Danıştayda, 5901 sayılı Kanunun 40. maddesi uyarınca istisnai Türk vatandaşlığının Cumhurbaşkanı kararıyla geri alınması ve bu maddenin anayasaya aykırılığı iddiaları inceleniyor.
Özet: Suriye uyruklu davacılar, çatışmadan kaçıp 2017de istisnai yolla kazandıkları Türk vatandaşlıklarının Cumhurbaşkanlığı kararıyla 5901 sayılı Kanunun 40. maddesine dayanarak geri alınmasını, bu işlemin hukuki dayanaktan yoksun, aile ve özel hayata saygı hakkını ihlal edici olduğunu, Kanunun 40. maddesinin ise öngörülemezlik ve idareye keyfi yetki vermesi nedeniyle Anayasaya aykırı olduğunu iddia ederek iptalini isterken, davalı Cumhurbaşkanlığı vatandaşlık uygulamasının devletin egemenlik hakkı ve mutlak yetkisi dahilinde hukuka uygun olduğunu savunmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : 2022/4584Karar No : 2025/5776 DAVACILAR : 1-... 2- ..., ..., ..., ...'e velayeten... ve ...VEKİLİ : Av. ...DAVALILAR : 1- ... / ... VEKİLİ: Huk. ve Mev. Gen. Müd. V. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ: Huk. Müş. ...DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından; 1) ...'ın 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca istisnai olarak kazandığı Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 03/06/2022 tarih ve 5657 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendisine yönelik kısmı ve 2) 5901 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca ebeveynlerine bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan diğer davacıların, ebeveynleri hakkındaki 03/06/2022 tarih ve 5657 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı nedeniyle nüfus kayıtlarının silinmesine dair Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali ile 3) 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 40. maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.DAVACININ İDDİALARI : Davacılar tarafından, Halep'teki kargaşa halinden dolayı 2015 yılında kaçarak Türkiye'ye sığındıkları, geçici koruma statüsü alarak Türkiye'de yaşamaya devam ettikleri ve 2017 yılında Türk vatandaşlığını istisnai yoldan kazandıkları, ancak 5 yıl sonra taraflarına herhangi bir şekilde tebliğ edilmeyen dava konusu işlemler ile Türk vatandaşlıklarının geri alındığı, geri alma işleminin tesisinin dayanağı kanuni düzenlemede hüküm altına alınan hukuki şartların oluşmaması ya da mükerrer işlem tesis edilmesi şartlarının her ikisinin de somut olayda gerçekleşmediği, dava konusu işlemler ile birlikte haklarında sınır dışı ve idari gözetim kararları alınması riskinin bulunduğu, aile ve özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken bu durumun, aile bütünlüğünün tamamen idari merciler tarafından dava konusu işlemler ile bozulması nedeniyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesine de aykırılık teşkil ettiği, dava konusu işlemlerin dayanağı olan Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 40. maddesinin hukuki öngörülebilirliğe aykırı olması ve idarece bir süreye bağlı olmadan her an vatandaşlığın geri alınması imkanını sağlaması nedeniyle evrensel hukuk ilkelerine ve Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.DAVALILARIN SAVUNMALARI :Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, vatandaşlığın; Devletin egemenlik hakkını kullanarak, şartlarını ve hükümlerini tek taraflı olarak tespit ettiği bir hukuki statüyü şahsında gerçekleştiren kişi ile arasında kurduğu hukuki bağı ifade ettiği, hükümranlık yetkisi ise Devletin, ülke sınırları içerisinde dilediği düzenlemeyi oluşturması, uygulaması ya da kaldırması anlamına gelirken, vatandaşlık hukuku yönünden devletlerin kendi vatandaşlarını belirleme, vatandaşlığın kazanılması ile kaybedilmesi konularında münhasıran ve mahfuz olan yetkisini ifade ettiği, Anayasa'nın 66. maddesinin, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 5., 9., 12. ve 40. maddelerinin Türk vatandaşlığının kazanılmasına veya kaybedilmesine yönelik hükümler içerdiği, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 66. maddesinin de bu hususlara yönelik düzenleme içerdiği, dava konusu olayda, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca istisnai olarak Türk vatandaşlığı kazanan davacının Türk vatandaşlığının dava konusu işlem ile Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alındığı, anılan mevzuat hükümleri doğrultusunda, Türk vatandaşlığının; ancak kanunda aranan şartların taşınması suretiyle kazanılabilmesi, vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin Devletin egemenlik hakkının sonucu olması, vatandaşlığın belirlenmesinde Devletin mutlak yetkisinin bulunması nedeniyle davacılar hakkında yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...DÜŞÜNCESİ : Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddi bulunmadığına, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI : ...DÜŞÜNCESİ : Dava; Suriye uyruklu davacılar tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 03/06/2022 tarihli, 2022/5657 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının kendilerine ilişkin kısmının iptali ile 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 40. maddesinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istemiyle açılmıştır.5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi, hukuki şartlar oluşmadan, başka bir ifadeyle Türk Vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin şartlar oluşmadan kazanılması ya da mükerrer şekilde verilmesi hallerinde geri alınmasını idare hukuku ilkelerine uygun şekilde sayma suretiyle düzenlemekte, hukuki güvenlik, belirlilik ve istikrar ilkeleriyle çelişen yönü görülmediğinden anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmamıştır.Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeyen 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde: "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." kuralı bulunmaktadır.Aynı Kanunun "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde de: "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." kuralı yer almaktadır.5901 sayılı Kanunun 46. maddesine dayanılarak çıkarılan 06/04/2010 tarihli, 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 35. maddesinin 2. fıkrasında: "Kanunun 11 inci, 12 nci, 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre yabancının Türk vatandaşlığını kazanmasında millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığının tespiti için Millî İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığından ve Emniyet Genel Müdürlüğünden arşiv araştırması istenir." kurala bağlanmıştır.Yönetmeliğin "Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi" başlıklı 72. maddesinin 5. fıkrasında da: "(5) İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." kuralına yer verilmiştir. "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde: "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kurala bağlanmıştır.Hukuki şartlar oluşmadan ya da mükerrer olarak verildiği anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geri alınabileceği; Türk vatandaşlığına alınmadan öncesine ilişkin olarak, geri alınmasını gerektirecek mevzuatta gösterilen nedenlerin varlığının yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması ile mümkündür.Dosyanın incelenmesinden, davacı ve ailesinin 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi uyarınca Bakanlar Kurulu'nun 29/05/2017 tarihli, 2017/10366 sayılı kararı ile Türk Vatandaşlığını kazandığı, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün... tarihli, ... sayılı yazısında, davacı hakkında yapılan güncel çalışmalarda "milli güvenlik ve kamu düzeni" açısından sakıncalı olabileceği şeklinde bilgiler istihbar olunduğunun bildirilmesi... tarihli, ... sayılı yazıyla da, 2019 ve 2021 yıllarında "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçundan İstanbul ve Kayseri Emniyet Müdürlükleri tarafından hakkında adli işlem yapıldığı, sosyal medya hesabında Suriye uyruklu sığınmacıları tahrik etmek suretiyle toplumsal infiale yol açabilecek paylaşımlarda bulunduğu, Esad yanlısı propaganda yaptığı, İçişleri Bakanı ve ülkemiz resmi kurumlarını aşağılayıcı, küçük düşürücü söylemlerde bulunduğu, ülemizin icraatlarıyla dalga geçici mahiyette eleştiriler yaptığı, ülkemize yönelik olumsuz söylemleri nedeniyle dış yatırımcıların Türkiye'ye gelmelerini olumsuz yönde etkilediği hususlarının bildirilmesi üzerine, davacı ve eşinin 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasında aranan şartları taşımadığı, hukuki şartlar oluşmadan Türk vatandaşlığını kazanmış olduklarından bahisle anılan Kanun'un 40. maddesi uyarınca 03/06/2022 tarihli, 2022/5657 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davacının Türk vatandaşlıklarının geri alındığı, davacının çocukları olan diğer davacıların Türk vatandaşlıklarının da, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 66. maddesi uyarınca, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelmesi üzerine görülen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Uyuşmazlıkta, dava konusu işleme dayanak alınan ve davacıya isnat olunan suç tarihleri ile yapılan istihbarat çalışmalarının, Türk vatandaşlığına alındığı 29/05/2017 tarihinden sonra, 2019 - 2022 yıllarına ait olduğu, bu durumun davacının hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındığına dayanak yapılmasına alınmasının hukuken olanak bulunmamaktadır.Bu durumda, davacının Türk vatandaşlığına alınmadan öncesine ilişkin olarak, davalı idarelerin savunmalarında geri alınmasını gerektirecek mevzuatta gösterilen nedenlerin varlığının yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulmaması karşısında, Türk vatandaşlığının geri alınmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, dava konusu kararın davacılara ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 04/12/2025 tarihinde, davacıları temsilen Av. ...’nin geldiği, davalı Cumhurbaşkanlığını temsilen Av. ...’in, davalı İçişleri Bakanlığını temsilen Hukuk Müşaviri ...’ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olan ... yabancı kimlik numaralı davacılardan ... ile ... yabancı kimlik numaralı dava dışı eşi ..., 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında Türk vatandaşlığını kazanmak üzere 02/01/2017 tarihinde Kayseri Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunmuş, haklarında yapılan tahkikat sonucu olumsuz bir durumun tespit edilmemesi üzerine 29/05/2017 tarih ve 2017/10366 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmış, ardından adı geçen davacıların çocukları olan diğer davacıların, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca ebeveynlerine bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazandıkları gerekçesiyle Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işlemi ile nüfus kütüğüne kaydedildikleri görülmüştür. Bilahare, Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, yapılan güncel çalışmalarda davacılardan ...'in milli güvenlik ve kamu düzeni açısından sakıncalı olabileceği şeklinde bilgiler istihbar olunduğu ve yine Emniyet Genel Müdürlüğünün ...tarih ve... sayılı yazısıyla, anılan davacının 2019 ve 2021 yıllarında "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçundan İstanbul ve Kayseri Emniyet Müdürlükleri tarafından hakkında adli işlem yapıldığı, sosyal medya hesabında Suriye uyruklu sığınmacıları tahrik etmek suretiyle toplumsal infiale yol açabilecek paylaşımlarda bulunduğu, Esad yanlısı propaganda yaptığı, İçişleri Bakanı ve ülkemiz resmi kurumlarını aşağılayıcı, küçük düşürücü söylemlerde bulunduğu, ülkemizin icraatlarıyla dalga geçici mahiyette eleştiriler yaptığı, ülkemize yönelik olumsuz söylemleri nedeniyle dış yatırımcıların Türkiye'ye gelmelerini olumsuz yönde etkilediği hususları bildirildiğinden, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasında aranan şartları taşımamaları nedeniyle hukuki şartlar oluşmadan Türk vatandaşlığını kazanmış olduklarından bahisle aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca 03/06/2022 tarih ve 5657 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davacılardan ... ile dava dışı eşi ...'ın Türk vatandaşlığının geri alındığı, diğer davacıların nüfus kayıtlarının ise ebeveynleri hakkındaki bu karara bağlı olarak Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işlemiyle silindiği, bunun üzerine anılan işlemlerin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. ESAS YÖNÜNDEN:İlgili Mevzuat:5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü; "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasının geçerliliği ve sonuçları" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında, "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması eşin vatandaşlığına tesir etmez. Ana veya babanın velayeti kendisinde bulunan çocukları, diğer eşin muvafakat etmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hakim kararına göre işlem yapılır. Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları da Türk vatandaşlığını kazanır." hükmü; "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinde, yabancıların istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanacağı haller ve başvuru koşulları ayrıntılı olarak düzenlenmiş; "Türk vatandaşlığının sonradan kazanılmasının eş ve çocuklar bakımından sonuçları" başlıklı 37. maddesinin 2. fıkrasında, "Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları ana ve babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır." hükmü yer almış; "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak (kamu hizmetine girme, milletvekili seçilme hakkı vb.) ve yükümlülüklerini (askerlik, vergi vb.) belirleme, yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Aynı zamanda, belirtilen niteliğine bağlı olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki bahse konu karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve milli güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, üzerinde hiçbir ihtilaf bulunmayan devletler hukuku anlayışına göre her devlet, hangi fertlerin kendi vatandaşı olduğunu ve olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahiptir (Ergin Nomer, Vatandaşlık Hukuku, Filiz Kitabevi, 2002, s. 5). Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. maddesinde, "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir." hükmü yer almaktadır. Devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin bulunduğu açıktır.Yukarıda yer verilen vatandaşlık mevzuatına ilişkin hükümler bu çerçevede incelendiğinde; hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği şüphesizdir.Öte yandan; 11/02/2017 tarihli ve 29976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hükümet sistemi değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kabul edilmiş, bu Kanunla getirilen sistem değişikliği ile Anayasa'da buna bağlı olarak yapılan birçok değişikliğin, Kanun'un kabulünden sonra birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihte yürürlüğe gireceği hükme bağlanmış, 6771 sayılı Kanun'un 16/04/2017 tarihinde halk oylaması ile kabul edilmesi, 24/06/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucu halk oyuyla seçilen Cumhurbaşkanının, TBMM Genel Kurulu’nda yemin ederek 09/07/2018 tarihinde göreve başlaması üzerine, anılan hükümler 09/07/2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanunla yapılan değişiklikler kapsamında, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 8. maddesinde, daha önce Bakanlar Kurulu ile Cumhurbaşkanı tarafından birlikte kullanılan yürütme görev ve yetkisinin tek başına Cumhurbaşkanına ait olduğu belirtilmiş; Bakanlar Kurulunun düzenlendiği 109. madde ve Bakanlar Kurulunca çıkarılan düzenleyici idari işlem mahiyetindeki tüzüklerin düzenlendiği 115. madde ilga edilmiş; bunun yerine 104. madde ile 124. maddede, Cumhurbaşkanına kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisi verilmiş; ayrıca Geçici 21. maddenin (F) fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür. Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci ve 153 üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur." kuralına; (G) fıkrasında ise, "Kanunlar ve diğer mevzuat ile Başbakanlık ve Bakanlar Kuruluna verilen yetkiler, ilgili mevzuatta değişiklik yapılıncaya kadar Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır." kurallarına yer verilmiştir.Anayasa'nın yukarıda yer verilen hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yürütme erki tek başına Cumhurbaşkanına verildiğinden, kanunlar ve diğer mevzuat ile Bakanlar Kurulu'na verilen yetkilerin de -ilgili mevzuatta aksi öngörülmediği sürece- Cumhurbaşkanı tarafından kullanılacağı açıktır. Bu çerçevede, 5901 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde aksi yönde herhangi bir hükmün yer almadığı da dikkate alındığında, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin ilk hali uyarınca ilgilinin istisnai yoldan Türk vatandaşlığına alınmasına yönelik Bakanlar Kurulu kararının, gerek Anayasa'nın Geçici 21. maddesinin (G) fıkrası gerekse 5901 sayılı Kanun'un 6735 sayılı Kanun ile değişik 12. maddesinde yetkili makamın Cumhurbaşkanı olarak belirlenmesi karşısında, Cumhurbaşkanı kararıyla geri alınabileceği hususunda duraksama bulunmamaktadır.Buna göre, 29/05/2017 tarihinde 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında Bakanlar Kurulu kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınan davacılardan ... ve ...'a yönelik bu kararın, anılan Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca kararı veren makam (hükümet sistemi değişikliği nedeniyle Cumhurbaşkanı) tarafından geri alınmasında yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bununla birlikte, idare hukukuna göre, idarelerin, bir idari işlemi tesis edebilmesi için hukuken korunabilir ve hukuka uygun bir nedeni olması gerekmektedir. Bu neden, idari işlemlerin sebep unsurunu oluşturur. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdare tesis ettiği işlemi, "gerçek ve hukuka uygun" sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin "gerçek" olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; "hukuka uygun" olması ise, idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir.İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleyici veya bireysel işlemi yapan idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğunu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konularında ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları, idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.Dolayısıyla, istisnai yoldan Türk vatandaşlığına alınma kararının geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, objektif ve şüpheye yer bırakmayacak bilgiler ile ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.Diğer taraftan, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alma işleminin tesis edilebilmesi için, "hukuki şartlar oluşmadan" ya da "mükerrer olarak verilmiş" bir vatandaşlığa alınma kararının bulunması gerektiği açıktır. "Hukuki şartların oluşmadığı"ndan söz edilebilmesi için ise, kişinin Türk vatandaşlığına engel halinin, (varlığı sonradan öğrenilse dahi) vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği tarihte veya öncesinde mevcut olan bir hukuki ve/veya maddi olguya dayanması gerekmekte; Türk vatandaşlığının kazanılmasından sonra gerçekleşen yeni hukuki ve/veya maddi olguların, geçmiş (Türk vatandaşlığının kazanılmasından önceki) dönemle bağlantılı olmadığı sürece, vatandaşlığa alınmaya esas "hukuki şartların oluşmadığı" şeklinde yorumlanması mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla "hukuki şartların oluşup oluşmadığı"nın tespiti, kural olarak, kişinin Türk vatandaşlığına alındığı tarih itibarıyla yapılmalıdır. Uyuşmazlıkta; dava konusu işlemlerin sebep unsurunun Emniyet Genel Müdürlüğünün... tarih ve ...sayılı yazısıyla, yapılan güncel çalışmalarda davacılardan ...'in milli güvenlik ve kamu düzeni açısından sakıncalı olabileceği şeklinde bilgiler istihbar olunduğunun ve yine Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ...sayılı yazısıyla, anılan davacının 2019 ve 2021 yıllarında "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçundan İstanbul ve Kayseri Emniyet Müdürlükleri tarafından hakkında adli işlem yapıldığı, sosyal medya hesabında Suriye uyruklu sığınmacıları tahrik etmek suretiyle toplumsal infiale yol açabilecek paylaşımlarda bulunduğu, Esad yanlısı propaganda yaptığı, İçişleri Bakanı ve ülkemiz resmi kurumlarını aşağılayıcı, küçük düşürücü söylemlerde bulunduğu, ülkemizin icraatlarıyla dalga geçici mahiyette eleştiriler yaptığı, ülkemize yönelik olumsuz söylemleri nedeniyle dış yatırımcıların Türkiye'ye gelmelerini olumsuz yönde etkilediği hususlarının bildirilmesi olduğu anlaşılmaktadır.Aktarılan sebep unsurlarının irdelenmesini teminen, Dairemizin 16/02/2023 tarihli ara kararı ile dava konusu işleme dayanak olan ve bu yolla davacılardan ...'in milli güvenlik ve kamu düzeni açısından engel hali olduğunu ortaya koyan belge ya da bilgilerin gönderilmesi davalı idarelerden istenilmiştir. Bunun yanında anılan davacı hakkında Türkiye'de gerçekleştirilen soruşturma ve/veya kovuşturmalara yönelik araştırma Dairemiz tarafından UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) kayıtları üzerinden yapılmıştır.Buna göre, davacılardan ... hakkında “Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik” suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyası ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... ve ... sayılı dosyalarında ayrı ayrı yürütülen soruşturmalara konu suçların işlendiği iddia edilen tarihlerin, davacıların Türk vatandaşlığını kazandıkları 29/05/2017 tarihinden sonraki tarihler olan 2019, 11/05/2021 ve 22/02/2023 tarihleri olarak belirtildiği, ayrıca her üç soruşturma neticesinde de kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve bu kararların kesinleştiği anlaşıldığından, anılan suç isnatlarının "hukuki şartlar oluşmadan" vatandaşlığın kazanılması kapsamında kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.Ayrıca, Dairemizin 16/02/2023 tarihli ara kararına cevaben dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden, davacıların milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel halleri bulunduğunu, bir diğer ifadeyle hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındığını ispata yarayacak başka bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.Bu itibarla, davacılardan ...'ın hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındığı yolundaki savunmaların hukuken kabul edilebilir nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, anılan davacının Türk vatandaşlığının geri alınmasına ilişkin kısmında sebep unsuru yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir.Buna bağlı olarak, ebeveynlerinin Türk vatandaşlığının geri alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın hukuka aykırı olduğunun saptanması karşısında, dava konusu diğer işlem olan ve hukuka aykırılığı saptanan Cumhurbaşkanı Kararı'na dayanılarak tesis edilen davacılardan ..., ..., ... ve ...'ın nüfus kayıtlarının silinmesine ilişkin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminde de sebep unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlemlerin sebep unsurunun, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesinde yer alan "hukuki şartlar oluşmadan" kapsamında değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla uyuşmazlık bakımından anılan maddenin uygulanamayacağı gerekçesiyle işlemlerin iptaline karar verilmesi karşısında, davacıların bahse konu maddeye yönelik Anayasa'ya aykırılık iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir.KARAR SONUCU :Açıklanan nedenlerle;1. Dava konusu 03/06/2022 tarih ve 5657 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın davacılardan ...'a yönelik kısmının İPTALİNE, 2. Davacılardan ..., ..., ... ve ...'ın nüfus kayıtlarının silinmesine dair Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin İPTALİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra re'sen davacılara iadesine,6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.