Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ölmüş kişi adına sahte bono düzenlenerek başlatılan usulsüz icra takibi ve örgütlü dolandırıcılığa karşı açılan menfi tespit davası.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, kendisine usulsüz tebligatlarla başlatılan icra takibine dayanak gösterilen kambiyo senedindeki imzanın sahte olduğunu, alacaklılarla herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, aksine bu senedin organize bir sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun parçası olduğunu ve ilgili kişilerin ceza mahkemesinde mahkum edildiğini belirterek, mal varlığının satışına yol açan bu takipten dolayı borçlu olmadığının tespitini ve tazminat ödenmesini talep etmektedir.

T.C.

ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1141 Esas
KARAR NO : 2026/667
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/08/2020
KARAR TARİHİ : 17/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında, Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasından ... ödeme tarihli ...-TL bedelli senet ile icra takibi başlatıldığını, usulsüz ve hukuka aykırı olarak gıyabında ödeme emri ve kıymet takdir raporları tebliğ edilerek, davacının sahibi olduğu taşınmaza haciz işlemi uygulandığını, söz konusu taşınmazın satılmasına karar verildiğini, karar neticesinde söz konusu taşınmaz 1. Satış günü ... tarihi olarak karar alındığını, taraflarınca yapılan ödeme emrinin usulsüzlüğüne ilişkin olarak açılan dava neticesinde söz konusu satış Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... esas, .../... Karar sayılı kararı ile geçici olarak durdurulduğunu, ancak söz konusu dava süre yönünden usulden reddedilmesi karşısında icra dosyası kaldığı yerden devam etmeye başladığını, iş bu sebeple davacının hiçbir surette kendisine ait olmayan bir senetten dolayı icra takibi ile karşı karşıya kaldığını, borçlunun yabancı olduğunu ve yurt dışında yaşadığını bilinmesi üzerine icra tehditi altında kaldığından dolayı huzurda ki davayı açma zorunluluğu olduğunu, müvekkilinin kendisine bizzat herhangi bir tebligat yapılmadığını, söz konusu tebligatın usulsüz olduğunu, nitekim davacının senet metninde belirtilen ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adresin davacıya ait olmadığını, davacının hiç bir surette Antalya ilinde ikamet etmediğini, usulsüz tebligatlar neticesinde ... ilinde bulunan taşınmazının satışı ile karşı karşıya kaldığını, takibe konu bono üzerinde bulunan ve davacı tarafından atıldığı belirtilen imzanın davacıya ait olmadığını, davacı hakkında başlatılan takibin konusu bono olduğunu, davacının gerek lehdar gerekse de ciranta olan alacaklıyı tanımamadığını ve davacı ile aralarında hiçbir suretle bir borç ilişkisi kurulmadığını, sahte senet dayanak gösterilerek davacı aleyhine icra takibi başlatılması üzerine ..., ... ..., ... ... ve ... ... hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına taraflarınca başvurulduğunu ve bu başvuru neticesinde .../... numaralı soruşturma dosyası açıldığını, söz konusu soruşturmada senetin alacaklısı olarak görünen ... ... isimli şahsın vefat ettiğini, bu sebeple oğlu ... ... ile görüşüldüğü ve babasının vefat etmeden önce bir kafede işçi olarak çalıştığı herhangi bir mal varlığının olmadığını ve bu sebeple ... ... bir senedin alacaklısı olma ihtimalinin olmadığını beyan ettiğini, şüphelilerin ölmüş bir kimseyi de lehtar göstererek sahte ciro silsileleri oluşturmak sureti ile organize bir şekilde sahtecilik suçu işlediklerini gösterildiğini, gerek alacaklı gerekse de senette bulunan diğer şahıslar arasında ile borçlu davacı arasında herhangi bir ticari uyuşmazlıklar bulunmadığını belirterek davacının borçlu olmadığının tespitini, alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı süresi içinde cevap vermemiştir.
DAVA :
Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tespit davasıdır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı istinaf başvurusunun esastan kabulü ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, dosya yeni esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... E. (Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E.) sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz olmak üzere ... toplam alacak için kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı görülmüştür.
Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararının incelenmesinde, katılanın ..., sanıkların ... ..., ..., ... ..., ... ..., suçun Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, suçu olduğu, sanık ... ...'in beraatine diğer sanıkların cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verildiği görülmüştür.
Dava konu olayla ilgili hukuk kuralları şunlardır; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 702. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 220. maddesi.
Menfi tespit davasına konu olan icra takibi kambiyo senedine istinaden başlatıldığından ve takip dayanağı bono kambiyo vasfında olduğundan görevli mahkeme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleridir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/04/2018 tarih 2016/16905E. 2018/1711K. sayılı kararı).
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır.
Menfi tespit davalarında dava tarihindeki borçluluk durumu saptanarak karar verilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2017 tarih 2016/4260E. 2017/1333K. sayılı kararı).
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı).
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında davalı takip alacaklısıdır (Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı 2. Baskı, İstanbul 2006, s. 317). Takip dayanağı senette lehtar ciranta sıfatı bulunmasına rağmen icra takibinde takip alacaklısı sıfatı bulunmaması halinde lehtar ciranta hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/01/2014 tarih 2013/18512E. 2014/1698K. sayılı kararı). Fakat takibe konu kambiyo senedi dışında senet düzenlenmesine ilişkin akdi ilişkinin dava konusu olması halinde, takip alacaklısı dışında akdi ilişkin diğer tarafına da husumet yöneltilmesi mümkündür (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 04/03/2013 tarih 2013/281E. 2013/3985K. sayılı kararı). Bunun gibi muvazaa iddiası bulunması halinde de takip alacaklısı olmayan muvazaalı olduğu iddia olunan işlemin diğer tarafına da husumet yöneltilmesi mümkündür (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03/02/2020 tarih 2019/2689E. 2020/788K. sayılı kararı). Menfi tespit davası kambiyo senedine karşı açıldığına göre keşideci senedi takibe koyan hamil ve cirantalara karşı bu davayı açabilir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2011 tarih 2011/1423E. 2011/11961K. sayılı kararı).
Kambiyo senetleri keşideci ve lehtar arasında kural olarak birlikte hazır olmaları ile düzenlenir ve imza altına alınır. Yine avalistin de senedin düzenlenme anında orada olduğunun kabulü karinedir. Bu husus kambiyo senedinin birlikte düzenlendiğini gösterir. Şayet atılan keşideci veya avalist imzasının sahte çıkması durumunda, lehtarın bu durumu bildiği kabul edilerek, menfi tespit davası açılması halinde lehtarın kötü niyetli olduğu kabul edilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/02/2019 tarih 2017/19-1645E. 2019/79K. sayılı kararı; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/06/2020 tarih 2018/4020E. 2020/734K. sayılı kararı).
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. maddesi (818 sayılı BK'nun 53. maddesi) uyarınca; 'Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.' Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” olgusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından hukuk hakimini de bağlayacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/11/2012 tarih 2012/11-413E. 2012/901K. sayılı kararı; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 03/07/2017 tarih 2017/1429E. 2017/1423K. Sayılı kararı).
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararında; "... Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... tarihli .../...-... Esas .../... Karar; ... tarih ve .../...-... Esas .../... Karar ile ... tarih ve .../...-... Esas .../... Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “İmzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb… def'iler her hamile -iyiniyetli olsa dahi- karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki, borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde sahtekarlık (tahrifat) iddiası mutlak def'idir ve mahkemece bu iddia incelenmelidir ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/12-18 Esas ve 2024/184 Karar sayılı ilamı)... Yerel Mahkemece HMK'nın 211. maddesinde belirlenen usul gözetilerek takibe dayanak bono üzerindeki keşideci imzasının davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda bir araştırma yapılarak Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin uzman heyetince incelenmesi ve bu suretle alınacak bilirkişi raporu da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Öte yandan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma numaralı dosyasında müşteki ... tarafından şüpheliler ... ..., ... ..., ..., ... ... hakkında Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik suçlarından şikayetçi olunduğu, soruşturmaya konu ... düzenleme ... ödeme tarihli, alacaklısı ... ... borçlusu ... olan, ... TL bedelli senet olduğu görülmekle, soruşturma dosyasının akıbeti sorgulanmadan yargılamanın sonlandırılması da isabetsiz olmuştur..." denilmiştir.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararında; "... Mahkemenin ... tarihli .../... E., .../... K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş ve anılan kararda davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. Anılan kararın yalnızca davacılar vekilince temyizi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarihli .../... E., .../... K. sayılı ilamı ile karar davacı ... vasileri yararına bozulmuş, davacılar vekilinin karar düzeltme talebi de Yargıtay (Kapatılan) ... Hukuk Dairesinin ... tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Mahkemece de söz konusu bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda Mahkemece bozmaya uyulmakla oluşan usulü kazanılmış hak da bertaraf edilmek suretiyle ... tarihli ek karar ile tavzih talebinin kabulüne karar verilerek davalı yararına kötü niyet tazminatı hükmedilmesi de doğru görülmemiş..." denilmiştir.
Davamıza gelince; davacı Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... E. (Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E.) Alanya İcra Müdürlüğü'nün .../... E. takip dosyasına dayanak bononun sahte olduğu ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı istinaf başvurusunun esastan kabulü ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, dosya yeni esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Kaldırma kararı doğrultusunda ve ışığında yeniden yargılama yapılmıştır. Davacı benzer iddialarla davalının dahil olduğu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuş, Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucu ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile; sanık ... ...'in beraatine, diğer sanıklar ..., ..., ..., ...'ın Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından bu kararın hukuk hakimini de bağlayacak olması, dava konusu bononun suç işlenerek elde edildiği iddialarına yönelik yapılan soruşturmada ve yargılama neticesinde davalının resmi belgede sahtecilik suçunu ve dolandırıcılık suçunu işlediğinin kesin hükümle belirlenmiş olması, ayrıca imza incelemesi yaptırılmasının sonuca etkisinin bulunmaması nedenleri ile davacının davaya ve takibe konu senet yönünden borçlu olmadığının kabulü gerekmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekli olması, takibin haksız olması tek başına yetmemesi, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerinde olması, davalının dava konusu bono nedeni ile ceza almış ise de, Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmolunmamış ve karar yalnız davalı tarafından istinaf edildiğinden davalı yararına usulü hak doğduğundan, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmeksizin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının davasının KABULÜNE,
2. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... E. (Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E.) Esas sayılı takibe dayanak keşidecisi ..., lehtarı ..., cirantaları ..., ... ve hamili ... olan ... TL bedelli, ... keşide tarihli ... vade tarihli bono nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
3. Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatına hükmolmasına yer olmadığına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli, ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5. Davacı tarafından yapılan ... TL başvurma harcı, ... TL peşin harç, ... TL posta, tebligat gideri olmak üzere toplam ... TL'nin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326/1. maddesi gereğince davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326/1. maddesi gereğince davalı üzerinde bırakılmasına,
7. Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 330. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 333. maddesi gereğince giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine,
9. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 301/1., "Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik" in "İlâm ve suretlerin verilmesi, kesinleşme kaydı ile harçların tahsili" başlıklı 216/1. maddesi gereğince, Hâkimin re’sen harekete geçtiği hâller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi hâlinde hükmün bir nüshası makbuz karşılığında talep eden tarafa verilmesine ve varsa bir nüshasının da diğer tarafa tebliğine,
10. Karar kesinleştiğinde Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesinin .../... E. sayılı dava dosyasının mahkemesine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK.'nun 341/1-a, 342 ve 345. maddeleri gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile, ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/09/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır