Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, "..." markasının hükümsüzlüğü ve kurum kararının iptali talepli, priorite ve karıştırılma ihtimali iddialarını içeren marka davası.
Özet: Davacılar, uzun yıllardır aktif olarak kullandıkları, sektörde ciddi yatırımlar yaparak bilinirlik ve ayırt edicilik kazandırdıkları ... ibareli marka üzerinde öncelikli ve üstün hak sahibi olduklarını, davalının başvurusunun aynı ibareden oluşması nedeniyle markalar arasında telaffuz, anlam ve genel izlenim bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, bunun tüketiciler nezdinde ekonomik veya kurumsal bağ izlenimi yaratarak kendi markalarının ayırt ediciliğini zedeleyeceğini ve davalının kötü niyetli hareket ettiğini belirterek, ilgili kurum kararının iptalini ve davalının markasının hükümsüzlüğünü talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/489 Esas - 2026/83
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2024/489 KARAR NO : 2026/83DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 25/11/2024KARAR TARİHİ : 09/03/2026 Yazıldığı tarih : 17/03/2026İDDİA: Davacılar vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: "dava dilekçesinde sunulan iddia ve itirazların hem hükümsüzlük talebi hem de ... kararının iptali talebi bakımından geçerli olduğunu, beyanların bu iki talep yönünden birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, “...” markasının uzun süredir aktif şekilde kullanıldığını, markanın üzerinde öncelikli, üstün ve gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, ... Şirketi’nin yıllardır “...” markasıyla faaliyet gösterdiğini, marka ile şirket arasında organik bir bağ oluştuğunu, markaya yönelik ciddi yatırımlar yapıldığını ve bu yatırımlar sonucunda sektörde önemli bir bilinirlik sağlandığını, dosyaya sunulacak delil ve belgeler ile yapılan açıklamalar doğrultusunda, “...” ibaresinin uzun yıllardır tescilli ve tescilsiz olarak faaliyetlerde kullanıldığını, bu kullanım sayesinde markanın sektörde bilinirlik kazandığını ,davacılardan ... A.Ş.’nin, uzun yıllardır sürdürdüğü ticari faaliyetlerinde müşteri memnuniyetini ön planda tuttuğunu, markalarına yaptığı yatırımlar sayesinde ayırt edicilik niteliği kazandırdıklarını ve markalarını davalı kurum nezdinde de tescil ettirdiklerini, ...’in 1988 yılında kurulduğunu, 2000 yılından bu yana .... ’nde 22.689 m² toplam alan ve 15.467 m² kapalı alana sahip tesisinde üretim faaliyetlerini sürdürdüğünü, şirketin 250’den fazla çalışanı, son teknolojiyle donatılmış üretim kapasitesi ve plastikten mamul gıda ambalajı ile endüstriyel levha üretimi alanındaki yatırımları sayesinde sektörde büyüme gösterdiğini, ...’in sahip olduğu bilgi birikimi ve tecrübesiyle açık hava reklamcılığı, teşhir, inşaat, seracılık, aydınlatma, beyaz eşya, güvenlik, otomotiv, mobilya ve ses bariyeri gibi birçok sektörde faaliyet gösterdiğini; .... gıda ambalajı hatlarıyla yüksek kapasiteli üretim yaptığını ve sektörde belirleyici bir konuma ulaştığını, şirketin 2018 yılında ... tarafından .... merkezi olarak tescil edildiğini, ... destekli projeler yürüttüklerini,...’in “...” esas unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bu markaları yoğun ve ciddi biçimde kullanarak sektörde ayırt edici bir konuma geldiğini, bu nedenle anılan markalar üzerinde üstün ve öncelikli hak sahipliklerini bulunduğu, müvekkili şirketlere ait markaların uzun süredir ciddi şekilde kullanıldığını ve “...” ibaresi üzerinde üstün hak sahipliğinin bulunduğunu, “...” ibaresinin markaların esaslı unsurunu oluşturduğu, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, ... tarafından verilen kararda davalı başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiğini, “...” ibareli seri markalarını ve davalının marka başvurusunun sadece “... “ ibaresinden oluştuğundan markaların karıştırılacağını , her iki başvuruda da esaslı unsurun “...” ibaresi olduğunu, markaların telaffuz, anlam ve genel izlenim bakımından benzerlik taşıdığını, bu durumun tüketiciler nezdinde bağlantı kurulmasına elverişli olduğunu, söz konusu benzerliğin markaların ayırt etme fonksiyonunu zedelediğini, tüketicilerin mal veya hizmetlerin aynı işletmeden kaynaklandığı izlenimine kapılacağını, 2021 ve 2022 yıllarında “...” ibaresine ilişkin marka başvurularında bulunulduğunu, bu başvurular sonucunda tescil elde edildiğini, ibarenin özgün ve ayırt edici yapısı ile aktif kullanım sayesinde güçlü bir marka haline geldiğini, dava konusu markaların tescil işlemleri ve kapsadığı emtialar dikkate alındığında, tarafların aynı veya bağlantılı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, her iki markanın esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğunu, bu nedenle markaların aynı şekilde yan yana kullanılabileceğini ve benzer satış kanalları aracılığıyla tüketicilere sunulabileceğini, bu durumun ise tüketiciler nezdinde markalar arasında ekonomik veya kurumsal bir bağ bulunduğu izlenimi yaratabileceğini, “...” esas unsurlu markaların tanınmış marka niteliğinde olduğunu, davalıya ait “...” ibareli başvurunun bu markaların ayırt ediciliğini zedeleyeceğini, müvekkili markalarının sektörde bilinir nitelikte olduğunu, davalının aynı faaliyet alanında yer aldığını ve müvekkili markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalının aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer markaları tescil ettirmeye çalışmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, bu nedenle 23.10.2024 tarihli ve ... sayılı ... kararırın iptalini, dava konusu markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, markanın üçüncü kişilere devir ve temlikinin yargılama sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini" talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı Şirket Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: " davacının mahkemeyi yanıltacak şekilde, davalıya ait tüm markaların davacı markalarıyla aynı mal ve hizmet sınıfında tescilli ve aktif olarak kullanıldığı yönünde beyanda bulunduğu, bu beyanlara dayanarak markalar arasında benzerlik iddiasıyla iptal talebinde bulunduğunu, davacı şirkete ait farklı hizmet sınıflarında ve farklı ibarelerle tescilli birçok markanın bulunduğunu, ... nezdinde yapılan araştırmada, bu markalardan hiçbirinin davalı markasıyla aynı hizmet ve emtia sınıfında yer almadığının görüldüğünü; kurum kararında da davacı markalarının davalı markasıyla aynı hizmet sınıfında olmadığını veya benzerlik taşımadığı hususunun açıkça tespit edildiğini, müvekkili markasının elektrik enerjisi, alternatörler, jeneratörler, elektrikli cihazlar, güneş enerjisi sistemleri ve benzeri ürünlerin satış ve hizmetlerine ilişkin olduğu; davacı markalarının ise plastik esaslı ürünlerin üretimi ve satışı alanında bulunduğunu, bu sebeple mal ve hizmet grupları, hedef kitleler ve kullanım alanlarının tamamen farklı olduğunu, “...” ibaresinin yaygın kullanıma sahip, ayırt ediciliği düşük bir ifade olduğunu; davacı markalarının ayırt edici unsurunun “yeşil yaprak” şekli olduğunu; markalar arasında şekil, yazı fontu ve tasarım açısından herhangi bir benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının yalnızca .... bölgesinde sınırlı bir tanınırlığa sahip olduğunu, Türkiye genelinde tanınmış marka olarak değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle tanınmışlık ve haksız yarar iddialarının dayanaksız olduğunu,HMK m. 390 uyarınca ihtiyati tedbir için gerekli olan yaklaşık ispat şartının davacı tarafından karşılanmadığını; davacının yalnızca iki markasının aynı sınıfta bulunduğunu, bunlardan birinin hiç kullanılmadığını, diğerinin ise benzerlik taşımadığını; ... kararında da bu hususların açıkça vurgulandığını, bu nedenle ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, davanın reddini ve tüm yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini" davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmaların itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafların SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre isim hakkı, diğer fikri hak, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönündeki iddialarına bağlı ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 24.10.2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 25.11.2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; "Davacı ... A.Ş açısından; “kısmen ret kararı sonrası başvuru kapsamında kalan mal/hizmetler ile .... sayılı "...." ibareli kısmi ret gerekçesi markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin farklı tür mal ve hizmetler olması hususunu dikkate alarak, başvuru kapsamında kalan mal/hizmetler bakımından başvuru markası ile .... sayılı "...." ibareli itiraz gerekçesi markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna ulaşmış. bu sebeple karıştırılma ihtimali gerekçeli itirazın reddi, 6769 sayılı SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında eskiye dayalı kullanım gerekçesi yönünden yeterli bilgi ve belge sunulmadığı, 6/4 ve 6/5 maddeleri çerçevesinde tanınmışlık iddiasına ilişkin kanaat oluşturacak nitelikte bilgi ve belge sunulmadığı, SMK 6/6 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede, kişi ismi, ticaret unvanı, telif hakkı veya fikri mülkiyet hakkına ilişkin iddialar yerinde görülmediği, kötü niyet iddiası yönünden, somut delillerle ispat yapılmadığı ve markalar arasındaki benzerlik iddiasının tek başına kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığı gerekçesiyle ise kötü niyet gerekçeli itirazın” reddine karar verilmiştir. ... ŞİRKETİ açısından; “kısmi ret kararı sonrası başvuru kapsamında kalan mal/hizmetler ile .... sayılı "...." ibareli kısmi ret gerekçesi marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin farklı tür mal ve hizmetler olması hususunu dikkate alarak, başvuru kapsamında kalan mal/hizmetler bakımından başvuru marka ile .... sayılı "...." ibareli itiraz gerekçesi marka arasında karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna ulaşmış, bu sebeple karıştırılma ihtimali gerekçeli itirazın reddi, bununla birlikte yukarıda belirtilen ilkeler ışığında yapılan incelemede 6769 Sayılı SMK'nın 6/3, 6/4. 6/5, 6/6 ve 6/9 maddelerinde belirtilen iddialara ilişkin yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belgenin sunulmadığı görüldüğünden bu maddelere dayandırılan itirazlar da kabul edilmemiştir." ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı ... Markaları Davacı ... Markaları... 14.10.2025 Tarihli Bilirkişi Raporundan Özetle; "Davalı markası 04 / 07 / 09 / 11 / 35 / Sınıftaki mal ve hizmetlerden, davacı markaları ise 11/ 35/ sınıftaki mal ve hizmetlerden oluşmaktadır. Somut olayda, Başvuru markasının kapsamından çıkarılmamış olan 4., 7., 9., 11. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin, davacı markalarının 11. sınıfında yer alan “aydınlatma cihazları” malları ve 35. sınıfta yer alan perakende hizmetleri ile aynı mal ve hizmetlerden oluşmadığı, Davacı markalarının 11. ve 35. sınıflarında yer alan “aydınlatma cihazları” ile başvuru markasının 4. sınıfında yer alan “aydınlanma amaçlı mumlar, fitiller, yarı mamul vakslar, balmumları, parafinler. Elektirik enerjisi” arasında, teknik yapı, kullanım alanı, dağıtım kanalları ve üretici bakımından kısmi /fonksiyonel düşük düzeyde benzerlik bulunduğu, bu düşük benzerliğin taraf markaları arasında hitap edilen tüketici kesimin, taraf markalarının aynı işletmeye başka bir ifadeyle aynı iktisadi-idari kaynağa ait olduğunu düşünmesine sebebiyet vermeyeceği, bu nedenle; Davalı başvuru markasının dava konusu edilen sınıfları ile davacılara ait markaların tescil kapsamında yer alan sınıfların aynı olmasına rağmen aynı/aynı tür/benzer/ilişkili mal ve hizmetlerden oluşmadığı, Sonuç olarak; somut olayda taraf markaları arasında; markaların esas unsurları itibarıyla görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik taşımasına rağmen, emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle, markalar arasında bütünsel genel izlenim bakımından yeterli derecede farklılaşma bulunduğu ve iltibas olasılığının bulunmadığı, Bu nedenle taraf markaları arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, SMK md. 6/3 kapsamında dava konusu edilen “...” ibaresinin, dava konusu edilen emtialarda, davacı tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delil sunulmadığı, bu nedenle; davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın kapsamına giren ve dava konusu edilen emtia ve hizmetlerin tesciline etkisinin olamayacağı, Markalar arasında iltibasın oluşmayacağı ve uyuşmazlığın çözümü SMK 6/1 maddesi anlamında yapılmış olduğundan 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, Somut olayda davacının SMK md. 6/6 fikri hakka dayalı hak iddialarının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/ etkisinin olamayacağı, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, .... sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlüğü talep edilen marka başvurusunun tescile bağlanmamış olması nedeniyle hükümsüzlük istemi hakkında değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı "şeklinde ifade edilmiştir. Davacılar vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıların " ......" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu;Diğer yönden bilirkişi heyeti raporunda sayfa 9-14 deki karşılaştırma tablosuna göre dava konusu başvuru markasının kapsamındaki yukarıda belirtilen 4. Sınıftaki " Aydınlanma amaçlı mumlar , fitiller , yarı mamül vakslar , balmumları ( vakslar) parafinler. Elektirik enerjisi " emtiaları yönünden davacı markalarının kapsamındaki mallarla aynı/benzer/ilişkili emtialar olduğundan kısmen emtia benzerliği de gerçekleştiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu yukarıda belirtilen mallar açısından ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacıların itiraz mesnedi " ......." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasındaki benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, benzerlik nedeniyle bu mallar açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu mallarda SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Bu emtialar açısından aksi yöndeki ... kararı yanlış olarak değerlendirildiği;( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)Bunun dışında kalan emtialarda ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı;Diğer yönden ise ;Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Davacı tarafın başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldıran sebepler oluşturmadığından dava kısmen kabul edilmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın KISMEN KABULÜNE 2- Dava konusu .... sayılı ... Kararının dava konusu edilen ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 4. Sınıftaki " Aydınlanma amaçlı mumlar , fitiller , yarı mamül vakslar , balmumları ( vakslar) parafinler. Elektirik enerjisi " emtiaları yönünden ... Kararının kısmen iptaline, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40-TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Davacının yaptığı; 13.500,00-TL bilirkişi ücreti, 300,00-TL tebligat gideri, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 14.227,6 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 7.113,80-TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.09/03/2026Katip .... E imza Hakim ....E imza