Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen fatura alacağı icra takibine itirazın iptali davası gerekçeli kararı.
Özet: Ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davacı müvekkilinin sunduğu hizmete karşılık kesilen faturaların ödenmediğini öne sürerken, davalı hizmetin eksik verildiğini ve borcun olmadığını iddia etmiştir; mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinin yasalara uygun olduğu, davalının defterlerinin ise noter tasdiki eksikliği nedeniyle geçerli kabul edilmediği, takip konusu faturalara süresinde itiraz edilmediği, davalının kayıtlarında yer alan faturaların teknik olarak kendisine teslim edildiği tespit edilmiş; davacının kayıtlarına göre 25.875,00 TL asıl alacaklı göründüğü, davalının ise faturalara ilişkin borç veya alacak kaydı bulunmadığı belirtilmiştir.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO :
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... -...
VEKİLİ : Av. ... ...
DAVALI : ... - ... -...
VEKİLİ : Av. .....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı şirket arasında ...Hizmet Sözleşmesi imzalandığını ve müvekkilinin davalı şirkete ... hizmeti verdiğini, bu hizmete istinaden davalıya faturalar kesildiğini, davalı borçlu şirketin aldığı hizmete ilişkin tutarları ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya ile ilamsız takip başlattıklarını, davalı borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğundan bahisle davanın kabulüne, Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: davacı tarafın sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun ve sözleşmenin gerektirdiği temel ve zorunlu hizmetlerin hiç birini sunmadığını, buna rağmen sunulmayan hizmetin bedelinin talep ederek haksız zenginleşme amacı güttüğünü, hizmetin sağlandığına ilişkin müvekkiline herhangi bir belge verilmediğini, sözleşme ile taahhüt edilen iş yeri hekimi görevlendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, haksız ve dayanaksız davanın reddine, takibin kötü niyetli olması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları, vergi dairesi kayıtları, takip konusu faturalar ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, mali müşavir bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında: alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, 28.474,08-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosyaya mübrez 21/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda: davacının 2024 yılına ait yevmiye-kebir-envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde olduğu, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, e-defterlerin beratlarının olduğu, defterlerin bu haliyle HMK'nın 222/2. maddesine uygun olduğu, davalının ibraz ettiği yevmiye defterinin noter tasdiki içermediği, dolayısı ile yasal geçerliliği olmadığı, yapılan tespit ve hesaplamaların yasal geçerliliğe sahip olmayan mübrez defter üzerinden yapıldığı, takip konusu 9 adet faturanın tarafların ticari defterlerde kayıtlı olduğu, vergi dairesine 5.000,00-TL sınırının altında kaldığı için bildiriminin yapılmadığı, faturalara süresinde itiraz edilmediği, fatura tarihlerinden sonra davalı kayıtlarında ödeme kaydı bulunduğu ancak davacı kayıtlarında tahsilat kaydının bulunmadığı, takip tarihinden sonra fakat dava tarihinden önce taraf defterlerinde ödeme/tahsilat kaydı bulunmadığı, davacı kayıtlarına göre takip ve davaya konu faturalar bakımından davacının 25.875,00-TL asıl alacaklı göründüğü, davalı kayıtlarına göre takip ve davaya konu faturalar bakımından borç veya alacak görünmediği, takip ve davaya konu faturalara ilişkin takip öncesinde GİB sisteminden red onayının verildiğine veya TTK kapsamında iptal yada itirazın olduğuna dair yazılı bir belge olmadığı, aksine faturaların davalı kayıtlarında yer aldığı, fatura üzerinde de irsaliye yerine geçer notunun var olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; takip ve davaya konu fatura ve içeriklerinin davalıya teslim edildiğinin teknik olarak tespit edildiği, davacının faiz talebi bakımından: takip talebinde fatura tarihlerinden takip tarihlerine kadar işlemiş yasal faiz talebi olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamında yazılı temerrüde rastlanmadığı ancak mahkeme her bir fatura tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul etmesi halinde davacının her bir fatura içine takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarlarının 2.599,08-TL olacağı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ... Hizmetleri Limited Şirketi tarafından davalı ... aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı icra takibine dayanak olarak ...Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklı olarak 2024 Şubat-Ekim arasında düzenlediği 9 adet faturayı göstermiştir.
Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere kesin süre verilmiş, taraflar defterlerini bilirkişi incelemesine sunmuştur. 21/01/2026 tarihli mali müşavir bilirkişi raporuna göre davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine/aleyhine delil olma vasfına sahip olduğu, takibe dayanak yapılan 2024 yılı Şubat-Ekim arası tanzim olunan 9 adet faturanın ticari defterlerde kayıtlı olduğu, fatura tarihlerinden sonra yapılan ödeme kaydı bulunmadığı, bilirkişi raporunda tespiti yapılan ödemelerin tarihinin fatura tarihlerinden önce olduğu, yine davalı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, faturaların davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, her ne kadar davalı ticari defterlerinde her bir faturadan sonra fatura tutarı kadar kredi kartı ile ödeme kaydı bulunsa da davalının bu ödemelere ilişkin yazılı delil sunamadığı, davalının düzenlenen bu bilirkişi raporuna itiraz da etmediği, dosyaya sunulan cevap dilekçesinde ödeme iddiasında bulunulmadığı, bu nedenle davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ödemeleri usulünce ispat edemediği, davalının cevap dilekçesinde faturalara konu hizmetlerin sağlanmadığını, edimini ifa etmediğini savunmuş ise de davacının düzenlediği faturaları ticari defterlerine kaydetmekle fatura konusu hizmetin yerine getirildiğine dair karine oluştuğu, karinenin aksinin de ancak yazılı delille ispat edilebileceği, tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının tanık dinletme talebinin bu nedenle reddine karar verildiği, davalı vekiline yemin hakkının hatırlatıldığı ancak verilen kesin süre içeresinde yemin metni sunulmadığı, böylece fatura konusu asıl alacak toplamı (9 X 2.875,00-TL) 25.875,00-TL yönünden açılan davının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı takip talebinde 2.599,08-TL işlemiş faiz de talep etmiştir. Fatura düzenlenmesi tek başına borçluyu temerrüde düşürmek için yeterli olmayıp faiz talep edilebilmesi için Borçlar Kanunu uyarınca borçlunun bir ihtarla temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Dosyada davacı tarafça sunulmuş böyle bir ihtar mevcut olmadığı, borçlunun takip tarihinden önce temerrüde düşmüş sayılamayacağı, takip tarihinde temerrüde düşmüş sayılması gerektiği anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik talebinin reddi gerekmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasında düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, incelenen ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itirazın iptaline karar verilen 25.875,00-TL'nın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı isteminde bulunmuştur. İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez.
Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.
Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Açıklanan gerekçeler ışığında, dava yönünden davanın sonucu takip hukukunun nitelikli özelliğinden kaynaklanması sebebi ile reddedilen işlemiş faiz alacağı yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,
1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında 25.875,00-TL asıl alacak yönünden davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, kabul edilen alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine,
2-İİK'nın 67. maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında (5.175,00-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Şartları oluşmamakla davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 1.767,52-TL ilam harcından, tahsil edilen 615,40-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 1.152,12-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre: 419,88-TL'lik kısmının davacıdan tahsili ile, 4.180,12-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafın yaptığı 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti, 325,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 7.555,80-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre; 6.866,12-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 25.875,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 2.599,08-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ...
Katip ...
Hakim ...