İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, trafik kazası kaynaklı icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının tarafların ticari niteliği açısından istinaf incelemesi sonucu verilen karar.
Özet: Bu istinaf kararında, maddi hasarlı trafik kazası sonrası başlatılan icra takibine itirazla açılan menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesinin tarafların tacir niteliği göz ardı edilerek görevsizlik kararı vermesi üzerine davalının itirazı incelenmiş; davacı tüzel kişi tacir ve davalının da ticari işletme kaydı bulunan 2. sınıf tüccar olması nedeniyle, davanın ticari nitelikte olduğu ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu vurgulanarak, ilk derece mahkemesinin usulden ret kararının hukuka aykırılığı değerlendirilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R ESAS NO:2026/2061 KARAR NO:2026/1747İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ:(Kapatılan) İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ:29/04/2025NUMARASI:2024/332 Esas - 2025/359 KararDAVA:Menfi TespitKARAR TARİHİ:10/09/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plaka nolu araç ve davalıya ait ... plaka nolu araç arasında 04.12.2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası sonrasında davalı tarafça müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davacı müvekkilinin takip alacaklısına borcu bulunmadığını, davalının ticari kazanç kaybı bulunmadığını. Taleplerin fahiş olduğunu belirterek davacının İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı borçlunun haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile davalı müvekkilinin takip dosyasında alacaklı olduğunun tespitine, İİK m. 72/4 uyarınca, müvekkilin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın % 20’sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nın 114(1)/c maddesinin yollamasıyla HMK.'nın 115(2). maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargılama süreci içerisinde yapılması gereken araştırmalar ilk derece mahkemesince gereği gibi yapılmadığından dolayı usule, yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesi belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle başlatılan icra takibinde menfi tespit istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. HMK'nın 1.maddesine göre; göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr, " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır.Somut olaya bakıldığında; davacı... Şti. tüzel kişi tacirdir. Haksız fiile dayalı eldeki tazminat davasında, İlk derece Mahkemesi tarafından davalılarla ilgili esnaf-tacir araştırması yapılmış,Şişli Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabından davalının işletme esasına göre defter tuttuğu, VUK 177.maddesi kayıtlarına göre 2.sınıf tüccar olduğu anlaşılmıştır.Davanın haksız fiil niteliğinde trafik kazası nedeniyle davalıya ait araçta oluşan maddi zararların tazmini için başlatılan icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle menfi tespit istemine dayandığı, haksız fiilin TTK'da düzenlenmediği, davacı tüzel kişi tacir olmakla birlikte davalı ...'in "işletme esasına göre defter tuttuğu" ve bu nedenle tacir olmadığı, bu durumda ihtilafın TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ticari bir dava niteliğinde olmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.Bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/09/2026