Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle tesis edilen elektronik haciz işleminin hukuka aykırı olduğuna hükmetti.
Özet: Davacı adına kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçları nedeniyle uygulanan elektronik haciz işleminin hukuka aykırı olduğuna hükmedilmiştir; çünkü, haciz işleminin dayanağını oluşturan ödeme emirlerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 7061 sayılı Kanun öncesi hükümleri uyarınca, muhatabın adresinde bulunmadığına dair tespitin komşu veya yetkili şahitler huzurunda usulüne uygun belgelenmemesi nedeniyle ilanen tebliğ yolunun usulsüz olduğu, dolayısıyla cebri takibatın başlangıcı olan ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği durumlarda takip ve haciz işlemlerinin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/191 E.  ,  2026/19 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/191
Karar No : 2026/19
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı -...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin...tarih ve E:... ve K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, bir dönem kanuni temsilcisi olduğu ... Baskı İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesapları üzerinde tesis edilen elektronik haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ...... tarih ve E:..., K... sayılı kararı:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 94. maddesinin birinci fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; ikinci fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılacağı; üçüncü fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması hâlinde tebliğin, ikametgâh adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki hâlinin birinci fıkrasında, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı; ikinci fıkrasında, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması hâlinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği; üçüncü fıkrasında, muhatabın geçici olarak başka yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altının beyanı yapana imzalatılacağı, imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilemeyen evrakın çıkaran mercie iade olunacağı; dördüncü fıkrasında, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir müddet sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yolu ile yapılacağı; yedinci fıkrasında ise, yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemlerin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un "Tebliğin ilanla yapılacağı haller" başlıklı 103. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değiştirilmeden önceki hâlinde ise, muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilen mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu haciz işleminin dayanağı olarak davacı adına düzenlenen... tarih ve ... ila ... sayılı ödeme emirleri, 09/11/2017 tarihinde davacının ikametgâh adresinde posta yolu ile tebliğ edilmek istenmiş, ancak tebliğ zarfına "muhatabın adresinden taşındığı" şerhi düşülmek suretiyle tebliğ zarfı merciine iade edilmiş, akabinde ödeme emirlerinin davacının bilinen adresinde tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebliğ yoluna gidilmiştir. Ancak, 213 sayılı Kanun'un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan hükümleri dikkate alındığında, muhatabın adresinde bulunmadığına ilişkin tespitin, komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tutanak haline getirilmediği anlaşılmış olup ilanen tebligatın usulüne uygun olarak gerçekleştirilmediği sonucuna varılmıştır.
Bu kapsamda, ödeme emri tebliğinin, cebri takibatın başlangıç noktası olduğu dikkate alındığında, ilgilisi hakkında haciz uygulanabilmesi için öncelikle ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Olayda ise davacı adına tesis edilen haciz işleminin dayanağı ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, dolayısıyla usulüne uygun olarak tekemmül etmiş takip sonucunda tesis edilmiş haciz işleminin varlığından bahsedilemeyeceği açıktır.
Bu nedenle, davaya konu haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davayı kabul etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın kaldırılmasını gerektirecek herhangi bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 08/06/2023 tarih ve E:2022/1017, K:2023/3401 sayılı kararı:
Haczin dayanağı olan ve davacı adına düzenlenen ödeme emirleri 09/11/2017 tarihinde tebliğ edilmeye çalışılmış, ancak tebliğ edilemediğinden tebliğ alındısına adresten taşındığı şerhi düşülerek iade edilmiştir.
Münasip süre sonunda ikinci defa çıkarılan tebligata ilişkin olarak ise Vergi Dava Dairesince tebliğ evrakı ya da adres tespit tutanağı bulunup bulunmadığı yönünde araştırma yapılmadan karar verilmiştir.
Bu nedenle, ilanen tebliğ için öngörülen şartların olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, ilanen tebliğinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususları araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Daire bu gerekçeyle temyize konu kararı bozmuştur.
Ara kararı ile bozma kararında anılan hususlarla ilgili davalı idareden bilgi ve belge isteyen ve bu doğrultuda gönderilen bilgi ve belgeleri inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ...... tarih ve E:..., K:...sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Israr kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1-Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2-... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:... K...sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/01/2026 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X - KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.