraflarının yarısının manevi tazminat talebi yönünden değerlendirilmesi suretiyle 369,20 TL'sinin davacının alacağını tahsil etmesi sebebi ile davanın konusuz kaldığına ilişkin beyanı gözetilerek davacıdan alınıp Hazine'ye GELİR kaydına,
c- Maddi tazminata ilişkin davanın ödeme sebebi ile konusuz kalmış olması gözetilerek karşılıklı vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
2- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müşterek ve müteselsil olarak alınarak davacıya verilmesine,
a- Alınması gerekli 1.366,20 TL harcın davacının adli yardım talebinin kabul edilmiş olması gözetilerek Davalı ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müşterek ve müteselsil olarak alınıp Hazine'ye GELİR kaydına,
b- Suç üstü ödeneğinden karşılanan ve manevi tazminat talebi için değerlendirilen 369,20.-TL yargılama masrafının davada kabul ve red oranları gözetilerek 184,60.-TL'sinin davalı ... ve ... ... Ltd. Şti.'den kalan 184,60-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye GELİR kaydına,
c- Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen 20.000,00. TL vekâlet ücretinin davalı ... ve ... ... Ltd. Şti.'den alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
d- Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca davada reddedilen miktar dikkate alınarak hesap edilen 20.000,00.TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak kendisini bir vekil ile temsil ettiren davalı ... ve ... ... Ltd. Şti.'ye VERİLMESİNE,
e- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
II-İstinaf incelemesi yönünden;
1-Davacının istinaf başvurusu ve adli yardım talebi kabul edildiğinden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müşterek ve müteselsil alınarak Hazine'ye GELİR KAYDINA,
2-Davalı ...'ın istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE,
3-Davacının istinaf başvurusu adli yardım talepli olduğundan ve adli yardım talebi kabul edildiğinden suç üstü ödeneğinden karşılanan 63,50 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ... . Srv. Hiz. ve Tur. Ltd. Şti. 'den alınarak müşterek ve müteselsil olarak alınrak Hazine'ye GELİR KAYDINA,
4-Davalı ...'ın istinaf başvurusu kabul edildiğinden yatırılan istinaf başvuru harcı olan 162,10 TL, 169,00 TL gider avansı olmak üzere toplam 331,10 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak karar verildi.
...