Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen bu dava, davacının bilinen markasına benzerliği ve kötü niyet iddiasıyla tescil edilmiş bir markanın iptali ile sicilden terkinini konu almaktadır.
Özet: Davacı, kendi tescilli ve bilinen vitamin-takviye ürünü olan "... ..." markasının ayırt edici unsuru "..." ile, davalının kötüniyetle aynı sektörde tescilini talep ettiği "..." ibareli markanın birebir aynı olduğunu, bu durumun markaların karıştırılmasına, tüketicide iltibas yaratılmasına, haksız rekabete ve ticari itibardan haksız faydalanmaya yol açacağını ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumunun itirazın reddi kararının iptalini ve başvuruya konu markanın sicilden terkinini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/34 Esas - 2026/87

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/34
KARAR NO : 2026/87
DAVA : Marka .... Kararı İptali - Sicilden Terkin
DAVA TARİHİ : 24/01/2025
KARAR TARİHİ : 09/03/2026 Yazım Tarihi: 16/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “... başvuru numarasıyla ...’in adına tescil başvurusu yapılmış olduğu, “...” unsurlu marka başvurusuna itiraz tarihinde marka sahibi olan ... adına itirazda bulunulduğu, itirazın ... tarafından reddedildiği, ... kararı ile de itirazın reddine karar verildiği, 09.01.2025 tarihinde tüm itirazlarına mesnet ... tescil numaralı "... ..." ibareli tescilli markanın ...'den davacı ...'a devredilmiş olduğu, 15.01.2025 tarihinde işbu devrin sicile kaydı için ...'e başvuruda bulunulduğu, bu nedenle devir sözleşmesi ile davacıya devrolunan markanın tesciline dayanarak eldeki davanın ... adına ikame edildiği, davacı ...’ın, ... ... ŞİRKETİ'nin tek ortağı ve müdürü olduğu, "..." markasının davacıya ait şirket bünyesinde üretim, pazarlama ve dağıtım faaliyetleri yürütülen bir üründe kullanılmakta olduğu, yeni nesil vitamin - ...’ın zengin içeriği ile, akşamdan kalmanın ortaya çıkacak olumsuz durumlarının oluşmaması ve giderilmesi için destek olduğu, ... (....), ....vitamini, .... içeriğiyle bitkisel içerikli ...’ın, ... standartlarında üretildiği ve ... onaylı olduğu, ...’in yenilikçi ve özgün ürünler üretmeye devam ederek, her geçen gün yeni ürünlerini piyasaya sürmekte olduğu, ... adına, ... nezdinde ... başvuru numaralı "...", ... başvuru numaralı "....", ... başvuru numaralı "...." ve ... başvuru numaralı “...”, ... başvuru numaralı "....", ... başvuru numaralı "..." ve ... başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurularının bulunduğu, şirketin “...” markası ile sektörde ulaştığı bilinirliğin yanı sıra eczacıların açık oylarıyla 2023’ün enlerinin belirlendiği ....’te .... dalında ödüle layık görülmüş olduğu, davacı markalarının esas ve ayırt edici unsuru olan “...” ibaresi ile tescili talep edilen “...” ibareli marka başvurunun esas ve ayırt edici unsurunun AYNI olduğu, bu durumun markaların ilişkilendirilmesine ve birbirleriyle karıştırılmasına neden olacağından söz konusu “...” ibareli marka başvurusunun reddinin gerektiği, SMK md. 5/1‘in aradığı markaların ayırt edilemeyecek kadar benzerliği şartının gerçekleşmiş olduğu, davacı adına tescilli “... ...” markasının esas ve ayırt edici unsuru olan “...” ibaresi ile tescili talep edilen “...” ibareli marka başvurusunun AYNI olduğu, bu durumun markaların ilişkilendirilmesine ve birbirleriyle karıştırılmasına neden olacağı, söz konusu “...” ibareli marka başvurusunun reddinin gerektiği, davacı markası ile başvuru markasının aynı sınıfta yer alan birebir aynı malları ve hizmetleri kapsadığı, SMK md. 6/1’in aradığı markaların aynı ya da benzer hizmetleri kapsaması şartının da gerçekleşmiş olduğu, taraf markalarının halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, “...” ibaresinin davacı markasının asli unsuru olduğundan, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğu, açıkça davacının ticari itibarı ve marka değerinden haksız olarak faydalanmanın amaçlandığı, davacı markası “...”, itiraza konu markanın başvuru tarihi olan 22.12.2022 tarihinden çok daha önce üretim, satış ve reklam faaliyetlerine başlamış olup, sunduğu mal ve hizmetlerle yurt içinde ciddi bilinirliğe ulaştığı, davacının işbu markasını yurt içinde ve yurt dışında nizasız ve fasılasız olarak yoğun bir şekilde kullanmakta olduğu, dava konusu markanın haksız rekabete yol açtığı, başvuru markası sahibinin davacının sektörde kazandığı ticari güvenilirliğinden faydalanmaya ve aynı zamanda davacı markasını birebir kullanarak davacının ismi ve faaliyetleriyle iltibas yaratmaya çalışmakta olduğu, itiraza konu marka başvurusunun sahibi ...’in, ilaç sektöründe bölge satış sorumlusu olarak çalışmakta olduğu, bu nedenle “...” projesi başladığında bu projede çalışmak üzere kendisiyle görüşülmüş, daha sonra anlaşma sağlanamadığından resmi olarak çalışmaya başlanmamış olduğu, daha sonra kötüniyetli olarak davacının tüm ön hazırlığını, arge çalışmalarını tamamladığı, yatırım yaptığı markasıyla aynı ibareyi kullanarak Kurum nezdinde başvuru yaptığı, başvuru sahibinin davacıya ait “...”markasından haberdar olduğu, davacının ise markasını ciddi bir şekilde kullanmakla birlikte, kötüniyetli başvuru tarihinden çok daha önce üretim, satış ve pazarlama hazırlıklarına başlamış olduğu, başvuru sahibinin davacı markasını birebir kopyalayarak itiraza konu marka müracaatını yaparak davacıya ait sektöründe belirli bir bilinirliğe ulaşmış olan adı vasıtasıyla haksız kazanç elde etmek ve zahmetsizce itibar transferi yapmakta olduğu” öne sürülerek 25.11.2024 tarihli, ... karar sayılı ... ret kararının İPTALİNE ve ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın tescilinin SİCİLDEN TERKİNİNE karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “Davalının 20 yılı aşkın süredir .... (reçetesiz ilaç) ve dermokozmetik sektörlerinde aktif olarak faaliyet göstermekte olup, bu süre zarfında sektörde geniş bir iş ağı oluşturmuş olduğu, eczacılar ve e-ticaret alanında faaliyet gösteren girişimcilerle uzun yıllara dayanan iş birlikleri geliştirmiş ve güvenilir bir müşteri portföyü edindiği, günümüzde e-ticaret sektöründe de aktif olarak yer alan davalının, yurtiçi ve yurtdışı pazaryerleri operasyon yönetimi konusunda önemli çalışmalar yürütmekte olduğu, tüm iş süreçlerinde şeffaflık ve güvenilirlik ilkelerini benimseyerek, sektör içinde sağlam bir itibar kazandığı, "..." markasını stratejik bir şekilde konumlandırarak pazarda en iyi şekilde tanıtmayı ve nihai tüketiciye güvenilir, kaliteli bir ürün sunmayı hedeflediği, markanın tescil sürecini başlatmış, markaya yatırım yaparak, ürün geliştirme ve pazarlama faaliyetlerini sürdürdüğü, aynı zamanda, sektördeki geniş bağlantıları sayesinde markanın bilinirliğini artırmak için kapsamlı reklam ve tanıtım çalışmaları yürütmeyi planladığı, bu doğrultuda, davalının "..." ibaresi üzerinde öncelikli hak sahipliğinin bulunduğu, markanın 22.12.2022 tarihinde tescil başvurusunun yapılmış ve 20.01.2025 tarihinde tescil edilmiş olduğu, söz konusu markanın 03, 05 ve 35. sınıflar kapsamında ticaret ve hizmet sektöründe kullanılmak üzere tescillenmiş olup, davalının uzun yıllara dayanan sektörel bilgi birikimi ve yatırımları ile doğrudan bağlantılı olduğu, davacının itiraz konusu markasının, dava konusu marka başvurusu yapıldıktan sonra tescil edildiği, bu doğrultuda, davacının SMK 6/1 kapsamında yaptığı itirazın hukuken geçerliliğinin bulunmadığı, davalıya ait tescilli “...” markasıyla itiraza konu “... ...” markası arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali ile birebir olduğu, davacı yan markasının, davalının tescilli markasındaki "..." ibaresini birebir içermekte olup, eklenen tali unsurların (...) iltibas tehlikesini ortadan kaldırmamakta; aksine, davalının markasıyla ekonomik ve hukuki bir bağlantısı bulunduğu yanılsamasına yol açmakta olduğu, kelimelerin esaslı unsurlarının birebir aynı olduğu ve başvuru markasına eklenen tali unsurların, markaya ayırt edicilik kazandırmadığı, markanın başına veya sonuna eklenen unsurların, markaların ayırt edicilik seviyesini etkilememiş olduğu, markaların başlangıç ve bitiş harflerinin birebir aynı olması nedeniyle tüketici nezdinde okunuş ve telaffuz açısından benzerlik yarattığı, itiraza konu marka farklı yazı karakteri ve logoyla tasarlanmış olsa da bu unsurların benzerliği ortadan kaldırmadığı, aksine tüketici nezdinde iltibas riskini artırdığı, ortalama tüketicinin ... ibaresini gördüğünde, davalının devamı niteliğinde bir marka algısına kapılabileceği, davaya konu markalar arasında "..." kelimesi birebir yer almakta olup, aynı sektöre hitap eden 03.ve 05.sınıflardaki hizmetler kapsamında tescil edilmek istenmesi, tüketici nezdinde bu markalar arasında bağlantı olduğu algısını güçlendirdiği, dava dilekçesinde dahi davacının tescilli markasını Türkiye’deki ciddi ve yoğun kullanımını kanıtlayamadığı, davacının davalı markasının başvuru tarihinden önce Türkiye'deki ticaret alanında ciddi ve sürekli bir kullanım gerçekleştirmediği, dolayısıyla başvuru hakkını engelleyecek bir önceliğe sahip olmadığı, davacı yanın marka başvurusunun kötü niyetli olduğu” öne sürülerek davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
... kararının iptali açısından ; Davalı şahsın ... sayılı başvuru markası ile markayı devir alan davacı şahsın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği ;
Sicilden terkin talebi açısından ; yukarıda belirtilen iltibas, eskiye dayalı kullanım, kötü niyet iddialarına ilaveten davacı tarafın SMK 5/1-ç maddesine göre mutlak red sebebi itirazı, TTK 54 ve devamı maddelerine göre haksız rekabet iddiasının davalı markasının tescili halinde terkini gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 25/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 24/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; “Yapılan incelemede itiraza gerekçe olarak gösterilen ..., ... sayılı "... ... ", " ..." ibareli markaların işbu başvuru tarihinden sonra kayıtlara girdiği tespit edildiğinden 6/1 gerekçeli itirazın reddi gerektiği, itiraz edilen başvurunun tarihinin 22/12/2022 olduğu, dolayısıyla itiraz sahibinin bu tarihten önce, "..." ibaresini, söz konusu ibarenin başkası tarafından kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta, başvuru kapsamındaki mal/hizmetlerle ilgili olarak Türkiye'de ciddi kullanım teşkil edecek şekilde ticaret alanında kullandığını ispat etmek durumunda olduğu, muteriz tarafından sunulan delillerin, "..." ibaresinin tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta kullanımını ispatlamaya yetmediği tespit edildiğinden başvurunun SMK'nın 6/3 maddesi çerçevesinde reddedilmesi talebinin kabul edilmediği, itiraz sahibinin kötüniyet iddiasını ispatlayacak herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, sadece işbu başvuru sahibinin muterizin kurucu ortağı ile görüşmelerde bulunduğu iddiasında bulunduğu tespit edilmiş olup, muterizin başvuru sahibinin kötüniyetli olduğu yolundaki iddiasını somut delillerle ispatlayamadığından bu iddianın da kabul edilebilir nitelikte bulunmadığı ve sayılan nedenlerle iş bu itirazın da reddinin gerektiği” gerekçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmü,
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli)
5.nci maddede " ç ) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler ( mutlak red sebebi ) marka olarak tesçil edilemez. Buna göre;
SMK 5/1-ç yönünden ;
Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (Pril/Pırıl örneği, Sabih Arkan, Marka Hukuku).
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markası
... (...) ...+ ... (...)
...
06/01/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; "1) Dava konusu ... sayılı başvuru markasının başvuru tarihi 22.12.2022 olup, itiraz mesnedi davacıya ait tescilli ... sayılı markanın başvuru tarihi 06.01.2023 olduğundan, yani itiraz mesnedi davacı markasının, başvuru markasının başvuru tarihinden daha sonraki bir tarihte başvurusunun yapılmış olduğu anlaşıldığından SMK md.6/1 iltibas incelemesinde dikkate alınmamıştır.
(2) Dava konusu başvuru markasının başvuru tarihi 22.12.2022 olup, itiraz mesnedi olarak gösterilen dava dışı 3. Kişiye ait ... başvuru sayılı markanın başvuru tarihi 06.01.2023olduğundan iltibas incelemesinde dikkate alınmamıştır.
(3) SMK md. 6/3 kapsamında davacı şahsın; davasına mesnet aldığı “...”lı markalarının, davalının 22.12.2022 başvuru tarihli ... sayılı markasının tescili kapsamına giren 3, 5 ve 35. Sınıfdaki mal ve hizmetlerde, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden yeterli, tarihli ve açıklayıcı delillere rastlanmamıştır. Bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının davalının ... sayılı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
(4) Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu,
(5) ... ... sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı,
(6) SMK md. 5/1 (ç) düzenlemesi açıkca; aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler marka olarak tescil edilemez denmek suretiyle incelemenin yapılabilmesi için “daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka” kriteri getirmiş olup, davacının itiraz mesnedi markasının koruma etkisinin, davalı başvuru markasından daha sonra olması nedeniyle SMK 5/1 (ç) kapsamında “Markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması ve Mal ve/veya hizmetlerin aynı / aynı tür olması şartlarının” birlikte sağlanıp sağlanmadığı konusunda değerlendirme kapsamına alınamamıştır.
(7) Davalının dava konusu başvuru markasının başvuru tarihinin (22.12.2022), sonraki başvuru tarihli (06.01.2023) itiraz mesnedi “...” ibareli davacı markasının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte olmadığı, taraf markalarının karıştırılmaya yol açacağına dair SMK md. 6/1 iltibas incelemesine konu edilemiyor olması, davalının önceki tarihli başvuru markası ile söz konusu karıştırılmaya yol açan önlemler alarak haksız rekabete neden olan fiil olarak değerlendirilemeyeceği "şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin ilgili kurum ve kuruluşlara yazı yazılması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek sonuca etkisi olmadığından yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markaları , bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında;
MUTLAK RED SEBEBİ AÇISINDAN ;
SMK 5/1-ç yönünden değerlendirme:
Davalının başvuru markasının "... " şeklinde, davacı markasının ise " ...+ ... " görselini içermesi karşısında markalar arasında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilemeyeceği, diğer yönden davacı markasının daha sonraki tarihi kapsadığından başvurunun SMK 5-1-ç maddesine göre mutlak red sebebi oluşmadığı;
NİSBİ RED SEBEPLERİ AÇISINDAN;
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının başvuru markasının "... " şeklinde, davacı markasının ise " ...+ ... " görselini içermesi karşısında markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmakla birlikte Dava konusu ... sayılı başvuru markasının başvuru tarihi 22.12.2022 olup, itiraz mesnedi davacıya ait tescilli ... sayılı markanın başvuru tarihi 06.01.2023 olduğundan, yani itiraz mesnedi davacı markasının, başvuru markasının başvuru tarihinden daha sonraki bir tarihte başvurusunun yapılmış olduğu anlaşıldığından SMK md.6/1 iltibas incelemesinde dikkate alınamayacağı ; ( ayrıca itiraz mesnedi olarak gösterilen dava dışı 3. Kişiye ait ... başvuru sayılı markanın başvuru tarihi 06.01.2023 olduğundan iltibas incelemesinde dikkate alınamayacağı. )
Dolayısıyla SMK 6/1 maddesindeki koşullar oluşmadığı
Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu husus "davacı şahsın; davasına mesnet aldığı “...”lı markalarının, davalının 22.12.2022 başvuru tarihli ... sayılı markasının tescili kapsamına giren 3, 5 ve 35. Sınıfdaki mal ve hizmetlerde, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden yeterli, tarihli ve açıklayıcı delillere rastlanmamıştır. " şeklinde de izah edildiği;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan ve hükümsüzlük koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 . TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.09/03/2026
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır