İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen Ticari Satımdan Kaynaklanan İtirazın İptali Davasında Taraflar Arasında Sağlanan Sulh Nedeniyle Karar Verilmesine Yer Olmadığına İlişkin Karar.
Özet: Davacının ticari satıştan kaynaklanan alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan bu itirazın iptali davasında, davacı taraf davalının 2025-2026 yıllarına ait 336.486,46 TL borcu olduğunu, bu alacağın faturalar, irsaliyeler ve e-posta yoluyla gönderilen mutabakat belgesiyle sabit olduğunu iddia ederek itirazın iptali ve takibin devamını talep ederken, davalı alacağın asılsız, zamanaşımına uğramış ve ispatlanmamış olduğunu, sunulan belgelerin hukuki bağlayıcılığı olmadığını savunarak davanın reddini istemiş; ancak yargılama sürecinde tarafların davaya konu alacak hakkında sulhen anlaştıklarını, ödeme protokolü düzenleyerek davacının tüm alacağının ödendiğini ve artık davacının herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını beyan etmeleri üzerine, dosya hakkında esas yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması talep edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/1396 EsasKARAR NO :2026/33DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:04.06.2026KARAR TARİHİ:09.09.2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı borçlu arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının 2025-2026 yıllarına ait borç bakiyesini ödemediğini, bu alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesi 2026/... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkil şirket tarafından davalıya satılan kutu ve ambalaj ürünlerine ilişkin faturaların düzenlenerek davalıya gönderildiğini, söz konusu faturaların davalı ticari defterlerine işlendiğini, davalı tarafından 03.03.2026 tarihinde mail yoluyla gönderilen mutabakat yazısında müvekkil şirketin 336.486,46-TL tutarında alacaklı olduğunun görüldüğünü, davalının bu belgeyi imzalamaktan kötü niyetli olarak kaçındığını, faturalara konu malların imzalı irsaliyeler ile davalıya teslim edildiğini, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi durumunda davalının borcunun açığa çıkacağını, davalının takibi sürüncemede bırakma kastıyla hareket ettiğini, arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığını ve İstanbul Anadolu Adliyesi 2026/... Büro No, 2026/... Arabuluculuk numaralı dosyaya ilişkin 21.05.2026 tarihli son tutanağın düzenlendiğini, tüm bu nedenlerle; alacağın sabit olması ve tahsilinin imkansız hale gelmemesi adına öncelikle 336.486,46-TL tutarına kadar ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalının .... İcra Dairesi 2026/... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamını, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini, davalının yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkil şirket aleyhine .... İcra Dairesinin 2026/... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, davacının kutu ve ambalaj imalatı ile teslimat iddiasına dayalı alacak taleplerinin tamamen asılsız olduğunu, 2025-2026 yıllarına ait fatura ve cari hesap bakiye alacağı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında davacının iddia ettiği miktarda bir borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkil şirketin sipariş ettiği tüm malların bedellerini eksiksiz ödediğini, davacının dayandığı fatura ve cari hesap alacaklarının yasal zamanaşımı sürelerine uğradığını, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımı def'i nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının ihtiyati haciz talebinin İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinde öngörülen şartları taşımadığını, alacağın likit ve muaccel olmadığını, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, davacının sunduğu e-posta metni ve imzasız mutabakat belgesinin müvekkil şirketi ilzama yetkili organlarca imzalanmadığı için hukuken bağlayıcı olmadığını, bu belgelerin borç ikrarı niteliği taşımadığını, davacının sunduğu sevk irsaliyelerindeki imzaların müvekkil şirketin yetkili çalışanlarına veya temsilcilerine ait olmadığını, teslimat olgusunun ispatlanamadığını, faturaların tek taraflı düzenlendiğini, BA/BS formlarının borcu ikrar anlamına gelmediğini, davacının cari hesap kayıtlarının tek taraflı olup müvekkil şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterleri ile çeliştiğini, müvekkil şirketin ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğunu ve davacıya herhangi bir borç kaydı içermediğini, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, tüm bu nedenlerle; davanın esastan reddi ile birlikte davacının İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi gereğince takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava; faturaya dayalı olarak .... İcra Dairesinin 2026/... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.Davacı vekili 27.08.2026 tarihli talep dilekçesi ile; davaya konu icra takip dosyası ve alacakları hakkında taraflar arasında anlaşmaya varılarak huzurdaki davaya konu uyuşmazlığın taraflarca sulhen çözümlendiğini, buna ilişkin protokol ve taraf beyanlarını talep dilekçesi ekinde sunduklarını beyan ederek karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili 07.09.2026 tarihli dava dosyasına konu olan alacak yönünden davacı ile protokol yapıldığını ve ödemeler gerçekleştiğini, davacının herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını, dava kapsamında herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin olmadığını, Arabuluculuk ücreti yönünden davacının beyanına herhangi bir itirazının olmadığını, konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamına göre; taraf vekillerinin dilekçesine istinaden tarafların sulh oldukları, sulh protokolüne göre, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden vekalet ücreti taleplerinin olmadığı, davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığı anlaşılmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur:HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Sulh protokolü dikkate alınarak konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar Kanunun 22. Maddesine göre alınması gerekli 244,00-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 4.063,92-TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, artan 3.819,92-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yatırılan 244,00-TL peşin harcın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Sulh protokolü dikkate alınarak taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-Sulh protokolü dikkate alınarak tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden vekalet ücreti talebi olmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 6.000,00-TL arabuluculuk ücretinin sulh protokolü dikkate alınarak davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.09.09.2026Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır