Yargıtay 1. Ceza Dairesi, eşini nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs eden sanığın kapı kilitlemesinin hürriyetten yoksun bırakma kastı taşımadığına hükmetti.
Özet: Kıskançlık nedeniyle eşini bıçaklayarak hayati tehlike oluşturacak şekilde yaralayan sanık hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ve nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarının temyiz incelemesinde; öldürmeye teşebbüs suçunda haksız tahrik ve takdiri indirim sebeplerinin bulunmadığı kabul edilirken, yatak odası kapısının kilitlenmesi eyleminin öldürme kastına yönelik olduğu ve hürriyetten yoksun kılma suçuna özgü kastın oluşmadığı gerekçesiyle bu suç yönünden unsurların gerçekleşmediği belirlenmiştir.
1. Ceza Dairesi         2025/2449 E.  ,  2026/4197 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2024/1517 E., 2025/32 K.
SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararları
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması, bozma
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.05.2024 tarihli ve 2023/471 Esas, 2024/222 Karar sayılı kararı ile;
a. Sanık hakkında katılana yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-d, 35/2, 53, 58. maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
b. Sanık hakkında katılana yönelik nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a-e, 53, 58. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.01.2025 tarihli ve 2024/1517 Esas, 2025/32 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere ilişkin sanık ve müdafii, katılan kurum vekili, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının (lehe) istinaf başvurularının katılan kurum lehine vekâlet ücreti yönünden 5271 sayılı Kanunun 280/1-a ve 303/1 maddeleri uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; öldürme kastı bulunmadığından suç vasfına, gönüllü vazgeçme koşullarının oluştuğuna, teşebbüsün derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayin edildiğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden delil yetersizliğine, fazla ceza tayin edildiğine ve suçun unsurlarının oluşmadığına, her iki suç yönünden takdîri indirimin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden temel cezanın üst sınırdan belirlenmeyerek eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, katılandan sanığa yönelen haksız söz ve davranışın bulunmaması nedeniyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının isabetli olduğu, takdîri indirimin mahkemenin takdîr yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık ve katılanın resmî nikâhlı eş oldukları, aralarında zaman zaman kıskançlık nedeniyle tartışmalar yaşandığı, olay günü sanığın müşterek ikametlerinde bulunduğu sırada sosyal medya üzerinden kendisini aldattığını düşünmesi ve paylaşımlarından rahatsızlık duyması nedeniyle katılana sinirlenip mutfaktan aldığı bıçak ile hayati tehlike geçirir ve 2. derece kemik kırığı oluşturacak şekilde katılanı bıçakla yaraladığı anlaşılmıştır.
3. Dosya kapsamına göre olay günü sanık ve katılan arasında ikâmet ettikleri evde başlayan tartışmada, sanığın katılanı yatak odasına çağırdığı, mutfaktan bıçak alarak kendisinin de yatak odasına girdiği ve öldürme eylemini gerçekleştirmek amacıyla yatak odasının kapısını kilitlediği, katılanın odadan çıkmak istediği ve sanığın katılanın odadan çıkmasına engel olduğu yönünde katılan beyanı veya başkaca bir delil bulunmadığı, sanığın odanın kapısını kilitleme yönündeki eylemini katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlemeye yönelik olarak gerçekleştirdiği, dolayısıyla sanığın nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden suç kastının bulunmadığı ve suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla sanığın atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Sanığın katılanı vücudunun muhtelif yerlerinden yaraladıktan sonra ...'yi arayarak yaralı katılanın hastaneye kaldırılıp tedavi olmasını sağlayarak icra hareketlerinin bitmesinden sonra neticenin meydana gelmesini önlediği sanığın aşama savunmaları, katılanın kolluk beyanı ve ... Çağrı Merkezi Müdürlüğü ... formu ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, sanığın eyleminin nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesi gerekmekle beraber, 5237 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme hükmü göz önünde tutularak ve aynı Kanun'un 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, kasta dayalı kusurun ağırlığı hususları dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 86/1. maddesi uyarınca temel ceza üst sınırdan belirlenerek neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan cezalandırılması yerine, yazılı şekilde nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması,
5. Kabule göre de;
Sanık ve katılan arasında çıkan tartışma neticesinde katılanın hayati tehlikeye neden olacak ve vücudunda 2. derece kemik kırığına sebep olacak şekilde yaralandığı olayda, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngören 35/2. maddesi uyarınca makul düzey ile azami düzey arasında bir ceza tayini gerekirken, üst sınırdan olacak şekilde 20 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde (3),(4), (5) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.01.2025 tarihli ve 2024/1517 Esas, 2025/32 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İstanbul Anadolu 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.05.2026 tarihinde karar verildi.