Şekil unsurunun ayırt ediciliği nedeniyle mutlak ret kararının iptali istemli marka davasında Yargıtayın Bölge Adliye Mahkemesi kararını onaması.
Özet: Yüksek Mahkeme, kelime ve şekil unsurlarını içeren marka başvurusunun, yalnızca kelime markası olan önceki bir tescilli markayla ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali taşımadığına dair ilk derece ve istinaf mahkemesi kararlarını onamıştır; böylece, yeni markadaki ayırt edici şekil unsurunun, önceki markayla olan sescil benzerliğe rağmen marka tescilinin kısmi reddi kararının iptalini gerektirdiğine hükmeden alt mahkeme kararlarının usul ve yasaya uygun olduğuna karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1790 Esas, 2025/1989 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/403 E., 2022/354 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu "..." markasını "... (...) ... Limited" adlı şirketten devralan müvekkilinin, marka devrinin sicile kaydedilmesi yönündeki talebinin, yenilenmeyen markanın hükümden düşmüş olması nedeniyle reddedildiğini, bu talebi reddedilen müvekkilinin bu kez 2021/020042 sayılı "... + şekil" ibareli markanın 20, 22, 24, 27, 35... . sınıflarda tescili isteğinde bulunduğunu, ne var ki, Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 22.06.2021 tarihli kararı ile 2016/200 89... sayılı '..." ibareli markaları esas alarak "dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler, bebekler için kundak örtüleri, reklam ve işyönetimi, büro hizmetleri, sergi ve fuar organizasyonları, sigorta, finans, bankacılık, emlakçılık hizmetleri, iletişim hizmetleri" şeklindeki mal ve hizmetleri 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-ç maddesi uyarınca markadan çıkardığını, müvekkilinin itirazının ... Kurulu (....) tarafından reddedildiğini, müvekkilin markasında kullanılan yazı tipinin farklı olması ve markanın şekil, sembol içermesi nedeniyle redde mesnet markadan ayrıldığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştirII. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markasının kelime+şekil, redde mesnet markanın ise yalnızca kelime markaları olduğu, başvuru konusu markadaki şekil unsurunun, ortalama tüketiciler nezdinde başvuru markası ile redde mesnet marka arasında hiç bir inceleme ve araştırmaya gerek kalmadan iltibas ihtimalinin bulunduğu yönünde bir algı oluşmasına engel olduğu, markalar arasında sescil benzerlik olsa da, başvuru konusu markanın içerdiği farklı şekil unsurunun ortalama tüketiciler nezdinde markaların SMK'nın 5/1-ç hükmü anlamında aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzerliği ortadan kaldırdığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline karar verilmiş, karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının marka başvurusunun SMK'nın 5/1-ç maddesi gereğince mutlak nedenle reddine dair nihai Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.