Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, hisse devri ve yönetim değişikliği sonrası iki şirket arasındaki muvazaalı araç satışlarına ilişkin itirazın iptali davası istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin eski ortağı ve yöneticisinin davalı şirketle de ortak olduğu dönemdeki şüpheli araç satışlarından kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptalini talep ettiği bir davayı içermektedir; davacı, yönetim değişikliği sonrası faturaların ödenmediğini ve davalının mal kaçırdığını öne sürerek ihtiyati haciz isterken, davalı satışların yasal olduğunu ve banka ödemesi zorunluluğu bulunmadığını belirtmiş, ilk derece mahkemesi ise kararını tarafların usulüne uygun ticari defterlerini kesin delil kabul ederek vermiştir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ : 01/07/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 16/11/2021DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 01/07/2026İlk derece mahkemesinin dava dosyası istinaf yasa yolu incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, istinaf incelemesi HMK'nın 356. vd. maddelerince duruşmalı olarak yapılan açık yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirket ile davalı şirketin 16/10/2019 tarihine kadar tek ortağı ve şirketlerin yetkilisinin ... olduğunu, adı geçen kişinin davacı şirketteki ortaklığının Antalya 3.Noterliği'nin 16.10.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı Hisse Devri Sözleşmesi ile hissesini dava dışı ... Limited adlı şirkete devrettiğini, şirkete ait nama yazılı hisse senetlerini alıcıya ciro ve teslim ve şirket yönetim kurulunun devre ilişkin aynı tarihli onay kararı ile sona erdiğini, yine davacı şirketteki yönetim kurulu üyeliğinin ise en son 30.10.2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Kararı ile yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesiyle, davalının şirketteki yönetim kurulu üyeliği görevinin de sona erdiğini, davalı şirketin ortağı ve yetkilisi olan bu kişinin davacı şirketteki ortaklığı ve yetkili sıfatı kalmadığını, davacı şirketin ortağı ve yetkilisinin şirketteki payını devretmesinden ve şirket yetkililiğinin sona ermesinden sonra, şirketin yeni yönetimi tarafından defter ve kayıtlarda varlığı görülen alacağın akıbetinin araştırıldığını ve batıl nitelikteki araç satış işlemleri nedeniyle düzenlenen araç satış faturalarının ödenmesi için yaptıkları tüm başvuruların sonuçsuz kalması nedeniyle, Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı şirketin borca ve takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız ve yersiz olduğunu, öncelikle İİK.nun 257/2.maddesinin 2 no'lu bendi uyarınca, davalı-borçlunun adına kayıtlı ... , ... ve ... plakalı araçlarını üçüncü kişilere devrederek mallarını kaçırmaya başladığını, davalının mallarını satarak kaçırması halinde davacının alacağının tahsilinin mümkün olmaması nedeniyle davalının menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının, takdiri mahkemeye ait olmak üzere teminat mukabilinde veya teminatsız olarak ihtiyaten haczine, davanın kabulü ile davalı – borçlunun Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında asıl alacak olan 2.880.000,00-TL’lik kısmına yapılan itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı yanın dava dilekçesinde, davalı şirket yetkisi ...'nun aynı zamanda 16.10.2019 tarihine kadar davacı şirketin de tek ve yetkili ortağı olduğunu beyan ederek sanki bu şekilde iki şirketin de yetkilisi olması hasebiyle şirketin yaptığı tüm iş ve işlemlerin muvazaalı olduğu düşüncesi yaratmaya çalıştığını oysa ki mevzuat hükümlerinde gerçek kişi ya da tüzel kişilerin aynı anda birden çok şirketin ortağı ya da sahibi olmasını engelleyen bir hüküm bulunmadığını, davacı yanın dilekçesinde muvazaa iddiasına dayanak teşkil etmek üzere davaya konu araç satışlarının vekaletname verilerek gerçekleştirdiğini ileri sürerek temelsiz iddiasını temellendirmeye çalıştığını, davacı şirket tarafından yapılan araç devir işlemi ile ilgili davalı şirkete fatura düzenlenmiş davalı şirket tarafında da bu faturaların deftere işlendiğini, bunun yanında ayrıca her ne kadar davacı yan tarafından söz konusu bedellerin banka kanalı ile ödenmesi gerektiği yönünde iddia olsa da bu hususun doğru olmadığını, zira davalı şirket ve davacı şirketin iştigal konusunun araç satım işi olmadığını, bu sebeple de davaya konu araçların satış bedellerine ilişkin ödemelerin banka kanalı ile yapılması zorunluluğunun bulunmadığını, zira bu kalemlerin ticari defterlerde emtia olarak kayıt edilmemekte taşıtlar hesabına kaydedildiğini, davalı şirket yetkilisinin yıllarca harcadığı emek ve sermaye ile maliki olduğu 3 otel, 1 AVM ve şirketin diğer nakdi ve gayrimenkul mal varlıkları uluslararası bir mafya örgütü tarafından baskı ölüm tehditleri ile çok komik bir rakama nerede ise bu işletmelerin yıllık cirosu olan bedele ... Lımıted'e devredildiğini, neticeten davacının davasının tüm talepleri yönünden ayrı ayrı reddine, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "...Tarafların TTK 64.maddesi uyarınca usulüne uygun tutulduğu tespit edilen ticari defterlerinin HMK 222.maddesi uyarınca kesin delil niteliğini taşıdığı, incelenen ticari defterlere göre davalı şirketin, noter satış sözleşmelerinde satış bedelinin nakit olarak alındığı yönündeki beyanların aksine satış bedellerini ödemediğinin kesin delil ile ispat edildiği..." gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Somut olayda, ticari defterlerin kesin delil niteliğine sahip olmadığını çünkü müvekkili şirket tarafından dosyaya ibraz edilen noter satış senetleri kesin delil niteliğinde olmakla, bu belge ile defter kayıtlarının aksinin kesin delil ile ispat edilmiş olduğunu, düzenleme biçimindeki noter senetlerinin sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil olduğunu, vekaleten satış bedelini alan kişinin şirkete elden aldığı parayı ödememiş olması durumunda davacı şirketin bu bedel ile ilgili muhatabının artık alıcı değil, vekaleten parayı elden aldığını belirtilen vekil olması gerektiğini, hisse devir işlemini kabul etmemekle beraber, bu tarihte, hem davacı şirketin hem de davalı şirketin yetkilisinin ... olduğunu, hisseleri devralan ve şirketin yeni tek ortağı olacak olan tarafın; devir öncesinde tüm döküman ve defter ve kayıtlarını incelediğini beyan edip bu haliyle aktif ve pasiflerle birlikte kül halinde devralmak istediğini belirtmesi üzerine, şimdi hiç haberi yokmuş gibi davranarak müvekkil şirkete dava açmasının kabul edilemez olduğunu, TTK 395. Maddesinin uygulanma yeri olmadığını, hisselere el koyma tarihinde şirketin bilanço ve mali kayıtlarının incelendiği hususunun açıkça belirtilmiş ve tüm kayıtlara vakıf olunmasına karşın 1 yıl gibi bir süre sessiz kalıp, daha sonradan TTK 395. Maddesi kapsamında satışların batıl olduğu iddiasında bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, ek kararla inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DAİREMİZİN 05/03/2025 TARİH ... ESAS ... KARAR SAYILI İLAMI İLE:"...Mahkemece, davalının, araç satış bedellerini ödediğinin ispatlandığının kabulü ile, aksi iddiaların davacı tarafça ispatlanamadığı kabul edilerek, tüm yönlerden de davanın ispatlanmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. HMK m. 353/1,b,2-3 gereği; Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında veya yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiştir.Karara karşı, davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 05/03/2026 TARİH ... ESAS ... KARAR SAYILI İLAMI İLE:"...Davaya konu araçların noter satış sözleşmeleri 24.05.2019 tarihi olup her iki şirket de noter sözleşme tarihinden sonra 25.05.2019 tarihinde bu araçlarla ilgili bilgileri defterlere işlemiştir. Her iki şirketin ticari defterleri de usulüne uygun tutulmuş ve birbirini doğrulamakta olup bu defterlere göre davacı şirkete araç bedelleri ödenmemiştir. Davalı şirket araç satış bedelleri kadar borçlu olduğunu noter senetlerinden sonra defterlere işleyerek davacı şirkete araç satış bedelleri kadar borçlu olduğunu yani araç bedellerinin ödenmediğini dolaylı olarak kabul ettiğinden mevcut delil durumuna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde karar verilmiştir. Bozma ilamı üzerine HMK'nın 356 vd. maddelerince duruşma açılmış ve davacı vekili Yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep etmiştir. Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına oybirliği ile karar verilerek yargılama yapılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların, kendi oluşturdukları belgelere delil olarak dayanamayacaklarına ilişkin kuralın bir istisnası ticari defterlerdir. Ancak, kanun koyucu, ticari defterlerin delil niteliğine sıkı şartlar getirmiştir.Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Davaya konu araçların noter satış sözleşmeleri 24.05.2019 tarihi olup her iki şirket de noter sözleşme tarihinden sonra 25.05.2019 tarihinde bu araçlarla ilgili bilgileri defterlere işlemiştir. Her iki şirketin ticari defterleri de usulüne uygun tutulmuş ve birbirini doğrulamakta olup bu defterlere göre davacı şirkete araç bedelleri ödenmemiştir. Davalı şirket araç satış bedelleri kadar borçlu olduğunu noter senetlerinden sonra defterlere işleyerek davacı şirkete araç satış bedelleri kadar borçlu olduğunu yani araç bedellerinin ödenmediğini dolaylı olarak kabul ettiğinden davanın kabulüne ve alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkara tazminatına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; Davalının Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinde 2.880.000,00 TL asıl alacağa yapmış olduğu itirazın İPTALİNE, takibin DEVAMINA,2-Hükmolunan alacağın %20'si tutarındaki 576.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-Teminatın İADESİNE,4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 196.732,80 TL harçtan peşin olarak yatırılan 31,615,20 TL harcın mahsubuyla bakiye 165.117,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 5-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ile 31.615,20 TL peşin harç toplamı 31.669,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davacı tarafından yapılan 750,00 bilirkişi ücreti, 150,50 TL tebligat ve posta masrafları olmak üzere toplam 900,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Arabuluculuk aşamasında sarf edilen 1.320,00 TL'nin yargılama gideri olarak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilmek üzere davalıdan alınarak Hazine'ye GELİR KAYDINA, 8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 416.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 9-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 10-İstinaf incelemesi yönünden; a-Alınması gerekli 196.732,80 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 49.242,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 147.490,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir KAYDINA, b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmakla birlikte Dairemiz kararının Yargıtayca bozulması üzerine duruşma açıldığından ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı uyarınca davacı lehine vekalet ücreti verilmesine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 11-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı 6100 Sayılı HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak oybirliği ile HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi....