Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, telekomünikasyon devi şirketin markası ile sigortacılık firmasının başvurusu arasındaki iltibas ve kötü niyet iddiasıyla açılan marka iptal davası.
Özet: Bu dava, küresel çapta tanınmış bir mobil telekomünikasyon şirketinin, telekomünikasyon sektöründeki ayırt edici ve yerleşik markaları ile benzerlik gösterdiğini iddia ederek, bir sigorta şirketinin yeni marka başvurusunun tescil kararının iptalini talep etmesi ve tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali, itibarın zedelenmesi ve kötü niyet iddiasında bulunması üzerine açılmıştır; davalı sigorta şirketi ise, markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, sektörlerinin ayrışıklığını ve kendi markalarının yeterli ayırt ediciliğe sahip olmadığını savunarak iltibas ve kötü niyet iddialarını reddetmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/6 Esas - 2026/189

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/6
KARAR NO : 2026/189
DAVA : Marka ... kararı iptali
DAVA TARİHİ : 06/01/2025
KARAR TARİHİ : 29/04/2026 Yazım Tarihi: 12/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: ... markasının 1985 yılında İngiltere’de kurulan ilk GSM operatörlerinden biri olarak faaliyet göstermeye başladığı, “...” ibaresinin ....kelimelerinden türetilen hecelerin birleşmesiyle oluşturulduğu, markaya ait amblemin konuşma açma anlamındaki tırnak sembolünden esinlenilerek tasarlandığı, ... Grubu’nun dünya genelinde çok sayıda ülkede faaliyet gösteren ve yüz milyonlarca aboneye hizmet sunan büyük bir mobil telekomünikasyon şirketi olduğu, ... Türkiye’nin de söz konusu küresel yapının bir parçası olarak milyonlarca aboneye hizmet sunduğu, geniş kapsama alanı, baz istasyonu altyapısı, satış noktaları ve çalışan kadrosu ile Türkiye genelinde faaliyet gösterdiği, Davacı Şirketin mobil iletişim alanında yeni hizmet ve teknolojileri kullanıcılarına sunarak sektörde önemli bir konuma sahip olduğu, ayrıca marka başvuruları ve tescilleri konusunda titiz bir politika izlediği, ayırt edici nitelikte markalar oluşturma konusunda özenli davrandığı ve sahip olduğu markaların özgün ve ayırt edici ibarelerden oluştuğu, Davacı Şirketin “...” ve “...” ibarelerini içeren markalarının yoğun kullanım ve tanıtım faaliyetleri sonucunda ayırt edici ve tanınmış hale geldiği, davalı başvurusuna konu “..., ...” ibaresinin söz konusu markaların hâkim unsuru olan “.../...” ibareleri ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığı, bu nedenle tüketiciler nezdinde markalar arasında ilişki kurulmasına ve karıştırılma ihtimaline yol açacağı, başvuru sahibinin Davacı Şirket markalarının ticari itibarı ve bilinirliğinden haksız şekilde yararlanmayı amaçladığı, söz konusu benzerlik nedeniyle Davacı Şirket markalarının ayırt edici karakterinin zayıflayacağı ve ticari itibarının zarar göreceği, ayrıca davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığı” ileri sürülerek, ... kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptali ile dava konusu marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı Şirketin “..., ...” ibareli marka başvurusunun kendi “...”, “... ...” ve “... ...” ibareli markaları ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiasıyla dava açtığı, Davalı Şirketin hayat dışı sigortacılık alanında faaliyet gösteren ve çeşitli sigorta branşlarında hizmet sunan bir şirket olduğu, faaliyetlerini uzun süredir “...” ve “...” ibareli markalar altında yürüttüğü ve bu ibarelerden oluşan seri markalar oluşturduğu, Davacı Şirketin tanınmışlık iddiasını somut delillerle ispatlayamadığı, Davacı Şirket tarafından mesnet gösterilen “...” ibaresinin iletişim ve dijital hizmetler alanında tasviri nitelikte ve ayırt edicilik gücü zayıf bir ibare olduğu, slogan niteliğindeki markalarda ayırt ediciliğin sınırlı olduğu ve bu tür ibarelerin dar kapsamlı korumadan yararlandığının ileri sürüldüğü, taraf markalarının bütünsel olarak değerlendirildiğinde başvuru markasının esas unsurunun başta yer alan “...” ibaresi olduğu, Davacı Şirket markaları ile dava konusu “..., ...” ibareli markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı bir bütünsel izlenim oluşturduğu, ayrıca taraf şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğu, Davacı Şirketin telekomünikasyon sektöründe, Davalı Şirketin ise sigortacılık sektöründe faaliyet gösterdiği ve hizmet verilen tüketici kitlesinin de farklı olduğu, bu nedenle tüketiciler nezdinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, ayrıca “...” ve “...” ibarelerinin birçok farklı kişi tarafından marka olarak tescil edilmiş olduğu ve bu ibarelerin tek bir kişi lehine tekel niteliğinde koruma sağlamayacağı, bu gerekçelerle dava konusu marka ile Davacı Şirket markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, Davacı Şirketin kötü niyet iddiasının ve diğer iddialarının soyut nitelikte olduğunu ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi .... sayılı itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davalı başvurusunun SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli yapıldığı yönündeki davacı iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; davalının markasının tescili halinde ise yukarıda belirtilen iltibas, kötü niyet iddialarına ilaveten davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 04/11/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde süre bitimi hafta sonuna da geldiğinden 06/01/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; özetle, " Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmamıştır. Tanınmışlık gerekçeli itiraz ... nezdine yapılan yayına itiraz aşamasında ileri sürülmeyip ilk kez Kurul nezdinde yapılan karara itiraz aşamasında ileri sürüldüğü, bu durumun itiraz kapsamının genişletilmesi sonucunu doğurduğu tespit edildiğinden Md. 6(5)'e dayalı itiraz da kabul edilmemiştir.” gerekeçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları ... kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları ... kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları ... kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
07.03.2026 tarihli Bilirkişi raporunda özetle: "SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı, 09/ 35/ 36/ 41/ 42. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili talep edilen “..., ...” ibareli davalı markasının mal ve hizmet sınıflarının tamamının davacının itiraza mesnet tescilli .... sayılı “...” markalarının kapsamında olan birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı, Davacının itiraza mesnet .... sayılı markaları ile davalının ... sayılı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, Markalar arasında iltibasın oluşmayacağı ve uyuşmazlığın çözümü SMK 6/1 maddesi anlamında yapılmış olduğundan 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, ... ... sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ..., ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... / ... .../ ... ...
" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ..., ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ... / ... .../ ... ...
" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... / ... .../ ... ...
" ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ..., ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 29/04/2026
Katip .... Hakim ....
E imzalıdır E imzalıdır