Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinde, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında imza aidiyeti yerine gerçek hukuki ilişkinin incelenmesi talepli istinaf.
Özet: Davacı, imzasını kabul ettiği ancak davalılarla hukuki bir ilişkisi bulunmadığını iddia ettiği kambiyo senedine dayalı icra takibinin haksız olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, senedin sahteliği iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştur; davalı ise, senedin kendisine alacağına karşılık ciro edildiğini ve imza aidiyetinin raporla tespit edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret yapısı nedeniyle davacının borçlu olmadığını veya senedin veriliş sebebini ispatlayamadığı ve yemin teklifini kullanmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacı, bu kararı istinaf ederek, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığın gerçek hukuki mahiyetini ve taraflar arasındaki güven ilişkisini göz ardı ederek sadece şekli bir inceleme yaptığını savunmuştur.

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1431
KARAR NO: 2026/1601
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/04/2026
NUMARASI: 2025/304 E. - 2026/402 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 10/09/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; " Müvekkili ile davalılar arasında herhangi bir şekilde hukuki ilişki bulunmadığını, buna rağmen Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 530.000,00-TL miktarlı malen açıklamalı, imzası müvekkiline ait olan, senedin lehtarı olarak gözüken davalı ... senedi davalı ...'a ciro ettiğini, davalı ...'ın icra takibini başlattığını, icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davalılar ile hukuki bağının olmadığını, senedin sahteliğiyle ilgi Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numarasında suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin çalışmadığını, hiçbir gelirinin bulunmadığını, müvekkilinin fakir olduğunu gösterir belgeyi dosyaya sunduklarını, açıklanan nedenlerle dosyada adli yardım talebinde bulunduklarını, davacı müvekkilin borcu olmadığının tespitine, davalıların kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini " talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; " davacı taraf davalılar ile herhangi bir hukuki ilişki olmadığını belirttiğini, müvekkilinin de zaten böyle bir iddiası olmadığını,müvekkilin diğer davalı ...'tan alacaklı olduğunu, dava konusu senedin bu sebeple müvekkile ciro edildiğini, müvekkilin de alacağına kavuşmak amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ayrıca davacı ile ... arasında bir hukuki ilişki bulunmamasına rağmen davacının neden böyle bir senet verdiğini anlayamadıklarını, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında müvekkilin ifadesinde açıkça davalı ...'tan alacaklı olduğunu belirttiğini, davalı ...'in, müvekkili alacağını istediğinde dava konusu senedi müvekkiline verdiğini ve senedin güvenilir olduğunu imzanın gözünün önünde atıldığını belirttiğini, davacı senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava ikame ettiğini ancak dosyada alınan bilirkişi raporunda imzanın davacıya ait olduğu tespit edildiğini, davacının süreci uzatma çabasında olduğunu, kambiyo senedi dolayısıyla borçlu olmadığını iddia eden kişinin ileri sürdüğü maddi vakıaya göre ispat yükü altında olduğunu, kambiyo senedinin geçersiz olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davacı kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini " talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "... Somut olayda, davacı borçlu, dava konusu senet altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar etmekle birlikte davalılar ile ticari ilişkisinin bulunmadığını iddia etmektedir. Ancak dosya kapsamı itibariyle takibe konu çekin neden davalı ... ... verildiği konusunda herhangi bir iddia ve ispata elverişli delil de sunmamıştır. Kambiyo senetlerinin sebepten mücerretliği de göz önüne alındığında davacı tarafın senet dolayısıyla borçlu olmadığını ve senedin veriliş sebebini ispatla mükellef olduğu göz önünde bulundurularak davacı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak davacı tarafın yemin deliline başvurmadığı dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davalı taraf kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş olsa da dosya kapsamında takibin durdurulmasına ya da icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığı İİK'nın 72/4 maddesinde aranan koşulların mevcut olmadığı anlaşılmakla kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davanın Reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin uyuşmazlığın gerçek hukuki mahiyetini değerlendirmeden, şekli kambiyo yaklaşımıyla eksik inceleme sonucu hüküm kurduğunu, somut uyuşmazlığın yalnızca imza aidiyetine ilişkin olmadığını, davacı tarafın senet altındaki imzayı inkar etmediğini, dava konusu senedin hangi hukuki ilişki kapsamında verildiği, hangi şartlarda düzenlendiği, sonradan nasıl doldurulduğu ve mevcut hâliyle tarafların gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığına itiraz ettiğini, uyuşmazlığın özünün; taraflar arasındaki güven ilişkisi kapsamında verilen veya imzalanan belgenin sonradan farklı içerikle doldurularak kambiyo takibine konu edilip edilmediği noktasında toplandığını, davacı tarafın savunmasının “ortada hiç senet bulunmadığı” şeklinde olmayıp; dava konusu senedin mevcut içeriğiyle gerçek iradeyi yansıtmadığı yönünde olduğunu, mahkemenin ise uyuşmazlığı yalnızca senedin şekli varlığı ve imza aidiyeti ekseninde değerlendirdiğini, senedin düzenlenme sürecinin, düzenlenme bütünlüğünün, tarafların gerçek iradesi ve temel ilişkinin gerçekliği yönünden yeterli inceleme yapmadan karar verdiğini, oysa dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde taraf anlatımlarındaki ağır çelişkilerin, teslim olgusunun objektif delillerle desteklenememesinin, teknik inceleme bulgularındaki farklılıkların, senedin hangi ilişki kapsamında verildiğinin açıklanamaması ve cironun ekonomik-hukuki sebebinin ortaya konulamaması birlikte değerlendirildiğinde dava konusu senedin mevcut içeriğiyle gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığının ciddi şekilde tartışmalı hâle geldiğini, uyuşmazlığın kambiyo senedinin şeklen geçerliliğine değil, mevcut içeriğinin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığına ilişkin olduğunu, teknik inceleme bulgularının uyuşmazlığın merkezinde bulunmasına rağmen mahkemece gereği gibi değerlendirilmediğini, dosyadaki teknik inceleme bulgularında senedin farklı bölümlerinde farklı el ürünü bulunduğu, yazım ve kalem farklılıkları olduğu, senedin farklı zamanlarda doldurulmuş olabileceğine ilişkin teknik emareler bulunduğu tespit edildiğini, bu bulguların tali nitelikte olmayıp doğrudan uyuşmazlığın özüne ilişkin olduğunu, çünkü davacı tarafın temel savunmasının; güven ilişkisi kapsamında verilen veya imzalanan belgenin sonradan farklı içerikle doldurularak takibe konu edildiği yönünde olduğunu, mahkemenin teknik raporunun yalnızca imza aidiyeti yönünden değerlendirdiğini, senedin düzenlenme bütünlüğünü ve mevcut içeriğinin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığını tartışmadığını, oysa farklı kalem kullanımının, farklı el ürünü ve farklı zamanlarda doldurulma ihtimali birlikte değerlendirildiğinde dava konusu senedin tek zamanlı ve tek iradeli düzenlenip düzenlenmediğinin ciddi şekilde tartışmalı hâle geldiğini, teknik inceleme bulgularının senedin mevcut hâliyle tarafların ortak iradesini yansıtıp yansıtmadığı noktasında kuvvetli şüphe oluşturmasına rağmen mahkemenin bu hususu değerlendirmeden hüküm kurduğunu, uyuşmazlığın merkezinde bulunan “senedin düzenlenme bütünlüğü” açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesinin hukuken isabetli olmadığını, temel borç ilişkisinin objektif ve yazılı delillerle ispatlanamadığını, davalıların yaklaşık 530.000 TL seviyesinde para ve altın teslim edildiğini ileri sürdüğünü, ancak dosya kapsamında bu iddiayı doğrulayan herhangi bir banka dekontu, havale/EFT kaydı, teslim tutanağı, kuyumcu kaydı, hesap hareketi veya yazılı borç ilişkisi sunulamadığını, yaklaşık yarım milyon TL verildiği iddia edilen bir ilişkide tek bir banka izi dahi bulunmadığını, bu büyüklükteki ekonomik ilişkinin hiçbir objektif kayıt bırakmadan gerçekleştiğinin ileri sürülmesi hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını, davalıların teslimin tarihi, miktarı, niteliği ve hukuki sebebi konusunda kendi içinde dahi tutarlı bir açıklama ortaya koyamadığını, somut uyuşmazlığın HMK m.200 kapsamında yazılı delille ispatı gereken bir hukuki işlem niteliğinde olmasına rağmen mahkeme yazılı delil eksikliğini gereği gibi değerlendirmediğini, somut olayda uyuşmazlık kambiyo senedinin şeklen geçerliliğine değil, mevcut içeriğinin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığına ilişkin olduğunu, bu nedenle yalnızca senedin varlığı ve imza aidiyetinden hareketle hüküm kurulmasının hukuken yeterli olmadığını, mahkemenin ispat yükünü fiilen davacı tarafa yüklediğini, davalının anlatımlarının kendi içinde ciddi çelişkiler içerdiğini, mahkemenin senedin düzenlenme bütünlüğünü, teknik inceleme bulgularını, davalıların çelişkili anlatımlarını, teslim olgusunun gerçekliğini, temel ilişkinin objektif delillerle ispatlanıp ispatlanmadığını, cironun hukuki ve ekonomik sebebini ve senedin mevcut içeriğinin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığını tam olarak açıklığa kavuşturmadan hüküm kurduğunu, dosya kapsamındaki teknik inceleme bulgularının, davalı anlatımlarındaki ağır çelişkiler, ekonomik ilişkinin objektif delillerle ortaya konulamamış olması ve senedin düzenlenme bütünlüğüne ilişkin ciddi tereddütler birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu senedin mevcut hâliyle gerçek iradeyi yansıttığı ve geçerli bir borç ilişkisini ortaya koyduğunun kabul edilemeyeceğini ileri sürerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/304 Esas, 2026/402 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile müvekkilin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyası nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, İcra takibinin iptaline, davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında yürütülen icra takip ve satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Kambiyo senetlerinde ispat yükü kuralı ve mücerretlik ilkesi gereği ispat yükünün davacıda olduğunu, iyiniyetli üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin temel ilişkiyi ispat yükümlülüğünün bulunmadığını beyan ederek davacının haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına, istinaf aşamasında yapılacak yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 30/04/2026 tarih ve 2025/304 Esas, 2026/402 Karar sayılı ilamla davacının davasının reddine karar verilmiştir.Davacının istinaf dilekçesi ile ilk derece mahkemesinin işbu ilamına karşı istinaf kanun yoluna başvurdukları görülmüştür.HMK'nın 344/1.maddesi: "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır."
HMK'nın 352.maddesi: "(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti hâlinde öncelikle gerekli karar verilir: a) İncelemenin başka bir dairece veya bölge adliye mahkemesince yapılmasının gerekli olması, b) Kararın kesin olması, c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması, ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi, d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi, (2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır ve ön inceleme sonunda karar heyetçe verilir. (3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır."
Dosyanın yapılan ön incelemesinde; İstinaf eden taraflardan davacı tarafın Adli Yardım talepli İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Dairemizin 30/06/2026 tarihli ara kararı ile Adli Yardım talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafın bu ara kararına itiraz ettiği, Kayseri BAM 7.Hukuk Dairesince itirazın reddine dair 10/07/2026 tarihli, 2026/7 D.İş Esas 2026/7 D.İş Karar sayılı kesin olarak karar verilmiştir. İstinaf yoluna baş vuran davacının 6100 Sayılı HMK'nun 344 ve Harçlar kanunu uyarınca peşin olarak yatırması gereken maktu 732,00 TL istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvuru harcı olan 2.002,00 TL'yi yatırılmadığı anlaşıldığından 6100 sayılı HMK'nun 344, 352 maddeleri kapsamında davacı tarafa bir haftalık kesin süre verilerek işbu eksik istinaf harcının tamamlanması, aksi taktirde istinaf başvurusunun reddedileceği bildirilerek, bildirilen sürede harç eksikliğinin tamamlanmaması halinde mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına dair ilk derece mahkemesince karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 344 ve 352. Maddeleri gereğince işbu işlemlerin kararı veren mahkemece eksiksiz olarak yapılıp tamamlanması, davacı tarafın yatırması gereken istinaf karar harçlarının yatırılmasına dair ilgili makbuzun da dosyaya eklenmesinden sonra dizi listesine bağlı olarak tekrar dairemize gönderilmesi için HMK 352/1-ç maddesi gereğince dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK'nun 344,346 ve 352. maddeleri gereğince istinaf eden davacı tarafın yukarıda hesaplanan yatırması gereken eksik kalan 732,00 TL maktu istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvuru harcı olan 2.002,00 TL'nin yatırdığına/tamamladığına dair ilgili makbuzun dosyaya eklenmesi, iş bu işlemlerin kararı veren ilk derece mahkemesince eksiksiz olarak yapılıp tamamlanmasından sonra dosyanın HMK nun 347/3. Maddesi gereğince dizi listesine bağlı olarak tekrar dairemize gönderilmesi için HMK 352/1-ç maddesi gereğince dosyanın kararı veren KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne GERİ ÇEVRİLMESİNE,
Dair, sair hususlar incelenmeksizin, dosya üzerinden yapılan ön incelemeyle, HMK 352/1-ç uyarınca KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/09/2026