Vefat eden şirket ortağının mirasçılarının, sağ kalan diğer ortağın usulsüz maaş ve avanslarla şirketi zarara uğratması gerekçesiyle müdürlükten azli, kayyım atanması ve zararın tazmini talepli davası.
Özet: Müteveffa bir ortağın mirasçıları, Limited Şirketin diğer ortağı olan davalının, müteveffanın vefatı sonrası şirketi tek başına yöneterek genel kurul onayı olmadan kendine haksız maaş avansları sağladığı, kar dağıtımını kasten engellediği, geçmiş yıl karlarını usulsüzce avans/alacak göstererek tasfiye ettiği ve bu eylemlerle şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla, davalının yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını, şirkete kayyım atanmasını ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine aykırı bu fiillerden kaynaklanan zararların davalıdan tahsil edilerek şirkete ödenmesini talep etmektedirler.
11. Hukuk Dairesi         2025/4613 E.  ,  2026/4180 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/650 Esas, 2025/863 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/941 E., 2021/423 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; emyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın eşi ve diğer müvekkili ...'ın babası müteveffa ...'ın 16.02.2016 tarihinde vefat ettiğini, davaya konu 52.500,00 TL sermayeli... ... Ltd. Şti.'nin % 50 hissesinin müteveffaya, diğer % 50 hissesinin ise davalıya ait olduğunu, her iki ortağın münferit temsil yetkisi bulunduğunu, müteveffanın ölümünden sonra davalının şirketi tek başına yönettiğini, müvekkillerinin davalıdan şirket genel kurulunu toplantıya çağırmasını, bilgi vermesini, kâr payı dağıtımı yapılmasını ve müteveffanın sağlığındaki gibi müvekkillerinden birinin şirkette aktif görev alarak müdür seçilmesini, genel kurul kararı olmadan davalının keyfi olarak kendisine ayda 3.000,00 Euro maaş aldığından bahisle şirketin gelirini avans olarak kendisine mal etmesinin sonlandırılması, avansları şirkete iade etmesinin ve genel kurul tarafından müdürün maaşının belirlenmesinin istenildiğini, 2016 yılı bilançosuna göre, 2015 ve öncesi geçmiş yıl kârlarının 944.766,74 TL olduğunu, murisin vefatından sonra davalının tek başına müdürlük yaptığını, şirketin 2016 yılında 519.180,65 TL zarar ettiğini, 2015 yılı aktifinde 'Dönen Varlıklar' H- 5. maddede iş avanslarında 188.240,00 TL, II-...B maddesi '5- Diğer çeşitli alacaklar' kaleminde 500.000,00 TL kayıtlı olduğunu, bu tutarın aslında ortakların 31.12.2015 tarihine kadar şirketten aldığı paralar olduğunu, bunların usulsüz olarak ortaklar hesabına değil, bu hesaplara kayıt edildiğini; şirketin 6736 sayılı Kanun'dan faydalanarak bu 688.240,00 TL'yi ortaklara verilen borç hesabına aldığını,% 3 vergisi ödenerek ortaklardan alacak hesabının kapatıldığını, bu işlem sonucunda geçmiş yıl kârlarının 944.766,74 TL'den kanuni düzeltme nedeniyle oluşan 519.180,65 TL zararın ve geçmiş yıl zararları düşünce 31.12.2016 itibariyle geçmiş yıl dağıtılabilir kârının 425.586,09 TL olduğunu, davalının genel kurulu toplamayarak kâr dağıtımı kararı alınmasını engellediğini, müvekkillerinin hisselerini kendisine bedelsiz veya çok düşük bedelle devrini amaçladığını, şirketin tüm gelirinin avans şeklinde davalıya mal edilmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 601. maddesindeki sermayenin geri ödenmesi yasağına da aykırı olduğunu ve şirkete iadesinin gerektiğini, keyfi belirlenen maaşı avans adı altında örtülü kâr dağıtımı şeklinde alarak davacıları zarara uğrattığını, davalıya gönderilen ihtarnameyle tebliğden itibaren 1 gün içinde şirketten aldığı paraları iade etmesi, 31.12.2016 tarihli bilançonun banka hesabındaki 214.434,89 TL ve kasadaki 7.220,89 TL'nin tebliğden 7 gün içinde mevcut olup olmadığının bildirilmesinin istenildiğini, davalının ihtara uymadığını, 2016 yılı bilançosunun Ortaklara Borçlar maddesinde 70.165,12 TL kayıtlı olduğunu, davalının 2016 yılında şirketi kendisine borçlandırdığının görüldüğünü, davalıya ihtar keşide edilerek şirketin nakit parası varken şirketin neden borçlandığını açıklamasının istenildiğini, davalının bunu da açıklamadığını ileri sürerek davalının... ... Ltd. Şti.'deki yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, şirkete kayyım atanmasına, şimdilik 87.500,00 TL zararın 6102 sayılı TTK'nın 555/1 hükmü gereğince davalıdan tahsiliyle şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/323 E. sayılı dosyasının dava dilekçesinde; asıl davadaki iddialarını tekrar ederek diğer taleplerle birlikte davalının 2017 yılı dönemi için şirkete verdiği iddia edilen zarar hususunda davanın açıldığını ileri sürerek 6102 sayılı TTK'nın 630/2 hükmü uyarınca haklı nedenlerle davalının... ... Ltd. Şti.'deki yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına (müdürlükten azline), şirkete kayyım atanmasına, davalının şirkete verdiği zarardan fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 240.000,00 TL'nin 6102 sayılı TTK'nın 553/1 ve 555/1 hükümleri gereğince davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 02.09.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle, asıl ve birleşen davalardaki taleplerini faiz konusunda kısmi olarak ıslah ettiklerini belirterek asıl davada zararın şimdilik 87.500,00 TL'sinin dava tarihi olan 30.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ve birleşen davada zararın şimdilik 240.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 10.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının asılsız, haksız ve kötü niyetli olduğunu, istedikleri bilgilerin davacılara verildiğini, müteveffa ...ile yaklaşık 18 yıl dava konusu... ... Ltd. Şti. ve dava dışı İpeks ... Ltd. Şti.’de ortaklık yaptıklarını, şirketlerin yurt dışı iplik firmaların Türkiye’deki mümessilliklerini ve pazarlamalarını yaptığını, şirketlerde pazarlamacıların çalışmadığını, her iki ortağın kişisel iletişim yetenekleri, pazarlama becerileri ve kişisel bağlantılarıyla çalışarak kazanan şirketler olduğunu, davacı ...'nın dava konusu şirkette önceden beri ortak olduğu halde şirkette aktif bir faaliyet yürütemediğini, müvekkilinin davacılarla bir ortaklık yürütemeyeceğini gördüğünü, davacıların sahaya çıkıp bu pazarlamayı yapabileceklerine inanmadığını, müvekkilin ortaklık yerine şirketlerden dilediklerini almalarını ve diğerini ise kendisine bırakmalarını önerdiğini, davacıların bunu kabul ettiklerini, 28.12.2016 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirketin borçlarının ödenmesine ve çalışanlarının çıkışlarına karar verildiğini, şirketteki ücret uygulamasının, 18 yıllık ortaklık ilişkisinin başından beri yani müteveffanın da kabul ettiği ve uyguladığı bir kural olduğunu, eskiden beri ortak olan davacı ...'nın bu uygulamayı bildiğini ve onayladığını, 2016 yılının ilk iki ayı için müteveffa için 32.170,00 TL tahakkuk ve ödeme yapıldığını, müvekkilinin de aynı dönem için aynı miktarı aldığını, şirketin 2016 yılını 519.180,65 TL zararla kapattığından dağıtılabilecek kârın olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili, birleşen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/323 E. sayılı dosyasının cevap dilekçesinde; taleplerin asıl davadaki taleplerle aynı olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın 2016, birleşen dosyanın ise 2017 yılı faaliyet dönemine ilişkin olması nedeniyle davalının derdestlik itirazının kabul edilmediği; ticaret sicil dosyasına göre şirketin 20 16... yıllarında olağan genel kurul toplantısı yapmadığı, davacıların 6102 sayılı TTK'nın 617/3 hükmü atfıyla aynı Kanun'un 411/1 ve 412/1 hükümleri kapsamında, kâr payı dağıtımını içeren gündemi belirterek genel kurulu toplantıya çağırmasını davalı müdürden isteyerek olumsuz cevap almadıklarını, bu hakkını kullanmayan davacılar yönünden, genel kurulun toplanamamış olmasının müdürün azli için tek başına haklı sebep teşkil etmediği; kâr payı dağıtımına karar vermek genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olup davalı müdürün bu konuda tek başına karar verme yetkisi bulunmadığından kâr payı dağıtılmaması da 6102 sayılı TTK'nın 630/3 hükmü kapsamında haklı neden teşkil etmediği; dosyada davalının 6102 sayılı TTK'nın 627. maddesine aykırı olacak şekilde ortaklara eşit şartlar altında eşit işlem yapmadığına dair herhangi bir delil bulunmadığı; davacıların bilgi edinme ve inceleme hakkının kullandırılması talepli İstanbul 10. ATM'nin 2019/280 E. ve 2019/811 K. sayılı dosyasında, talep yerine getirildiğinden davanın kesin olarak reddine karar verildiği, bu karar gözetilerek davacıların eşit işlem ve bilgi edinme haklarına ilişkin iddialarını ispat edemedikleri; alınmış kök ve üç ek bilirkişi raporunda şirketin 2016 yılında 6736 sayılı Kanun kapsamında vergi affından yararlandığı ve reel olarak kârda olmasına rağmen, 2016 yılında bilançonun kayden zararda göründüğü, ancak bunun fiktif bir zarar kaydı olduğu, şirketin 2017 yılında kayden ve fiilen kârda olduğu, buna göre davalının şirketi kötü yönettiği iddiasının sübut bulmadığı; bu saptamalar karşısında, davacıların asıl davada 2016, birleşen davada 2017 yılı faaliyet dönemini esas alarak ileri sürdükleri davalının haklı nedenle şirket müdürlüğünden azli ve şirkete kayyım atanması yönündeki taleplerinin, 6102 sayılı TTK'nın 630/2 ve 3. hükümleri koşulları oluşmadığından reddedildiği; davalının, herhangi bir genel kurul kararı olmaksızın, 2016'da toplam 37.895,00 Euro, 2017'de toplam 60.000,00 Euro ücret aldığının bilirkişi raporunda tespit edildiği; sicil kayıtları ve bilirkişi raporlarında, davacıların murisi ...'ın vefatına kadar, davalıyla birlikte şirket müdürü olduğu, her ikisinin de münferiden temsil ve ilzama yetkili olup, benzer yönetici ücretini aldıklarının belirlendiği, davalının aldığı ücret genel kuruluna dayanmamakla birlikte, dava dışı şirket ile davalı arasında, şirket işlerinin yürütülmesi faaliyeti bakımından bir vekalet ilişkisi olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 502/3 hükmü uyarınca vekilin, sözleşme veya teamül varsa ücrete hak kazanacağı, şirket ile müdürler arasında bu yönde bir teamül bulunduğunun anlaşıldığı, asıl ve birleşen dosyalarda davalının, davacıların murisinin ölüm tarihi olan 16/02/2016 tarihinden itibaren 20 16... yılı boyunca aldığı ücretin, müteveffanın aldığı ücretlerle ve geçmiş yıllarda genel kurulun denetiminden geçerek ödenen ücretlerle uyumlu olduğu, fahiş bir ücret ödemesine rastlanmadığının 3. ek raporda tespit edildiğinden yönetici sorumluluğu nedeniyle tazminat talep koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine, asıl davada 12.175,00 TL nispi ve birleşen davada 25.250,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davalının dava dışı şirket müdürlüğünden azli, şirkete kayyım atanması ve davalının 2016 yılı dönemi için şirkete verdiği iddia edilen şimdilik 87.500,00 TL zararın davalıdan tahsili ile şirkete verilmesi; birleşen dava, davalının dava dışı şirket müdürlüğünden azli, şirkete kayyım atanması ve davalının 2017 yılı dönemi için şirkete verdiği iddia edilen şimdilik 240.000,00 TL zararın davalıdan tahsili ile şirkete verilmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 13.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.