İzmir Bölge Adliye Mahkemesinden, İİK m. 89a muvazaalı itirazla alacak tahsilinin engellenmesi iddiasıyla açılan tazminat davasında görev yönünden reddi kararına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, alacaklının, icra takibi kapsamında üçüncü şahsa gönderilen haciz ihbarnamesine borçlu ile danışıklı ve muvazaalı bir şekilde itiraz edilerek alacağının tahsilinin engellendiği iddiasıyla açtığı tazminat davasında, yerel mahkemenin görev yönünden usulden ret kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun incelenmesini konu almaktadır; davacı, haciz ihbarnamesi sonrasında borçlu ile üçüncü şahıs arasında yapılan işlemlerin alacak kaçırmak amacıyla kurgulanmış olduğunu ve bu haksız fiil nedeniyle zararının tazminini talep etmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2026/872 KARAR NO : 2026/1583T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 27/03/2026NUMARASI : 2026/299 Esas 2026/264 Karar DAVA : TAZMİNATKARAR TARİHİ : 25/06/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/299 Esas ve 2026/264 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın görev yönünden usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla borçlu .... Şirketi ve ...aleyhine İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2024/10639 Esas Sayılı dosya ile cari hesap ilişkisi sebebiyle icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibinin kesinleşmesi üzerine dosya borçluları ... ve ...Şirketi'nin doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarının haczi için .... Şti.'nin birinci haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, davalı ....Şirketi tarafından borçlu .... Şirketi'ne herhangi bir borcu olmadığı beyan edilerek haciz ihbarnamesine itiraz edildiğini, davalı yanın borçlu şirkette her hangi bir borcu olmadığına dair bu beyanı ve itirazının gerçeğe aykırı olup borçlu şirketin kayırılarak, birbirleri ile kötü niyetli bir şekilde anlaşarak haciz ihbarnamesine itiraz edildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu harici araştırmalar sonucu davalı .... Şirketi ile icra borçlusu ... . Şirketi arasında mevcut olan ticari ilişki sebebiyle icra borçlusu ... Şirketinin, ... . Şirketinden alacağının bulunduğu bilgisine ulaştığını, bu hususun Hakikate Muhtelif Beyanda bulunmaları sebebi ile açılan İzmir 2. İcra Ceza Mahkemesi 2025/100 E. Sayılı dava dosyasında alınan 19.05.2025 tarihli Bilirkişi Raporu ile de sabit olduğunu, keza gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi sonucunda .... Şti. dosyanın borçlularına borcu olduğunu ve nasıl ödemesi gerektiğine ilişkin bilgi istendiğini, buna ilişkin bilgi verilmesine karşın ilerleyen günlerde gerçeğe aykırı bir şekilde haciz ihbarnamesine ilişkin itiraz sunulduğunu, .... Şirketi ve yetkilisine karşı İcra İflas Kanunu m 89/4 uyarınca dava açıldığını, bu davada İzmir 2. İcra Ceza Mahkemesi 2025/100 E. 2026/3 K. Sayılı karar ile davanın reddine karar verildiğini, İstinaf kanun yoluna başvurulduğunu, davacı yana gönderilen 89/1 Haciz İhbarnamesinde yer alan meblağın 317.864,02 TL olduğunu, davalılar birlikte haraket ederek hukuka aykırı fiilleri sebebi ile müvekkilinin bu alacağının tahsiline engel olduğunu, 4.720.346,70 Tl meblağlı tüm borcu içeren çekin, borçlunun 3. kişinin nezdinde bulunan hak ve alacaklarının haczi için gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesine dair e-tebligatın açıldığı gün verildiğini, 89/1 Haciz İhbarnamesine itiraz dilekçesinde de ilgili yazının 08.01.2025 tarihinde E-tebliğ edildiğinin davalı yanca da belirtildiğini, tarafların aralarında şaibeli bir şekilde anlaşma yoluyla iş bu işlemi gerçekleştirdiklerini, öğrendikleri tarihten itibaren bu şekilde bir kurgulama yaparak müvekkilinin alacağına engel olmak istendiğini, aldatma saiki ile düzenlenen söz konusu çekin vade tarihi 20.06.2025 olup söz konusu çekin ibraz edilmemiş olduğunu, söz konusu müvekkilinden ve belki diğer alacaklılardan para kaçırmak adına kurgulanan cari ilişkisinin gerçeği yansıtmadığını, 89/1 haciz ihbarnamesine dair e-tebligatın açıldığı ve açıldığı kayıt alınan bir belgenin hemen ardından tüm borcu içeren çekin verilerek carinin sıfırlanmasının tarafların iş birliği altında bu işlemleri gerçekleştirdiklerini ve tarafların iyi niyetli olmadıklarını kanıtlar mahiyette olduğunu, davalıların danışıklı ve muvazaalı biçimde hareket ettiğini, davalı ....A.Ş.’nin fiilinin haksız fiil olduğunu ve davalıların birlikte sorumlu olduklarını, arabuluculuk sürecine başvurulmuş ise de anlaşma sağlanamadığını belirterek, davanın kabulüne, davacı müvekkilinin davalıların hukuka aykırı fiilleri sebebi tahsil edemediği fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakkı ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00.-TL tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin alacağına haksız fiil tarihinden itibaren avans faiz hükmedilmesine ve davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İcra İflas Kanunu'nun 89. Maddesine göre gönderilen haciz ihbarnamesine yapılan itirazın muvazaalı olduğu iddiası ile açılan tazminat davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 1 ve devamı maddelerinde mahkemelerin görevi düzenlenmiş ve 2/2. Maddeye göre, Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi'nin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. İcra İflas Kanunu'nun 89/4 maddesinde "Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. " hükmü yer almaktadır. Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde; davanın davacı tarafça başlatılan icra takibi nedeniyle 3. Kişi konumunda olan davalı .... Şirketi'ne İİK'nın 89. Maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderildiği, ilgilinin haciz ihbarnamesine itiraz ettiği ancak davacının alacağının tahsilini engellemek amacıyla muvazaalı olarak borçluya borcunu ödediği görüntüsü yarattığı, bu nedenle davacının bundan zararının doğduğu iddia edilerek açılan tazminat davası olduğu, İcra İflas Kanunu'nun 89. Maddesinde alacaklı 3. Şahsın verdiği cevabın aksini iddia etmekte ise bu iddiasının icra mahkemesinde açacağı tazminat davası ile ispat ederek isteyebileceğinin açıkça düzenlendiği, İcra İflas Kanunu'nun 89. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere İİK'nın 89/1. Maddesine göre gönderilen haciz ihbarnamesine karşı itiraz eden üçüncü şahsın cevabının yerinde olmadığı ve bundan dolayı tazminat isteminin icra mahkemesinde açılacak dava ile ileri sürülebileceği, açılan davada görevli mahkemenin icra mahkemesi olduğu, davacı tarafça İİK'nın 89/1. Maddesine göre gönderilen haciz ihbarnamesine yapılan itirazın yerinde olmadığı nedeniyle üçüncü şahsın cezalandırılması talep edilmediği, yalnızca bu kapsamda tazminat talep edildiği, tazminat talebi dikkate alınarak İİK'nın 89/4. Maddesine göre bu davada görevli mahkemenin icra hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliği..." gerekçesi ile, davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR İCRA HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR NÖBETÇİ İCRA HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, açılan bu davanın İİK 89/4 kapsamında bir “itirazın aksini ispat” davası olmadığını, davalıların danışıklı ve muvazaalı işlemlerinin, alacağın tahsilini engellemeye yönelik organize hareketlerinin, bu suretle davacının zarara uğratılması nedeniyle TBK'nun m.49 kapsamında haksız fiile dayalı tazminat davası olduğunu, İİK'nun 89/4 maddesindeki dava ile eldeki davanın tamamen farklı olduğunu, uyuşmazlığın icra hukuku değil genel hükümlere tabi zarar sorumluluğu olduğunu, uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğunu ve Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 89. Maddesine göre gönderilen haciz ihbarnamesine yapılan itirazın muvazaalı olduğu ve zarara uğrattığından bahisle tazminat istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/4 maddesinde; "Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder" hükmü yer almaktadır.Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Bu davada üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. Üçüncü kişinin beyanının aksi, İİK.'nun 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebilir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir. "...Davacı vekili, müvekkili tarafından İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2014/7982 sayılı dosyası ile dava dışı ..... AŞ aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıya bu dosyadan haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalının haciz ihbarnamesine karşı verdiği cevapta dava dışı .... AŞ’nin doğmuş herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını beyan ettiğini, davalı şirketin gerçeğe aykırı bu beyanıyla müvekkilinin alacağını almasına engel olarak zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, haciz ihbarnamesinin gönderildiği tarihte dava dışı dosya borçlusu ile davalı şirket arasında bir hukuki ilişki bulunduğunu, davalının haciz ihbarnamesinin tebliğinden sonra borçlu nam ve hesabına üçüncü kişilere ödemeler yaptığını belirterek, müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklandığı, davanın 6102 sayılı TTK’nun 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine ve talep halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine dosya üzerinde karar verilmiştir. İİK’nun 89/4. maddesinde; “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder” hükmü düzenlenmiştir. İİK’nun 89/4. maddesi hükmünde öngörülen tazminat, esasen üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanından kaynaklanan ve haksız eyleme dayalı bir istektir. Maddi vakıaları ileri sürüp ispatlamak taraflara, hukuki vasıflandırma ise Hâkime aittir (HMK m.33). Eldeki dava, İİK’nun 89/4. maddesi kapsamında maddi tazminat istemine ilişkindir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme icra mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine ya da re’sen gözetilmesi gerekir. Şu halde mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde icra mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde HMK’nın 20. maddesi uyarınca süresi içinde başvuru halinde dosyanın yetkili ve görevli İzmir icra mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA..." (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18/02/2019 tarih ve 2016/15848 Esas 2019/746 Karar sayılı ilamı)"...Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı .... .. Şti.'nden olan alacağının tahsili için icra takibine giriştiğini, icra dosyasından davalıya 89/1. haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini, davalının bu ihbarnameye haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmemiştir. Mahkemece, davanın İİK'nun 89/4. maddesine göre açılan tazminat davası olduğu, anılan madde hükmü uyarınca bu davanın görülmesinde icra hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,..." (Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 21.04.2016 tarih ve 2016/133 Esas 2016/6953 Karar sayılı ilamı) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2026 tarih ve 2026/299 Esas 2026/264 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.