Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, satış vaadi sözleşmeleri ve resmî senede dayalı tapu iptali ve tescil davasında, gerekçeli karar eksikliği nedeniyle bozma sonrası verilen hükmün temyiz incelemesi.
Özet: Davacıların, 1960 kadastro tespiti ile davalılar adına tescilli taşınmaz üzerinde murislerinin 1969, 1970 tarihli satış vaadi sözleşmeleri ve 1980 tarihli resmî senetle mülkiyet iddia ederek tapu iptali ve tescil talebinde bulunduğu, davalıların ise zamanaşımı, sahtecilik ve kesin hüküm itirazlarıyla davanın reddini talep ettiği bir uyuşmazlıkta, yerel mahkemenin davanın kabulüne dair kararının, önceki bir bozma kararına rağmen tekrar yetersiz gerekçe barındırdığı ve bu eksiklikler kapsamında temyiz incelemesine tabi tutulduğu belirtilmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/242 E., 2020/569 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı ... vekili, bir kısım davalılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde;1960 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda ...Köyü 11 parsel sayılı 119.200 m² yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit edildiğini ve 28.09.1993 tarihinde hükmen tescil edildiğini davacıların murislerinin kadastro tespitinden sonra 19 69... tarihli satış vaadi sözleşmeleri ve 1980 tarihli resmî senet ile dava konusu taşınmazı satın aldıklarını ve zilyet olduklarını belirterek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ve hisseleri oranında davacılar adlarına tescilini dava ve talep etmiştir.II. CEVAP1. Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, satış vaadi sözleşmelerindeki parmak izlerinin müvekkillerinin murislerine ait olmadığını, satış vaadi sözleşmelerinin taşınmazların tamamına ait olmadığını, davanın 1969, 19 70... tarihli satış vaadi sözleşmelerine ilişkin açıldığını, bunu dışında ... bazı mirasçılarının sözleşmeler ile alakalarının olmadığını, öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise sözleşmelerdeki imza, dayanak ve vekâletnamelerdeki imza ve parmak izlerine ilişkin araştırma yapılarak sözleşmelerin geçerlilik durumunun tespit edilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ... Mahkemesinin 1961 Esas ve 1991/42 Karar sayılı ilâmı ile kadastro tespiti şeklinde tesciline karar verildiğini, temyiz talebinin ve düzeltme taleplerinin reddedilerek kesinleştiğini, öncelikle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini, taşınmazın satış vaadi sözleşmelerinden sonraki 10 yıllık zamanaşımı süresinin de geçmiş olduğundan zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARIMahkemenin 14.11.2013 tarihli kararı ile; davanın kabulüne karar vermiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Hükmün davalı ..., ... ..., ..., ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 23.05.2017 tarihli ve 2017/1397 Esas, 2017/3514 Karar sayılı kararında davanın hangi gerekçe ile kabul edildiği konusunda hiç bir gerekçe belirtilmeden hüküm kurulması isabetsiz olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen KararMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davanın ispatlandığı gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde; Mahkeme kararının gerekçeli olmadığını, kesin hüküm itirazlarının değerlendirilmediğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini, satış vaadi sözleşmesine yönelik sahtecilik iddialarının dikkate alınmadığını, sözleşme ve devirlerin taşınmazın tamamına ilişkin olmadığının dikkate alınmadığını, dava değeri tespit edilmeden hüküm kurulduğunu beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığını, Mahkemenin eksik soruşturma sonucu karar vermiş olduğunu, bilirkişi raporunun çelişki olduğunu, müvekkili ...’ün murisi ... Noterliğinden tanzimli 07.10.1970 tarihli vekâleti ...’a verdiği vekâletin intikal eden gayrimenkullerin ifraz ve intikallerinin yapılmasından sonra satış yapılmasına izin verdiğini belirterek yapılan satışların hukuken geçerli olmadığını, vekâletin üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçtiğini bu vekâlet ile yapılan işlemelerin geçerli olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.3. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı murisi ... ...’e ait hissenin az belirlendiğini davacı murisi müteveffa ... ...'ün ...'nun mirasçısı olmadığı ve fiili kullanım alanının tespitinde hataya düşülerek hüküm kurulduğunu belirterek hükmü temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; 04.12.1980 tarihli resmî senet ile 20.04.19 69... .10.1970 tarihli satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.Öte yandan Tapu Sicil Tüzüğü 28/3. maddesinde "paylı mülkiyette pay miktarı; paydaşların adı, soyadı ve baba adından sonraki kısımda, kesirli olarak gösterilir." hükmü yer almaktadır.Somut olayda Mahkemece iptal edilen ve davacılar adına tesciline karar verilen taşınmaz pay oranlarının ayrı ve açık bir şekilde gösterilmek suretiyle 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine ve Tapu Sicil Tüzüğü'nün 28/3. maddesine uygun karar verilmesi yerine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 688. maddesine aykırı olarak taşınmazın metrekare yüz ölçümü üzerinden tescil hükmü kurulması hatalıdır.Kamu düzenine ilişkin olan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. ve devamı maddelerinde, dava açılırken ödenmesi gerekli olan harçlar ile eksik harcın yatırılmış olması hâlinde yapılacak işlemler açıklanmıştır. Anılan Kanun'un 27. maddesinin son fıkrasında, "Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, müteakip muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur" hükmü; 30. maddesinde de, "Mahkeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz” hükmü yer almaktadır. Söz konusu açık yasal düzenlemeler gereğince dava açılırken dava değerine göre peşin olarak yatırılması gereken karar ve ilâm harcının eksik alındığının tespiti hâlinde bu hükümlere göre işlem yapılması zorunludur.Bilindiği gibi; konusu para veya para ile değerlendirilebilen bir şey (malvarlığı, mamelek hakkı) olan (yani, konusu belli bir değerle ilgili bulunan) davalarda karar ve ilâm harcı nispidir. Nispi karar ve ilâm harcının dörtte biri dava açarken davacıdan peşin olarak alınır. Peşin olarak ödenecek olan bu dörtte bir karar ve ilâm harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Ayrıca, harç ikmal edilmemesinin yasal sonuçları da 492 sayılı Kanun'un 30... . maddesinde duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirtilmiştir.492 sayılı Kanun'u harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece re'sen gözetilmesini hükme bağlamıştır.Somut olayda; davacı vekili 25.10.2011 havale tarihli dava dilekçesinde dava değerini 25.000,00 TL göstererek davayı açmış, bu miktar üzerinden harç yatırmıştır. Eldeki davada tapu iptali ve tescil isteminde bulunulmuştur. Dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla değeri tespit edilmemiştir. Mahkemece taraflardan ölenlere ilişkin veraset ilâmları getirtilip taraf teşkili kontrol edildikten sonra, taşınmazın başında yapılacak keşif sonucunda alınacak bilirkişi raporu ile dava konusu payların dava tarihindeki değeri belirlenerek, yargılama süresince alınması gereken dörtte bir karar ve ilâm harcı tamamlanarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Mahkeme kararının usulden BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.