İnançlı işlemle devredilen taşınmazın tapu iptali ve tescil davasıyla geri alınmasının ardından, davalı tarafın haksız kullanımına yönelik ecrimisil talebine ilişkin yargılamada verilen kararın temyizi.
Özet: Bir inançlı işlemle davalıya devredilen ve ardından tapu iptali ve tescil davasıyla davacı adına geri alınan taşınmazla ilgili ecrimisil davasında, davacı, davalının taşınmazı hukuka aykırı kullandığını ve belirli bir dönemde haksız semerelerinden yararlandığını iddia ederek ecrimisil talep etmiştir; ilk derece mahkemesi ise, davalının tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarihe kadar malik sıfatıyla tasarrufta bulunduğunu gerekçe göstererek ecrimisil talebini sadece kararın kesinleşmesi ile taşınmazın davacı adına tescili arasındaki çok kısa dönem için kabul etmiş ve bu yönde hüküm kurmuş, her iki taraf da kararı istinaf etmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/324 E., 2025/2972 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 32. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/479 E., 2023/379 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 149 67... parsel sayılı taşınmazda yer alan 7 numaralı bağımsız bölümün aralarındaki inanç ilişkisi gereğince davalı üzerine alındığını, davalının taşınmazın devrini gerçekleştirmediğini, bu nedenle davalı aleyhine Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/271 Esas sayılı dosyasında açtığı tapu iptali ve tescil davasının 04.12.2018 tarihli ve 2018/690 Karar sayılı kararı ile kabulle sonuçlandığını, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek 14.09.2022 tarihinde kesinleştiğini, taşınmazın müvekkili adına tescilinin 10.10.2022 tarihinde yapıldığını, dava konusu taşınmazın tasarrufunu ise 25.04.2017 tarihine kadar kendisinin yaptığını, ancak davalı aleyhine tapu iptali ve tescil davası açınca davalının 25.04.2017 tarihinde taşınmazı tasarruf ettiğini, 10.10.2022 tarihine kadar semerelerinden yararlandığını, 25.04.20 17... .10.2022 tarihleri arasındaki dönem için davalının çekişmeli yeri tasarrufunun kötüniyetli olduğunun kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu ileri sürerek, 25.04.20 17... .10.2022 tarihleri arasındaki döneme ilişkin haksız kullanım nedeniyle belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL ecrimisilin yıl sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 13.09.2023 tarihinde, ecrimisil talebinin 30.11.20 17... .10.2022 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak 189.737,50 TL olduğunu bildirmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın satışının gerçek olduğunu, davacının taşınmazın önceki maliki olmadığını, davacı tarafından bulunan ve daha sonra kendisi tarafından kısa bir süre için kira sözleşmesi yapılan Megasan Medikal firmasının taşınmazdaki kiracılık vasfını sonlandırdığını, çekişmeli yerde kendisinin bir tasarrufunun bulunmadığını, ecrimisil istenebilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının inançlı işlemle dava konusu taşınmazı davalıya devrettiği, davalının taşınmazı geri vermemesi üzerine davacı tarafından 04.12.2018 tarihinde Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/271 Esas sayılı dosyasında davaya konu taşınmaz için tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davanın kabulüne karar verildiği, kararın 14.09.2022 tarihinde kesinleştiği, mahkeme kararına dayalı olarak taşınmazın 10.10.2022 tarihinde davacı adına tescil edildiği, davalı tarafından taşınmazın 25.04.2017 tarihinde kiraya verildiği, davacı tarafın 25.04.2017 - 10.10.2022 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil talebinde bulunduğu, taraflar arasında taşınmazın 25.04.2017 - 10.10.2022 tarihleri arasındaki dönemde davalı tarafından kiraya verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalının taşınmazındaki tasarrufunun hukuken geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplandığı, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/271 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; taşınmazın inançlı işlemle davalının mülkiyetinde olduğu dönemde taşınmazdan davacının yararlanacağına ilişkin bir anlaşma, bilgi veya belge olmadığının görüldüğü, davalının tasarrufunun mülkiyet hakkına dayandığı hâliyle davalının malik olduğu 14.09.2022 tarihine (kararın kesinleşme tarihi) kadar ecrimisil isteminde bulunulamayacağı, bu kapsamda davacının 14.09.2022 - 10.10.2022 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil talep edebileceği bu döneme denk gelen miktarın 4.286,00 TL olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.286,00 TL'nin 10.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "ecrimisil istemli davanın 30.11.2022 tarihinde 5.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, yargılama sırasında mahkemece yapılan keşif neticesinde uzman bilirkişilerden temin edilen bilirkişi raporuyla tespit edilen ecrimisilin 189.737,50 TL olarak belirlendiği, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 4.286,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verildiği, mahkemenin kabul hükmüne karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, o halde harçlandırılan davanın kabul edilen değeri ve istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı birlikte değerlendirildiğinde anılan karara karşı davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca kesinlik sınırı altında kaldığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik sınırında kalması nedeniyle reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir. 2. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2026 tarihli ek kararı ile davacının 23.12.2025 havale tarihli temyiz dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 366/1 hükmü yollamasıyla 346/1 hükmü uyarınca kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA.Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve 09.01.2026 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, kararın temyiz kesinlik sınırının üstünde kaldığını,2. Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının tapu iptali ve tescil davası açtığı tarihte rızanın ortadan kalktığını, davalının bu tarihten itibaren kullanımının haksız olduğunu, bildirmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil istemine ilişkindir.1. Somut olayda, davacının yargılama sırasına ecrimisil talebini 189.737,50 TL üzerinden harçlandırdığı, Bölge Adliye Mahkemesince 06.11.2025 tarihinde karar verildiği, temyiz kesinlik sınırının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınması gerektiği, dava tarihi itibariyle değerin temyiz kesinlik sınırının üstünde kaldığı açık olduğundan davacı vekilinin kararı temyiz etme hakkının bulunduğu tespit edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince kararın ''kesin'' olması nedeniyle davacının temyiz dilekçesinin kesinlik nedeniyle reddine ilişkin ek kararının hatalı olduğu anlaşılmıştır. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2026 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekmektedir.2. Davanın esası hakkında yapılan temyiz itirazlarına gelince; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 09.01.2026 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Temyiz karar harçları tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.