Antalya Bölge Adliye Mahkemesinden trafik kazasında ölen çocukların destekten yoksun kalma tazminatında ebeveynin güvenlik tertibatı kullanmama müterafik kusuru kararı.
Özet: Trafik kazasında vefat eden iki küçük çocuğunun annesi, araç sürücüsünün kusurlu bulunması ve sigorta şirketinin ödeme yapmaması üzerine destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, davalı sigorta şirketi ise eksik başvuru ve çocukların koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusur ileri sürerek davanın reddini istemiş; ilk derece mahkemesi, anne lehine tazminata hükmetmekle birlikte, çocukların yaşına uygun güvenlik tertibatı kullanılmadığı gerekçesiyle davacıya müterafik kusur indirimi uygulamıştır.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:20/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:02/11/2021
DAVANIN KONUSU:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan )
GEREKÇE TARİHİ:18/04/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2010 doğumlu muris ... ve 2015 doğumlu muris ...'in, davacı ...'in çocukları olduğunu, ... tarihinde muris ... ve muris ...'in içinde bulunduğu, ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç Denizli ili istikametinden Afyonkarahisar istikametine seyir halinde iken kaza tutanağında belirtilen noktaya geldiğinde sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde tek taraflı ölümlü ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda, davacı murislerinin ağır şekilde yaralandığını, ...'in olay yerinde, ...'in ise kaldırıldığı Çardak Devlet Hastanesi'nde vefat ettiğini, ... tarihli trafik kaza tespit tutanağına göre, davacının yaralanmasına murislerin ise ölümüne neden olan kazada ... plakalı aracın maliki ve sürücüsü ...'in kusurlu bulunduğunu, davacı ve murislerinin, kazalı araçta yolcu olduğunu, kusurlarının olmadığını, ... plakalı aracın 08/09/2018 tarihli ZMMS poliçesinin davalı şirket tarafından yapıldığını, murislerinin vefatı nedeniyle davacının, murislerin annesi olup, çocuklarının gelecekte kendisine sağlayacakları destekten yoksun kaldığını, destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi için davalıya yapılan 29/08/2019 tarihli başvuruya rağmen sigorta şirketince herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi hükmü gereğince dava ya da tahkim yoluna başvurmadan önce sigorta şirketine başvuru yapmanın dava şartı olarak düzenlendiğini, başvuru dilekçesi ekinde bulunması gereken evrakların Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın ekinde sayıldığını, müvekkili şirket nezdinde geçerli kabul edilecek herhangi bir başvuru olmadığı gibi sayılan evraklarında taraflarına iletilmediğini, taraflarına isnat edilebilecek bir kusurun bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğundan da söz edilemeyeceğini, bu nedenle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, itirazları neticesinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, yolcu konumunda bulunan 3 ve 5 yaşındaki murislerin koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle % 20'den az olmamak üzere müterafik kusur indirimi yapılmasını, müvekkili şirketin kusurunun olmaması nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “…dayanağını 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53.maddesinde bulan destekten yoksun kalma tazminatı hakkında destek, Hukuk sistemimizde bir başkasının geçimini sağlayan veya ileride sağlayacak olan kişidir. Destek tazminatı isteyebilmek için; ölenin kanuni ve akdi bakım yükümlülüğünün bulunması veya fiilen veya düzenli olarak bakması veya ileride bakması kuvvetle muhtemel olması yeterlidir. Desteğin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler de desteğin sağlığında herhangi bir yardım görmeseler bile tazminat talep edebilirler. Bu ilkeler ışığında davacı annenin çocuklarının ölümü ile destekten yoksun kalma zararının doğduğu kanaatine varıldığından bilirkişi raporu ile hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatına davacı lehine hükmedilmiştir. Emniyet kemerinin takılmaması, kask kullanılmaması gibi koruyucu önlemlerin alınmaması; alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binilmesi; ehliyetsiz sürücünün aracında seyahat edilmesi ve istihap haddi üzerinde yolcu taşınması gibi durumlar TBK 52 madde anlamında zararın doğmasında yada artmasında etkili davranışlar olarak kabul edildiğinden zarar görenin müterafik kusurunu oluşturur. Somut olayda davacının murisleri olan çocukların ölümüne ilişkin olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanakları incelendiğinde muris çocukların ön frontel bölgeye aldıkları darbe ve bunun sonucundaki boyun kırığı nedeniyle vefat ettikleri göz önüne alındığında davacı anne ve babanın çocukların araç içinde güvenli seyahatine yönelik gerekli emniyet tedbirlerini almadığı, çocukların yaşı gözetildiğinde çocuk koltuğu ve benzeri tertibatla meydana gelecek zararın önlenebiliyorsa bile etkisinin azaltılabileceği, bu suretle koruyucu tertibat kullanılmadığından davacı annenin müterafik kusurlu olduğu kanaatine varılarak hesaplanan tazminatta % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı...” gerekçeleriyle “Davanın KISMEN KABULÜ İLE % 20 müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle hesaplanan 179.876,37 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davacı anne ve babanın çocukları için gerekli tedbirleri almadıkları, davacı annenin müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle %20 indirim yapılmasının hatalı olduğunu, çocukların oto koltuğu kullanım yaş sınırının üzerinde olduğunu, kaldı ki kaza anında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının dahi tespit edilmediğini, varsayıma dayanarak davacı anneye kusur yüklenemeyeceğini bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davadan önce müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığı için dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, tazminatın belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunda davacının desteği ve yaşam sürelerinin 1931 tarihli PMF yaşam tablosuna göre hesaplanmasının hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılması ve 1,8 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiğini, yerleşik Yargıtay uygulaması gereği, hem anneden hem babadan yetiştirme gideri tenzil edilecekse ayrı ayrı %5'er paylar ile tenzil yapılması gerektiğini, yapılan hesaplamada yetiştirme giderinin eksik hesaplandığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda, ... tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası nedeniyle davacının çocukları olan murislerinin ölümü nedeniyle davacı anne tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatına yönelik yapılan yargılama sonucu dosya arasında bulunan tüm belgelerin tetkikinden ve dosya kapsamından; davacı tarafça davadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına, TRH yaşam tablosu ile daha uzun yaşam süreleri öngörülmekle istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde aleyhe kaldırma yapılamayacağı progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın usul ve yasaya uygun olması, davacı anne ev hanımı olduğundan yetiştirme giderlerinin davacı babanın hesap edilen tazminatından düşülmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu yerinde değildir.
Ancak, zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indirimi; her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, mahkemece her ne kadar müterafik kusur indirimi uygulanarak bilirkişice hesaplanan tazminattan %20 oranında indirim yapılarak hüküm tesisi yoluna gidilmiş ise de; davaya konu kazaya ilişkin tutulan kaza tutanağı ile davacının murislerinin araçta bulundukları yer ve emniyet kemeri takıp takmadıkları hususlarının edilemediği, bu durumda davalı tarafça davacının müterafik kusurunun varlığı ispat edilememişken mahkemece salt çocukların ölüm nedenleri gözetilerek müterafik kusur indirimi uygulanması yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesince aktüerya bilirkişiden aldırılan 17/03/2021 tarihli ek raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı annenin gelir getiren bir işte çalışmadığının, ev hanımı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle tazminatlardan yetiştirme gideri indirimi yapılmaması gerektiği anlaşıldığından küçük ... yönünden 101.518,60 TL, küçük ... yönünden 118.293,77 TL olmak üzere toplam 224.845,47 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketinin temerrüde düştüğü 12/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİ; davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
Buna göre;
2-Davanın KABULÜ İLE; toplam 224.845,47 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
a-Alınması gerekli 15.359,19 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40 TL harç, 764,55 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 14.550,24 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Bakanlık suçüstü ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
c-Davacı tarafından yapılan peşin harç dahil 95,20 TL ilk masraf, 764,55 TL tamamlama harcı, 594,90 TL davetiye ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 1.454,65 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 35.975,28 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın HMK 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
3- İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davalının istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 15.359,19 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.090,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.269,19 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince yazılmasına,
b-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
d-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 95,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 315,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine iadesine,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak karar verildi.
...