Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 375 sayılı KHK uyarınca FETÖ iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılan davacının, Danıştay Beşinci Dairesinin davayı reddeden kararına yönelik adil yargılanma ve masumiyet karinesi ihlali iddialarını içeren temyiz başvurusunu inceliyor.
Özet: Bu hukuki metin, FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan bir davacının, bu kararın iptali ile mali ve sosyal haklarının iadesi talebinin, hakkında yürütülen adli soruşturma, yakalama kararı ve tanık beyanlarına dayanarak Danıştay Beşinci Dairesi tarafından reddedilmesine ilişkin temyiz başvurusunu konu almaktadır. Davacı, ret kararını gerekçeli karar, adil yargılanma, masumiyet karinesi, özel hayata saygı ve ayrımcılık yasağı gibi temel haklarının ihlal edildiği iddiasıyla temyiz ederken, davalı idare kararın usul ve hukuka uygun olduğunu savunmakta; Tetkik Hakimi ise daire kararının onanması gerektiği görüşündedir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1671Karar No : 2025/1015TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... KuruluVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/02/2024 tarih ve E:2022/12802 , K:2024/2053 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve sosyal haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/02/2024 tarih ve E:2022/12802, K:2024/2053 sayılı kararıyla;Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş;"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturmanın ... Cumhuriyet Başsavcılığının .../... sayılı dosyasında devam ettiği ve davacı hakkında yakalama kararı bulunduğunun anlaşıldığı,Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının, örgütün toplantı ve sohbetlerine katıldığına, sınavlara örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadelerinden davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve sosyal haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, devlete sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasının mesnetsiz bir iftira olduğu, ortada yargı kararı olmaksızın terörist ilan edilmesinin masumiyet karinesini ihlal ettiği, dava konusu işlemin Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının; öte yandan ayrımcılık yasağının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b)Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. UYAP ortamında yapılan incelemede ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği, anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu ancak ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin E:...sayılı dosyasının derdest olduğu, henüz bir karar verilmediği görülmüştür.375 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1.Davacının temyiz isteminin reddine,2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 28/02/2024 tarih ve E:2022/12802 , K:2024/2053 sayılı kararının ONANMASINA,3. Kesin olarak, 08/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.