Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, ... ibareli marka başvurusunun tesciline yönelik TÜRKPATENT kararının iptali ve benzer markalar arasındaki karıştırılma ihtimali ile kötü niyet iddialarına dayalı hükümsüzlük talebi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kendi markalarındaki ayırt edici "..." ibaresine dayanarak, davalının "..." ibareli marka başvurusuna yönelik itirazının Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddedilmesi kararının iptali ile davalı markasının 30. sınıf emtia yönünden hükümsüzlüğünü talep ettiği bir marka davasını özetlemektedir; davacı, özellikle karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, marka ailesi algısı ve kötü niyet iddialarıyla başvurunun reddini isterken, davalı ise kendi markasının asli unsuru "..."nın ayırt ediciliğini, davacının "..." ibaresinin zayıf niteliğini ve markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik bulunmadığını savunarak davanın usulen ve esastan reddini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/35 Esas - 2026/193

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/35
KARAR NO : 2026/193
DAVA : Marka Kısmi ... Kararının İptali- Kısmi Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 24/01/2025
KARAR TARİHİ : 29/04/2026 Yazım Tarihi: 12/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: "Dava; ... A.Ş. (...) “...” ibareli markalara dayanılarak, davalı şirketin ... A.Ş.’nin “...” ibareli ... sayılı marka başvurusunun karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, marka ailesi algısı ve kötü niyet gerekçeleriyle reddedilmesi talebiyle yapılan itirazın, ... ... tarafından 19.11.2024 tarihli ... sayılı kararla reddedilmesi üzerine bu kararın iptali istemine ilişkindir. Davacı, “...” ibaresinin markalarının esas ve baskın unsuru olduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici olmadığını, “...” ifadesinin tanımlayıcı olduğunu, bu nedenle başvurunun genel izlenim itibarıyla davacının marka serisini çağrıştırdığını, 30. sınıf emtia benzerliğinin karıştırılma ihtimalini güçlendirdiğini ileri sürmektedir. 25.01.2023 başvuru tarihli ... başvuru numaralı “...” markasının tescili henüz yapılmadığı için, öncelikle ve ivedilikle markanın tescilinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Davalının ... ’nda 25.01.2023 başvuru tarihli ... başvuru numaralı “...” markasının üçüncü kişilere devrinin ve lisans verilmesinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Mahkemenizce yapılacak yargılama sonucunda ...'nun 19.11.2024 tarihli ... karar numaralı kararının 30. sınıf yönünden iptaline ve ... başvuru numaralı markanın bahsi geçen sınıf yönünden hükümsüzlüğüne, karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: davacının ... kararının kendisine ne zaman tebliğ edildiğine dair hiçbir tebliğ mazbatası sunmadığını, bu nedenle 5000 sayılı Kanun m.15/C ve ... Yönetmeliği uyarınca öngörülen iki aylık dava açma süresinin geçirilip geçirilmediğinin ispatlanamadığını, bu sebeple davanın öncelikle süre yönünden usulden reddi gerektiğini belirtmektedir. Esasa ilişkin olarak ise, “...” markasındaki “...” unsurunun şirketin ticaret unvanından gelen, markanın asli, baskın ve ayırt edici unsuru olduğunu; buna karşılık davacının dayandığı “...” ibaresinin Türkçede “bir” kelimesinin gündelik kısaltması olup son derece zayıf ayırt edici niteliğe sahip bulunduğunu, bu nedenle tek başına geniş koruma doğuramayacağını savunmaktadır. Markalar bütünsel olarak değerlendirildiğinde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, özellikle markanın okunuşunun “...” şeklinde olduğunu ve davacının “...”ibaresinin başka markalar içinde yer almasının olağan olduğunu ifade eden davalı, zayıf unsurların ortaklığının karıştırılma ihtimali doğurmayacağını vurgulamaktadır. Dilekçede ayrıca, davacının “...” ibaresinin tanınmış marka olduğunu ispat edemediği, SMK m.6/5 kapsamındaki haksız yarar, itibar zedelenmesi veya ayırt edici niteliğin zedelenmesi şartlarının hiçbirinin oluşmadığı, somut olayda markalar arasında karıştırma bulunmadığı gibi kötü niyet iddiasının da tamamen mesnetsiz olduğu belirtilmektedir. Sonuç olarak davalı, ... kararının hukuka uygun olduğunu, davacının iddialarının dayanaksız bulunduğunu, bu nedenle davanın usulden, olmazsa esastan reddini, ayrıca ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönündeki nispi red sebepleri ile SMK 5/1-b maddesine göre başvuru markasının ayırt ediciliği bulunmadığı, SMK 5/1-ç maddesine göre itiraz mesnedi markalar ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik yönündeki mutlak red sebebi itirazlarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 25/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 24/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında;" Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu "..."(...) ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında SMK m. 6/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Diğer taraftan, somut olay açısından SMK m. 5/1-(ç) bendi ve 6. maddesinin diğer fıkraları bakımından başvurunun reddine yönelik koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
(Mutlak red sebepleri)
5/1-b maddesinde " Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler",
5/1-ç maddesinde "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" marka olarak tescil edilmez.
SMK 5/1-b yönünden ;
Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır.
SMK 5/1-ç yönünden ;
Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (....).
Madde 6 (Marka tescilinde nisbi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları için olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir.
Tanınmış marka kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
13/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " 1.İlgili tüm faktörler değerlendirildiğinde; somut olaydaki markaların hitap ettiği potansiyel müşterilerin markaların farklı ticari kaynaklardan geldiğini algılayabilecek olmaları karşısında SMK m. 6/1 anlamında karşıtırılma ihtimali olmadığı,
2. SMK’nın dayanılan diğer maddeleri açısından somut dayanakların olmadığı,
3. ... ... sayılı ... Kararı iptali ve hükümsüzlük koşullarının açıklanan nedenlerle oluşmadığı," şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markası , ilgili birimden gelen yazılar, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında;
Mutlak red sebepleri açısından ;
SMK 5/1-b yönünden değerlendirme;
Davalının başvuru markasının "..." ibareli olup kapsamında yer alan emtialar açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğu sonucuna varıldığı, dolayısıyla mutlak red sebebi oluşmadığı;
SMK 5/1-ç yönünden değerlendirme:
Davalının başvuru markasının " ... " şeklinde, davacı markalarının ise " ... " görselini içermesi karşısında markalar arasında " aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer " olarak değerlendirilmemesi gerektiği, dolayısıyla mutlak red sebebi oluşmadığı;
Nisbi red sebepleri açısından;
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malları satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 29/04/2026
Katip .... Hakim ....
E imzalıdır E imzalıdır