Adana BAM 3. Hukuk Dairesinin, firari araçlı trafik kazasında cismani zarar nedeniyle istenen maddi tazminat davasında ilk derece mahkemesi ret kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Davalı Güvence Hesabına karşı açılan cismani zarar sebebiyle maddi tazminat davasında, trafik kazasında firari bir aracın neden olduğu iddia edilen yaralanmalar sonrası oluşan geçici iş göremezlik, sürekli sakatlık ve bakıcı gideri zararlarının karşılanması talep edilmiş; ilk derece mahkemesi, bir davacının sürekli iş göremezlik zararı talebini kesin hüküm nedeniyle usulden reddederken, diğer tüm talepleri ispatlanamadığı gerekçesiyle esastan reddetmiş; davacılar ise kararı, delil avansının kabul edilmemesi, tanık dinlenmemesi ve kesin hüküm koşulunun hatalı değerlendirilmesi gibi usul hataları bulunduğu iddiasıyla istinaf etmiştir.

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1900 - 2026/2251
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/1900 KARAR NO : 2026/2251T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 26/02/2026NUMARASI : 2025/557 Esas, 2026/185 KararDAVACILAR : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi TazminatKARAR TARİHİ : 15/09/2026GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/09/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih ve 2025/557 Esas, 2026/185 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 04/10/2023 tarihinde müvekkili ...’ün sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halinde iken plakası tespit edilemeyen firari sürücünün idaresindeki aracın makas atarak motosiklete çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, kazaya sebep olan aracın olay yerini terk ettiğini, müvekkillerin hastanede tedavi gördüğünü, kusurlu aracın tespit edilememesi nedeniyle zarardan ...’nın sorumlu olduğunu, bu kapsamda yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkillerin bedensel zararları nedeniyle geçici iş göremezlik, sürekli sakatlık ve iyileşme sürecine ilişkin bakıcı gideri zararlarının bulunduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için 200,00 TL geçici iş göremezlik, 200,00 TL sürekli sakatlık ve 200,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 600,00 TL, iki davacı yönünden toplam 1.200,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların iddia ettiği kazanın somut delillerle ispat edilemediğini, olay yerinde kamera kaydı, kaza tespit tutanağı ve yeterli maddi delil bulunmadığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu ve davacının alkollü olduğuna ilişkin beyanlar bulunduğunu, bu nedenle kazanın iddia edildiği şekilde gerçekleştiğinin ve firari aracın varlığının ispatlanamadığını, ispat yükünün davacılara ait olduğunu, bu haliyle ...’nın sorumluluğunun doğmayacağını, Ayrıca aynı olay hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu’nda verilen kararın kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm bulunduğunu, davanın bu sebeple usulden reddi gerektiğini, bunun yanında ...’na usulüne uygun başvuru yapılmadığını, gerekli belgelerin sunulmadığını ve sunulan maluliyet raporlarının mevzuata uygun olmadığını, esasa ilişkin olarak ise geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin teminat kapsamında olmadığını, bu kalemlerden sorumluluklarının bulunmadığını, aksi halde dahi sorumluluğun kusur oranı ve teminat limiti ile sınırlı olduğunu, SGK ödemelerinin mahsup edilmesi gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, ticari faiz talep edilemeyeceğini, faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini ve taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacılar ...'ün sürekli iş göremezlik zararı yönünden kesin hüküm dava şartı bulunmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca sürekli iş göremezlik zararı yönünden davanın usulden reddine, davacılardan ...'ün geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve tedavi gideri talepleri ile diğer davacı ...'nin sürekli iş göremezlik zararı, geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve tedavi gideri talepleri yönünden ise ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili; hukuka ve yasalara aykırı ilk derece mahkemesi kararında delil avansının ikame edilemediği belirtilse de söz konusu duruşmadan önce taraflarınca ikame edilen delil avansının mahkemece kabul edilmeyerek daha ikinci duruşmadan davanın uzamasına sebebiyet verildiği kanaatine ulaşılmasının taraflarınca haksızlık teşkil edip bozmayı gerektirdiğini, olayın şahidi olup kazadan dolayı ambulansı arayan ve savcılık soruşturma aşamasında ifadesi alınan ve dosyaya sundukları tanıklarının da mahkeme tarafından dinlenmemiş olup yasalara aykırı bu husustan dolayı da ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın bozulması gerektiğini, söz konusu karardan dolayı davacılardan ...'ün sürekli iş göremezlik zararı yönünden kesin hüküm dava şartı bulunmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca usulden ret kararı verilmesinin de ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 üncü maddesinde; “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir.Kesin süreye ilişkin ara karar hem hakimi hem tarafları bağlamakla birlikte kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Ancak böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararın, yasaya ve içtihatlara uygun şekilde hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık, yorumu zorunlu kılmayacak, yanlış anlamayı önleyecek, ilgili tarafından kolaylıkla anlaşılacak derecede açık, sade ve sınırlı olması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekmektedir. (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 5, Altıncı Baskı, İstanbul- 2001, s. 5438 vd.)Kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.Mahkeme ara kararında sırası gelen delil için, bilirkişi ücreti, dosya gidiş dönüş, raporun tebliği ücreti gibi gider gerektiren işlemleri kalem kalem açıklamalı, her kalemin miktarını ayrı ayrı göstermeli, dosyada bulunan avans varsa bunlar dikkate alınarak eksik ve tamamlanması gereken avans gösterilmeli, delil avansı ile ilgili olarak verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına açıkça yazmalıdır. Ayrıca, bu avans dışında delil ikamesine yönelik avans isteniyor ise, HMK.’nun 115. maddesine göre değil, 324. maddesine göre işlem yapmalıdır. Yukarıda kesin sürenin mahiyeti ve uygulanma şekline dair tüm bu anlatılanların, henüz toplanmamış ancak toplanmasına karar verilmiş delillere ilişkin olduğunun kabulü halinde önem arz edeceği muhakkaktır. Eldeki davada mahkemece davacı vekiline 11/12/2025 tarihli ön inceleme tutanağı ile tanık listesini sunmak için süre verildiği, davacı vekilince 12/12/2025 günü sunmuş olduğu dilekçe ile tanığını bildirdiği, davacının bildirdiği tanığın dinlenilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece tanık dinlendikten/ yada bu hususta karar verildikten sonra dosyanın kusur oranının tespiti için bilirkişiye verilmesine dair ara karar kurulması, ayrıca davanın Güvence hesabına karşı açıldığı gözetilerek nörolog bilirkişinin kusur oranının tespitinde dosyaya katkısının hangi gerekçeyle olacağının değerlendirilerek gerekirse bu hususta ara karara da hangi hususları değerlendirerek rapor düzenleyeceği hususunun belirtilmesie gerekirken sırası gelmediği halde bu hususta ara karar kurulması ve kesin süre verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece verilen ara karar bu usule uyulmadan verildiğinden ara karar ve dolayısıyla verilen hüküm hatalı olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.Kararın kaldırma sebebine göre sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; açıklanan nedenlere dayalı davacı vekilinin istinaf taleplerinin, HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca kabulüyle, kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜ İLE, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih ve 2025/557 Esas, 2026/185 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksiklikler tamamlanarak davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,4-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-HMK'nın 359/3. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5.fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa İADESİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.15/09/2026 Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.