İşveren-çalışan arasındaki duygusal ilişkide baskı ve tehditle imzalatıldığı iddia edilen 200.000 USDlik bononun hükümsüzlüğü davasının Yargıtay incelemesi.
Özet: Duygusal birliktelik yaşayan taraflar arasında, ayrılık sonrası davalının psikolojik ve ekonomik baskı ile tehditleri neticesinde davacının, gerçek bir borç ilişkisine dayanmayan ve yeni bir evlilik kurmasını engellemeyi amaçlayan 200.000 USD bedelli bonoyu zorla imzaladığını iddia ederek hükümsüzlüğünün ve borçlu olunmadığının tespitini talep ettiği davada; ilk derece mahkemesi, bononun ticari bir ilişki veya somut ödünç vermeye dayanmadığını, aksine davalının ilişkiyi sürdürme ve davacının medeni durumunu kontrol etme aracı olarak kullanıldığına hükmederek davacının talebini kabul etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/7173 E.  ,  2026/4123 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/277 Esas, 2025/1337 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/653 E., 2023/618 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.06.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat...ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların bir dönem duygusal birliktelik yaşadıklarını, müvekkilinin henüz 23 yaşında olduğu ve davalının müvekkilinin işvereni olarak nüfus sahibi olduğu bir dönemde davalının zorlaması neticesinde önce baba kız ilişkisi gibi başlayan bu birlikteliğin tarafların ayrılması ile sonuçlandığını, taraflar arasında birliktelik yaşandığı dönemde taraflar arasındaki büyük yaş farkının müvekkilinin babasız olması, annesi ve ağabeyinin yüksek korumacı tavrı nedeniyle bu durumun müvekkilinin ailesinden ve sosyal çevresinden saklandığını, davalının bu durumu özellikle teşvik ettiğini, ayrılıktan bir müddet sonra davalının müvekkiliyle tekrar irtibat kurmak istediğini, müvekkilinin iş hayatını sona erdirmekle tehdit ettiğini, müvekkilinin üzerine sürekli baskılar kurmaya ve psikolojik şiddet uygulamaya başladığını, sürekli gelgitler yaşayan davalı tarafından müvekkiline silah gösterildiğini, müvekkilinin korku ve dehşete kapıldığını, müvekkilinin kendisini rahat bırakmasının temini için davalının bizzat kendi el yazısı ile doldurduğu sözleşmeye ve bonoya imza attığını, sözleşmenin 6. maddesinde davacının medeni halinde değişiklik olması halinde senet ile olan yükümlülük ve ödeme taahhüdünün devam edeceği şeklinde bir maddenin bulunduğunu, her ne kadar senedin ikrah ve tehdit altında imzalatıldığı belli olsa da müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, ilişkilerinin devamı sırasında müvekkiliyle geçirdiği zamanlara ait harcamaları, ona aldığı ufak tefek kısım hediyeleri, kendi kazancıyla aldığı küçük bir ev ve araba için yaptığı küçük destekleri, davalının birlikte yedikleri yemekleri kendi kafasında oluşturduğu zahiri rakamlarla fahiş haline getirdiğini ve müvekkilini yıldırıp borçlu hale getirdiğini ileri sürerek 15.10.2020 düzenleme tarihli 200.000,00 USD bedelli bononun ikrah ve tehdit altında alınması nedeniyle hükümsüzlüğünün tespitine ve bu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinden davacı tarafın iddiaların maddi ve hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının müvekkilini savcılık makamına şikayet etmek yoluyla senedin suça konu eylemlerle elde edildiğini ileri sürmediğini, davacının iddia ettiği baskı ve tehdit eylemlerine maruz kalıp senet düzenlendikten sonra kendisine yönelik işbu eylemleri gerçekleştiren şahıs ile iletişim kurup ticaret yapmaya devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının, davalıya silah gösterildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında iş ilişkisiyle başlayan tanışıklığın duygusal birlikteliğe dönüştüğü, tarafların bir süre sonra ayrıldığı, bu ayrılıktan sonra davalının, davacıyla ilişkiyi devam ettirmeye yönelik, yoğun Whatsapp yazışmalarında, davacının ilişkinin devamına yönelik duygusal ve ekonomik baskı kurmaya çalıştığı, ayrılığın devamı halinde, yaptığı ekonomik yardımlar yüzünden, ilişki süresince kullanıldığı hissinin kendisinde oluştuğu, bu hissiyatını engellemenin yolu olarak davacıya yaptığı yardımlarına karşılık senet imzalatmak istediği, davacının bu talebe karşı uzun süre direndiği, en sonunda dava konusu senedi imzaladığı, fakat bu senedin davalı tarafından davacıya verilmiş bir borcun karşılığı olmaktan öte ilişki sırasında davalı tarafça yapılan harcamalar karşılığı düzenlendiği, kaldı ki yapılan harcamaların miktarının belli olmadığı, bu anlamda senet bedelinin de varsayımsal olduğu, senedin davacıya karşı, başka biriyle evlenmesi ya da ilişki kurmaması için baskı aracı kullanıldığı, 15.10.2020 tarihli sözleşmenin 6. maddesi ile aralarındaki yazışmalar bütününün bu kanaati uyandırdığı, senedin veriliş amacının herhangi bir alacak-borç ilişkisinden kaynaklanmadığı, taraflar arasında bu senedin düzenlenmesine dayanak her hangi bir ticari ilişki ya da somut bir ödünç verme ilişkisine dair dosyada kanıt bulunmadığı, öte yandan yukarıda yapılan açıklamalar, aralarındaki telefon mesajları, sözleşmenin ilgili maddeleri karşısında, davacı tarafça senedi ve dayanak sözleşmeyi kendi serbest iradesiyle imzaladığının kabul edilemeyeceği, yaşanan bu ilişki sırasında yapılan harcamalara karşılık olarak alınan senedin geçerli olmadığı, davalının, davacıyla birliktelikleri dönemde yaptığı masrafların Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere hediye niteliğinde olduğu, geri istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.