Ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan borca itiraz eden şirketin açtığı menfi tespit davasında, kısmi dava ve adli yardım talebinin usuli eksiklikleri değerlendirildi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan telefon hattı borcuna ilişkin aleyhine başlatılan icra takibindeki borcun dayanaksız olduğunu, fahiş faiz uygulandığını ve davalının hattı kapatarak faturaları ödeme imkanını ortadan kaldırdığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini talep ettiği bir menfi tespit davasını anlatmaktadır; ancak mahkeme, menfi tespit davalarının kısmi dava olarak açılamayacağını belirterek davacıdan, icra takibine konu 452.208 TLlik borcun tamamı üzerinden harç ve gider avansını tamamlamasını istemiş, ayrıca usulüne uygun olmayan adli yardım talebinin değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.

T.C.
İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/584 EsasKARAR NO : 2026/587DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 02/07/2026KARAR TARİHİ : 10/09/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin ... Ltd. Şti., uzun süre boyunca davalı ... A.Ş. tarafından tahsis edilen ... numaralı hattı kullanmış olduğunu, davacı şirket yetkilisinin, SMS yoluyla gelen bir takım uyarılar neticesinde davalı şirket ile görüştüğünü, kendisine sistem üzerinden borçlarını görüntülemesi için bir SMS gönderileceği bilgisi verildiğini, ancak bu sırada davalı şirket müvekkiline ait hattı kapattığını, neticesinde davacı müvekkili şirket yetkilisinin hesap hareketlerini inceleyemeden aleyhinde İstanbul Anadolu... Dairesi'nin E.2026/... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını öğrendiğini, süresinde yapılan itiraz neticesinde takibin durduğunu, davalı tarafın bu tasarrufu basiretli bir tacirin hareketine uygun olacak biçimde tezahür etmemiş olduğunu, adeta davacı müvekkilinin faturasını ödeme imkanı elinden alındığını, nihayetinde borcu olmayan kalemlerden de oldukça yüksek faizle ve de faize faiz işletmek suretiyle aleyhine icra takibi başlatıldığını, tarafınca takip dosyası incelendiğinde davacı müvekkili aleyhine başlatılan 452.208 TL'lik takip oldukça yüksek olduğunu, davacı müvekkilinin davalı tarafa böyle bir borcu bulunmadığını, kaldı ki takip dosyasında bu borcun dayanağı olarak herhangi bir evrak sunulmadığını, menfi tespit talebimize konu icra dosyasına takibin dayanağı olarak sunulan evrak da davacı müvekkilin borcunu kanıtlar nitelikte olmadığını, diğer taraftan talep edilen faiz de çok yüklü olup, uyuşmazlığa konu icra dosyası incelendiğinde fahiş faize de faiz talep edildiği görüleceğini, ayrıca borcun konusu 23.11.2025 tarihli fatura olarak görülmekte olup, davacı müvekkiline bu miktarda bir fatura hiçbir zaman gönderilmediğini, hal böyle iken, davacı müvekkili aleyhine başlatılan takibe konu borç dayanaksız olduğunu, davacı müvekkilinin davalı tarafa böyle bir borcu bulunmadığını, davalı taraf ile uzlaşma gayesi ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri de konusuz kaldığını, bu nedenle de huzurdaki davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu bildirip, davacı müvekkilinin huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki yararı bulunduğu da duraksamasız olduğunu bildirip, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafa şimdilik 10.000,00 TL üzerinden borçsuz olduğunun tespitine, karar verilmesini, ... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... esas sayılı dosyasındaki takibin külliyen iptaline karar verilmesini, davalı tarafın asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, nihayetinde tüm yargılama giderleri ile bu giderlerden olan vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, davacının kullandığı telefon hattının borcuna ilişkin başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Davacı taraf, dava dilekçesindeki iddiaları ve talep sonucunda icra takibinin tamamen iptalini talep etmesine rağmen, dava değerini kısmî olarak göstermiştir. Yargıtay 11. HD’nin 2020/2827 Esas ve 2021/1012 Karar sayılı “… menfi tespit davalarının özelliği itibariyle kısmi dava olarak açılması mümkün değildir” şeklindeki içtihadı gözetilerek, davanın kısmî dava olarak açılamayacağı anlaşıldığından 13/07/2026 tarihli muhtıra ile dava değeri tespit edilerek davacıya yatırması gereken harç ihtar edilmiştir. Aynı muhtırada davacının hiç gider avansı yatırmaması sebebiyle gider avansı tarifesine göre yatırılması gereken gider avansı da hesaplanarak ihtar edilmiştir. Davacı davasını açarken adli yardım talebinde bulunmamıştır. HMK md. 336 uyarınca adi yardım talebinin nereden ve nasıl isteneceği belirlenmiş olup, dava dilekçesinde davacının adli yardım talebi yokken, davacı vekili 03/08/2026 tarihli beyan dilekçesinde adli yardım talebinin değerlendirilmediğini ifade etmiştir. Mahkememizce 04/08/2026 tarihinde dilekçeye verilen şerh ile dosyada değerlendirilebilecek bir adli yardım talebi bulunmadığı derç edilmiştir. Davacının usulüne uygun bir adli yardım talebi olmamasına ve mahkememizce bu konuda bir karar verilmemesine rağmen davacı vekili 03/08/2026 tarihinde adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı itiraz konulu bir dilekçe ibraz etmiştir. Bu dilekçenin değerlendirilmesinde 06/08/2026 tarihli ara karar ile dosyada adli yardım talebi bulunmadığı ve mahkememizce bir değerlendirme yapılmadığı tespiti ile dosyanın itiraz merciine gönderilmesine yer olmadığına ve usulüne uygun olarak adli yardım talebinde bulunulması hâlinde değerlendirme yapılacağına karar verilmiş, ara karar davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Ancak davacı vekilince usulüne uygun bir adli yardım talebinde bulunulmamıştır. HMK md. 114/1-g ve md. 120 uyarınca dava açılırken harç ve gider avanslarının ödenmesi zorunlu olduğundan, mahkememizce davacıya tebliğ edilen ve usulüne uygun ihtarat içeren 13/07/2026 tarihli muhtıraya rağmen davacı tarafça eksik harç ve gider avansı tamamlanmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10.09.2026Katip ...Hakim ...