Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde Ticari Hizmet Alacağı, Borç Yapılandırma Protokolü ve İtirazın İptali Uyuşmazlığına İlişkin Karar.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalıdan hizmet alacaklarına dayanarak başlattığı icra takibine davalının haksız itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasını ele almaktadır; davacı, taraflar arasında imzalanan borç yapılandırma protokolüne rağmen davalının kalan borcunu ödemediğini ve icra takibini geciktirmek amacıyla itiraz ettiğini iddia ederken, davalı ise turizm sektöründeki olumsuzluklar nedeniyle yapılan protokol uyarınca ödemeler yaptığını, ancak davacının protokolü usulüne uygun feshetmeden ve kendisini temerrüde düşürmeden başlattığı icra takibinin hukuka aykırı olduğunu savunmaktadır.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 30/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 09/01/2026
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 30/06/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Davalı şirketin faturalar ve cari hesap dökümlerinin incelenmesi halinde açıkça anlaşılacağı olduğu üzere davacı şirketten hizmet aldığını, 13.05.2018 tarihinde 100.000,00 USD; 30.05.2018 tarihinde 100.000,00 USD ve 13.05.2019 tarihinde 200.000,00 USD ödeme yapan davalı borçlu şirketin kalan borcunu ödemeye yanaşmadığını ve davacı şirketi zor durumda bıraktığını, böylelikle taraflar arasında akdedilen ve borcun muacceliyet ve ihtar şartı yerine de geçen 10/05/2018 tarihli protokol hükümlerine borçlu/davalı tarafça uyulmadığını, bunun üzerine taraflarınca fazlaya ve faize ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı firma aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu şirketin davacı şirketi zarara uğratmak ve tahsili geciktirmek için takibe itiraz ettiğini, davalı borçlunun itirazlarında haklılığını gösterir hiçbir delil veya ibareye yer vermediğini, sadece takibe, borca, faize itiraz ettiğini beyan etmekle yetindiğini, bu durumun borçlunun icra takibini geciktirmek için itiraz ettiğinin de bir göstergesi olduğunu, davalı borçlu şirketin sorumluluktan kaçmak ve davacıyı zor durumda bırakmak amacıyla yapmış olduğu söz konusu itirazların haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen takibi durdurmaya yönelik olup bu nedenle itirazın iptalini talep etme hakları söz konusu olduğunu, davalı borçlu tarafından yine Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. Ve ... E. Sayılı takiplere de haksız şekilde itiraz edildiğini söz konusu itirazlara karşı taraflarınca ayrıca itirazın iptali için dava açılacağını, İddia ederek, davanın kabulüne, bilgileri verilen asıl alacağın yanı sıra davaya konu olan 53.999,16-USD (426.798,56-TL) alacağın tahsili için taraflarınca yapılan icra takibine haksız sebeplerle itiraz eden davalı borçluların itirazın iptaline, icra takibinin davaya konu ferilerle (136.283,62-USD-1.077.158,47) birlikte devamın asıl alacağa protokol tarihi olan 10/05/2018 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizinin işletilmesine, itirazında haksız olan davalının dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, Davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve beyanları kabul etmediklerini, davacı tarafın dava yaptığı alacak tutarlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin bu tutarlar yönünden davacı tarafa bir borcu bulunmadığını, davalı şirketin ... markası ile tanınan, dünyanın çeşitli ülkelerinde faaliyette bulunarak Türkiye'ye ise her yıl binlerce yabancı turist getiren tanınmış bir uluslararası turizm şirketi olduğunu, aleyhine ihtiyati haciz istenen şirketin ise ... isimli marka adı altında otel işletmeciliği yapan bir şirket olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında 2014 ve 2015 turizm sezonlarında geçerli olmak üzere Kontenjan Sözleşmesi imzalandığını, turizm sektöründe dünyada ve ülkemizde yaşanan olumsuzluklar sebebiyle davalı şirketin borçlarını ödemede zorluk yaşadığını, bu sebeplerle davalı şirket ile davacı arasında borcun yapılandırılması ve taksitler halinde ödenmesi için dosyada mübrez 10.05.2018 tarihli Borç Tasfiye Protokolü imzalandığını, bu protokol gereğince taraflar arasında borcun tutarı konusunda bir mutabakat sağlandığını, davacı alacaklı tarafın alacağın belirli kısmından feragat ettiğini, borcun bakiye kısmının ise protokolde belirli tarihlerde ödenmesinin kararlaştırıldığını, nitekim davalı şirket tarafından protokole uygun olarak toplam 400.000 USD ödeme yapıldığını, maddi sıkıntıları ve iflas erteleme süreci devam eden davalının borcunun ödenmesi için tüm çabayı gösterirken davacı tarafın protokolü usulüne uygun olarak feshetmeden ve yapılan ödemeleri hatalı bir şekilde toplam borçtan mahsup etmeden davalı şirket aleyhine icra takibi yaptığını, taraflar arasında imzalanan protokol ile borcun yapılandırıldığını ve borcun ödeme tarihlerinin ileri tarihlere ertelenmiş olmasına rağmen davacı tarafın protokolü usulüne uygun feshetmeden ve davalıyı temerrüde düşürmeden icra takibi yaptığını, dava konusu icra takibinin bu yönü ile usul ve yasaya aykırı olup, reddi gerektiğini, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, yine aynı Kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiğinin belirtildiğini, buna göre; alacaklının yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerektiğini, bu noksanlığın kamu düzeni ile ilgili olduğunu, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulması gerektiğini, davalı şirkete gönderilen ödeme emrine bakıldığında ödenmesi emredilen alacağın takip tarihindeki türk lirası karşılığının ve alacağın fiili ödeme gününde hangi kur üzerinden tl karşılığının talep edildiğinin yazılmamış olduğunun görülmekte olduğunu, başlatılan takibin bu yönü ile yasaya açıkça aykırı olup, bu hususun aynı zamanda takibin iptali sebebi olduğunu, davacı tarafın dava konusu icra takibinde 164.041,18 USD, 1.098.405,00 USD, 60.825,50 USD ve 380.000,00 USD asıl alacak miktarları toplamından, davalı şirket tarafından taraflar arasında yapılan Protokol uyarınca yapılan 400.000,00 USD' lik ödemeyi mahsup etmek sureti ile takip dosyası ile 1.303.271,68 USD asıl alacağın tahsili talebinde bulunduğunu, yine dava konusu takibe ilişkin ödeme emrinde davalı şirket tarafından takipten önce yapılmış olan ödemelerin TBK 100 maddesi uyarınca mahsup edildiğinin anlaşılmakta olduğunu, davacı tarafın alacak taleplerinin bu yönü ile açık bir şekilde hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından taraflar arasında yapılan 10.05.2018 tarihli Protokol uyarınca alacaklıya ödenen 400.000,00 USD'nin mahsubu sonucu davalı şirketin takip tarihi itibarıyla 1.249.272,52 USD borcu bulunduğunu, davacı alacaklının bu tutarı aşan kısım yönünden alacak taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olup, itirazın iptali davasının reddi gerektiğini, diğer yandan davacı taraf icra takibinde işlemiş ve işleyecek faizleri tek taraflı ve hatalı bir şekilde hesaplayarak takibe koymuş olup, davalı şirketin karşı tarafa bu tutarda bir borcu bulunmadığını davacı şirketin takip öncesi işlemiş faiz alacağı talebi ile takip sonrası işleyecek faiz oranı ve alacak taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin bu tutarlar yönünden davacı tarafa bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında cari hesabın tasfiyesi amacıyla 10.05.2018 tarihinde Protokol imzalanmış olup, işbu protokol uyarınca alacaklının bir kısım alacak, faiz vb haklarından feragat ettiğini, nitekim davalı şirketin ilgili Protokol uyarınca tayin edilen tarih ve vadelerle ödemeler de yaptığını, bu itibarla alacaklının bu halde takip öncesi dönem için faiz isteme hakkı bulunmamakla birlikte bir an için isteyebileceği düşünülse dahi takip öncesi dönem için talep edebileceği işlemiş faizin başlangıç tarihinin ancak davalı şirketin protokol hükümleri uyarınca temerrüde düştüğü tarih olabileceğini, alacaklı tarafça gerek takip öncesi dönem için talep olunan işlemiş faiz ve oranı ile gerekse takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve oranı da 3095 sayılı yasa 4/a maddesi ile belirlenen faiz oranlarının üzerinde olmakla, alacaklı tarafından takip öncesi işlemiş dönem ve takip sonrası işleyecek dönem nedeniyle ödenmesi talep edilen faiz ve oranlarının açık bir şekilde hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde icra takibinde talep edilenin aksine bu sefer protokolün imza tarihi olan 10.05.2018 tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin de ayrıca hukuka aykırı olduğunu, Savunarak, Açıklanan nedenlerden dolayı haksız ve hukuka aykırı davanın REDDİNE; takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahküm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Mahkememiz dosyasına konu icra takibindeki USD cinsi alacak için ise; takibe konu toplam alacak kalemlerinin (protokolde belirtilen cari hesaba istinaden alınıp, protokol hükümlerince davalı tarafından yapılacak ödemeye göre davalıya iade edilecek olan USD cinsi 27.02.2015, 27.03.2015 ve 24.04.2015 tarihli çeklerin vadeleri-bedelleri esas alınarak ve yine 60.825,50 USD alacak için ise protokolde yer alan diğer USD cinsi çeklerin vadelerinin 24.04.2015 tarihinden önce olmasına rağmen takip talebindeki faiz başlangıcı ve miktar yönünden taleple bağlı kalınarak ) iflas tarihine göre yapılan faiz hesabi ile birlikte yapılan tahsilat miktarı ve tahsilat tarihleri de dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan ana para ve faizi ile birlikte toplam 1.684.333,45 USD alcaklı olduğu, iflas tarihi itibariyle TL karşılığının 15.546.760,38 TL olduğu, icra masrafları ve vekalet ücreti de dahil edildiğinde toplam 15.842.111,37 TL ye tekabül ettiği, sıra cetvelinde ise 116.419.004,54 TL alacak kaydı yapıldığı, dolayısı ile Mahkememiz dosyasına konu alacak miktarı yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, takibin 1.758.241,79 USD alacak üzerenden yapılması, Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile takip tarihindeki alacağın 1.684.333,45 USD olarak belirlenmiş olması karşısında her iki taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müflis aleyhine birden fazla itirazın iptali davası bulunduğunu ve iflas dairesinin icra dosyası bazlı değil genel bir karar verdiğini, müvekkilinin ... Turizm İşletmeleri Anonim Şirketi aleyhine başlatılan Antalya Genel İcra Dairesi ... E., ... E., ... E. ve ... E. sayılı icra dosyalarından kaynaklı alacakları olduğunu, ... E. sayılı dosya kapsamında takibin kesinleştiğini, ... E. sayılı dosyada asıl alacaktan ufak bir miktara ve işlemiş faiz oranına itiraz edildiğini, tarafınca itirazın iptaline yönelik Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyanın ikame edildiğini, alınan bilirkişi raporu ile haklı olduklarının ortaya çıktığını ancak borçlunun iflas etmesi nedeniyle karar verilemediğini, ... E. ve ... Esas sayılı icra dosyalarında borçlunun sadece işlemiş faize itiraz ederek asıl alacağı kabul ettiğini, işlemiş faize yapılan itirazlara ilişkin olarak Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ve ... E. sayılı dosyalarda itirazın iptali davalarının ikame edildiğini, bu davaların derdest olduğunu ve raporlarda haklılıklarının ortaya konulduğunu ancak davalı firmanın iflas etmesi ile karar verilemediğini, iflas müdürlüğünün alacak kaydını icra dosyası bazlı değil, cari ilişki üzerinden yaptığını, iflas müdürlüğünün cevabi yazısında icra dosyası bazlı bir değerlendirme yapılmadığını açıkça belirttiğini, yerel mahkemenin davaya konu alacağın iflas müdürlüğünce kabul edilen miktarın altında olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verdiğini, iflas müdürlüğünün cevabi yazısının dosya bazlı irdeleme yapılmadığını gösterdiğini ve bu nedenle yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu, müflis ile aralarında görülen itirazın iptali dosyaları bulunduğunu, iflas müdürlüğünün dosya bazlı karar verilmediğini beyan etmesi ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında en az 2.489.604,16 TL daha alacağın iflas masasına kayıt edilmesi gerektiğine yönelik tespitler hususları dikkate alındığında, yerel mahkemenin derdest olan itirazın iptali dosyalarının işbu dosya kapsamında birleştirilmesi gerektiğini, aksi halde hangi mahkemenin neye göre karar vereceğinin belirsiz olacağını, birden fazla kayıt kabul davasının olmasının mümkün olmadığını, eksik inceleme ve birleştirme olmaksızın karar verilmesi ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali davasından dönüşen kayıt kabul istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı taraf dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İiK'nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkeme, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğini araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına kararı vermeli; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, iflas idaresine tebligat yapılarak, davaya kayıt ve kabul davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermelidir. Bu durumda, mahkemenin, davacının alacağının olduğu sonucuna varması halinde iflas tarihine kadar alacak ve fer'ileri ve takip masrafları ile birlikte toplam alacağın tahsiline değil, "kayıt ve kabulüne" karar verilmesi gerekecektir (Mahmut Çoşkun, Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, Güncellenmiş 2. Baskı, Ankara 2023, s.1222).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; iflas idaresinin alacak kaydını icra dosyası bazlı değil, cari ilişki üzerinden yaptığı, bu hususun da karışıklığa mahal verdiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar yerel mahkemece, davaya konu alacağın iflas müdürlüğünce kabul edilen miktarın altında olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de yapılan yargılamada, dava konusu alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediği konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu alacağın masaca kabul edilen 16.419.004,54 TL alacak içerisinde kesin olarak kalıp kalmadığının araştırılması, takibe dayanak belge ile masaya kayda esas belgelerin karşılaştırılması, taraflara bu hususta yazılı beyanlarını sunmak üzere süre verilmesi, bu konuda tekrar iflas müdürlüğüne yazı yazılması ve gerekirse bilirkişi raporu da alınarak , dava konusu alacağın kayıt kabulüne karar verildiği kanaatine varılması halinde konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve kayıt kabul şekli de gözetilerek iş bu dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre HMK m. 331 gereği yargılama giderlerine karar verilmesinden ibarettir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/01/2026 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...