İmza ve yazıların davacı şirkete ait olmadığı iddia edilen sahte bonolara dayalı icra takibine itiraz eden menfi tespit davası.
Özet: Davacı, davalının müvekkili şirketi adına yetkisizce düzenlediği ve imza/yazıların ne müvekkiline ne davalıya ne de davalının ticari ilişki kurduğunu iddia ettiği üçüncü kişiye ait olmadığının ceza yargılamasındaki bilirkişi raporuyla sabit olduğu sahte bonolarla aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının kendisini tanımadığını beyan etmesine rağmen cirosuz senetleri kabul ederek çelişkili davrandığını belirterek, borçlu olmadığının tespiti, yapılan ödemelerin iadesi, takibin durdurulması ve kötü niyet tazminatı talebiyle İİK m. 89/3 uyarınca menfi tespit davası açmıştır.

T.C.
İSTANBUL19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/1696 EsasKARAR NO :2026/584DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:08/09/2026KARAR TARİHİ:10/09/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yetkilisi olduğu... Tekstil Turizm. San. Ve Tic. Ltd. Sti. adına davalı tarafından müvekkili şirket bilgileri doldurularak 08.05.2017 diizenleme tarihli, 24.11.2017 tarihli, 5.500,00 USD ve 08.05.2017 düzenleme tarihli , 15.12.2017 tarihli, 5.853,00 USD bedelli 2 adet bono tanzim edilmek suretiyle .... İcra Müd. 2020/... E. Sayılı dosyasından icra takibine konu edildiğini, söz konusu icra takibi şirketin ticaret sicil adresine TK 35 gereği teblig yapılması suretiyle kesinleştirildiğini ve akabinde müvekkilin mernis adresine TK 21/2 gereği İİK ... haciz ihbamamesi tebliğ edilmek suretiyle, müvekkilinin şahsen de borçlu hale getirildiğini, senette sahtecilik nedeniyle davalı hakkında şikayette bulunulduğunu, bu hususta .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/... esas sayılı dosyada davalı aleyhine nitelikli dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçundan dava açıldığını, ceza davası davalının beraati ile kesinleşmiş olsa da; burada ticari ve hukuki açıdan durum farklı olduğunu, ceza davası evraklarından görüleceği üzere senedin mahkemece bilirkişi marifetiyle imza ve yazı örnekleri yönünden incelenmesi sonucunda imza ve yazının müvekkiline ait olmadığı hatta davalının iddiasına göre dava dışı ...'dan aldım dediği senetlerin; onun tarafından da düzenlenmediği imza ve yazı örneklerinin dava dışı ...'a da ait olmadığı ortaya çıktığını, hatta bu senetlerdeki yazı ve imza örnekleri davalıya da ait çıkmadığını, yani burada ticari işlemde kullanılan ve icraya konu edilen senet bu işlemin taraflarınca doldurulup imzalanmadığını, davalının, ceza davasındaki beyanlarında ticareti dava dışı ... ile yaptığını beyan etmiş ve davacıyı tanımadığını ısrarla belirttiğini, dava dışı ... ile ticaret yaptığını söyleyen davalı, senedin üzerinde müvekkiline ait şirket bilgileriyle bu senedi vasıflı bir tacir olarak alırken arkasında dava dışı ...'ın cirosunu görmeden nasıl kabul etttiğini, cirosuz olan senedi alması, müvekkile ait şirket ile bire bir ticaret yaptığını gösterir ancak müvekkilini tanımaması, ticari ilişkisinin olmadığını beyan etmesi hatta ...'ın şirket sahibi olduğunu düşündüğünü beyan etmesi bile bu şirketle ticari ilişkisinin olmadığını gösterir durumdayken; davalının, kim ya da kimlere düzenlettirdiği belli olmayan senedin üzerine müvekkiline ait şirket bilgilerini doldurarak bunu ticaretinde de kullanacak cüreti gösterdiğini, davacı müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine karar verilmesini, takip kapsamında yapılmış olan ödemelerin istirdatına karar verilmesini, davalının kötü niyetli uygulaması nedeni ile ödeme güçlüğünde olan müvekkilimin teminatı sağlaması mümkün olmadığından teminatsız olarak dava sonuna kadar .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... esas dosyasında takibin durdurulmasını ve dava sonunda da iptaline karar verilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedelinin %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, davanın kabulü ile dosya masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, üçüncü kişi tarafından İİK md. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. İİK md. 89 uyarınca alacaklı, borçlunun üçüncü kişilerdeki mal ve alacaklarının haczini talep edebilir. Bu haciz üzerine üçüncü kişiye birinci haciz ihbarnamesi gönderilir. Üçüncü kişi, yedi gün içinde borcunun bulunmadığı veya borçluya ait malın kendisinde olmadığını icra müdürlüğüne bildirmek zorundadır. Bu şekilde ihbarnameye itiraz etmeyen üçüncü şahıs yönünden borcun bulunduğu veya malın elinde bulunduğu sonucu doğar. Bu hukukî sonuç üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesi ile bildirilir. İkinci haciz ihbarnamesine karşı da aynı sebeplerle itiraz hakkı bulunmaktadır. İkinci haciz ihbarnamesine de itiraz etmeyen borçlunun borcunu icra dairesine ödemesi veya malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İtirazda bulunmayıp, borcu da ödemeyen üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilerek on beş gün içinde borcu ödemesi veya malı teslim etmesi ya da aynı süre içinde menfi tespit davası açması gerektiği bildirilir. Açılacak olan menfi tespit davasında üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü kişi açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu menfi tespit davaları maktu harca tabidir. Dava açılması için öngörülen on beş günlük süre, niteliği itibariyle hak düşürücü süre olup, bu durum mahkemece re’sen araştırılır.Eldeki dava İstanbul 3. AHM’nin 2024/... Esas sayılı dosyası ile açılmış, mahkeme tarafından takip borcunun kambiyo senedine dayanması sebebiyle 22/03/2024 tarihinde görevsizlik kararı verilmiştir. Görevsizlik kararının istinaf incelemesi olmaksızın kesinleşmesi üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiştir.İstanbul 3. AHM tarafından her ne kadar takip konusu borcun kambiyo senedinden kaynaklanması sebebiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, Yargıtay 11. HD’nin 2023/5228 Esas ve 2023/6468 Karar sayılı ilamı ile “Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde karar verilerek İİK md. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davalarında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğuna hükmetmiştir. Açıklanan sebeplerle İİK md. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davalarında takip konusu borcun kambiyo senedinden kaynaklanmasının mahkemelerin görevinin belirlenmesinde etkisinin bulunmaması, davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından karşı görevsizlik yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulden reddine, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine, 2-Karar kesinleştiğinde Mahkememiz ile İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğundan görevli merci tayini için dosyanın HMK md. 21/1-c ve HMK md. 22/2 uyarınca ortak görevli üst mahkemeye gönderilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekâlet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına,Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10.09.2026 Katip ...¸ Hakim ...¸