Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, davacının "Medmate" markasının "marine" serisiyle karıştırılma ihtimali nedeniyle açtığı hükümsüzlük ve sicilden terkin davasında kararını açıkladı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının sahip olduğu tanınmış "...marine" ve diğer seri markalarıyla "medmate" markasının karıştırılacağı, firmalar arasında ekonomik bağlantı algısı yaratacağı ve davacının tanınmışlığından haksız yararlanılacağı iddiasıyla "medmate" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ettiği davada, davalının markalar arasında benzerlik olmadığı ve iltibas koşullarının oluşmadığı yönündeki savunmasına karşılık, mahkemenin ilgili mal ve hizmet sınıfları arasında benzerlik bulunduğunu tespit ettiği, uyuşmazlığın markaların benzerliği, mal/hizmetlerin aynılığı veya benzerliği ve doğrudan ya da çağrışımsal karıştırılma ihtimali noktalarında toplandığını açıklayan bir dava gerekçesidir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/509 Esas - 2025/229
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/509Karar No : 2025/229....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi : 05/12/2024Karar Tarihi : 19/06/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 19/06/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ..... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı kurum nezdinde 20 tane markası bulunduğunu, ...ibareli seri markalarının bulunduğunu, dava konusu “medmate" markasının, müvekkiline ait "...marine" ve diğer seri markaları nedeniyle müvekkili markası zannedileceğini, ayrı markalar olduğunu anlaşılsa dahi firmalar arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğu kanısının oluşabileceğini, ...Marine ibaresinin tanınmış olduğunu, uzun yıllardır denizcilik piyasasında faaliyet gösterdiğini, müvekkili markasının serisi olarak algılanacağı için, müvekkili markası tanınmışlından haksız bir kazanç sağlanacağını, davalı kurum kararlarının hatalı olduğunu ifade ederek,.... sayılı ve "medmate" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı .... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, başvuruya konu markanın düzyazı olarak “medmate” ibaresinden oluştuğunu, ortak unsuru “med” ibaresinin “....” anlamına gelen “.....” ibaresinin kısaltması olarak denizcilik sektöründe, “medical” ibaresinin kısaltması olarak sağlık sektöründe olmak üzere birçok sektörde kullanıldığını, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu markanın bir bütün halinde algılanacağını, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, diğer maddelere dayanılarak yapılan itirazların da geçersiz olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık itirazının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "medmate" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu ..... sayılı "medmate" ibareli marka için davalı tarafından 01/06/2023 tarihinde .....sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen çoğunluk bilirkişi görüş raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu markada yer alan ilgili sınıfların, davacının 45. Sınıf markalarında aynen yer aldığı, dolayısıyla, SMK 6/1 de aranılan mal/hizmet benzerliği koşulu sağlanmış anlaşılmıştır. Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ....kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, dava konusu markanın kelime markası olduğu, birleşik bir halde .... ibaresinden oluştuğu, Davacı markalarının hem kelime, hem kelime+şekil markaları olduğu, görsel açıdan etki eden bir gemi şeklinin olduğu, altına....... ibaresinin yer aldığı, diğer markalarında ise .... markasının davacının tüzel kişiliği olduğu ve çekirdek unsurunun... ...ibaresi olduğu, ...Pilot ibaresinin ise kelime markası olduğu anlaşılmıştır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Taraf markalarında yer alan husumet konusu... ibaresinin İngilizce olduğu, sağlık sektöründe Medical ibaresinin kısaltması olduğu, denizcilik ve lojistik bakımından ise Mediterranean yani Akdeniz ibaresinin kısaltması olduğu anlaşılmıştır. Marine ibaresi de yine İngilizce olup deniz anlamına gelmektedir. Bu noktada davacı ana markası... MARİNE aslında Akdeniz Denizi anlamına gelmektedir. Diğer markalarında yer alan .... şeklinde yine İngilizce... ve ... ibarelerinin birleştirilmesinden oluşturulduğu, bu şekliyle anlamsız bir ibare olduğu ve anlamsal bir değerlendirmenin yapılamayacağı ancak, İngilizce diline hakim tüketiciler bakımından özellikle tescil sınıfları düşünüldüğünde burada yer alan... ibaresenin medikal anlamında kullanıldığı, ... ibaresinin arkadaş, ahbap anlamına geldiği, anlamsal açıdan “tıbbi yol arkadaşı” şeklinde bir anlama gelebileceği, bu noktada anlamsal bir benzerlik bulunmadığı, bununla beraber ... ibaresinin özellikle denizcilik sektöründe de kullanıldığı, www.tureng.com sözlük sitesinde denizcilik alanında “subay yardımcısı-zabit” anlamına geldiği, ....gibi kullanımlarının olduğu anlaşılmıştır. Bu noktada anlamsal bir benzerlik kurulması mümkündür. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Taraf markaları yabancı kelimeler içermektedir. Dava konusu marka...-..... şeklinde okunacaktır. ...’a ait .... Marka Hukuku adlı kitabın işitsel benzerlik bölümünde aynen “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” denilmektedir. Bu noktada taraf markalarının aynı heceyle başlamasından kaynaklı bir benzerlik içerdiği değerlendirilmiştir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Dava konusu markanın .... şeklinde kelime markası olduğu, davacı markaları da ..... vb. markalarında ise... ibaresinin harfsel benzerliği dışında bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Ayırt edici gücü yüksek olan markalarda karıştırılma ihtimali daha kolay bir şekilde ortaya çıkacakken, zayıf markalar bakımından tam tersi olacaktır. Zayıf markalar, ayırt edici gücü düşük olan, tescili istendiği mal/hizmetle alakalı olan veyahut günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcüklerden seçilmiş markalar olarak tanımlanabilir. Yaratım bir ibarenin akılda kalma gücü ile sıradan, sıklıkla kullanılan bir ibarenin akılda kalma gücü aynı değildir. Bu noktada zayıf markanın koruma alanı daha dardır. Bu şekilde sektörel anlamda kullanımı yaygın olan ve ayrıca tüketicinin de ilk ve öncelikli olarak ibareyi yaygın olarak bilinen anlamı ile algılayacağı kelimeleri marka olarak tercih eden kimselerin, kendisi ile aynı sektörde faaliyet gösteren rakiplerinin de anılan ibare üzerinde eşit orandaki kullanım hakkına katlanması gerekeceği değerlendirilmektedir. Bu noktada... ibaresinin sıklıkla kullanıldığı (sektörden bağımsız olarak) ve ayırt edici gücünün düşük olduğu ortadadır. Bilindiği üzere markalar düşük düzeyde ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin ayırt etme güçleri ve markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır. Dava konusu markanın bir bütün şeklinde ..... ibaresinden oluştuğu ve markanın bölünmezliği ilkesi bilinmekle birlikte, yukarıda belirtildiği üzere davacı markalarının denizcilik-gemi taşımacılığı sektöründe kullanıldığı ortadadır. Her... ibaresi kullanımının davacı markalarını akla getirmesi ve bu ibare üzerinde davacının tekel hakkına sahip olması mümkün değildir. Ancak dava konusu markada yer alan ... ibaresinin denizcilik sektöründe bir kullanımı mevcuttur. İlgili sektörde, bu ibarelere aşina olan kitlenin dava konusu markayı davacı markalarının serisi olarak algılama ihtimali olabilecektir. Zira davacının markalaşma stratejisine bakıldığında ise .... yine denizcilik sektöründe kullanılan ibarelerden birleşik yazılmak suretiyle seri markalar yarattığı anlaşılmıştır. Belirtildiği üzere ayırt edici gücü düşük olan... ibaresinin varlığından kaynaklı direk olarak benzerlik ve seri marka ilişkisi kurmak mümkün değildir. Burada vurgulanan husus, markalar arasındaki benzerlik, ...ibaresinin ayniyetinden ziyade seçilen ikinci kelimenin anlamının direk olarak denizcilik sektöründe de kullanılmasından kaynaklıdır. Pek tabii ki, denizcilik alanında bilgisi olmayan tüketici için anlamsız bir ibare olarak algılanması muhtemeldir. Ancak ilgili sektörde bilgi sahibi olan biri için markayı daha önceden anlamını bildiği parçalara ayırarak zihninde anlamlı bir biçimde kodlayacağı da bilinmektedir. Bu noktada ..... ibaresinin davacı tarafından yaratıldığı gibi bir yanılgı oluşabilir ve bilindiği üzere iltibasın varlığını kabul etmek için belli bir kesimin bile (somut olayda denizcilik alanında bilgi sahibi olan) markalar arası karışıklık yaşaması yeterlidir. Bununla birlikte görsel açıdan farklılıklar olsa dahi, “söz görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince ve tüketicinin her zaman markaları yanyana karşılaştıramayacağı da göz önünde alındığında görsel farklılığın bertaraf edilebileceği değerlendirilmiştir. Her ne kadar ilgili sınıflar ve sektörler bakımından tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin yüksek olduğu değerlendirilse de, davacı eski markalarının aynı şekilde oluşturuluş biçimi ve .... ibaresinin sektörde de kullanımı nedeniyle, dava konusu markanın davacı markalarının serisi şeklinde algılanabileceği; neticede, karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır. DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME: 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davacının, davalı kurum nezdindeki itirazlarında delil sunmadığı, ancak dava aşamasında delillerin yer aldığı, bu noktada hükümsüzlük talebi bakımından değerlendirme yapılabileceği; sunulan delillerden davacının “denizcilik-gemicilik” alanında sektörel bir tanınmışlığı olduğunun kabul edilebileceği değerlendirilmekle birlikte, SMK 6/1 değerlendirmesinde hali hazırda markalar ve eşya listesi benzer bulunduğundan uyuşmazlığın çözümü mevcuttur. Neticede, çoğunluk bilirkişi görüş raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu davalı marka başvurusu ile davacının itiraza mesnet marka emtialarının aynı olduğu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının “denizcilik-gemicilik” alanında sektörel bir tanınmışlığının bulunduğu, ..... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, çoğunluk bilirkişi görüş raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Davanın Kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine,Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 12.908,10.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahısın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2025 Kâtip Hâkim.... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Tedbir Harçları : 1.132,10.-TL Bilirkişi Ücreti :10.000,00.-TL P.P : 860,00.-TL TOPLAM :12.908,10.-TL