Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinden, davacı markalarıyla karıştırılma ihtimali bulunan marka başvurusu itirazının reddeden YIDK kararının iptaline ilişkin bir gerekçeli karar.
Özet: Bu dava, davacının sahip olduğu tescilli markalar ile davalı firmanın başvurusunu yaptığı marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlikler bulunduğu, bu durumun tüketiciler arasında karıştırılma ihtimali yaratacağı ve aynı hizmetlerde kullanılacağı gerekçesiyle, davacının itirazlarını reddeden Marka Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır; davalı kurum ise markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/510 Esas - 2025/233
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/510KARAR NO : 2025/233.....DAVA : Marka YİDK Kararının İptaliDAVA TARİHİ : 06/12/2024KARAR TARİHİ : 19/06/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 23/06/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davacının “...”li markalarına dayalı olarak davalı firmanın “...” ibareli marka başvurusuna karşı dosyaladığı itirazların diğer davalı .... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, dava konusu edilen markayı gören tüketicilerin bu benzerlik nedeniyle bu markayı davacının seri markalarından biri/bu markaların devamı zannetme olasılığının yüksek olduğunu, ayrıca taraf markalarının aynı hizmetlerde kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, davacının “...” markasını uzun yıllardır kullandığını ve tanıttığını ileri sürerek, .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda karşılaştırılan markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunması gerektiğine ilişkin koşulun sağlanmadığını, markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden farklı olduklarını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu emtialar açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Dava dilekçesi davalı firmaya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ancak davalı firma yasal süresi içerisinde davanın esasına cevap vermediği gibi, dava dosyasına bilahare herhangi bir savunma da sunmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ....Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı firmanın 07.07.2023 tarihinde 07 ve 37. Sınıflara giren mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı ....... ibareli marka başvurusunun tescil edilmek üzere 14.08.2023 tarihli ve 426 sayılı .... hükmüne dayalı olarak itiraz ettiği, davacının itirazını inceleyen Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 19.03.2024 tarihli ve .... sayılı karar ile davacının itirazlarını mesnet alınan tüm markalar açısından reddettiği, bunun üzerine davacının itirazını aynı gerekçeyle ve aynı markalara dayalı olarak tekrar ettiği, ancak bu itirazların da .....sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içeresinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; MARKALAR ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. “Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; Markaların ayniyeti/benzerliği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre; Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalı firmanın tescil ettirmek istediği marka ile davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir. Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur . Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır . Davacının markalarının bir kısmı, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma markalardır; bu karma markalarında uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin “O” harfinin iç kısmına, ucunda daire bulunan bir çizgi konuşlandırılmıştır. Davacının kelime markalarında ise, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle, aynı puntolarla alt alta yazılmış “... ....” kelime öbekleri tek unsur olarak kullanılmıştır. Davacının hem kelime hem de karma markalarında geçen “leasing”, “sigorta”, “enerji”, renewable energy” “energy” ibareleri, Türkçe’de veya İngilizce yerleşik birer anlamı haiz, ülkemizdeki konuşma diline ve ticari hayata da yerleşmiş, yani anlamları herkes tarafından bilinen/bilinebilecek cins isimler ve tamlamalardır; dolayısıyla, davacının markalarının tescili kapsamına giren mal ve hizmetler yönünden, bu ibarelerin markasal hüviyette ayırt ediciliklerinin bulunmadığı göz önüne alındığında, bu işaretlerin her birinde markasal hüviyette koruma altına alınması istenilen esas unsurun “...” ibaresi olduğu, Davalının markası da, renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır; işaretin üst kısmına, içerisinde “f” harfi bulunan, lacivert renkli, kale siluetini andıran bir şekil konuşlandırılmış ve bunun altına da, düz yazım karakterindeki siyah renkli kalın ve büyük harflerle “...” sessiz harfleri, bir kelime hüviyetinde yazılmıştır. Her ne kadar, marka hukukuna göre, basit bir şekil unsuru yanında baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ise de, davalının markasındaki şekil unsurunun basit/alelade bir şekil olmadığı, ayrıca da işarette geniş yer kapladığı ve görsel açıdan geri planda kalmadığı cihetle, davalının markasında esas unsurun tek başına “...” harfleri/kısaltması/ibaresi olduğunun söylenemeyeceği, Taraf markalarında geçen “...” ve “...” kelimelerindeki sessiz harflerin ortaklığının, karşılaştırılan markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakınlaştırmaya yetip yetmediği, somut uyuşmazlığın özünü teşkil etmektedir. Bu ibarelerin, sırasıyla; “fe-re-te-se” ve “fortis” şeklindeki okunuşlarının, kulakta bıraktıkları “tını”ların yeterince farklılaştığı düşünülmektedir. Ayrıca; “...” ve “...” ibarelerinin Türkçe’de veya yaygın olarak bilinen dillerde yerleşik bir anlamı olmadığı, taraflarca kurgulanmış orijinal/özgün/ markasal hüviyette ayırt ediciliği yüksek birer ibare olduğu fiili gerçeği de gözetildiğinde, taraf markalarının tüketici zihninde yarattığı ilk algının da yakınlaştığından bahsedilemeyeceği, Sonuç olarak; somut uyuşmazlıktaki gibi, belli bir kurgu içerisinde, farklı bir görselle birlikte, ticari dürüstlük kuralları içerisinde kalabilen “...” ibaresinin markasal hüviyette kullanımının, davacının “...”li markalarıyla karıştırılabilecek derecede benzer olduğundan bahsedilemeyeceği, diğer bir ifadeyle; taraf markalarında “...” ve “...” ibarelerinin geçiyor olmasının, karşılaştırılan markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olarak nitelendirmeye yetmediği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarına da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. Davacının ..... sayılı markalarının kapsamına giren 07. Sınıftaki emtialar ile davalının markasının kapsamına giren aynı sınıftaki emtialar, birebir aynıdır. Aynı husus; 37. Sınıfa giren; “Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri.” dışında kalan, 37. Sınıfa giren hizmetlerin tamamı yönünden de söylenebilecektir; davacının ..... sayılı markasının kapsamında bu hizmetlerin aynıları yer almaktadır. Dolayısıyla; bahsi geçen mal ve hizmetler yönünden, davacının muhtelif markaları özelinde, taraf markaları arasında emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olduğu, ilave bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın söylenebilecektir. Ayrıca; davacının ..... sayılı markalarının kapsamında, 40. Sınıfa giren; “Kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri. Terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri.” ile, davalının markasının kapsamına giren “giysilerin temizliği, bakımım ve tamiri hizmetleri”nin benzer ihtiyaçları gideren, aynı alıcı çevresine hitap eden, aynı kaynaklardan sağlanan ve birbirlerini tamamlayıcı niteliği haiz olan hizmetler olduğu görülmekle, bu hizmetler özelinde de, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiğinin söylenebileceği, Ancak; davacının 37. Sınıfta tescilli olan markaları da dahil hiçbir markası, dava konusu edilen markanın kapsamına giren “saat tamiri hizmetleri” yönünden tescilli olmadığı gibi, bu hizmetler ile davacının markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği, aynı kaynaklardan sağlandığı, aynı yerlerde satışa sunulduğu, birbirleri yerine ikame edilebilir niteliği haiz olduğunun söylenemeyeceği, Dolayısıyla; somut uyuşmazlıkta, davacının muhtelif markaları özelinde, davalının markasının kapsamına giren “saat tamiri hizmetleri” haricinde kalan tüm mal ve hizmetler yönünden, emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının (kısmen) gerçekleştiği, Taraf markalarının karıştırılma ihtimali değerlendirilirken, bu markaların hitap ettiği ortalama tüketicinin dikkat/özen/bilgi/bilinç seviyesi de irdelenmelidir. Ortalama tüketici, markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı gibi küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde inceleyemez. Sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışır. Ortalama alıcı kitlesinin tamamı karıştırma tehlikesine maruz kalmasa bile bir kısmının bu risk altında bulunması dahi karıştırılma ihtimalinin gerçekleştiğinin kabulü için yeterlidir . Ancak; ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır . Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Somut olay açısından; davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 07 ve 37. Sınıflara giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/ özen seviyesi incelendiğinde; bu tüketicilerin/alıcıların söz konusu mal ve hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz ürün/hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği, bu mal ve hizmetlerin bir kısmının da daha ziyade alıcıların profesyonel meslekleri/iştigal alanları ile alakalı olarak satın alınan emtialar olduğu fiili gerçekleri gözetildiğinde, tüketicilerin/alıcıların bu emtiaları satın aldığı anda bilgi/ bilinç/dikkat/özen seviyelerinin düşük olmadığı, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici18/müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir. SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; karşılaştırılan markalarda “...” ve “...” ibarelerinin geçiyor olmasından hareketle, markaların genel görünümleri, okunuşları ve algılanışları itibariyle görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzediğini söylemenin mümkün olmadığı, davalının markasında yer alan ve geniş yer kaplayan şekil unsurunun mevcudiyeti ile bu ibarelerin okunuşları arasından farklılıkların, markaları yeterli derecede farklılaştırdığı; dava konusu edilen markayı gören tüketicilerin algısında, “...” kısaltmasının “...” şeklinde düz bir kelime olarak algılanması ve işareti davacının markalarıyla ilişkilendirmeye vesile olması ihtimalinin bulunmadığı,“...” ibaresinin dava konusu edilen markada bütünleşik/özgün bir kompozisyonda, ticari dürüstlük kurallarına uygun olarak kullanılmış olmasının, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı, markalardaki bu farklılıkların, her ne kadar davacının bir kısım markası ve davalının markasının kapsamına giren bir takım emtialar özelinde taraf markaları aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacak ise de, bu emtiaların hitap ettiği alıcı kitlesinin dikkat/özen/seçicilik seviyeleri de düşük olmadığından, ilgili tüketicilerin bu markalar altında sunulan emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma/yanılma ihtimalini bertaraf ettiği, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmeye yönelik bir bağlantı bulunduğunu düşünmeyecekleri, Sonuç olarak; yukarıda detaylı olarak incelendiği üzere taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunmadığından, somut olayda davacının muhtelif markaları ve davalının markasının kapsamına giren muhtelif emtialar özelinde emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının kısmen gerçekleşmiş olmasına rağmen, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunmadığı, Netice itibariyle, Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı, Davacının muhtelif markaları özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren ve “saat tamiri hizmetleri” dışında kalan tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, Dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat/özen/seçicilik seviyesinin düşük olmadığı, Karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, Dava konusu edilen 05.12.2024 tarih ve .... kararının hukuka uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının vekil veya temsilcisinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19.06.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır