Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, mevcut bir marka ile karıştırılma potansiyeli olan yeni bir markanın tescilini onaylayan YIDK kararının iptali ve hükümsüzlüğü istemiyle açılan dava.
Özet: Davacı, kendi tescilli markası ile itiraza konu diğer marka arasında, özellikle emtialar ve hizmetler arasındaki yakın ilişki, markaların görünüş ve sesletimdeki benzerliği nedeniyle tüketicilerde karışıklık (iltibas) meydana geleceğini, markalar arasında ekonomik bir bağ olduğu yanılgısının oluşacağını, bu durumun kendi tanınmış markasının itibarını zedeleyip karşı tarafa haksız kazanç sağlayacağını iddia ederek, ilgili Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının kısmen iptali ile itiraz edilen markanın belirli ürün/hizmet grupları için kısmen hükümsüz kılınmasını talep etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/498 Esas - 2025/232

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/498
KARAR NO : 2025/232
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 28/11/2024
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirket adına tescilli olan "..." markası ilgili tebliğin 30. sınıfında yer alan mallardan oluştuğunu, ilanına itiraz edilen .... markası için talep edilen 35. sınıfta yer alan hizmetlerin ise müvekkili adına tescilli olan ve itiraza gerekçe olarak gösterilen ... markasında yer alan 30. sınıf mallarla yakından ilişkili olduğunu, bu durumun da tüketiciler açısından iltibasa neden olacağını, söz konusu markaların kapsamlarının karşılaştırılmasında, itiraz edilen .... markasında geçen 35. sınıfta yer alan hizmetlerin müvekkili mesnet ... markalarında aynen geçtiğini, davalının markasının asli unsuru olan ..... kelimelerinin yanyana gelmesi ile oluştuğunu, markaya ilişkin okunuşunda ve zihinde bıraktığı vurgu ilk kelimesi olan müvekkilinin de marka adı olan ... kelimesi olduğunu, itiraza konu markada ilk kelimenin tamamen müvekkili markası olan ... kelimesinden oluştuğunu, markanın görünüşü, fonetiği, algısının birbirinin aynısı olduğunu, markalarda vurgu yapılan ve akılda kalan ... hecesinin aynen kullanıldığını, bunun da markalar arasında iltibas yaşanmasına neden olacağını, itiraz edilen markanın müvekkili ... markasını aynen çağrıştırdığını, bu markanın esas unsuru müvekkili mesnet markalarında olduğu gibi ilk söylenişte vurgu yapılan ... kelimesi olduğunu, bu nedenle, markaların iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, müvekkiline ait ... markaları ile itiraz edilen .... markasının, aynı satış noktalarında, aynı raflarda ve reyonlarda, yan yana ve özellikle aynı ve benzer türden mallar üzerinde kullanılmasının, tüketiciler açısından karışıklığa neden olacağını, söz konusu markaların görünüm, fonetik ve kullanılacağı ürünler bakımından ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu nedenle tüketicilerin, aslında satın almak istedikleri ürün dışında, başka bir ürünü almak durumuyla karşı karşıya kalacakları gibi; söz konusu marka sahipleri arasında iktisadi anlamda bir ilişki olduğunu düşünmelerinin de söz konusu olacağını, bu durumun da müvekkilinin tanınmışlığını ve uzun süreli marka kullanımına dayanan hakkını olumsuz yönde etkileyecek ve karşı tarafın bu tanınmışlıktan dolayı haksız kazanç sağlamasına vesile olacağını beyan ederek, ... ....sayılı kararının kısmen iptali ile 35. Sınıf mallar/hizmetler altında yer alan 30. Sınıfta hizmetler/mallar içinde yer alan "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” emtialar yönünden kısmen iptaline,.... başvuru numaralı markanın 35. Sınıf emtialar altında yer alan 30. Sınıf "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru konusu marka ile kuruma itiraz aşamasında ileri sürülmüş olan markalar arasında herhangi bir benzerlik olmadığını, nitekim başvuru konusu markanın bir bütün halinde aynı harf puntoları ve yazı şekliyle oluşturmuş “.... şeklinde ilgili tüketici kesimi tarafından anlaşılacağını, davalı markasında hiçbir unsurun ön plana çıkarılmadığını ve bu hali ile markanın hedef tüketici kesimi tarafından bir bütün olarak “...” şeklinde algılanacağı da düşünüldüğünde anılan ibareyi parçalara bölerek markadan “...” ibareli zayıf unsurun çekilerek bu ibarenin davacı markası ile bağdaştırılmasının marka hukuku kaidelerine uygun olmayacağını, yine ortalama tüketici kitlesinin davacı markalarını taşıyan ürünleri satın almak isterken davalı markasına yönelmeyeceklerini, aksi kabulün hayatın olağan akışına aykırı olacağını, dava konusu markanın görsel, işitsel, anlamsal ve biçimsel yönden tüketici gözünde bütünü itibariyle bıraktığı etkinin davacı mesnet markaya benzememesi, markaların kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı veya benzer olmaması, markaların birbirini çağrıştırmaması ve de malın veya hizmetin hitap ettiği tüketici guruplarının farklı olması nedeniyle markalar arasında Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1 maddesi anlamında herhangi bir iltibas (karıştırılma) durumunun söz konusu olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dosya kapsamında davalı şirketin cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şirket tarafından 01.08.2023 tarihinde ... başvuru numarası ile “spotlight” ibaresi için 20 / 25 / 35 / sınıflardaki mallar/hizmetler bakımından marka başvurusunda bulunulmuş; söz konusu marka başvurusu ..... tarafından kabul edilerek 28.08.2023 tarihli ve 427 sayılı ... ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz .... tarafından reddedilmiş, davacı şirket tarafından söz konusu karara da itiraz edildiği, davacı itirazının nihai olarak ... ..... sayılı kararı ile kabul edilerek başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılmasına karar verilmiş, verilen karar ilgililere tebliğ edilmiş olup, işbu davanın süresinde açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER
Değerlendirme, davacının talebi doğrultusunda, 35. sınıfta yer alan 30. sınıftaki "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” mallarının satışı hizmetleri bakımından yapılmıştır.
Markalar Arasında Karıştırılma İhtimali; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir.
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir.
Markalar arasındaki benzerlik incelenirken,
Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları
Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik,
Çağrıştırma,
Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat,
Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman
kriterleri ele alınmalıdır.
Yerleşik .... içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim....sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir.
İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır . Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir.
İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır.
Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı; Dava konusu .... sayılı ve “...” ibareli markanın kapsamındaki dava konusu 35. sınıfta yer alan 30. sınıftaki "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” mallarının satışı hizmetleri davacının redde gerekçe gösterdiği markanın kapsamında ilişkili olarak yer aldığı tespit edilmiştir.
İlişkili olma durumunu açıklamak gerekirse, davacının redde gerekçe markasının kapsamındaki 30. sınıftaki mallar ile dava konusu markanın kapsamında yer alan 35. sınıftaki 30. sınıfta yer alan malların satışı hizmetlerinin ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın pazarlanması olup, satışa konu ürün söz konusu olmadıkça bu ürünün pazarlanması hizmetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle dava konusu 30. Sınıfta yer alan pazarlanması hizmetleri ile bu mallar arasında birbirini tamamlayıcı ilişkinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Nitekim Yargıtay bir kararında, ilk derece mahkemesi tarafından “…mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 06 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği…”(....) şeklinde kurulan hükmü onaylamıştır.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı;
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
.....kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” .
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı yanın redde gerekçe gösterdiği marka arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır.
Dava konusu “... ” ibareli marka, dikdörtgen, siyah zemin üzerine, beyaz renkte, büyük harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin yanında beyaz zemin üzerine, siyah renkte, büyük harflerle “...” ibaresinin yer aldığı karma bir markadır. Dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “...” ibaresi olduğu,
Davacının “...” ibareli markası, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, büyük harflerle, “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi figüratif bir unsur içermeyen kelime markasıdır. Davacı markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu,
Dava konusu markada yer alan “spotlight” ibaresinin İngilizce’de “sahne ışığı, ... lambası” anlamına geldiği,
Davacı markasının esas unsuru konumundaki “...” ibaresinin “1. Herhangi bir aynalı alet ile ekran üzerinde oluşturulan görüntü. 2. Tanıtımcık. 3. “Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma; peşin. 4. Işıntı” anlamlarına geldiği (www.tdk.gov.tr),
Dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış, bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimaline neden olup olmayacağı aşağıda değerlendirilmiştir.
Bu açıklamalar kapsamında; karşılaştırmaya konu olan markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; davacı markasının esas unsurunun “...” ibaresi, dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “spotlight” ibaresi olduğu, markalar arasında anlamsal benzerliğin bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, dava konusu markada tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak karşılaşacağı ibarenin bütüncül olarak “spotlight” ibaresi üzerinde olacağı, dava konusu markada yer alan “light” ibaresinin markaları işitsel, görsel ve kavramsal olarak farklılaştırmaya yeterli olduğu, ilgili tüketici kitlesinin yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının “spotlight” ibareli başvuru markasını gördüğünde, bunun davacının “...” esas unsurlu markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, “...” ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olması nedeniyle davacının üçüncü kişilerin eklemeler yaparak oluşturdukları markaları kullanmasına katlanması gerektiği, tüketicinin her iki markayı farklı işletmenin markası veya idarimali anlamda bağlantısı olmayan işletme markaları olarak algılayabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı,
Karıştırılma İhtimali; Sonuç olarak, her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu hizmetler davacı markasının kapsamında ilişkili olarak yer alsa da, dava konusu marka ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı,
Tanınmışlık İddiaları ; 6769 sayılı SMK m. 6/5 düzenlemesi “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir” biçimindedir.
Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır.
Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir.
Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır.
Öte yandan, markanın halk tarafından tanınmışlık düzeyi, markanın herkes tarafından bilinirliğini, markanın, malın potansiyel ve fiili kullanıcılarının da ötesinde ulaşmış olduğu genel tanınmışlık düzeyi bazı kriterler çerçevesinde değerlendirir. Bunlardan bazıları; markanın tescilinin ve kullanımının süresi, markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam (Yurt içi ve yurt dışı tescilleri), markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı, markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye'deki promosyon çalışmalarının) özelliklerinin neler olduğu (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafi alan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.), reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetlerin varlığı (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.), markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları, markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, karı, yurt çapında ve yurt dışında sahip olduğu dağıtım kanalları: şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hakimiyeti vs.), eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri, marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği olarak belirtilebilir.
Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi neticesinde, davacıya ait markanın ... tanınmış marka sicilinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş, ayrıca tanınmış olduğuna dair mahkememizce de bir kanaat oluşmamıştır.
Yukarıda anlatılanlar doğrultusunda, dava konusu markanın davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markası arasında aynılık/benzerlik olmasıdır. Yukarıdaki bölümlerde bahsedildiği gibi, somut olayda, dava konusu marka ile davacı markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmamaktadır.
Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, bu tehlikelerden birisinin gerçekleşme ihtimalinin ve davalı başvurusunun davacıya ait “...” esas unsurlu markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığının davacı tarafından ispat edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı,
Netice itibariyle; Dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu 35. sınıfta yer alan 30. sınıftaki "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” mallarının satışı hizmetlerinin davacı markasının kapsamında ilişkili olarak yer aldığı,
Dava konusu marka ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmadığı,
Dava konusu marka ile davacı markası arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı,
Tanınmış gerekçeli itirazın yerinde olmadığı,
.... Kararı’nın yerinde olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının vekil veya temsilcisinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.19.06.2025
Kâtip Hâkim .....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır