Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, finansal uygulama markasının tescil reddi iptali davasında ayırt edicilik ve zayıf markalar argümanlarının incelenmesi.
Özet: Finansal rehberlik hizmeti sunan davacı şirket, mevcut tescilli markalarının devamı niteliğindeki "..." markasının tescil başvurusunun, davalının "..." ibaresini içeren markalarıyla görsel, anlamsal ve sektörel açıdan farklılık gösterdiğini, davalı markalarının tanımlayıcı ve zayıf nitelikte olduğunu, tarafların farklı faaliyet alanları ve ürünleri nedeniyle ortalama tüketici nezdinde karışıklık riski bulunmadığını ileri sürerek, marka tescil reddi kararının iptalini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/16 Esas - 2026/86
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/16KARAR NO : 2026/86DAVA : Marka ... kararı iptaliDAVA TARİHİ : 15/01/2025KARAR TARİHİ : 09/03/2026 Yazım Tarihi: 16/03/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: " müvekkili ... A.Ş. tarafından kurulduğu tarihten bu yana bireylerin finansal farkındalığını artırmayı ve finansal konularda rehberlik sağlamayı amaçlayan hizmetler sunulduğunu, müvekkilin “...” adlı ibare ile kullanıcıların para ile ilişkisini ve kullanıcı davranışlarını analiz ederek pozitif yönde değiştirme amacı taşıyan yeni nesil tasarruf destek ve finansal iyilik programı mobil uygulaması aracılığıyla kullanıcılara çeşitli finansal hizmetler ve içerikler sunduğunu, müvekkili şirketin ... tescil numarası ile 09, 35, 36, 38 ve 42. sınıflarda tescil edilmiş "..." ibareli, ... tescil numarası ile 09, 35, 36, 41, 42, 45. sınıflarda tescil edilmiş "..." ibareli, ... tescil numarası ile 36. sınıfta tescil edilmiş "..." ibareli, ... tescil numarası ile 36. sınıfta tescil edilmiş " ... " ibareli, ... tescil numarası ile 09. ve 36. sınıflarda tescil edilmiş "..." ibareli markaların da hak sahibi olduğunu, davacı müvekkili şirket tarafından tescili talep edilen "..." markasının, davalı şirketin dayanak markaları ile gerek yazı stili bakımından gerekse kullandığı logodaki şekil ve ismin bütünlüğü bakımından ayırt edici özelliğe sahip olduğunu ve bu dayanak markalardan ayrıldığını, tescili talep edilen müvekkil şirket "..." markasının bir kelime markası olduğunu ve müvekkil şirketin "..." şeklindeki ticaret unvanının okunuşundan esinlenilerek özgün olarak oluşturulduğunu, "..." markasında yer alan esas unsurun "..." ibaresi olduğunu, tiraza dayanak markaların esas unsurları olan "..." kelimesinin Türkçe karşılığının "para" anlamına geldiği düşünüldüğünde bu ibarenin tek başına tanımlayıcı bir ibare olmadığını, ... nezdinde tescilli "..." ibaresini içeren birçok markanın mevcudiyetinin bu hususu kanıtlar nitelikte olduğunu, müvekkili şirket markası ile benzerlik/iltibas karşılaştırılması yapılacak olan davalı şirket markaları bütünsel olarak değerlendirildiğinde benzerlik/iltibas ihtimalinin bulunmadığını, müvekkil şirketin tescilini talep ettiği markası davalı şirketin itirazına dayanak markaları ile gerek yazı stili gerekse de kullanılan renk kompozisyonları ile görsel açıdan herhangi bir benzerlik taşımadığını, markaların esas ibareleri olan hakim unsur, müvekkil şirket markasında "..." davalı şirket marklarında ise "..." olduğunu, müvekkili şirket unvanının okunuşundan esinlenerek oluşturulmuş olan "..." ibaresi yazıldığı gibi okunmakta iken, davalının dayanak markalarının asli unsuru "mani" olarak okunduğunu, markaların esas unsurlarının anlamsal olarak da birbirlerinden farklı olduğunu, dava konusu başvurusu talep edilen müvekkil şirkete ait "..." ibareli markanın esas unsuru olan "..." ibaresi, ... Kurumu nezdinde ... tescil numarası ve logosu ile 09 ve 36. sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu "..." markası ise müvekkilin halihazırda tescilli markasının bir seri markası niteliğinde olduğunu ve önceki tescilden kaynaklanan haklar nedeni ile ... tarafından davalı şirketin itirazının reddine karar verilmesi gerekir iken aksi şekilde karar verilmiş olması, ... kararının iptalini gerektirdiğini, davalının dayanak "..." ibareli markalar ile diğer dayanak "..." ibaresini içeren markalarının, günlük dilde sıkça kullanılan, anlamı herkes tarafınca bilinen sözcüklerden ve cins isimden ibaret olmaları nedeni ile zayıf nitelikte markalar olduğunu, tescili talep edilen marka ile dayanak markalar arasında herhangi bir benzerliğin bulunduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte; özgün nitelikte olmayan, yaygın kullanılan zayıf işaretlerin, üçüncü kişilerce dürüst şekilde kullanımına engel olunamayacağını, sayın mahkeme huzurundaki işbu davada dayanak "..." ibareli markaların zayıf anlamı nedeniyle ibareler her koşulda davalı şirket ile ilişkilendirilemeyeceğini, çeşitli Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davalı şirketin, bir ... işletmesi olduğunu, müvekkil şirket ise harcama konularında gerek bireysel ve gerekse kurumsal finansal planlama hizmeti sunan, finansal planlama danışmanlığı alanında faaliyet gösteren köklü bir işletme olduğunu, müvekkili şirket tarafından tescili talep edilen markanın kullanıldığı ürün ise ön ödemeli bir elektronik ödeme aracı olduğunu, davalı şirket ürünlerinin herhangi bir ödeme aracı olma özelliği bulunmadığını, her iki şirketin faaliyet konuları dikkate alındığında ürünlerinin birbirinden farklı olduğu, aynı satış kanallarından geçmediği, aynı ya da benzer tüketici kitlesine hitap etmediğini, tüm bu sebeplerle ortalama tüketici nezdinde her iki işletmenin bağlantılı olduğu izleniminin oluşması ihtimali bulunmadığını, müvekkil markası ile davalı dayanak markaları arasında, rekabet ilişkisi ve birbirlerini tamamlama koşulu bulunmamakta olup kullanım yöntemleri ve amaçlarının da aynı olmadığını, dayanak markaları ile müvekkili şirket markasının kapsadığı marka sınıflarının farklı olduğunu, müvekkil şirketin başvurusunda kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, davalı şirketin dayanak .... tescil numaralı '...' markaları için kullanım ispatı sunmasını talep ettiğini, davalı şirket dayanak .... tescil numaralı "..." markalarını, tescil ettirmiş olduğu şekilde herhangi bir emtia üzerinde kullanmadığını, davalı şirketin .... tescil numaralı "..." markalarının kullanım ispatını sunamadığı takdirde müvekkili ile aynı sınıftan tescilinin söz konusu olmadığını, davalı şirket tarafından, dava konusu ... kararında yer alan dayanak .... tescil numaralı '...' ibareli markalar kullanılmamakta olduğundan, müvekkil şirket tarafından kurum nezdinde iptal başvuruları da gerçekleştirilerek, sayın mahkemenize bu yönde bilgi ve belgeler de sunulacağını ifade ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere davanın kabulüne ve ... ’nun 14.11.2024 tarihli, .... sayılı ve ... ... kararının iptaline, ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın, marka müracaatında yer alan tüm sınıflar itibari ile tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: müvekkilinin Türkiye’de modern perakende sektörünün öncülüğünü yaptığını, ... markası; ... ve ... ... (müşteri sadakat kartı) olarak çok yoğun reklam ve tanıtım çalışmaları neticesinde yurt çapında tanıtıldığını, ... Bankası ile müvekkil şirket arasında başlatılan işbirliği kapsamında 25.05.2009 tarihinde müşterilere ... Kredi kartı verildiğini, .. mağazalarında alışveriş sırasında kullanıcısına ayrıcalıklar sağlayan bir kredi kartı olduğunu, bu işbirliği kapsamında ... ... kampanyaları düzenlenmiş bu kampanyalara ilişkin bilgiler, duyurumlar, ... kataloglarının kapak ve iç sayfalarda yer aldığını, ... ... müşterilerine ... ... özellikleri ve kampanyalarla ilgili düzenli, e-mail ve sms gönderimi yapılmış buna ek olarak .... ve .... sitelerinde bu duyurulara yer verildiğini, ... markası altında, müşteri sadakat kartı niteliğindeki bir ... olan ... ... müvekkil şirket mağazalarında ... mağazalarından yapılacak alışverişlerde kullanılabilen, içine bakiye yüklenebilen, alışverişleri karşılığı indirim veya ... puan kazanmayı sağlayan bir ... özelliği taşıdığını, ... ... sahibi müvekkil şirket müşterileri ... mağazalarından yapılacak kampanyalı alışverişler karşılığında alışveriş imkanı sağlayan ... puanları kazandığını, ... kartlar için gerek yapılan tanıtım ve reklam harcamaları, gerekse de “... ” şeklindeki çarpıcı sloganıyla tüketicinin hafızasındaki yerini aldığını, müvekkili şirketin ... (....) markası gazete ve billboard ilanlarında, televizyon ve radyo reklamlarında ayrıca internette .... adreslerinin yanı sıra, sosyal medyada kullanıldığı sundukları deliller içerinde mevcut olduğunu, müvekkili şirketin, ... markasına yaptığı yatırımlar ve yoğun tanıtım faaliyetleri neticesinde ...’i tanınmış bir marka haline getirdiğini, müvekkili şirket “...” ibaresini içeren “...” ibareli markalarıyla, faaliyet gösterilen sektörlerde tanınır ve bilinir durumda olduğunu, ... Ticaret A.Ş., ürettiği mal ve hizmetlerin bir kısmında “...” markalarını da kullanmakta ve bu durum yani “...” ibarelerinin ... tarafından kullanıldığı tüketiciler ve ilgili çevreler tarafından bilindiğini, ...” markalarının açık benzeri olan “...” markasının tescil edilmesi durumunda, karşı taraf müvekkil şirketin ve markalarının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayacağı, “...” seri markalarının itibarının zarara uğratılmasına ve markaların ayırt edici karakterinin zedelenmesine neden olacağını, tüketici, başvuru konusu markayı, ilk gördüğü anda müvekkile ait “... ” ibareli seri markalarının devamı olarak algılayacağı ve/ya marka sahibi firmalar arasında ekonomik-idari bir bağın da bulunduğunu düşüneceğini, itiraza konu ... ibareli başvuru markası müvekkilin “...” ibaresini taşıyan markalarıyla ayırt edilemeyecek ölçüde benzediği ve açıkça müvekkil markalarını çağrıştırdığını, başvuru konusu “...” ibaresinin ilgili tüketici kesimi tarafından “...” olarak algılanacağını, taraf markalarında yer alan “...” ve “...” kelimeleri de aynı anlama sahip olduğu gibi; .... harflerinin işitsel açıdan da benzer olduğunu, itiraza konu marka başvurusunun genel tertip itibariyle müvekkil markalarından farklılaşmadığını, her iki marka da uzun kelime markası olduğunu, taraf markalarının başlangıçları ve sonlarının aynı olduğunu, .... harflerini aynı sıralama ile ihtiva ettiğini, dava konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 09. ve 36. sınıflar müvekkil markaları arasında ayniyet bulunduğunu, “...” ibaresi müvekkile ait .... alan adının da esas unsuru olduğunu, müvekkilin iştirakine ait ... ... isimli akıllı telefonlar için aplikasyon da bulunduğunu, başvuru sahibinin başka bir ifade seçme olanağı mevcutken, müvekkil firmaya ait “...” ibareli seri markalarını çağrıştıran ve bu markalarla işitsel, görsel ve sınıfsal benzerliği bulunan bir ibare kullanması ve hatta bu ibareyi tescil ettirmek için başvuruda bulunması dürüst ve bozulmamış rekabetin korunması hükmüyle de bağdaşmadığını, müvekkile ait “...” ibareli seri markalar, 9 ve 36.sınıfta mal ve hizmetler bakımından tanınmış marka haline gelmiş, ayırt edici karakteri yüksek ibareler olduğunu, ilgili ibarenin çok benzeri olan başvuruya konu “...” ibaresinin aynı sınıflarda tescil edilmesi amacıyla tesadüfen seçilmediğini, başvuru sahibi “...” ibaresini defalarca kez başvuruya konu etmiş ve bu başvurular müvekkil tarafından yapılan itirazlar neticesinde reddedildiğini, ... Kurumu tarafından verilen ret kararları sonrasında başvuru sahibi, “...” yerine “...” ibaresine yöneldiğini ve müvekkil seri markaları ile ara harf harici ayniyet içeren bu ibare için 3 ayrı marka başvurusunda daha bulunduğunu, önceki tarihli geçersiz marka başvurusunun çok benzeri bir ibare olan, itiraza konu “...” ibaresinin tekrar farklı bir marka başvurusuna konu edilmiş olmasının tesadüf olmadığını, marka başvurusu sahibinin bilme ve isteme iradesi dâhilinde kötü niyetle hareket ettiğini ifade ederek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Davacı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davalı firmanın itiraz mesnedi .... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, dava dilekçesinde belirtilen ancak Marka İşlem dosyasında bulunduğu tespit edilemeyen davacı tarafın önceki tescilli markalarının müktesep hak iddiasının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, yine marka işlem dosyasında tespit edilemeyen ancak dava dilekçesinde belirtilen kullanmama def'inin de alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 15/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "...", "...", "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6/1, 3, 5, 6, 9. maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraz gerekçesi .... sayılı "...." ibareli markalar arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/benzer mal/hizmetleri kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Başvuru ile diğer itiraz gerekçelerinin benzerlik düzeyinin düşük olması ve ''...'' ibaresinin ayırt edici niteliğinin zayıf olması nedenleriyle, .... sayılı "...." ibareli itiraz gerekçeleri bakımından yapılan itiraz haklı görülmemiştir. Bununla birlikte, itirazda ileri sürülen diğer itirazlar da haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, Md. 6/1 kapsamında yapılan itiraz .... sayılı "...." ibareli markalar bakımından kabul edilmiştir. KARAR: İtirazın kabulüne ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir."Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. Kazanılmış hak kavramı, ... kurumunda daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davacı başvuru Markası Davalı Markaları .... 19/11/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; "Dosya muhteviyatının incelenmesi neticesinde, davalı tarafın marka bülten ilk itirazına davacı tarafın karşı görüş sunmadığı, davalı itirazının Markalar Kurulu Kararı ile reddedilmesi üzerine davalı tarafın ... nezdinde ikinci kez itiraz etmesi üzerine, davacı tarafın karşı görüş sunduğu görülmektedir. Karşı görüş dilekçesinde davacı tarafın müktesep hak iddiasında bulunduğu ancak itiraza mesnet markalar için kullanım ispatı talep etmediği tespit edilmiştir.Dava konusu marka başvuru kapsamında yer alan emtialar ile davalı yanın dava mesnedi markaları kapsamında yer alan emtiaların aynı ve/veya benzer olduğu, Karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve genel görünümleri itibariyle benzer olduğu, Buna göre karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma/ iltibas tehlikesinin bulunduğu, Davacı tarafın önceki marka tescillerinin müktesep hak teşkil etmediği, İşbu davanın konusu ... karar iptali olduğundan, davalı Kurum nezdinde ileri sürülmeyen kullanım ispatı talebinin ... karar iptal davasında ileri sürülemeyeceği, Dava konusu ... kararının yukarıdaki değerlendirmeler ile uyumlu olduğu, kanaatinde olduğumuzu, Sayın Mahkeme’nin takdirlerine, saygılarımızla arz ederiz. " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davacının " ... " ibareli marka başvurusu ile davalıya ait marka işlem dosyasında kullanım ispatı talep edilmemiş olan .... sayılı " ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Bilirkişi raporunda emtia benzerliği sayfa 7 -8 deki tabloda taralı kısım ile gösterildiği;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının .... sayılı " ..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının .... sayılı " ..." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davacının " ... " ibareli başvuru markalı malları /hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği ; işaretsel benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceğinden ve taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Davacı tarafın dava dilekçesinde kullanmama defi ileri sürse de yargılama başvuru işlem dosyası üzerindeki sunulan delillere göre yapıldığından bu iddiası kabul görmediği;Davacının önceki markaları nedeniyle müktesep hak iddiasında bulunmuş ise de bilirkişi heyet raporunda "Davacı tarafa ait yukarıda listelenen markaların 5 yıllık yasal süreyi geçmediği ve kazanılmış hak müessesinden faydalanmak için gerekli olan kriteri karşılamadığı tespit edilmiştir." şeklindeki görüş kısmına iştirak edilerek önceki tescilli markaları başvuru markası ile aynı olmadığı gibi başvuru markası açısından 5 yılı doldurmadığından müktesep hak koşulu da oluşmadığı ;Nihayetinde bilirkişi raporu da benimsenerek davanın reddi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 09/03/2026Katip .... Hakim ....E imzalıdır E imzalıdır