11. Hukuk Dairesinin banka birleşmeleri, hisse devri, külli halefiyet ve kıyı bankacılığı mevduat sigortası sorumluluğuna ilişkin ticari davaların reddine dair karara karşı yapılan karar düzeltme incelemesi.
Özet: Davacı Fon, kendisine devredilen bankalardaki hesapların bilgisi dışında davalı Bank A.Ş.ye aktarıldığı iddiasıyla aleyhine sonuçlanan davalar ve yaptığı ihtirazi kayıtlı ödemeler sonrasında, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin külli halefiyet niteliğinde bir banka birleşmesini sağlamadığını, malvarlığının bütün halinde devredilmediğini ve özellikle kıyı bankacılığı mevduatlarının sigorta kapsamında olmaması nedeniyle doğacak borçlardan davalı Bank A.Ş.nin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, davalı aleyhine başlattığı icra takiplerine yapılan itirazların iptalini ve takiplerin devamını talep etmektedir.
11. Hukuk Dairesi         2026/981 E.  ,  2026/2255 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2021/283 Esas, 2024/143 Karar
BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2020/446 E. SAYILI DAVA DOSYASI
BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2021/784 E. SAYILI DAVA DOSYASI
BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2023/783 E. SAYILI DAVA DOSYASI
HÜKÜM : Asıl ve birleşen davaların reddine
Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı onayan Dairenin kararı aleyhinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; ... A.Ş.'nin temettü hariç, ortaklık hakları ile yönetimi ve denetiminin 22.12.2009 tarihinde Fon'a devredildiğini ve yine Fon bünyesinde bulunan ..., ..., ... Bankası, Bank ..., ... Bank'ın 19.02.2001 tarihinde ... A.Ş. bünyesinde devren birleştirildiğini, daha sonra ... hisselerinin 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ... Yardımlaşma Kurumuna (...) satıldığını ve fiili devrin 10.08.2001 tarihinde tamamlandığını, ...'ın 11.02.2002 tarihinde ... bünyesinde devren birleştirildiğini, 2007 yılında tekrar satışa konu olan bankanın unvanının bu kez 07.07.2008 tarihinde ... Bank A.Ş. olarak değiştirildiğini, ... Bank A.Ş. bünyesinde devren birleştirilen ..., ..., ... gibi bankaların yönetim ve denetiminin Fon tarafından devralınmasından sonra anılan bankalarda bulunan hesaplarının kendilerinin bilgi, talimat ve iradesi dışında ... Bankasına havale edildiği iddiasıyla ... Bank A.Ş. (...) aleyhine açılan davaların aleyhe sonuçlanarak gönderilen icra emirlerine konu borçların ... Bank tarafından ödendiğini, ... ile ... arasındaki hisse devir sözleşmesinin 6.13. maddesi hükmü uyarınca tazmine konu edildiğini, müvekkili Fon tarafından ... Bank A.Ş.'ye ihtirazi kayıtla 24.02.2012 tarihi itibariyle ödemeye başlandığını, oysa ...'ın ...'a hisse devrini konu olan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesine ...'ın toplam aktiflerinin bir kısmının dahil edildiğini, devredilmeyen büyük kısmın Fon bünyesindeki başka bir bankaya devredildiğini, ticaret hukuku kapsamında ve buna bağlı olarak külli halefiyeti doğuracak tarzda bir banka birleşmesinin gerçekleşmediğini, malvarlığı bütün halinde devredilmediğinden bünyesinde birleşen şirketin alacaklılara karşı sorumluluğunu kabul etmenin isabetli olmadığını, hisse devir sözleşmesi hükümlerinin bugünkü şartlarda değerlendirildiğinde ... aleyhine sonuçlar doğurduğunu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 31.10.2003 tarihli ve ... sayılı kararın 1. maddesinin 2. fıkrasında Türkiye'de münhasıran kıyı bankacılığı faaliyeti göstermek üzere kurulan kredi kuruluşlarında bulunan mevduat ve katılım fonlarının sigortaya tabi olmadığı hükme bağlanmış olmakla, mevduatın bir kıyı bankasına yatırılmasında Türkiye'de faaliyet gösteren bir bankanın aracılık etmesinin tek başına mevduata sigorta güvencesi bahşetmeyeceğini, bu sebeple ... ve ... Bank A.Ş. (...) arasında yapılan hisse devir sözleşmesinde yer alan ve doğacak her türlü borçtan ...'nin sorumlu olacağına ilişkin hükümlerin, ... hesaplardan doğacak borçları da kapsadığı şeklinde yorumlanamayacağını ileri sürerek davalıya ihtirazi kayıtla yapılan ödemelerden talimatı olmayanlar hariç tutularak hesaplanan alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/446 E. sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka aleyhine İstanbul 32. İcra Dairesi'nin 2019/38546 E. sayılı icra takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı banka tarafından 31.10.2019 tarihinde takibe, takip konusu borca ve faize itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/784 E. sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka aleyhine İstanbul 27. İcra Dairesi'nin 2021/15494 E. sayılı icra takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı banka tarafından takibe, takip konusu borca ve faize itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
4.Birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/783 E. sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka aleyhine İstanbul 19. İcra Dairesinin 2023/13974 E. sayılı icra takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı banka tarafından takibe, takip konusu borca ve faize itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının aksine ... ile ... arasında akdedilen 09.08.2001 tarihli sözleşmenin, Banka'nın satışı amacıyla hisse senetlerinin %100'ünün devri niteliğinde yapılmış bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin tarafı olmayan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin 6.13. maddesinde açıkça, Bankanın hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlerinden kaynaklanan üçüncü kişilerin her türlü alacak taleplerine ve davalara dair veya yargısal yaptırımlara ilişkin sorumluluğun ...'ye ait olduğu, Bankanın böyle bir talep veya dava veya yaptırımla karşılaştığında sorumluluğunun sadece davayı ihbar yükümlülüğü ile sınırlı tutulduğu, ihbarı takiben her türlü işlemin ... tarafından borcu üstlenen sıfatıyla yürütüleceği, maddi ve hukuki sorumluluğun tamamıyla ...'ye ait olduğunun kabul edildiğini, davacının hisse devir sözleşmesini imzaladığı tarihte yürürlükte bulunan ... sayılı Bankalar Kanunu'nun 14/6(b) hükmüne göre, ...'nin yönetimi ve denetimi kendisine intikal eden bankanın, gerekiyorsa zararlarını da devralmaya yetkili bulunduğunu, alacakları ve zararı devralmanın borç üstlenilmesini de içerdiğini, yine aynı maddede, "devir işlemlerinde alacaklıların ve borçluların rızası aranmaz" hükmü uyarınca ...'nin bir kabule bağlı olmaksızın altı bankanın ... borçlarının artık ...'nin borcu haline geldiğini, borcun yasa gereği alacaklının rızasına ihtiyaç duyulmaksızın nakledildiğini, davacının evvelce yönetimine el koyduğu bankaların mudilerinin kredi dışı hesapları ile ... hesaplarının üstlenilmesine 06.05.2002 sayılı yönetim kurulu kararı ile ve bu kararı takip eden 09.10.2003 tarih, 575 sayılı ve 08.02.2007 tarih, 58 no.lu kararları ile karar verdiğini, bu kararın dayanağının ... ile ... arasındaki hisse devir sözleşmesi oluşturduğunu, bu kararda açıkça ... alacak davalarının aleyhe gelişmesi halinde borç ve taahhütleri üstleneceğinin belirtildiğini, açılan davalarda borçların üstlenildiğine dair ikrar mahiyetinde yazıların mahkemelere ibraz edildiğini, davacı ...'nin sorumluluğunun hisse devir sözleşmesinin 6. maddesi hükmü gereğince ... ayrımı olmaksızın Bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olmak kaydıyla Banka ve bankaya devredilen ilgili eylem ve işlemlerinde mevzuata uymamaları sebebiyle Banka'nın 3. kişilere karşı sorumlu olabileceği hallerden kaynaklandığını savunarak davanın reddi ile kötüniyetli takip tazminatı istemiş, davanın ...'ya ve ...'a ihbarına karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl davadaki savunmalarını tekrar ederek birleşen davaların reddini istemiştir.
3.Fer'i müdahil ... vekili beyan dilekçelerinde; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, ... ile ... arasında ... A.Ş. hisselerinin satışı ile ilgili olarak 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 6.13 numaralı maddesinde, ... A.Ş.'nin devir tarihinden önceki döneme ait
olmak üzere, ... A.Ş. ve devredilen Bankaların müşterileri tarafından açılmış ve
açılabilecek davalardan kaynaklı olarak ortaya çıkabilecek her türlü yükümlülükten ...'nin sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, aynı sözleşmenin 8. maddesi uyarınca dava konusu edilen ödemelerin Banka’nın devir tarihinden önceki bankacılık işlemleri nedeniyle oluşmuş zararlardan olması ve dava konusu zararın davacı tarafından ödeneceğinin sözleşmede taahhüt edilmesi nedeniyle davacı sorumluluğunda bulunan zararların davalıdan talep edilemeyeceği kanaatine varıldığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 138/1 hükmü uyarınca davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ve davalının kötüniyetli takip tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 27.11.2025 tarihli, 2025/1609 E. ve 2025/7103 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, ... ödemelerinin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen davada davacının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
V. SONUÇ: Asıl ve birleşen davada davacının karar düzeltme isteminin HUMK'un 442. maddesi gereğince REDDİNE, asıl ve birleşen davalarda davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen HUMK'un 442/3 hükmü uyarınca takdiren 18.080,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl ve birleşen davalarda davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.