7. Hukuk Dairesi, ecrimisil ve tazminat davalarında temyiz kesinlik sınırının davanın açıldığı tarihteki miktara göre belirlenmesi gerektiğine hükmederek hatalı ek kararı kaldırdı.
Özet: Ecrimisil ve tazminat davalarında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) kaldırılarak davalar tamamen reddedilmiş, davacı vekilinin temyiz başvurusu ise BAM tarafından kesinlik nedeniyle reddedilmiştir; ancak Yargıtay, 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren ve temyiz kesinlik sınırının "davanın açıldığı tarihteki" parasal miktara göre belirlenmesini öngören yeni yasal düzenlemeyi dikkate alarak, temyize konu miktarın kesinlik sınırını aştığını tespit etmiş ve BAMın temyiz dilekçesinin reddine dair ek kararını hatalı bularak bozmuştur.
7. Hukuk Dairesi         2026/930 E.  ,  2026/1555 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

EK KARAR TARİHİ : 18.12.2025
SAYISI : 2025/653 E., 2025/2978 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/212 E., 2025/23 K.
Taraflar arasındaki ecrimisil ve tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, asıl ve birleştirilen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, asıl davada davalı ... ve birleştirilen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleştirilen davanın reddine olarak karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 18.12.2025 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ek karar, asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanuna eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir.
04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanunun Resmi Gazete'de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
6100 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmü gereğince, parasal sınırlara ilişkin yapılan bu değişikliğin, kanunun yürürlük tarihinden itibaren uygulanacağı, tamamlanmış işlere ise uygulanma imkânının bulunmadığı kuşkusuzdur.
Tüm bu açıklamalara göre eldeki davada; Bölge Adliye Mahkemesince 01.07.2025 tarihinde kararın verildiği, 7550 sayılı Kanun ile getirilen davanın açıldığı tarihteki parasal sınırların uygulanacağına ilişkin düzenlemenin 04.06.2025 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği, yeni düzenleme ile kesinlik sınırının tespitinde davanın açıldığı tarih olan 2013 yılındaki parasal sınırın esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda yapılan incelemeye ve dosya içeriğine göre; Mahkemece reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktarın her bir dosya için 324.699,00 TL olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesinin karar verdiği tarihteki kesinlik sınırının üstünde kaldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 18.12.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı, asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Mahallesi, 252 92... sayılı parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sayılı bağımsız bölümlerin 26.11.2010 tarihinde satın alındığını ve dava konusu 1 ve 6 numaralı bağımsız bölümlerin davalı ... tarafından işgal edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL ecrimisil bedelinin tahsilini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Mahallesi, 252 92... sayılı parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sayılı bağımsız bölümlerin 26.11.2010 tarihinde satın alındığını, dava konusu 4 numaralı bağımsız bölümün davalı ... tarafından işgal edildiğini, 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümlerin ise kiraya verildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL ecrimisil bedelinin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
2. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; dava konusu taşınmazların davalılar tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın tasarruf edildiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ... ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle;
a. Davalı ...'nın diğer davalı ... ...'nın gelini olduğu,
b. Dava konusu taşınmazları davalıların kullandığı,
c. Davacı ile davalı ... arasında 15.03.20 12... .04.2012 tarihli protokollerin düzenlendiği,
d. Davalı ...'ya taşınmaz satışından kalan 432.000,00 TL borçtan söz edildiği, tüm bağımsız bölümlerin kullanım hakkının davalı ...'ya ait olacağının belirtildiği
e. Anılan protokollerin iptaline karar verilmediği sürece geçerliliklerini koruyacağı,
f. Protokoller karşısında davalıların (dava tarihine kadar olan dönemde) kötüniyetli zilyet sayılamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, asıl davada davalı ... ve birleştirilen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleştirilen davanın reddine olarak karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olup çelişkiler barındırdığını, ... ile ilgili değerlendirme yapılarak ...yönünden de hüküm kurulduğunu ve ecrimisil şartlarının oluştuğunu, beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; asıl davada, ecrimisil, birleştirilen davada, ecrimisil ve tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 18.12.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.