Yargıtay 2. Ceza Dairesi, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunda sanık için olağan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle mahkûmiyet kararını kanun yararına bozarak düşme hükmü kurdu.
Özet: Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan verilen mahkûmiyet kararı, sanık hakkında yürütülen yargılamada, suç için öngörülen sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin, sanığın sorgusunun yapıldığı tarihten mahkûmiyet kararının verildiği tarihe kadar dolduğu ve bu süre zarfında zamanaşımını kesen herhangi bir işlemin bulunmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozulmuştur; zira ilk derece mahkemesinin zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi gerekirken mahkûmiyet kararı vermesi hukuka aykırı bulunarak, kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/85 E., 2024/50 K.SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesiİNCELEME KONUSU KARAR : MahkûmiyetKANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulmasıI. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2026 tarihli ve KYB-2026/2451 sayılı kanun yararına bozma isteminin;"Dosya kapsamına göre, sanık ...'in inceleme dışı diğer sanıklar ... ve ... ile gerçekleştirdikleri iddia olunan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi eylemine ilişkin olarak Gaziosmanpaşa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2024 tarihli mahkûmiyet kararlarının, adları geçen inceleme dışı sanıklar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 16.05.2025 tarihli ve 2025/864 esas, 2025/1656 sayılı kararı ile atılı suçun zamanaşımına uğraması nedeniyle düşme kararı verildiği,Sanık ... yönünden yapılan incelemede, sanığın mahkumiyetine karar verilen suçun TCK'nun 165/1 maddesine tekabül ettiği, bu suçun TCK'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, değişen suç vasfına göre mahkumiyet hükümleri kurulduğu, sanık ...'ın eyleme ilişkin savunmasının 25/06/2014 tarihinde alındığı, sanıkların birlikte suç işlemedikleri ve ayrı ayrı işledikleri suçlar nedeniyle zamanaşımı sürelerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinden sanık ... yönünden zamanaşımını kesen başka bir işlem olmadığı gözetildiğinde 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin 25/06/2022 tarihinde, karar tarihi olan 05/12/2024 tarihinden önce dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇEHükümlünün eylemine uyan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 165/1. maddesinde tanımlanan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi uyarınca hesaplanan 8 yıllık olağan (aslî) zamanaşımının, hükümlünün sorgusunun yapıldığı 25.06.2014 tarihinden 05.12.2024 olan mahkûmiyet tarihine kadar dolduğu ve bu süre içerisinde zamanaşımını kesen başka bir neden bulunmadığı gözetilmeden, hükümlü hakkındaki suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Gaziosmanpaşa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.12.2024 tarihli ve 2024/85 Esas, 2024/50 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendinin verdiği yetkiyle, hükümlü hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hükmolunan cezanın kaldırılmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.