Tahrifat ve birden fazla vade iddiasıyla kambiyo vasfı taşımadığı öne sürülen senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti davasında, ispat yükü davacıda olup redde dair kararların gerekçesindeki eksikliklere rağmen sonucun hukuka uygun bulunarak onanması.
Özet: Davacı taraf, aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibine konu senedin kambiyo vasfı taşımadığı, birden fazla vade içerdiği ve tahrif edildiği gerekçesiyle borçlu olmadığının tespiti davası açmış; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, senedin adi senet niteliğinde olduğu ve davacının borçlu olmadığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, yüksek mahkeme ise alt mahkemelerin bazı gerekçe hatalarına rağmen davanın reddi yönündeki sonucun doğru olduğunu, zira senedin kambiyo vasfında olmayıp adi senet niteliğinde olduğunu ve ispat yükünün davacıda olmasına rağmen iddiasını kanıtlayamadığını belirterek istinaf başvurusunun esastan reddi kararını onamıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2007 Esas, 2025/1281 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2018/504 E., 2023/311 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibin iptali için icra mahkemesinde dava açıldığını, mahkemece talebin reddedildiğini, kararın temyiz aşamasında olduğunu, takibe konu senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığını, belgenin birden fazla vade içerdiğini, davalı tarafından önce rakamla vade tarihi yazıldığını, sonradan üzerinde tahrifat yapılarak karalandığını, senet metni içerisine yazıyla farklı bir vade tarihi atıldığını, tahrifat işlemi üzerinde davacının parafının da bulunmadığını, davacının senette ismi yazan ... ve senedin ciro edildiği davalı ile karşılığında senet almayı gerektirir ilişkisinin olmadığını ileri sürerek müvekkilinin icra takibi nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, borcun ödenmesi halinde istirdat olarak taleplerinin kabulü ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının borca ve imzasına itiraz etmediğinden borcu kabul etmiş sayıldığını, senet üzerinde herhangi bir tahrifat bulunmadığını, senetteki yazıların açık ve net olduğunu, vade tarihi olarak net ve tek bir tarihin yer aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği yönünde herhangi bir delil bulunmadığı, ispat yükü kendisinde olan davacının, davalıya borcu bulunmadığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, bonoya dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararında açıkça belirtildiği üzere dava konusu senedin kambiyo vasfında olmadığı, adi senet niteliği taşıdığı ve buna göre de ispat yükünün borçlu olmadığını iddia eden davacıda olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği ancak İlk Derece Mahkemesince verilen kararda senedin kambiyo vasfında olmadığı belirtilmiş olmasına karşın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinden hareketle gerekçe oluşturulduğu, bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince de dikkate alınmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde de davacı alacaklı olarak yazılarak hüküm kurulmasının da doğru olmadığı Dairemizce eleştirilmekle yetinilmiş, kararın sonucu itibariyle doğru olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.