Kasten öldürmeye teşebbüs ve suça yardım etme suçlarından bozma sonrası kurulan mahkumiyet kararlarının Yargıtay 1. Ceza Dairesince temyiz incelemesi sonucu onanması.
Özet: Yargıtay, daha önceki bozma kararı sonrası bölge adliye mahkemesince kasten öldürmeye teşebbüs ve bu suça yardım etme suçlarından sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerini, sanıkların hayati bölgeleri hedef alarak birden fazla kez ateş etmesi ve diğer sanıkların suçu kolaylaştırıcı eylemleriyle ortaya çıkan kasıtlı eylemlerinde suç vasfının doğru tespit edildiğini, meşru savunma, haksız tahrik gibi hukuka uygunluk nedenlerinin oluşmadığını, ceza miktarlarının yasal sınırlar içinde olduğunu ve takdiri indirimlerin yerinde kullanıldığını belirterek, sanık ve katılan vekillerinin tüm temyiz başvurularını reddederek onamıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/3189 E., 2025/3112 K.SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs ve bu suça yardım etme HÜKÜMLER : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanmasıSanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.Sanık ... ve sanık ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2021/481 Esas, 2022/517 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin istinaf başvuruları üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin katılan vekili ve sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 24.04.2025 tarihli ve 2023/8468 Esas, 2025/3290 Karar sayılı kararı ile tüm sanıklar için teşebbüsün derecesi yönünden bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 14.10.2025 tarihli ve 2025/3189 Esas, 2025/3112 Karar sayılı kararı ile ; 1.Sanık ... hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 62, 53. maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,2.Sanık ... hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etmeden, 5237 sayılı Kanun’un 81/1, 35/2, 39/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,3.Sanık ... hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etmeden, 5237 sayılı Kanun’un 81/1, 35/2, 39/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,Karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ1.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suç vasfının hatalı olarak belirlendiğine, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulanmasına, somut olayda hukuka uygunluk nedenlerinin oluştuğuna, kasten yaralama suçundan haksız tahrik hükümleri uygulanarak ceza tayin edilmesine ilişkindir.2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın atılı suçu işlemediğinden bahisle beraatine karar verilmesi, kasten yaralama suçundan hüküm kurulması ve ceza miktarına ilişkindir.3.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın atılı suçu işlemediğinden bahisle beraatine karar verilmesi gerektiğine ve lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkindir.4.Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanıkların müşterek fail olarak cezalandırılmasına ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, sanık ...'in kasten katılanın hayati bölgelerini hedef alarak birden fazla kez ateş ettiği, katılanın hayati tehlike geçirecek yüzde sabit ize, kemik kırığına ve organ kaybına neden olacak şekilde yaralandığı, diğer sanıklar ... ve ...'nin olay sırasında sanık ...'in yanında bulunmak suretiyle suçun işlenmesini kolaylaştırdıkları anlaşılan olayda, sanıklar hakkında belirlenen suç vasfında ve sanıkların suça iştirak derecelerinde isabetsizlik bulunmadığı, somut olayda meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması ile diğer hukuka uygunluk nedenlerinin yasal şartlarının oluşmadığı, katılandan sanıklara yönelen haksız hareket bulunmadığından haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanıkların kasten hareket ettiklerinin anlaşıldığı, takdiri indirim hükümlerinin takdir yetkisi kapsamında uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, sonuç ceza miktarları itibariyle diğer lehe hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire ve Yargıtay bozma ilamının içeriğine göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek isabetli olarak belirlendiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 14.10.2025 tarihli ve 2025/3189 Esas, 2025/3112 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiileri ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanıklar ... ve ... yönünden oy birliğiyle; sanık ... yönünden ise oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Burdur Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OYSanıklardan ... ile tanıklardan ... arasında araç alım-satımı nedeniyle niza olduğu, suç tarihinde iki grubun olay yerinde bu anlaşmazlığı konuşmak için buluşmaya karar verdikleri, buluşma noktasına gelene kadar aracı ...'in kullandığı, buluşma noktasına varınca karşı tarafın kalabalık olduğunu görmeleri üzerine aracın şoför koltuğuna ...'nın geçtiği ...'in ise aracın sağ ön yolcu koltuğuna oturduğu, aracın içerisinde ... ve ...'nun da bulunduğu karşı grubun kalabalık olduğunu görmeleri üzerine araçla katılanın da bulunduğu diğer grubun yanından geçerken ...'in av tüfeği ile katılana doğru ateş ettiği, ...'nun da kuru sıkı tabanca ile bir kaç el ateş ettiği, sanıkların içinde bulunduğu aracın durmaksızın yoluna devam ettiği, olay yerinde üç adet av fişeği kartuşunun ele geçirildiği, ...'in tüfeğinden çıkan fişekler neticesinde yaralandığı olayda, sanık ...’in diğer sanıkların fiiline yardım niteliğinde bir katkısı olmadığı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup, TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK’nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.Şerikliğin bir şekli de yardım etmedir. Bir suçun işlenişine yardım niteliğindeki fiillerle katılanlar, bu iştirakleri nedeniyle yardım eden olarak sorumlu tutulacaklardır. Yardım eden, hareketleriyle failin suç tipini gerçekleştirmesini teşvik etmekte ve kolaylaştırmaktadır. Faillik ve azmettirme olarak nitelendirilmeyen her türlü katkı, yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Yardım etme, yardım edenin suç tipinin icrası üzerinde bizzat hâkimiyet kurmaması yönüyle faillikten ayrılmaktadır. Bu şeriklik türünün ilk şartını, yardım niteliğindeki hareketlerin gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinin gerçekleştirilmesini mümkün kılan, kolaylaştıran, yoğunlaştıran veya garantileyen fiiller yardım niteliğindeki katkıyı belirtir.Kanun koyucu yardım şekillerini, TCK’nın 39. maddesinin 2. fıkrasında göstermiştir. Bir suçun işlenişine gerçekleştirilebilecek maddi yardımlar; “suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak” ve “suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak”tan ibarettir. Manevi yardım şekilleri ise; “suç işlemeye teşvik etmek” ve “suç işleme kararını kuvvetlendirmek”, “fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek” ve “suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek”ten oluşmaktadır. Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, yardımın maddi şeklini oluşturmaktadır. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak niteliği itibarıyla müşterek failliği oluşturmayan her türlü katkı bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir suçun işlenişine, yukarıda ifade edilen nitelikteki farklı şekillerde yardım mahiyetindeki hareketlerle katılmak mümkündür. Asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir şekilde işlenen ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı yardım edenin sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir.Yardımda bulunmanın kasten gerçekleştirilmesi yardım eden olarak bir suça katılımın diğer şartını oluşturmaktadır. Yani kişinin suçun işlenişine yardım eden olarak katılmaktan dolayı cezalandırılabilmesi kasten hareket etmesine bağlıdır. Sorumluluğun doğumu bakımından, şerikliğin diğer türü olan azmettirmedeki gibi olası kast yeterlidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 145 - 116 sayılı kararında belirtildiği üzere; bir suçta iştirakin varlığını kabul edebilmek için iştirak iradesi, birden fazla suça katılan tarafından yapılan birden fazla hareketin bulunması, suçun icra hareketlerine başlanmış olması ve illiyet bağının varlığı gereklidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bağdır. İştirak iradesinin varlığı için belli bir suçun gerçekleştirileceğinin bilinmesi ve istenmesinin yanında, suça katılanın da kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesinin de olması gerekir. İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez.Bu nedenle yardım eden konumundaki şerik, asıl fail tarafından işlenen fiile TCK’nın 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağladığı açık olan bir söylemi veya eylemi bulunması hâlinde cezalandırılabilecektir. Ancak şeriğin en geç asıl failin suçu işlediği (ve bu andan sonrasına ilişkin vaadi de dâhil olmak üzere) ana kadar sergileyebileceği“katkı” mahiyetindeki bu davranışların; TCK’nın 40. maddesi uyarınca asıl failin eylemi ile bağlantısının kurulabilmesi ve cezalandırılabilmesi için “nedensellik bağı”nın bulunması gerekmektedir. Asıl failin eylemine nedensellik içeren katkıyla kastedilen; şeriğin asıl failin suça konu eylemine yaptığı katkı nedeniyle, suçun asıl fail tarafından aynı şekilde, aynı sürede, daha kolay, zahmetsiz veya akim kalmayacağı garantisiyle daha rahat işlenebilmesi sonucunun doğması; şeriğin iştirake konu davranışı olmasaydı da netice aynı şekilde ve aynı zamanda, aynı şartlarda gerçekleşemezdi denilebilmesi; başka bir anlatımla yardım eden şeriğin eyleminin asıl failin eylemine doğrudan veya dolaylı bir şekilde fayda sağlamasıdır. Ayrıca, yardım eden konumundaki şeriğin iştirake konu olan eyleminin, kendisinden kaynaklı icrai veya ihmali bir hareket olması, ayrıca bu hareketi asıl failin suça konu eylemine katkı oluşturduğunu bilerek gerçekleştirmesi (iştirak iradesi) de gerekir. Dolayısıyla kişinin, failin bir suç işleyeceğini bilmesi ve olay anında yanında bulunması, iştirak iradesine katıldığı anlamına gelmez.Bu bağlamda, her ne kadar sanık ... yardım eden olarak sorumlu tutulmuş ise de, sanık ...’in ani bir kastla yanında bulunan silahla işlediği suç yönünden, sanık ...’in araçta av tüfeği olduğunu bilmesi, aynı araçta bulunması, silahlı eylemlerini gerçekleştirdiği sırada sanık ...'e engel olmaması ve olaydan sonra diğer sanıklar ile olay yerinden kaçmasının işlenen suçlara teşvik ve kolaylaştırma bakımından bir katkı sağlamadığı ve sanık ...’in diğer sanıkların fiiline TCK’nın 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağlayan bir söylemi veya eylemine dair delil bulunmadığı kanaatiyle sanık ...’in sanıkların işlediği suça yardım eden sıfatıyla katıldığına karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.