İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin ölümcül trafik kazası sonrası imam nikahlı eşin manevi tazminat talebine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi ve hükmü.
Özet: Bu hukuki evrak, 15.04.2021 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazasında imam nikahlı eşini kaybeden bir davacının, kazaya karışan sürücüler, araç sahipleri ve sigorta şirketinden talep ettiği 150.000 TL manevi tazminat davasına ilişkindir. İlk derece mahkemesi, davacının talebini kısmen kabul ederek 50.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, faiz başlangıç tarihlerini ve davalıların müteselsil sorumluluklarını belirlemiştir. Davacı vekili, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, kusur raporlarının hatalı olduğunu, harç masrafı yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve tüm davalıların zararın tamamından müteselsilen sorumlu olması gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalılar ise kazadaki kusursuzluklarını, diğer tarafın tam kusurlu olduğunu ve sigorta şirketinin sorumluluk limitlerini savunarak davanın reddini talep etmişlerdir. İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya içeriğine uygunluğunu incelemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/1990
KARAR NO:2026/1757
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:20/06/2023
NUMARASI:2021/686 Esas - 2023/471 Karar
DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
DAVA TARİHİ :08/11/2021
KARAR TARİHİ:10/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;15.04.2021 tarihinde Emirdağ ilçesi istikametinden Bolvadin istikametine seyir halinde bulunan sürücülüğünü davalı...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici (... plakalı yarı römork takılı) ile Gömü Beldesi istikametinden kontrolsüz şekilde gelerek sürücülüğünü davalı ... ...'nın yaptığı, diğer davalı ...'a ait olan ... plakalı otomobille çarpması sonucu çift taraflı, ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza sonucunda ... plakalı araçta yolcu konumumda bulunan, müvekkili ...'ın imam nikahlı eşi ...'nin vefat ettiğini, desteğinin ölümü nedeniyle, müvekkilinin manevi açıdan mağdur olduğunu beyan ederek meydana gelen trafik kazası sonucunda ...'nin vefatı sebebiyle imam nikahlı eşi ... için 150.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalı sigorta şirketi poliçede yazan limit ile sınırlı olmak kaydıyla, ... Şirketi için temerrüt tarihi olan 04.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte, diğer davalılardan ise haksız fiil tarihi olan 15.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili...'ın hiçbir kusuru bulunmadığını, davalı ... ...'nın yaşanan bu kazada tam kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında fren izi, frene basıldığındaki hız limiti, araçların bulunduğu konumlar dikkate alınmadan soyut gerekçelerle müvekkiline kusur atfedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen 15/04/2021 tarihli kazaya karıştığı belirtilen,... plakalı aracın, müvekkili şirkete 19/09/2020-2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere "Genişletilmiş Kasko" poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin, üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulacağını,kusur durumunun tespiti gerektiğini, manevi tazminat talep eden davacının,müteveffanın kendisine destek olduğunu somut olgularla ispatlaması gerektiğini, davacının, müteveffanın yasal mirasçısı olmadığını, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 08.11.2021 tarihinden, davalılar ...,..., ... ve ... ... yönünden olay tarihi olan 15.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek, davalılar ..., ..., ... ve sigorta şirketi yönünden ticari faizi ile birlikte; davalı ... ... yönünden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, (kusur durumuna bağlı olarak ... ... haricindeki diğer davalıların 15.000,00 TL tazminat ile sınırlı, müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına)" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, hak ve nesafet kuralları gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan kusur raporları kabul etmediklerini, kabul edilen miktar üzerinden davacıya harç masrafı yükletilmesi ve harcın yargılama giderlerine dahil edilerek kabul red oranına göre hükmedilmiş olması hatalı olduğunu, davalıların müvekkili ...'ın zararının tamamından kusur oranı ile bağlı olmaksızın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, mahkemece kusura göre hüküm kurulması hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 15.04.2021 tarihinde davalı şirket nezdinde sigortalı bulunan, davalı...'ın sevk ve idaresindeki, davalı ...'a ait ... plakalı araç ile davalı ... ...'nın sevk ve idaresindeki, davalı ...'a ait ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası sonucunda araçta yolcu konumunda bulunan ...'nin vefatı nedeni ile manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan 15/04/2021 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı'na göre; kazanın oluşumunda ... plakalı otomobil sürücüsü ... ...'nın 2918 sayılı KTK'da belirtilen sürücü asli kusurlarından (84/H "Kavşaklarda Geçiş Önceliğine Uymama", ... plakalı otomobil sürücüsü...'ın ise aynı kanunda belirtilen diğer kusurlardan 52/1-A "Kavşaklara Yaklaşırken Hızını Azaltmamak" kuralını ihlal ettiğinin tespit edildiği, Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi bilirkişi raporuna göre sürücü ... % 30 , sürücü ... % 70 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/107 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı sürücü ...'in tali, davalı sürücü ...'in asli kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde,TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından davacı vekilinin tazminat miktarına ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da "... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; somut olayda davalı sürücünün %25 oranında ve dava dışı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu" yönünde karar verilmiştir.Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde tazminatın "müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi" talep edildiği halde yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gözetilmeden ve manevi tazminatın bölünemezliği kuralı ihlal edilerek kusur oranına göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.Mahkemece hükümde davacının yatırdığı peşin harcın tamamının davacıya iadesi yerine peşin harcın yargılama giderine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre oranlama yapılarak tahsiline karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarih, 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı kararı ile HMK'nın 326/2 maddesinde yer alan "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmü manevi tazminat davaları bakımından iptal edildiğinden yargılama gideri hesaplanırken manevi tazminatın kabul ve red oranı nazara alınmamış ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 08/01/2026 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Türkiye Barolar Birliği kararı ile AAÜT'nin 10. fıkrası yürürlükten kaldırıldığından manevi tazminattın reddedilen tutarı üzerinden davalılar lehine red vekalet ücretine hükmedilmemiştir.Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 08.11.2021 tarihinden (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) davalılar ...,..., ... ve ... ... yönünden olay tarihi olan 15.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek, davalılar ..., ..., ... ve sigorta şirketi yönünden ticari faizi ile birlikte; davalı ... ... yönünden yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 512,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.903,17 TL harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 512,33 TL peşin harcın davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan 1.560,00 TL ATK ücreti ve 599,45 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.159,45 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 719,81 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜTT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 435,60 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile; 884,4 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davalılar tarafından yargılama giderlerinin yapan üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT 10. maddesi uyarınca 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 347,55 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya,
3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/09/2026