Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, ticari satıştan kaynaklanan 450.000 TL fatura alacağına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Davacı şirketin 450.000 TL tutarındaki su borusu satış faturasından kaynaklanan alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, davacı müvekkili tarafından satılan boruların bedelinin ödenmemesi nedeniyle takibin devamını talep ederken, davalı ise faturanın kendi defterlerinde olmadığını, satışın babasına yapıldığını, borcun ödendiğini ve babası aracılığıyla da ödemeler gerçekleştirildiğini savunmuş olup, yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucunda davacının defterlerinde alacağın kayıtlı olduğu ancak davalının defterlerinde faturanın bulunmadığı ve davalının babasına, babasının da davacıya borçla ilgili ödemeler yaptığı tespit edilmiştir.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -...
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARARESAS NO :...KARAR NO : ...HAKİM : ...KATİP : ...DAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : ...KARAR TARİHİ : ...KARAR YAZIM TARİHİ : ...Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket tarafından 160'lık 8 ATÜ su borusu satıldığını ve teslim edildiğini, davalı tarafa bu ticaret karşılığında 09/01/2024 tarihli KDV dahil 450.000,00-TL bedelli fatura düzenlendiğini, davalı tarafça fatura bedelinin ödenmemesi üzerine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın faturada yazılı malı teslim almasına ve karşılığına ödememiş olmasına rağmen kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, dava açmadan önce yaptıkları arabuluculuk görüşmesinden de bir sonuç alamadıklarından bahisle davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: mahkememizin yetkisine itirazları olduğunu, ayrıca görev itirazlarının da bulunduğunu, dava değerinin düşük gösterildiğini, eksik harç ikmal edilmeden davaya devam edilmesinin mümkün olmadığını, davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin...esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, dava konusu borcun müvekkilinin babası ...'a ait olduğunu, bu borcun davacıya ödendiğini, toplamda 336.000,00-TL ödemenin davacı tarafa yapıldığını, davacı şirket müdürü ...'ün kendi el yazısı ile ... tarafından ödenen borç miktarını belirttiği belgenin dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkilinin giyim mağazası sahibi olduğunu, 250 adet su borusu cinsi ürün satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, borç tutarı ödenmiş olmasına rağmen aylar sonra e-arşiv fatura düzenlenmiş olmasının açıkça kötü niyetin göstergesi olduğunu, düzenlenen faturadan icra takibi ile haberdar olduklarını, neticeten öncelikle açılan davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER :Kayseri Genel İcra Dairesi'nin...esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları, takip konusu fatura, vergi dairesi kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, mali müşavir bilirkişiden uyuşmazlık konusu hakkında ayrıntılı rapor alınmıştır.Kayseri Genel İcra Dairesi'nin...esas sayılı dosyasında: alacaklının ... Ticaret Limited Şirketi, borçlunun... olduğu, 529.095,21-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.Dosyaya mübrez 06/01/2026 havale tarihli bilirkişi raporunda: davacı tarafça başlatılan icra takibinde 09/01/2024 tarihli ... numaralı ve KDV dahil 450.000,00-TL bedelli faturanın takip konusu yapıldığı, davacının takip ve dava konusu yaptığı fatura davacı ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kaydedildiği, bahse konu faturanın davalıda kaydı bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde de davalıdan 50.000,00-TL tahsil edildiği ve bakiye 400.000,00-TL kaldığının kayıtlı olduğu, davalı vekilince satışın müvekkiline yapılmadığı, müvekkilinin babası ... adına yapıldığı ve bedelin ödendiğini ileri sürdüğü, mahkemenin ara kararında belirtilen 03/07/2023 tarihli ... numaralı 100.000,00-TL bedelli çek ile 05/10/2023 tarihli ... numaralı ve 150.000,00-TL bedelli çeklerin taraf defterlerinde kaydının bulunmadığı, davalı tarafça ...'e çeklerle 250.000,00-TL ve banka havalesiyle 18.500,00-TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, ayrıca ...'e ... tarafından boru ödemesi açıklaması ile 40.000,00-TL havale yapıldığı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.YARGILAMA VE GEREKÇE:Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;i) İlamsız takip yapılmış olması,ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii)İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.6102 sayılı TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.Görüldüğü üzere tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde:"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK'nun 222/4) Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı)Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı... aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin...Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 09/01/2024 tarihli fatura alacağına dayalı olarak 450.000,00-TL asıl alacak ve 79.095,21-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 529.095,21-TL asıl alacak talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.Davalı gerçek kişi olduğundan tacir araştırması yapılmıştır. Mimarsinan Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 27/03/2025 tarihli yazı cevabına göre 08/03/2021 tarihinden itibaren davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu ve 1. Sınıf tüccar olduğu bildirilmiş, davacı da ticaret şirketi olduğundan nispi ticari dava söz konusu olmakla mahkememizin uyuşmazlığa bakmakla görevli olduğu kanaatine varılmıştır.Takibin dayanağı olarak 09/01/2024 tarihli, ...seri numaralı ve 450.000,00-TL tutarlı fatura gösterilmiştir.Dava dilekçesinde dava değeri 100,00-TL olarak gösterilmiştir. Ancak talep sonucunda itirazın tümden iptali talep edildiğinden adli yardım talebi de kabul edilmemekle davacıya eksik harcı ikmal etmesi için kesin süre verilmiş, 615,40-TL başvurma harcı, 6.390,14-TL peşin harç (icra dosyasına yatan peşin harcın mahsubu ile) ve gider avansını verilen kesin süre içerisinde yatırmıştır.Tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiler marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 06/01/2026 tarihli mali müşavir bilirkişi raporuna göre takip konusu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerinde ise kaydının bulunmadığı, davalının cevap dilekçesinde dava konusu borcu kabul etmediği, borcun babası ...'a ait borç olduğunu, düzenlenen faturadan icra takibi ile haberdar olduğunu savunduğu, fatura davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından tek başına davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasının fatura konusu malın davalıya teslim edildiğinin ispatı için yeterli olmadığı, davacının bu hususa ilişkin başkaca yazılı delil sunamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından davacı vekiline yemin teklif etmesi için kesin süre verildiği ancak verilen kesin süre içerisinde yemin metninin de sunulmadığı, bu nedenle davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davalı cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı isteminde bulunmuştur. İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir.Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Açıklanan gerekçeler ışığında, reddedilen kısım yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Şartları oluşmamakla davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 732,00-TL ilam harcının, tahsil edilen 6.390,14-TL peşin harçtan mahsubuna, artan 5.658,14-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 84.655,23-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ...Katip... e-imzalı Hakim ...e-imzalı