Tapu kayıtları belirli taşınmazın, zilyetlik ve iyiniyet iddiasıyla Türk Medeni Kanunu 713. maddesine dayanarak tapu iptali ve tescil talebinin reddine ilişkin içtihat.
Özet: Davacı tarafın, yıllardır zilyetliğinde bulunan ve üzerine yapı inşa ettiği tapulu taşınmazın, tapu maliki olmamasına rağmen iyiniyetli zilyetlik ve yapı kıymeti fazlalığı iddialarıyla Türk Medeni Kanununun 713. maddesi uyarınca tapu iptali ve kendi adına tescili, mümkün olmazsa temliken tescili talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesi, taşınmazın başlangıçtan itibaren Hazine, ardından belediyeler ve son olarak davalılar adına tescil edilerek sürekli tapulu kalması ve malikinin her dönemde belirli olması nedeniyle, TMK 713. maddesinde belirtilen tapusuz taşınmazın zilyetlikle edinimi veya maliki ölü/gaipliği gibi koşulların oluşmadığına karar vererek, davacının tapu iptali ve tescil talebini hukuki dayanak yokluğundan reddetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2998 E., 2025/564 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2018/664 E., 2021/575 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 8 21... parselin müvekkili tarafından yaklaşık 25-30 yıldan beri nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığını, müvekkilinin söz konusu kullandığı 406 m²’lik yerde iki katlı evinin bulunduğunu, tescil davasına konu olan yerin tapuda Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/6 Esas sayılı dosyasına istinaden davalılar adına tapuda tescil gördüğünü fakat müvekkilinin bu davadan hiçbir şekilde 2018 yılının Ekim ayına kadar haberdar olmadığını, yapı kayıt belgesi harcını yatıracakken bu durumları öğrendiğini, TMK’nın 713/1 ve 2. maddesinde yazılı şartların gerçekleştiğini, taşınmazın bedeli karşılığı satın alındığını, satın aldıktan sonra davacının kendi mülkü olduğunu düşünerek üzerine yapı inşa ettiğini, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden fazla olduğunu belirterek taşınmazın 406 m² büyüklüğündeki içerisinde evi bulunan yerin TMK’nın 713. maddesi gereğince davalılar adına yapılan tescilin iptali ile davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması durumunda temliken tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekilleri ayrı ayrı sunulan cevap dilekçelerinde; davacının talepleri arasında ekonomik ve hukuki tutarlılık olmadığını, bu şekilde terditli dava açılamayacağını, terditli olarak sunulan her iki talebin hukuki temelinin de tamamen birbiriyle zıt olduğunu, tapuda kayıt maliklerinin belli olduğunu, gaiplik kararı verilmesinin söz konusu olmadığını, ifrazı hukuken mümkün olmayan taşınmaz bölümleri için zilyetlikle iktisap davası da açılamayacağını, davacının belediye ve Hazine taşınmazlarına kaçak inşaat yapan binlerce kişiden biri olduğunu, inşaat yaparken, arsanın kendi mülkiyetine ait olduğunu sanmasının inanılacak veya ciddiye alınacak bir iddia olamayacağını, tapulu taşınmaza ilişkin iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğini, davacının aldığını beyan ettiği tapu tahsis belgesinin dahi taşınmazın kendisine ait olmadığını bildiği anlamına geldiğini, yapı değerlerinin zeminden az olduğunu, temliken tescil talebinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TMK’nın 713. maddesine dayalı tescil talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu parselin kadastroda Hazine adına tescil edildiği, 1960 yılında 7367 sayılı Kanun uyarınca İstanbul Belediyesine devredildiği, ancak (mülga) 2613 sayılı Kanun hükümlerine göre 10 yıllık hak düşürücü süre içinde, davalılar ve murisleri tarafından Belediye Başkanlığı aleyhinde Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 1978/163 Esas sayılı tapu iptali ve tescil davası açıldığı ve anılan mahkemece verilen 12.03.1980 tarih ve 198/0/84 Karar sayılı karar ile davalıların murisleri adına tapuda tescil kararı verildiği, kararın 03.02.1984 tarihinde kesinleştiği, kararda, lehine tescil kararı verilen kişilerin sahip olacakları hisseler gösterilmediği için mahkeme kararı tapuya tescil edilemediği, mahkeme kararının kesinleşmesinden takriben 1 ay kadar sonra 23.03.1984 tarih ve 18350 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren KHK uyarınca dava konusu parselin tapu kayıt mülkiyetinin kendiliğinden Beykoz Belediyesine intikal ettiği, Beykoz Belediye Başkanlığı tapuda taraf olmadığı için, mahkeme kararının, tapuya tescili imkânı tamamen ortadan kalktığı, bunun üzerine, tapuda kayıt maliki olarak gözüken Beykoz Belediye Başkanlığı aleyhine Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2015/6 Esas sayılı davada verilen 11.05.2015 tarih ve 2015/95 Karar sayılı ilam ile dava konusu parselin de arasında olduğu 9 adet parselin Beykoz Belediyesi adına olan tapu kaydının iptaline ve davalılar adına kayıt ve tesciline karar verildiği, kararın 10.05.2018 tarihinde kesinleştiği, davalılar adına 15.08.2018 tarihinde tapuya tescil edildiği, dava konusu taşınmazın 1960 yılında “İstanbul Belediyesi” adına, 1984 yılında “Beykoz Belediye Başkanlığı” adına, 2018 yılında ise davalıların murisleri adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın tapusu için geçmiş olan bu safahat göz önünde bulundurulduğunda söz konusu taşınmazın tapusuz olmadığı, malikinin ölü olmadığı, tapu kayıtlarından malikinin anlaşılmaması gibi bir durumun bulunmadığı ve tapu malikleri için alınmış bir gaiplik kararı da olmadığı, dolayısı ile davacıların MK'nun 713. maddesine dayalı tescil taleplerinin hukuki dayanağı kalmadığı, davacı tarafın diğer talebi olan temliken tescil talebi yönünden yapılan incelemede ise; TMK’nın 724. maddesinde öngörülen temliken tescil hakkından yararlanabilmesi için iyiniyetli olunması gerektiği, taşınmazın tapuda kayıtlı taşınmaz olduğu, davacının iyiniyetli olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, ayrıca söz konusu taşınmaz için ifraz koşullarının da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kullanmakta olup taşınmazı zilyedinden satın aldığını, ayrıca ilgili taşınmaz için tapu tahsis belgesi aldığını fakat üzerinden yıllar geçmesi nedeni ile tapu tahsis belgesini bulamadığı için Mahkemeye ibraz edemediğini, müvekkilinin dava konusu yere iyi niyetle ev yaptığını, Mahkemece delillerin eksik toplandığını, eksik ve hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna istinaden karar verildiğini, müvekkilinin yaptığı taşınmazın değerinin arsa değerinden kat kat fazla olduğunu, davalıların iyi niyetli olmadıklarını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce TMK’nın 713/2 hükmü ile ilgili kazanma şartlarının müvekkili açısından oluştuğunu, dava konusu parselin Beykoz Belediyesine tescil edildiği dönemin yolsuz tescil mahiyetinde olup bu dönemde tapu malikinin belirsiz durumda olduğunu, TMK’nın 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi koşullarının davada oluştuğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TMK’nın 713/1 ve 2. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak temliken tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.