İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, ticari faturalardan doğan alacak davasında icra takibine yapılan itirazın iptali ve karşılıklı borç iddialarını inceleyen istinaf kararını sundu.
Özet: Bu ticari uyuşmazlık, davacının faturalı satışlardan kaynaklanan 1.714.778 TL asıl alacak ve 316.341,31 TL ticari temerrüt faizi için başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali talebiyle ortaya çıkmış; davacı, davalının ödeme savunmasını belgesiz ve kötü niyetli bularak icra inkar tazminatı isterken, davalı ise aslında davacının kendisine 1.600.000 TLlik karşılıksız çek borcu olduğunu ve bu davanın, kendi borcunu mahsup etmek amacıyla sürecin uzatılması çabası olduğunu ileri sürmüştür.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/867 KARAR NO : 2026/1801T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 11/02/2026NUMARASI : 2025/222 Esas 2026/142 KararDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)BAM KARAR TARİHİ : 03/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 03/09/2026Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında faturalı ticari ilişkiden doğan alacak verecek ilişkisi bulunduğunu, davacı tarafça, davalı-borçlunun faturalı satıştan doğan bakiye borcu olan 1.714.778 TL asıl alacak ve 316.341,31 TL ticari işlerde temerrüt faizi alacağının tahsili amacıyla İzmir 17. İcra Dairesi’nin 2024/10074 E. sayılı dosyası kapsamında 12/11/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-borçlu tarafından 19/11/2024 tarihinde haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz edilerek takip durdurulduğunu, davalı-borçlu, icra takibine yaptığı itirazda dava konusu faturalara açık bir itirazda bulunmamış olduğunu, faturalar davalı tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunu, ticari defterlere kaydedilen faturalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 21/2 gereği kesinleşmiş sayılmakta olup, artık arada bu ilişkiye dayalı bir ihtilaf bulunmadığını, borca yapılan itirazda da ticari ilişki kabulü yapılmış faturalara itiraz edilmediğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da faturanın süresinde itiraz edilmeden ticari defterlere kaydedilmesi durumunda, malın teslim edilmiş olduğunun veya hizmetin yerine getirilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği yönünde olduğunu, davalı tarafın ödeme dışında herhangi bir savunması dinlenmemesi gerektiğini, davalı taraf ödeme def’inde bulunmuş ancak iddiasını ispatlayamadığını, davalı taraf, borca karşı yaptığı itiraz dilekçesinde "taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan tüm borçlar günü gününe fazlasıyla ödenmiştir." şeklinde beyanda bulunarak, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi açıkça kabul ettiğini, ancak ödeme yapıldığına dair herhangi bir makbuz, dekont veya belge ibraz edilmediğini, ödemelerin hangi tarihlerde, hangi banka aracılığıyla yapıldığı gibi hususlar dahi açıklanmadığını, davalı-borçlu, ödeme def’inde bulunmakla ispat yükünü üzerine almıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 200 gereği, davalı taraf yazılı delil sunmak zorunda olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre, ödeme iddiasında bulunan taraf ödeme yaptığını usulüne uygun belgelerle ispat etmekle yükümlü olduğunu, dava konusu faturalara ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi, taraflar arasında herhangi bir ibra da söz konusu olmadığını, dolayısıyla, davalı tarafın ödeme savunması hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı-borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı itiraz nedeniyle icra takibi durmuş olup, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi gereğince davalı-borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, çünkü davalı borçlu takibe konu faturalara dayanan borcunu ödemediği halde ödediğini belirterek takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk başvurusu yapılmış ancak anlaşılamadığını, davanın kabulü ile, davalı-borçlunun İzmir 17. İcra Dairesi 2024/10074 E. Sayılı icra dosyasında yapılan itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalı-borçlu aleyhine %20 den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı-borçlu taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirket ile davacı şirket arasında yıllardır süre gelen ticari ilişki bulunduğunu, ancak davacı tarafın iddialarının aksine davacı şirketin davalı müvekkili şirkete borcu bulunduğunu, davacı şirketin davalıya olan borcuna karşılık olarak davacı şirket tarafından keşide edilen 1.600.000 TL bedelli çek bankaya ibraz edilmiş karşılığı hazır edilmediği için karşılıksız kaşesi vurulduğunu, karşılıksız kaşesi vurulan bu çekle ilgili olarak Çivril İcra Müdürlüğü'nün 2024/951 E. sayılı icra dosyasında kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine başlandığını, Çivril İcra Ceza Mahkemesi'nin 2024/25 E. sayılı dosyasından karşılıksız çek keşide etmesi sebebiyle şikayet yapıldığını, şirket yetkilisi ....'ın karşılıksız çek keşide etmekten cezalandırılmasına karar verildiğini, bunun üzerine tarafların arası bozulmuş ve davacı şirket süreci uzatmak ve mahsup ihtimalini düşünerek çek şikayetiyle ilgili davanın duruşmasından bir gün önce müvekkilince ödenen 1.714.778 TL lik faturayla ilgili olarak İzmir 17. İcra Müdürlüğü 2024/ 10074 E. sayılı dosyasında genel takip yoluyla icra takibini açtığını, takibe konu fatura bedeli ödendiğinden, icra takibine itiraz edilmiş ve takip durduğunu, davacı taraf çek şikayetiyle ilgili ceza dosyasında takas mahsup talebinde bulunduğunu, davanın bir sonraki duruşmasından bir gün önce de işbu davayı açarak İcra Ceza Mahkemesi'nden takas mahsup talebinde bulunmuş ve ceza dosyasının mahkemenin dosyasının sonucunu beklemesi gerektiğini iddia ederek davayı uzatmaya çalıştığını, icra ceza mahkemesi bu talebi kabul etmeyerek davacı şirket temsilcisinin karşılıksız çek keşide etme suçundan cezalandırılmasına karar verdiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, dava konusu fatura bedeli ödendiğini, davalı müvekkili şirketin davalı şirkete göndermiş olduğu ödemelerle ilgili dekontların bulunduğunu, davacı şirketin banka hesaplarının bloke olması sebebiyle davacı şirket yetkilisi fatura bedelinin bir kısmını kendi hesabına gönderdiğini, ...'tan mesaj göndererek yapılacak ödemenin şahsi hesabına gönderilmesini istediği için bir kısım ödemeler şirket temsilcisinin hesabına gönderildiğini, bu ödeme dekontları ve davacı şirket yetkilisinin Çivril Noterliği'nin 26.01.2022 tarih ve 00358 yevmiye nolu evrağa dayanarak yetkilendirdiği eşi ....'la ödemelerin şahsi hesaba yapılmasına dair ... yazışmaların bulunduğunu, taraflar arasındaki para transferlerine bakıldığında davalı müvekkilinin davacı şirketten yüklü miktarda alacaklı olduğunu, bunun yanında watsapp yazışmalarında da davalı şirket yetkilisinin, davacı şirket yetkilisine borçlarını ödemesi konusundaki yazışmaları, bu alacaklar sebebiyle davalı müvekkilinin uğradığı zararların konuşulduğu ve davacı şirket yetkilisinin kendisinin davalı şirkete borçlu olduğunu gösteren ... yazışmaları bulunduğunu, davacı şirket yetkilisi tarafından şirket hesaplarında sıkıntı olduğu ve tüm ödemelerin şirket yetkilisi ... adına yapılması söylenmiş, hatta bu konuda yetkilinin iban numarası ve ödemelerin o hesaba yapılması talebi yazılı olarak da watsapp üzerinden kendilerine bildirildiğini, takibe konu 29.09.2023 tarihli fatura sonrasında davalı şirket yöneticisi ... tarafından, hesap sahibi .... ., .... Bankasında bulunan hesabından, davacı şirket yekilisi ...bank hesabına 02.10.2023 tarihinde 600.000 TL, 28.11.2023 tarihinde 350.000 TL, 07.12.2023 tarihinde 30.000 TL, 05.01.2024 tarihinde 60.000 TL ,08.01.2024 tarihinde 200.000 TL, davacı şirket ....ŞTİ'ye ait ... Bankasında bulunan hesaba 29.04.2024 tarihinde 650.000 TL ödeyerek bu faturaya ilişkin tüm borcu kapattığını, bunlara ilave olarak davalı müvekkili şirket davacıdan mal satın almak amacıyla; hesap sahibi .... Bankasında bulunan hesabından, davacı şirket yekilisi ....bank hesabına 09.01.2024 tarihinde 150.000 TL, 10.01.2024 tarihinde 1.040.000 TL, 06.02.2024 tarihinde 150.000 TL, 07.02.2024 tarihinde 90.000 TL, 08.02.2024 tarihinde 250.000 TL, 05.03.2024 tarihinde 5.000 TL, 27.03.2024 tarihinde 273.000 TL, 15.04.2024 tarihinde 310.000 TL, 16.04.2024 tarihinde 10.000 TL, 22.04.2024 tarihinde 180.000 TL, 3.04.2024 tarihinde 300.000 TL ödeme yaptığını, toplamda davalı müvekkili şirket hesabı ve davacı şirket yetkilisi hesabına 4.648.000 TL ödeme yaptığını, davalı şirketin ticari defterlerinde de göründüğünü, bu ödeme belge asıllarının ilgili bankalardan istenmesini talep ettiklerini, dava konusu fatura ödendiği gibi, mal siparişi olarak gönderilen bir çok ödemeyle ilgili de mal teslimi yapılmadığını, bu alacaklara ilişkin dava hakkını saklı tuttuklarını, fatura bedelinin çok çok üzerinde ödeme yapılan davacı şirket yetkilisi ile davalı şirket yetkilisi arasındaki ... konuşmalarında, davacı şirketin davalı şirkete borcu olduğu açıkça görüldüğünü, ancak davacı şirket yetkilisi sürekli ödeyecek durumu olmadığını beyan ettiğini, bunun üzerine çeki de karşılıksız çıkan davacı şirket müvekkili davalı şirketi ekonomik olarak büyük sıkıntı içine soktuğunu, davalının alacağını yasal olarak talep etmesine kızan davacının haksız olarak ödenmiş fatura bedelini icraya koyması kötüniyetini açık olarak ortaya koyduğunu, hukukun evrensel ve genel ilkelerinden biri dürüstlük ilkesi olduğunu, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu, kötüniyetli olan davacının hukuk düzenince ve devletin mahkemelerince korunması mümkün olmadığını, dava konusu olayda dava konusu fatura bedeli ödendiği gibi davacıya parası ödenerek sipariş edilen mallar da alınamadığını, borçlarının bir kısmına karşılık verdiği 1.700.000 TL. bedelli çeki ödemeyen davacı şirketin, bu çekin dışında, davalı şirkete 3-4 milyon TL. borcu olmasına rağmen, sanki alacağı varmış gibi ödenen faturayı tekrar icra takibine koyarak takas mahsup talebinde bulunması kötüniyetini açık olarak ortaya koyduğunu, dava konusu fatura bedeli fazlasıyla davacı yana ödendiğinden, açılmış bulunan davanın reddiyle kötüniyetli olan davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ettiklerini, tüm mahkeme masrafı ve vekalet ücretlerinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. MAHKEMECE: "...,Dava,ticari satımdan kaynaklı itirazın iptali davasına ilişkindir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın İzmir 16. İcra Müdürlüğü’nün 2024/10074 E. Sayılı dosyada alacağın varlığı ve miktarı, icra inkâr tazminatı talep şartları oluşup oluşmadığı hususlarının tespiti noktalarında toplandığı, Somut olayda; taraflar arasında faturalı ticari ilişkiden kaynaklanan alacak verecek ilişkisi bulunduğu, faturalı satıştan doğan bakiye borç olan 1.714.778 TL asıl alacak ve 316.341,31 TL ticari işlerde temerrüt faizi alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından davalı şirket hakkında İzmir 17. İcra Dairesi’nin 2024/10074 E. sayılı dosyadan icra takibi başlatıldığı, ancak davalı-borçlu tarafından 19/11/2024 tarihinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmakla, Mahkememizce davacı ve davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme alınan bilirkişi raporunda, açılan iş bu itirazın iptali davası çerçevesinde yapılan inceleme ve hesaplamalar sonucunda her iki tarafında ticari defterlerin,ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeler Kanunu'nun 222 maddesinin 2.Fıkrasındaki “ kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu,açılış ve kapanış Onayları yaptırılmış olma ve defter kayıtlarının doğrulamış olmasıdır” hükmüne uygun olmaları arandığı, defterlerin açılışlarının ve yevmiye defter kapanışının, süresi içinde yapıldığı ve delil ve ispat kuvvetinde sahip olduğu,Davalı defteri ana bilirkişi raporundaki tablo-liste hesap hareketleri ve tespitler itibari ile,"...Ancak yukarıda ki ödemeler ile tarafların cari hesap hareketlerinde yer alan ödemelerin karşı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadıkları anlaşılamadığı, zira ödeme dekontlarında yer alan tarihi ile açıklamaların kayıtlar ile çok farklı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davalı şirket yetkilisi .... tarafından davacı şirket yetkili olduğu iddia edilen .... adına yapılan ödemelerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve Sayın bilirkişi tarafından dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.Netice itibari ile Sayın Bilirkişi tarafından incelenen davacı taraf ticairi defterleri ile tarafımdan incelenen davalı ticar i defterlerinde ki tarafların birbirlerine kestikleri 2 adet fatura haricinde ki tüm ödemelerin uyumsuz olduğu, ancak Sayı Mahkemenizin davalı şirket yetkilisi ... tarafından davacı taraf adına ....’a yapılan ödemelerin taraflar arasında ki ticarete ilikin olduğuna kanaat etmesi halinde takip tarihi itibari ile davalının davacı tarafa borçlu olamayacağı ve davalı kayıtlarına göre davalının davacı taraftan 2.991.037,41 TL ALACAKLI olduğu tespit edilmiştir..."Bilirkişi ana raporları sonrası mukayeseli raporların tetkik ve analizi ile ek rapor alınması icap etmiş olup bu bağlamda muhasebe tekniğine dair davacı defterine müteallik ek rapordaki tespitlere göre,"...Davacı ,...ŞTİ. ile Davalı ....ŞTİ. takip tarihi itibariyle Borç ve Alacak durumu hakkında iki şekilde tespit yapılmıştır. ...Şti. ŞEKİL 1 de Detayı Madde 3- ( g ) 1.118.159,32 TL Alacak Bakiye ŞEKİL 2 de Detayı Madde 3- ( h ) 1.052.092,56 TL Borç Bakiye olarak tespiti yapılmıştır. Her ne kadar davalı firmanın bankası üzerinden Davacı firma yetkilisi ....’a Gönderilen EFT ve Gelen EFT tutarlarının kayıtlarını davacı firmanın cari hesabına borç kaydetmesi usulen doğru değildir.Anlaşılacağı üzere bu işlemler fatura ödemeleri ile ilgili olmayıp,nakit alışverişi ile alakalı.Bu nedenle Olması gereken davalı kayıtlarında ... adına bir hesap açmalı daha sonra Davacı-Davalı ve .... arasında üç tarafında onayı ile temlik yapılarak davacının hesabına borç veya alacak virmanı yapılabilir. Temlik olmadan yapılan işlem hatalıdır. 27.12.2025 tarihli davalı Bilirkişi raporunda ... şirketinin kayıtlarında ... adına gönderilen EFT ler direkt olarak ... cari hesabına borç kaydedildiği görülmektedir.Usulen yanlıştır. .." Nitekim davacı defteri bilirkişi raporunda da evveliyata dair faturanın kayda girmediği, ancak KDV sinini mevcut olduğu, yine olması gereken bakiye ile işlenmesi gereken banka hareketleri şeklinde liste-tablolar ile muhasbee tekniğine göre raporlar tanzim edilmiş olup,Neticeten yine davacının alacaklı olmadığı bilakis borçlu olduğu rapor edilmiştir.Bu anlamda muhasebe tekniği doğrultusunda üç tarafında onayı ile temlik ve virman yapılmasına dair tespitlerde bulunulmuş ise de defterin muhasebe tekniğine göre tutulup tutulmadığı ve/veya defterlere göre gelen ödemenin yetersiz olduğu vb ispat külfeti yine davacıdadır. Keza eğer dosya kapsamında vasıflı ikrar mahiyetli davalı savunması ve raporlar ile örtüşen bağdaşan para hareketleri de olsa idi de bunlar da yine neticeyi değiştirmemekte;Dava konusu borca dair ispat ve hala cari, kalan alacak olduğu ididası usulüne göre tutlan ticari defter ve kayıtlara göre yapılacaktır.Keza, davalı defterinin raporlar sonrası mukayeseli incelendiği ek rapor itibari ile de;"... Netice itibari ile Bilirkişi tarafından incelenen davacı taraf ticairi defterleri ile tarafımdan incelenen davalı ticari defterlerinde ki tarafların birbirlerine kestikleri 2 adet fatura haricinde ki tüm ödemelerin uyumsuz olduğu, ancak Sayı Mahkemenizin davalı şirket yetkilisi .... tarafından davacı taraf adına ...’a yapılan ödemelerin taraflar arasında ki ticarete ilikin olduğuna kanaat etmesi halinde takip tarihi itibari ile davalının davacı tarafa borçlu olamayacağı ve davalı kayıtlarına göre davalının davacı taraftan 2.991.037,41 TL ALACAKLI olduğu tespit edilmiştir. "Şeklinde netice rapor edilmiştir. Davalı defterlerine dair tespitler muvacehesinde; Davalının E-Defter mükellefi olduğu ve zorunlu defter berat bildiriminin zamanında yapıldığı, Davalı Ticari Defter Tasdik ve Kayıtları : Ticari defterlerin,ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222 maddesinin 2.Fıkrasındaki “ kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu,açılış ve kapanış Onayları yaptırılmış olma ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasıdır” hükmüne uygun olmaları aranmaktadır. Yukarıda yazılı olan defterlerin açılışlarının ve yevmiye defter kapanışının, süresi içinde yapıldığı ve delil ve ispat kuvvetine sahip olduğu anlaşılmıştır. Madde 3-(a) NOT: Firma E-Berat göndermelerini (3’er aylık dönemlerde yükleme tercihini kullandığı) görülmüştür. Yine davacı defteri açısından da rapor muhtevası itibari ile; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222 maddesinin 2.Fıkrasındaki “ kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu,açılış ve kapanış Onayları yaptırılmış olma ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasıdır” hükmüne uygun olmaları aranmaktadır. Yukarıda yazılı olan defterlerin açılışlarının ve yevmiye defter kapanışının, süresi içinde yapıldığı ve delil ve ispat kuvvetine sahip olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu 29.09.2023 Tarih MTO2023000000001 nolu 1.714.778,00 TL tutarındaki Fatura şirket kayıtlarında açık fatura olarak kesilmiş olup, 29.09.2023 Tarih 00051 nolu yevmiye maddesi ile davalının ticari defter ve belgesinde kayıt altında alındığı, davalının E-Defter mükellefi olduğu ve zorunlu defter berat bildiriminin zamanında yapıldığı, davacı tarafın takip konusu yaptığı faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak tarafların ticari fatura alışverişinden ziyade hem tüzel kişi taraf hesapları ile hem de taraf ortakları arasında çok yüklü miktarlarda para transferi yapıldığı,Davalı ticari defterlerine göre takip tarihi itibari ile davalının davacı tarafa borç kaydının olmadığı gibi, davalı şirket yetkili .... tarafından davacı şirket adına ...'a yaptığı ödemeler dikkate alınırsa davalının davacı taraftan 2.991.037,41 TL alacaklı olduğu, tarafların cari hesap hareketlerinde yer alan ödemelerin karşı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadıkları anlaşılamadığı,Zira ödeme dekontlarında yer alan tarihi ile açıklamaların kayıtlar ile çok farklı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davalı şirket yetkilisi .... tarafından davacı şirket yetkili olduğu iddia edilen .... adına yapılan ödemelerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edildiği,Bu itibarla denetime elverişli, yeterli ve hükme esas almaya elverişli mahiyetteki bilirkişi raporuna itibar edilerek davalı şirketin, davacı şirkete icra takibine ve davayı konu dava konusu 29.09.2023 Tarih MTO2023000000001 nolu 1.714.778,00 TL tutar fatura nedeniyle herhangi bir borcunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "1-DAVANIN REDDİNE,i-)Davacı tarafından açılan davanın haksız ve alacağın likit olduğu kabul edildiğinden hükme ve redde esas müddeabih 2.031.119,31 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra-inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında faturalı ticari ilişkiden doğan alacak verecek ilişkisinin bulunduğunu, davacı tarafça, davalı-borçlunun faturalı satıştan doğan bakiye borcu olan 1.714.778 TL asıl alacak ve 316.341,31 TL ticari işlerde temerrüt faizi alacağının tahsili amacıyla İzmir 17. İcra Dairesi’nin 2024/10074 E. sayılı dosyası kapsamında 12/11/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığını, ancak davalı-borçlu tarafından 19/11/2024 tarihinde haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı-borçlunun, icra takibine yaptığı itirazda dava konusu faturalara açık bir itirazda bulunmamış olup, faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarının da faturanın süresinde itiraz edilmeden ticari defterlere kaydedilmesi durumunda, malın teslim edilmiş olduğunun veya hizmetin yerine getirilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği yönünde olduğunu, davalı tarafın ödeme def’inde bulunduğunu ancak iddiasını ispatlayamadığını, davalı tarafın, borca karşı yaptığı itiraz dilekçesinde "taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan tüm borçlar günü gününe fazlasıyla ödenmiştir." şeklinde beyanda bulunarak, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi açıkça kabul ettiğini ancak ödeme yapıldığına dair herhangi bir makbuz, dekont veya belge ibraz edilmediğini, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna ilişkin itirazları ile ilgili herhangi bir karar verilmediğini, bu haliyle hükme esas alınan bilirkişi raporunun kesinleşmediğini, deftere kayıtlı olmayan ödemelerin ticari ilişkiye dahil edilmemesinin gerektiğini, incelemenin dava konusu faturaya ilişkin olmasının gerektiğini, bu haliyle raporun itirazlarını karşılar nitelikte olmamasına rağmen yerel mahkemece itirazlarının sonuçsuz bırakıldığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.HUKUKİ NİTELENDİRME,DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, istinaf aşamasında davacı vekili tarafından sunulan 25/08/2026 tarihli dilekçe ile müvekkilinin açık talimatı doğrultusunda davadan kayıtsız ve şartsız olarak feragat ettiği görülmüştür.Dava, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olduğundan davadan feragat hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Davacı vekilinin davadan feragatine ilişkin beyanı davaya son veren taraf işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK m.310 gereğince feragat nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.Davacı vekilinin, Çivril Noterliği'nin 06/02/2023 tarihli ve 01613 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; kanun yollarından feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür.Davalı vekilinin İzmir 19.Noterliğinin 17/07/2024 tarihli ve 13723 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; kanun yollarından feragat etmeye, feragati kabule yetkili olduğu görülmüştür.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2026 tarih, 2025/222 Esas ve 2026/142 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca RE'SEN KALDIRILMASINA1-İstinaf başvurusu nedeniyle alınan istinaf karar peşin harcının yatıran tarafa iadesine,2-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf edenler yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,B-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;1-Davacının davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,2-Davacının davası feragat nedeni ile reddedildiğinden masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Davadan feragat edildiğinden alınması gereken maktu karar ve ilam harcının 732,00 TL 2/3'ü olan 488,00 TL harçtan peşin alınan 24.530,85 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 24.042,85 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,4-Talep olmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333.Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 03/09/2026