Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, ödenen borç nedeniyle ipoteğin kaldırılması talepli davada, bankanın ipoteğin zaten fek edildiği iddiasıyla ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, ipotekli bir taşınmazı satın almasının ardından, söz konusu taşınmaz üzerindeki 95.000 TLlik azami had ipoteği kapsamındaki borcu icra yoluyla ödediği halde davalı bankanın ipoteği kaldırmaması üzerine açtığı davayı ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, ipotek konusu borcun ödendiğini ve ipoteğin kaldırılması koşullarının oluştuğunu belirterek davayı kabul etmiş, ancak davalı banka istinaf başvurusunda, ipoteğin aslında dava açılmadan yıllar önce zaten fek edilmiş olduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin "karar verilmesine yer olmadığına" karar vermesi gerektiğini ileri sürerek karara itiraz etmiştir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:03/03/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:15/09/2022DAVANIN KONUSU:AlacakGEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:03/03/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 23/10/2009 tarihinde ipotek tesis edilmiş dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 numaralı bağımsız bölümü müvekkilinin 29/04/2010 tarihinde davalı borçlu/kefil ...'den satın aldığını, mezkur taşınmaz için davalı bankanın alacaklı olduğu Antalya 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapıldığını, davalı banka tarafından taşınmaz üzerine konulan ipotek likit hale geldikten ve tüm borç miktarı çıkarıldıktan sonra dosya borcunun müvekkili tarafından kapatıldığını, davalı bankadan ipoteğin kaldırılması istendiklerini, bu taleplerin şifahi olarak reddedildiğini, belirli net ve belgesi olan hiçbir neden gösterilmediğini, yazılı bir açlıklama yapılmadığını, Antalya 10. Noterliğinden çekilen ihtarnameye rağmen ipoteğin kaldırılmadığını, olumlu veya olumsuz bir cevap verilmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazda bulunan 95.000,00 TL bedelli ipoteğin Antalya 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla ödenerek konusuz kaldığından kaldırılmasına, talebin reddi durumunda diğer davalı ...'in sorumlu olduğu miktarın tespitini, bu miktarın mahkeme veznesine depo edilmesine ve ipoteğin TMK'nun 884.maddesine göre kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ....vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... Malz. Taah. Tic. San. Ltd. Şti.arasında 25/02/2008 tarihinde 1.000.000,00 TL bedelli Genel Kredi Taahhütnamesi imzalandığını, bu Genel Kredi Taahhütnamesine ... Taah. Turz. Tic. Ltd. Şti.ve ...'in kefil sıfatı ile, ...'in ise rehin veya temlik veren sıfatı ile imza attıklarını, 29/04/2010 tarihinde davacının söz konusu taşınmazı ...'den devraldığını, söz konusu taşınmaz için Antalya 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, taşınmazın satışa çıkarıldığını, ihale bedelinin yatırılmaması nedeniyle ihalenin kaldırılmasına karar verildiğini, daha sonra davacının dosya borcunu ödediğini, ancak davacının müvekkili Bankaya kredi sözleşmesi ve çek kredileri nedeniyle güncel borcu bulunduğunu, davacı ile müvekkili Banka arasındaki borç ilişkisinin sona ermediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Bütün dosya kapsamı, yukarıda belirtilen hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda değerlendirildiğinde; davaya konu ipotek sözleşmesinin Hedef şirketinin davalı bankaya doğmuş, doğacak asalet ve kefaleten tüm borçlarının teminatı olarak banka lehine verilen 95.000TL bedelli ipoteğin azami had ipoteği olduğu, ipotek borçlusu davacı da olmak üzere tüm kredi muhataplarına keşide edilen ihtarnameyle kredi sözleşmesinin fesih edilerek davalı banka ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkiğinin sona erdirildiği ve hedef şirketinin davalı bankadan kullanıdığı ticari kredilerden kaynaklı bildirilen banka alacağının azami had ipoteğinin üzerinde bulunduğu ihtarnameyi takiven yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasına konu borcun 95.000TL ipotek bedeli kadar olan asıl alacak ve ferileriyle birlikte 08/11/2011 tarihinde dosya harici tahsil edilmesiyle ipotek borçlusu davacının ipotek sözleşmesi kredi sözleşmesinde ayrıa şahsi kefaletinin bulunmadığı da dikkate alındığından 95.000TL bedelli ipoteğin azami had ipoteği fekki koşullarının oluştuğu ve davalı bankanın ipoteği kaldırmasının gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş.." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı .... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; görevsizlik kararı veren Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Tapu Sicil Müdürülüğü'ne 10/10/2018 tarihinde yazmış olduğu yazıya istinaden 23/05/2016 tarihinde fek edilmiş olduğu yönünde cevabı yazısının dosyaya girdiğini, 6 yıl önce zaten fek edilmiş bir ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işbu cevabı yazı sonrasında; yerel mahkeme'nin davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesinin gerektiğini, söz konusu yazı dosyaya girdikten sonra; davanın kabul edilerek, müvekkili banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar önceki savunmaları doğru ise de (dava dışı şirketin tüm sorumluluğunu ödememiş olması, bu nedenle de ipoteğin fekkine hak kazanmaması, ipotekli taşınmaz malikinin de ipotek bedeli kadar ödeme yapmamış olması, ödemeyi, şirketin borcuna mahsuben yapması...) ortada bir gerçek olduğunu, davanın, ipoteğin fekki talepli olduğunu ve ipoteğin, 2016 tarihinde fek edildiğini, dava dışı kredi borçlusu ... firmasının borcunu 28/07/2011 tarihinde ...'in ödemek istediğini ve faiz indirimi talep ettiğini, ...'in talebinin Kredi Takip Bölümünce 29/07/2011 tarihinde nakdi kredilerin kapanmasının ardından borçlu firmanın elinde bulunan çek yapraklarının iadesi veya gayri nakdi risk kadar bloke alınması koşulu ile kabul edildiğini, nakde dönmüş/dönmemiş tüm çek bedeli riski giderilmediği taktirde teminattaki ipoteğin fek edilmeyeceğinin bildirildiğini, davacı ipotek malikinin ipoteğin fekkini talep edebilmesi için ipotek bedeli kadar ödeme yapması gerektiğini, dava konusu ipoteğin borçlu firma ile banka arasında imzalanan Genel Kredi Taahhütnamesinden doğmuş veya doğabilecek olan tüm borç ve taahhütlerinin teminatını oluşturmak üzere verildiğini, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ise şirketin takip hesaplarının incelenmediğini, banka kayıtlarından yapılan ödemelerin kim tarafından neye istinaden yapıldığının tespit edilmediğini, davacı tarafından yaptığı ödemelere ilişkin dekontun da mahkeme dosyasına sunulmadığını, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde eksik inceleme ile hüküm kurulmasının mümkün olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.A-Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verildiği, dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği ve karşı görevsizlik kararı verildiği, dosyanın merci tayini için Yargıtay 20. Hukuk Dairesine gönderildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile merci tayini olarak Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğinin belirlendiği, mahkemece davanın esasına girilerek karar verildiği, verilen kararın istinaf edildiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile mahkemenin görevsiz olması, Ticaret Mahkemesinin görevli olması nedeniyle dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine geri gönderildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı direnme hakkının olmaması nedeniyle dosyanın Ticaret Mahkemesine gönderildiği ve Ticaret Mahkemesince istinaf incelemesine tabi kararın verildiği anlaşılmaktadır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre; “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir” (HMK m.1). Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m.114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulur (HMK m.115/1). Görev konusunda yasaya aykırılık, ilk derece mahkemesinde fark edilmese bile, daha sonra istinaf veya temyiz aşamasında da kendiliğinden incelenir (Akkan M. Pekcanıtez Usul Medenî Usul Hukuku, 15.Bası, İstanbul 2017, s. 240). Kural olarak, hukuk yargılama yöntemine ilişkin kazanılmış hak geçerlidir. Ancak bu kural, görev konusunda uygulanmaz. Diğer bir anlatımla, görev konusunda usule ilişkin kazanılmış haktan söz edilemez (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 04.02.1959, 1957/13 Esas, 1959/5 Karar).Bilindiği üzere, HMK’ nın 23 üncü maddesinde yer alan “Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar.”Bu düzenlemeyi, bölge adliye mahkemesince verilen kararlar ile Yargıtayca verilen kararlar olarak ikiye ayırarak incelemek gerekir.Bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar kesin olup ilk derece mahkemesi hâkimini bağlar. Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi hakkındaki kararlar ise kesin olup, davaya daha sonra bakacak mahkemeyi bağlar (Akkan M. Pekcanıtez Usul Medenî Usul Hukuku, 15.Bası, İstanbul 2017, s. 240). Diğer bir anlatımla, Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar, Yargıtay dahil, bölge adliye mahkemesi ve ilk derece mahkemesini bağlar. Ancak, bölge adliye mahkemesince verilen yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar ise sadece ilk derece mahkemesini bağlar. Bölge adliye mahkemelerinin yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlarının Yargıtayı da bağlayacağını benimsemek, yasanın sözüne, özüne ve amacına uygun düşmez. Aksi düşünce, kamu düzenine ilişkin olan görev konusunda, yargı yeri belirleme yetkisini bölge adliye mahkemelerine devretmektir. Böyle bir düşünce, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince verilen kararları yargısal yönden denetleyen ve yüksek mahkeme sıfatındaki Yargıtayın, yargısal denetim görevinin ortadan kaldırılması anlamına gelir. Böyle bir durum aynı zamanda, yasanın amacına açıkça aykırı olacağı gibi, ülkedeki uygulama birliğinin bozulmasına, Yargıtayın bu güne kadar görev konusunda istikrar kazanan içtihatlarının etkisiz duruma getirilmesine/yok sayılmasına neden olur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/7236 Esas, 2022/9388 Karar; 2020/3920 Esas, 2020/448 Karar).Tüm bu açıklamalar ışığında, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bağlayıcı olan kararı doğrultusunda, uyuşmazlığa Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakılması gerekirken, esasen görev hususundaki tespit yönünden "yok" hükmünde kabul edilmesi gereken Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı doğrultusunda uyuşmazlığın Ticaret Mahkemesi tarafından karara bağlanması yerinde olmamıştır. Aksinin kabulü, Yargıtay kararında kesin olarak kabul edilen sonucun, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile geçersizliği sonucunu doğuracaktır ki bu soruya olumlu yanıt vermek hukuk sistemimiz açısından mümkün değildir.Sonuç olarak, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun re'sen sebeple, kamu düzeni gereği kabulü ile dosyanın görevli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesinin gerekmesi nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.B-Ayrıca, yine dosyaya bakıldığında, Yargıtay'ın merci tayini kararından sonra Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/10/2017 tarihli bir numaralı celsesinde davacı vekili, davalı ... yönünden davayı atiye bıraktıklarını ifade etmiştir ve mahkemece ara kararda ...'e tebligat yapılarak yazılı beyanda bulunmadığı takdirde atiye bırakmaya karşı itirazının olmadığını kabul etmiş sayılacağı yönünde ihtarat yapılmasına karar verilmiştir.Dosyada ...'e yapılmış bir tebligata rastlanmamıştır. Davacı için ... başkonsolosluğuna yazılan yazıya verilen cevapta da tebliğin yapıldığına dair net bir belirleme yoktur.Taraf teşkili kamu düzenindendir ve ilgilinin yokluğunda onun hakkında yargılama yapılıp hüküm verilemez. Esasen bu yönden kararın kaldırılması gerekmektedir.Ancak burada, ... hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmekle, bu hususun, yukarıdaki kabule etkisi olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Usulüne uygun olarak, davalı ... hakkındaki davadan vazgeçilmiş ise ve aleyhine bir yükümlülük yüklenmemiş ise tebligatın sonuca etkisi hali hazırda olmayacaktır. Vazgeçme kavramı ise hukuki bir kavram olmayıp, kendisini davanın geri alınması, feragat veya davayı takipsiz bırakmak olarak göstermelidir.Dava, 6100 sayılı yeni HMK döneminde açılmıştır.Burada, davanın geri alınması, davadan feragat ve davayı takipsiz bırakmak kavramlarının kısaca açıklanmasında fayda vardır.Davanın geri alınması ve davadan feragat kavramları farklı kavramlar olup, birbiri ile karıştırılmaması gerekmektedir.1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu dönemde, uygulamada davanın geri alınması kavramı yerine, davayı takipten sarfınazar etmek, davayı takipten vazgeçmek, "davanın atiye bırakılması" tabirleri de kullanılmıştır. Davanın geri alınması, ileride tekrar dava açabilme hakkını saklı tutarak davanın geri alınmasıdır. Burada, davacı talep ettiği haktan (talep sonucundan) feragat etmemektedir. Davadan feragat ise talep edilen haktan, talep sonucundan vazgeçmektir. Davanın geri alınması 6100 sayılı HMK'nun 123 üncü maddesinde, davadan feragat ise 307 nci maddesinde düzenlenmiştir. Davadan feragat davalının rızasına (muvafakatına) bağlı olmadığı halde, davacının davasını geri alabilmesi için davalının rızası şarttır. Davanın geri alınması durumunda dava hiç açılmamış sayılır ve mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilir. Davadan feragat halinde ise davanın reddine karar verilir. Davanın geri alınması durumunda, geri alma anına kadar edinilen izlenime göre, haksız olduğuna kanaat getirilen tarafa vekalet ücreti ve yargılama giderleri yüklenir. Davadan feragat halinde, feragat edilen hak ileride tekrar dava konusu yapılamaz, yapılır ise mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilir. Davanın geri alınması durumunda ise, geri alınan dava ileride tekrar açılabilir. Davacının davasını geri almasına davalı rıza göstermemişse, davaya devam edilmeli ve talep hakkında esastan bir karar verilmelidir. Davacının davasını geri alabilmesi için davalının açık rızasına ihtiyaç vardır. Zimnı muvafakat yeterli değildir. Bu nedenle, davacının davasını geri almasına rıza gösterip göstermediği davalıya sorulmalı, davalı açıkça geri almaya rıza gösterir (muvafakat verirse) ise ona göre işlem yapılmalıdır.Davanın takipsiz bırakılması (davanın müracaata bırakılması), davadan feragat ve davanın geri alınmasından farklı olup, davanın müracaata bırakılması için davalının kabulüne veya rızasına gerek yoktur, müracaata bırakılan dava yenileninceye kadar (üç aylık süre boyunca) dava varlığını korumaktadır.Yukarıda da belirtildiği üzere, uygulamada ve özellikle avukatlar arasında, davanın geri alınması yerine davanın atiye bırakılması tabiri kullanılmakta olup, bu tabirin hukuki açıdan hiçbir hükmü yoktur.Görüldüğü üzere, davadan feragat ile davanın geri alınmasının hukuki sonuçları birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle, yargılama aşamasında davacının hangi tabirleri kullandığına bakılmaksızın, davacının amacının (maksadının) davaya konu haktan (talep sonucundan) vazgeçmek mi olduğu yoksa davasını ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutarak davasını geri almak mı olduğu mahkemece davacıya açıklattırılmalı sonucuna göre bir karar verilmelidir(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2014/37478 Esas, 2016/9244 Karar).Mahkemece, atiye bırakmak kavramı ile ne kastedildiği hususu davacı vekiline açıklattırılmadan bir hukuki sonuca varılması yerinde olmamıştır.Bu hususların yanında, dosyada, davalı ... yönünden usulünce duruşma tutanağına geçirilmiş, "dosyanın işlemden kaldırılması" kararı da mevcut değildir. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilmesinin ön şartı dosyanın işlemden kaldırılmasıdır. Bu hem taraflara yenileme fırsatı tanınması ve hem de üç aylık sürenin hesabının aleniyeti açısından vazgeçilmez bir gerekliliktir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2005/1265 Esas, 2006/4445 Karar; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2013/4024 Esas, 2014/279 Karar). Esasen, davalı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yerinde değildir.Tüm bu hususlar ışığında, görevli mahkemece davacının beyanı açıklattırılarak, atiye bırakmak ile kastettiğinin, davayı takip etmemek suretiyle dosyayı işlemden kaldırmak ise bu husus açıkça tutanağa geçirilerek, bu hususta davalının rızası söz konusu olmadığından, adı geçen davalı yönünden dosyanın işlemden kaldırılması, yasal sürede yenilenmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi (kanunen belirlenen süre geçtiğinde de bu hukuki sonucun kendiliğinden doğacağı da dikkate alınarak), davadan feragat kastediliyor ise, feragatın davaya tek taraflı son veren taraf işlemlerinden olması nedeniyle davalının rızasına tabi olmaması da dikkate alınarak, feragat beyanı HMK gereği tutanağa yazılıp, imzalatılmak sureti ile tutanağa bağlanması, davayı geri almak kastediliyor ise davalıya usulünce tebligat yapılarak davacının davayı geri almasına rızasının olup olmadığının sorulması ve son tahlilde dosyadaki eksik taraf teşkilinin sağlanması ve ayrıca her ne kadar ticaret mahkemesi hüküm duruşmasında davalı ...'e yöneltilen dava kesinleşmiş sayıldığı anlaşıldığından uyap sistemi üzerinden davalı ...'in kaydının silinmesine yönelik ara karar verilmiş ve hüküm diğer davalı yönünden kurulmuş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere davalı ... hakkında usulünce verilmiş bir davanın açılmaması kararının olmaması, verilen bu kararın tebliğinin görülmemesi, usul hukukumuzda, davalının uyap sisteminden silinmesi şeklinde bir yöntem ve usulün yer almaması (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2024/2485 Esas, 2025/881 Karar) hususları da dikkate alınarak, verilecek hükmün de usulünce davalıya tebliğinin sağlanması (adı geçen davalı yönünden dosya tefrik olmaz ise) gerekirken aksi kabullerle hüküm verilmesi hatalı olmakla, taraf teşkili eksikliği yönünden istinaf başvurusunun kamu düzeni bakımından kabulü gerekmiştir.Tüm bu nedenlerle, davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden kabulü gerekmiş, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının görevli mahkemenin tayini ve belirtilen sebep yönünden kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-a-3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden, HMK'nın 360. maddesinin atfı ile HMK'nın 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın görevli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (9. Asliye Hukuk) tevzi edilmek üzere Antalya Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek KABULÜNE, 2-Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın yetkili Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Antalya Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE, 4-Bir karar örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 5-İlk derece mahkemesi kararı yukarıda açıklanan sebeple kaldırıldığından diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 7-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 9-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 10-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...