Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, tefecilik iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, yüksek faizli borç, birden fazla teminat ve haksız icra takibiyle tahsilat iddialarını incelemesi kararı.
Özet: Davacı, eşinin işletmesi adına davalıdan 300.000 TL tefeci borcu alındığını, buna karşılık 845.000 TL değerinde senet ve ipotek tesis edildiğini, ayrıca devredilen bir taşınmaz bedelinin borçtan düşülmeyerek icrai takibe devam edildiğini iddia ederek borçlu olmadığının tespitini ve tazminat talebinde bulunmuştur; davalı ise bu iddiaları reddederek, alacağın müvekkilinin yaptığı elektrik taahhüt işleri, ödediği üçüncü şahıs çekleri ve davacı ile ortaklarının satışından faydalandığı daireden kaynaklandığını, bu alacak karşılığı 300.000 TLlik senet alındığını savunmuştur.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ : 01/07/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ: 19/10/2021DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 01/07/2026İlk derece mahkemesinin dava dosyası istinaf yasa yolu incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, istinaf incelemesi HMK'nın 356. vd. maddelerince duruşmalı olarak yapılan açık yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin eşi olan ... adına kayıtlı "..." isimli bir işletmesi bulunduğunu, bu işletmenin üvey çocuğu dava dışı ... ve gayri resmi ortağı ... tarafından fiilen işletilmekte iken ekonomik olarak zora düşmesi sonrası işletmenin iflas etmemesi için tefe karşılığı davalıdan borç para aldıklarını, bu borç para alma işinin genelde yüksek faiz oranlı olarak çek kırma şeklinde olduğunu, dava dışı ... ve ortağının davalıdan 2017-2019 yılları arasında toplam 300.000,00 TL tefeci olarak borç para aldığını, bu paranın teminatı olmak üzere davalıya önce 300.000,00 TL tutarlı, keşidecisi ... ve ... olan kambiyo senedi verildiğini, davalının aynı borç için yine müvekkilinden 500.000,00 TL bedelli ipotek aldığını, Antalya ili, ... ilçesi, ... köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı üzerine davalı lehine ipotek tesis edildiğini, bahsedilen para alma hususunun tek seferde olmadığını, parça parça alındığını, davalının tefeye verdiği 300.000,00 TL için davacıdan ve ailesinden toplam 845.000,00 TL'lik kambiyo senedi ve ipotek aldığını, davalının önce ipoteği işleme koyduğunu, Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davalının ihaleden borca karşılık bu taşınmazı satın aldığını, rehin açığı belgesi alarak bu sefer Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkilinin tüm mal varlığına haciz koydurduğunu, haricen borca karşılık ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... nolu bağımsız bölümün tapusunun verildiğini, tapuyu üzerine geçirmesine rağmen tapu bedelini borçtan düşmediğini, sanki bahse konu tapu mülkiyetine geçmemiş gibi icrai işlemlerine devam ettiğini, icra dosyasında haczedilen ... ada, ... parsel, ... no.lu bağımsız bölümün ihale ile borca mahsuben satın aldığını, ayrıca ... ve ...'dan alınan bononun Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, dava konusu takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin, Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, ... E. ile ... E. sayılı dosyalarda tahsil edilen 395.369,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına iadesine, ayrıca davalının haksız ve kötüniyetli takipleri nedeniyle uğradığı zararın tazmini için şimdilik 5.000,00 TL belirsiz alacağın yasal faizi ile birlikte tahsiline ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.ASIL DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacının beyan ve iddialarını kabul etmemekle birlikte istirdat davası yönünden husumet itirazında bulunduklarını ve yine arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davacının iddia ettiğinin aksine dava dışı ... ve ...'nın işletmiş olduğu ... isimli işletmenin malzemeli olarak tüm elektrik tesisat işlerini müvekkilinin yaptığını, bu işlemlerin birden fazla kez olarak her tadilat işleminde müvekkili tarafından yapıldığını, bu işlerin bedelinin önce bir kısım nakit olarak ödendiğini, kalanını çek ile ödeme yaptıklarını, ancak davacı ... ve dava dışı ortağı ...'nın işlerinin kötüye gitmesi ile birlikte çeklerin ödenemeyeceğini müvekkiline söylediklerini, iş bu çekleri cirolayarak kullanan müvekkilinin ise çek bedellerini ciroladığı kişilere ödemesini yaparak çekleri topladığını, ayrıca müvekkilinin elektrik taahhüt işi karşılığı almış olduğu bir daireyi de davacı ve dava dışı ortağı olan ...'nın getirdiği ... adlı kişiye de iş almış olduğu müteahhit üzerinden satışını da yaptığını, bu satış karşılığı ise parayı vekil edenin değil davacı ve dava dışı ortağı ...'nın aldığını, müvekkili tarafından piyasadan toplanan ve dava dışı olan ortaklara geri verilen çek bedelleri ve satışı yapılan daire karşılığında 300.000,00 TL bedelli davacı ... ve dava dışı ortağı ...'dan senet aldığını, her ne kadar dava dilekçesinde ilişkinin tefecilik ilişkisi olduğu iddia edilse de dava dilekçesinin aksine taraflar arasındaki olayların bu şekilde gerçekleştiğini, ... ve ...'ya verilen ve dava dışı ortaklar tarafından satılarak nakte çevrilen daireden dava dilekçesinde bahsedilmediğini ve 300.000,00 TL'nin tamamının vekil edenden nakit olarak alındığının iddia edildiğini, oysa dava dilekçesinin aksine gerek 06/03/2020 tarihli Antalya 33. ASCM'de ... tarafından verilen ifade ve gerekse ...'nın soruşturma evresinde verdiği ifadede daireden bahsedildiğini, bu ifadeleri ile dava dilekçesindeki iddiaların çürütüldüğünü, parayı ödemeyen dava dışı ortakların müvekkilini kafeyi devir ya da ortak olması hususunda ikna etmeye çalıştıklarını, bu teklifin kabul edilmediğini, dava dışı ...'ın amcası olan davacı ....ile birlikte gelerek ...'ya ait Antalya ili ... ilçesi ... mah. ... ada ... parselde bulunan arsayı satarak borçlarını ödeyeceklerini ancak arsanın üzerinde SSK ve Maliye'nin yüklü miktarda alacağı olduğunu bu sebeple arsayı satamadıklarını söylediklerini, davalının parasını kurtarmak için 500.000,00 TL'yi parça parça olarak verdiğini, bu şekilde ...'ın müvekkiline 2. kez hata ve hileye düşürerek para aldığını, verilen paraya karşılık ise Antalya ili ... ilçesi ... köyü ... ada ... parselde bulunan taşınmaz payı üzerine 500,000,00 TL bedelli ipotek konulduğunu, ancak davacı ve dava dışı ...'ın arsayı satmayarak müvekkilini mağdur ettiklerini, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre arsa üzerindeki kamu hacizlerinin ödemesinin yapılmadığını, çıkış yolu bulamayan davalının ipotek üzerinden icra takibi başlattığını, Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takip sonucu taşınmazın satıldığını, taşınmaz satışından alacağı karşılanmayan davalıya rehin açığı belgesi verildiğini, bu belge ile Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, bu takipte haciz konulan Antalya ili ... ilçesi ... mah. ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölüm üzerine haciz konulduğunu ve satışının yapıldığını, ancak bu taşımaz üzerinde birinci derecede ipotek olması nedeniyle bir miktarının bu alacağa ödendiğini, yine bir miktar tahsil harcı verilmek zorunda kalındığını, davacının menfi tespit iddiası dayanağı Antalya ili ... ilçesi ... mah. ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün tapusunun iş bu icra dosyasına mahsuben 300.000,00 TL bedel ile davalıya devri yapıldığı iddiasının ise gerçeğe aykırı olduğunu, zira taşınmazın bedel karşılığı satın alındığını, davacının bu beyanının soyut iddiadan ibaret olduğunu, yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, davacının kendisine yapılan icra takiplerine itiraz etmediğini, aradan uzunca bir süre geçtikten sonra bu davayı açtığını ve müvekkili hakkında tefecilik suçlamasıyla şikayetçi olunduğunu, davanın ayrıca belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını belirterek, reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, müvekkilinin annesi ... adına kayıtlı ... isimli bir işletme bulunduğu, bu işletmenin müvekkili ve gayri resmi ortağı ... tarafından fiilen işletildiğini, ekonomik olarak zora düşmesi sonrası bahse konu işletmenin iflas etmemesi için tefe karşılığı davalıdan müvekkili ve ortağının borç para aldıklarını, bu para alma işinin genelde yüksek faiz oranı olarak çek kırma şeklinde olduğunu, müvekkili ve ...'nın davalıdan aldıkları tefe parasına müvekkilinin babası dava dışı ...'nın garantör olduğunu, müvekkili ve ortağının dava dışı ...'nın davalıdan 2017-2019 tarihleri arasında yaklaşık 300.000,00 TL tefeye borç para alındığını, bu paraya teminat olmak üzere davalının önce 300.000,00 TL tutarlı keşidecisi ... ve ... olan kambiyo senedi aldığını, davalının aynı borç için yine müvekkilinin üvey babasından 500.000,00 TL bedelli ipotek aldığını, müvekkilinin babası adına kayıtlı olan Antalya ili ... ilçesi ... köyü ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazı üzerine davalı lehine 24/04/2018 tarihinde 500.000,00 TL tutarlı ipotek tesis edildiğini, bahsedilen para alma hususunun tek seferde olmadığını, parça parça çek kırma veya nakit alma şeklinde olduğunu, dava dışı ... ve gayri resmi ortağının her para alma işleminde veya sonrasında davalıya çek verdiklerini ya borç senedi veya ipotek verdiklerini, davalının tefeye verdiği 300.000,00 TL için müvekkilinden ve ailesinden yaklaşık toplam 845.000,00 TL'lik kambiyo senedi ve ipotek aldığını, müvekkilinin ve ailesinin ...'a borcunun sadece 300.000,00 TL olduğunu, neticeten müvekkilinin Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Birleşen dava öncelikle asıl dava davalısına yöneltilmiş, anılan davalı, asıl davadaki cevaplarına benzer itirazlarda ve beyanlarda bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, dava devam ederken icra dosyası davalı ...'ya temlik edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince, davaların birleştirilmesine karar verilmiş ve yapılan yargılama sonunda asıl dava yönünden özetle; "...Toplanan deliller ve tüm dosya mündericatına göre, davacının borca mahsuben ve haricen Kepez ... Mahallesi ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün tapusunun davalıya verildiği ancak bunun borçtan düşülmediği, yine aynı borç için birleşen davaya konu kambiyo senedinin düzenlendiği ve Antalya 15.İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasına konu ipoteğin aynı borç için verildiği sonuç olarak 300.000,00 TL lik asıl borcun fazlasıyla ödendiği yönündeki iddiasının kesin delil ile ispat edilemediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olması nedeniyle davalıya yemin teklif etme haklarının hatırlatıldığı halde bu haklarını kullanmadıkları anlaşılmakla" şeklindeki gerekçe ile; birleşen dava bakımından da özetle; "...Birleşen davaya konu takip dosyası yargılama sırasında ... tarafından temlik alınmakla, davacının HMK 125.madde uyarınca seçimlik hakkını bu kişi hakkında davaya devam etmek yönünde kullanılması üzerine bu kişi davalı sıfatıyla yargılamaya dahil edilmiştir. Birleşen davaya konu Antalya 13.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasının kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan icra takibi olduğu, davacının aynı borç için asıl dosya davalısı aleyhine başlatılan Antalya 10. İcra Müdürlüğü ... ve Antalya 15.İcra Müdürlüğü ... E sayılı takip dosyalarından yapılan tahsilatlar ve yine Kepez ... Mahallesi ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün tapusunun haricen davalıya verilmiş olması nedeniyle borcun fazlasıyla ödendiği davalıya borçlu bulunmadığının tespitini istediği, davalının haricen verilen taşınmaz bedelini takip alacağından düşmediğini iddia ettiği, bu davanın da takibin kambiyo senedine dayalı olarak başlatılması nedeniyle HMK 200 vd.maddeleri uyarınca kesin delil ile ispat edilmesi gerektiği, ancak davacının idialarının kesin delil ile ispat edilemediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olması nedeniyle davalıya yemin teklif etme haklarının hatırlatıldığı halde bu haklarını kullanmadıkları anlaşılmakla" şeklindeki gerekçe ile davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, asıl davada ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAİREMİZİN 18/02/2025 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI İLAMI İLE:"...İlk derece mahkemesince, ceza yargılamasındaki beyanların ve mahkemenin maddi vakıa tespitinin hukuk yargılamasına etki edeceği muhakkak olmasına rağmen, ceza yargılamasının sonucunun beklenmemesinin hukuka aykırı olduğu, ceza yargılaması sonunda sanık ...'ın, 2 yıl 1 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafi tarafından hükmün istinaf kanun yoluna götürüldüğü, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak oy birliği ile karar verildiği, bu haliyle kararın 28/12/2022 tarihi itibariyle kesinleştiği, birleşen dava konusu Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine konu 300.000,00 TL miktarlı bononun tefecilik sonucu verildiğinin ispat edilemediği, davacının dava dilekçesinde ve ceza davasındaki beyanında, ...'dan toplamda 300.000,00 TL aldıklarını ve bu miktarda senedi verdiklerini ikrar ettiği, senet bedeli, borç alınan bedel ile aynı olduğundan ve senedin tefecilik suçu gereği verildiği ispatlanamadığından senedin hükümsüzlüğünden söz edilemeyecek olsa da davacının, "Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davalının ihaleden borca karşılık bu taşınmazı satın aldığını, rehin açığı belgesi alarak bu sefer Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden tüm mal varlığına haciz koydurduğunu, haricen borca karşılık Kepez ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... no.lu bağımsız bölümün tapusunun verildiğini, bu bedeli 300.000,00 TL olarak kabul eden davalının tapuyu üzerine geçirmesine rağmen tapu bedelini borçtan düşmediğini, sanki bahse konu tapu mülkiyetine geçmemiş gibi icrai işlemlerine devam ettiğini" ileri sürdüğü, ceza mahkemesindeki yargılamada, mahkemece, sanık ...'ın bilahare katılanlar ile görüşerek bakiye borçlarını ödemeleri için mülkiyeti yine katılan ...'ye ait olan Antalya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunu da kendi üzerine tescil ettirdiği hususunun maddi vakıa olarak kabul edildiği, rehin açığı belgesindeki borcun da, ceza mahkemesinin gerekçeli kararında bildirilen bakiye borç olduğunun ve bu bakiye borcun ödenmesi amacıyla Antalya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunun ...'a verildiğinin kabulü ile, davacının Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, bononun bedeli ve ayrıca ipotek sözleşmesinin de geçersiz olduğu düşünülerek, ödeme maksatlı, Antalya ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunun devrinin bono borcuna ait olduğunun kabulü ile, bonodan dolayı bir borcunun olmadığı, davacının, birleşen dava yönünden istinaf sebepleri yerinde görüldüğü, asıl dava yönünden de; ipoteğin, tefecilik amaçlı tesis edildiği, tefecilik suçuna vücut verdiği, tefecilik saiki ile hareket edildiği ceza yargılamasındaki maddi kabul gereği olduğundan, bu ipoteğin geçersiz olduğu, mahkemece, öncelikle, maddi vakıanın tespiti yönünden ceza yargılamasının sonucu beklenip, anlatılan hususlar dikkate alınarak, asıl davanın da kısmen kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken reddi yönünde karar verilmesinin yerinde görülmediği, davacının, davalının haksız ve kötüniyetli icra takipleri nedeniyle, kötüniyet tazminatı talebi ile birlikte uğradığı zararlardan ötürü, fazlaya ilişkin hakları saklı kalma üzere, 5.000,00 TL tazminat talebinde bulunduğu, ancak dosyada bu talebine ilişkin bir delil bulunmadığı, asıl ve birleşen davada menfi tespit talebi yönünden davalının takibi başlatmakta kötüniyetli olması nedeniyle kötüniyet tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, davacının, Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacıdan, Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında tahsil edilen 278.000,00 TL ve Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından tahsil edilen 117.369,00 TL olmak üzere toplamda 395.369,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının, davalının haksız ve kötüniyetli icra takipleri nedeniyle uğradığı zararların tazmini talebinin reddine, davacının kötüniyet tazminatının kabulü ile, menfi tespite konu olan hükmolunan alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 83.800,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulüne, davacının, Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatının kabulü ile, takipteki asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 60.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar veriltir. İLERİ SÜRÜLEN TEMYİZ SEBEPLERİ: Karara karşı, asıl davada davalı vekili ve birleşen davada davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 05/03/2026 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI İLAMI İLE:"...Birleşen davada davacı 309.055,48 TL bakımından borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olup davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz edilen meblağ Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davada davacı, davalının Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, takip sonucunda taşınmazının 117.369,00 TL bedelle davalı tarafından ihaleden satın alındığını, davalının takip sonucunda rehin açığı belgesi alarak Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, bu takip sonucunda da başka bir taşınmazının davalı tarafından ihaleden 278.000,00 TL bedel ile satın alındığını belirterek her iki takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine, ... Esas ile ... Esas sayılı dosyalarda tahsil edilen 395.369,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak kendisine iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece icra dosyalarında tahsil edilen 395.369,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ise de, asıl davada davalı cevap ve temyiz dilekçesinde ... Esas sayılı icra dosyasında Maliye Hazinesi'ne 42.074,09 TL, 2019/470 Esas sayılı icra dosyasında ... Bankası lehine ipotek bulunması nedeniyle 71.400,00 TL ödeme yaptığını ileri sürmektedir. O halde Mahkemece davalının icra dosyalarına yaptığı ödemeler değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususta inceleme yapılmaksızın karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle asıl dava yönünden verilen hüküm bozulmuştur.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraflara tebliğ edilmiş olup; hazır olan tarafların beyanı alındıktan sonra usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Asıl dava, menfi tespit ve istirdat, birleşen dava menfi tespit istemine ilişkindir.Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Antalya 10. İcra Müdürlüğü'ne ve Antalya 15. İcra Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.Sonuç olarak birleşen dava Yargıtay bozma ilamı dışında bırakılarak kesinleştiğinden birleşen dava hakkında yeniden hüküm kurulmamıştır.Asıl dava yönünden ise; davalı ...'ın, Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine konu 300.000,00 TL miktarlı borca yani aynı borca ilişkin, 500.000,00 TL bedelli olarak, Antalya ili ... İlçesi ... köyü ... ada ... parsel kayıtlı taşınmazı üzerine lehine ipotek aldığı, bu hususun da tefecilik suçunu oluşturduğu ceza yargılamasındaki maddi kabul gereğidir. Ceza mahkemesi bu konuda gerekçesinde; ".. sanığın ise bu kez katılan ...'ye önceki borçlarının normalde 300.000 TL olması gerektiği halde borçlarının 500.000 TL olduğunu bildirdiği, katılanın, ekonomik olarak neredeyse gabin durumunda olduğu için katılan ...'nin amcası katılan ....ait Antalya ili ... İlçesi ... Köyü ... Ada ... parselde bulunan taşınmazı sanık lehine evvelki borçları karşılığı ipotek tesis ettikleri.." ifadesini kullanmıştır. Esasen var olan bir borç için ipotek verilmesi mümkün gözükse de, somut olayda, alınan ipoteğin, tefecilik amaçlı olduğu, tefecilik suçuna vücut verdiği, tefecilik saiki ile hareket edildiği ceza yargılamasındaki maddi kabul gereği olduğundan, bu ipotek geçersizdir.Buna göre; asıl davada menfi tespit talebinin kabulüne, istirdat yönünden ise davalının davacıya ait Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından davacı lehine Maliye'ye 42.074,09 TL ödediği, Antalya 10. İcra Müdürülüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ise yine davacı lehine ... Bankası'na 71.400 TL ödediği anlaşılmakla, davacının istirdat edebileceği tutardan bu tutarların da düşülerek istirdat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.Ayrıca, davacı, davalının haksız ve kötü niyetli icra takipleri nedeniyle, kötü niyet tazminatı talebi ile birlikte uğradığı zararlardan ötürü, fazlaya ilişkin hakları saklı kalma üzere, 5.000,00 TL tazminat talebinde bulunmuştur ancak dosyada bu talebine ilişkin bir delil mevcut olmamakla, bu talebinin reddi gerekmiştir.Davacının kötü niyet tazminatı taleplerine bakıldığında ise; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; 2004 sayılı Kanun’un 67. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan kanun hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen; ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, 2004 sayılı Kanun’un 67. maddesi anlamında "haksız ise de "kötü niyetli" olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/06/2019 tarihli ve ... Esas, ... Karar, 01/03/2017 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle 2004 sayılı Kanun'un 67. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı (borçlu)’nun üzerindedir.(Benzer açıklamalar; KURU,Baki/ARSLAN,Ramazan/YILMAZ,Ejder., İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2006, s. 76).İstinaf incelemesine konu dava dosyasında da, asıl dava yönünden, alınan ipoteğin, tefecilik amaçlı olduğu, tefecilik suçuna vücut verdiği ceza yargılamasındaki maddi kabul gereği olduğundan, bu ipotek geçersiz kabul edildiğinden, davalının haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi gereğince istirdat davasında kötü niyet tazminatı talep edilmesi söz konusu değildir. Davacının, istirdat talebine konu kısım bakımından, kötü niyet tazminatı talebi yerinde olmamakla, menfi tespit bölümü yönünden (kendiliğinden istirdat davasına dönüşme söz konusu olmayıp, baştan itibaren alacak talebi olduğundan, bknz; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı) kötü niyet tazminatına hükmetmek gerekmiştir.Sonuç olarak, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen dava kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-ASIL DAVA BAKIMINDAN;Davanın KISMEN KABULÜ İLE;a- Davacının Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası bakımından davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,b-Davacının istirdat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; davacıdan Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında tahsil edilen 235.925,91 TL ve Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından tahsil edilen 45.969,00 TL olmak üzere toplamda 281.894,91 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,c-Davacının kötü niyet tazminat talebinin KABULÜ İLE, menfi tespite konu olan hükmolunan alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 83.800,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,d-Davacının, davalının haksız ve kötü niyetli icra takipleri nedeniyle uğradığı zararların tazmini talebinin REDDİNE,2-Birleşen dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,3-Asıl dava bakımından; a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 47.878,13 TL harçtan peşin olarak yatırılan 13.992,78 TL harcın mahsubuyla bakiye 33.885,35 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, b-Dairemizin tarafından yazılan 18/07/2025 tarih ve ... Esas - ... Karar, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin Dairemizce İPTALİNE, c-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ile 13.992,78 TL peşin harç toplamı 14.037,18 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,d-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yapılan davetiye gideri, posta masrafından oluşan toplam 194,10 TL yargılama giderinin, kabul ret oranına göre hesaplanan 166,03 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye masrafın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,e-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, f-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 111.134,24 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, h-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 4-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 64,60 TL posta masrafı, 44,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 270,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmakla birlikte Dairemiz kararının Yargıtayca bozulması üzerine duruşma açıldığından ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı uyarınca vekalet ücreti verilmesine YER OLMADIĞINA,d-Temyiz başvurusunda bulunan asıl davada davalı tarafından yapılan 6.067,40 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 490,00 TL tebligat - posta masrafı olmak üzere toplam 6.557,40 TL yargılama giderinin asıl davada davacıdan alınarak asıl davada davalıya VERİLMESİNE, e-Birleşen davada davalının temyiz incelemesi için yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 Sayılı HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşmalı olarak oybirliği ile HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi ....