Danıştay 12. Daire, Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinin savunma hakkını soruşturma sürecinin son aşamasına sınırlayan 30. maddesinin iptali istemini değerlendirdi.
Özet: Bu hukuki metin, devlet memurları disiplin yönetmeliğinin 30. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "savunma, soruşturma sürecinin son aşamasında disiplin amiri tarafından istenir" hükmünün iptali talebini incelemektedir; davacılar, bu düzenlemenin savunma hakkını kısıtlayarak etkin kullanımını engellediğini, 657 sayılı devlet memurları kanununa aykırı olduğunu ve dolayısıyla hukuka aykırı olduğunu ileri sürerken, davalı idare, mevcut belirsizlikleri ortadan kaldırmak amacıyla yapıldığını, savunma hakkının özüne dokunmadığını ve dayanak mevzuata uygun olduğunu savunarak iptal talebinin reddini istemektedir.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/5478 E.  ,  2025/2191 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5478
Karar No : 2025/2191
DAVACILAR : 1- ... 2- ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...
DAVANIN KONUSU : 29/04/2021 tarih ve 3935 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına istinaden 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 30. maddesinin birinci fıkrasındaki "...Savunma, soruşturma sürecinin son aşamasında disiplin amiri tarafından istenir." hükmünün iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Yasal düzenlemelerle savunma hakkının kullanımında kurumların hareket alanının artırılması, savunma hakkının etkin kullanımının sağlanması gerekirken, kısıtlayıcı hükümler getirilmesinin hukuka aykırı olduğu, Cumhurbaşkanı ve bakanların "doğrudan disiplin cezası verme yetkileri"nin gasp edildiği, savunma hakkını kısıtlayan hükümler getirdiği, sadece son aşamada savunmanın alınmasının hukuka aykırı olduğu ve dayanak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olduğundan, dava konusu düzenlemenin iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı; Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin, Devlet Memurları Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca, disiplin kurullarının kuruluşu, işleyişi, görüşme ve karar usulü, bunların yetki ve sorumlulukları ile disiplin soruşturmasında izlenecek usuller için yürürlüğe konulduğu ve daha önce yargı içtihatlarıyla tespit edilen eksiklerin yasal mevzuatla giderilmesinin amaçlandığı, soru işareti olan konularda düzenleme yapıldığı, iptali istenilen düzenlemenin dayanak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olduğundan bahsedilemeyeceği, aksine Yönetmelik hükmüyle savunma hakkının özüne dokunacak düzenleme yapılmadığı, savunma istem yazısının hangi aşamada kim tarafından istenileceğine dair bir düzenleme mevcut olmadığından, bu konunun uygulama, doktrin ve yargı içtihatlarına bırakılmış olduğu, bunun önüne geçmek için mevzuat düzenlemesi yapıldığı, dava konusu düzenlemeyle, disiplin süreçlerine ilişkin belirsizliğinin ortadan kaldırıldığı, düzenlemenin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmelik maddesinin uygulanmasının, soruşturmacının ve disiplin soruşturması yapan idarenin hareket alanını daraltacağından, iptal edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 29/04/2021 tarih ve 3935 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına istinaden 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 30. maddesinin birinci fıkrasındaki "...Savunma, soruşturma sürecinin son aşamasında disiplin amiri tarafından istenir" hükmünün iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri belirtilmiştir, 129. maddesinin ikinci fıkrasında da, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar” başlıklı 126. maddesinde; Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verileceği, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği, 127. maddesinde, bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında belirtilen süreler içinde disiplin soruşturması başlatılması gerektiği; 128. maddesinde de soruşturmanın tamamlanmasından sonra disiplin amirleri veya kurullarınca disiplin cezasının verileceği belirtilmiş, 130. maddesinde de, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.", 134. maddesinde ise, "Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur. Bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükümleri öngörülmüştür.
657 sayılı Kanun'un 134. maddesiyle verilen yetki uyarınca Cumhurbaşkanlığınca hazırlanan ve 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği", yayımı tarihi olan 30/04/2021 tarihi itibarıyla yürürlüğe konulmuş ve 42. maddesiyle, 17/09/1982 tarih ve 8/5336 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik” yürürlükten kaldırılmıştır.
Anılan Yönetmeliğin "Savunma" başlıklı 30. maddesinde; "(1) Memura savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilemez. Savunma, soruşturma sürecinin son aşamasında disiplin amiri tarafından istenir.
(2) Savunma, memur hakkındaki iddialar, bu iddiaların dayandığı deliller, isnat edilen fiil veya hâllerin hukuki nitelendirmesi ve 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil veya hâllerden hangisinin kapsamına girdiği bent ve alt bent belirtilerek istenir.
(3) Memur, yetkili kurulun veya disiplin amirinin yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapar.
(4) Savunma istemine ilişkin yazıda, süresi içinde yapılmaması hâlinde savunma hakkından vazgeçilmiş sayılacağı belirtilir.
(5) Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına ilişkin soruşturma süreci sonunda disiplin amiri savunmayı aldıktan sonra soruşturma dosyasını disiplin kuruluna gönderir.
(6) Devlet memurluğundan çıkarma cezasına ilişkin soruşturma süreci sonunda disiplin amiri savunmayı aldıktan sonra ceza verilmesi gerektiği kanaatine varırsa soruşturma dosyasını, kanaatini içeren yazı ile birlikte yüksek disiplin kuruluna gönderir. Yüksek disiplin kurulunca, memurun sözlü veya yazılı olarak son savunması, 657 sayılı Kanunun 129 uncu maddesinde tanınmış olan haklardan yararlanmasına imkân sağlanmak suretiyle ayrıca talep edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan mevzatla, disiplin cezası verilmeden önce idarece izlenecek usul ayrıntılı olarak düzenmiş ve savunmanın, memur hakkındaki iddialar, bu iddiaların dayandığı deliller, isnat edilen fiil veya hâllerin hukuki nitelendirmesi ve 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde sayılan fiil veya hâllerden hangisinin kapsamına girdiği belirtilmek suretiyle isteneceği kurala bağlanmıştır.
Ayrıca; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ("AİHS") "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde, hakkında bir suç isnadında bulunulan kişinin “Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden … ayrıntılı olarak haberdar edilmek” hakkı, kişinin savunmasını hazırlayabilmesi için getirilmiş bir güvencedir. Sözleşme’nin 6. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınmış olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ışığında (3) numaralı fıkranın (a) bendi, cezai konularda hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmasının temel ön koşulu olarak şüpheli veya sanığa detaylı bilgi verilmesini öngörmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ("AİHM") , Sözleşme’nin 6. maddesinin (a) bendi ile hakkında bir suç isnadında bulunulan kişinin “Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak” hakkına yer verilen (b) bendinin birbiriyle bağlantılı olduğunu; suçlamanın nedeni ve niteliği hakkında bilgilendirilme hakkının, şüphelinin veya sanığın savunmasını hazırlama hakkı ışığında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Pélissier ve Sassi/Fransa 51-54).
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi, sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için disiplin aykırı eylem veya işlemlerin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında, kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgelerin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylem nedeniyle, disiplin soruşturmasının tamamlanmasından sonra disiplin cezası vermeye yetkili amir veya kurul tarafından savunması alınarak eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerektiği disiplin hukuku ilkeleri gereğidir.
Yukarıda belirtilen Anayasa, Kanun ve AİHS ile, savunma hakkının içeriği belirlenmiş, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiler ilgiliye bildirilerek savunmasının alınması hukuki güvenlik ilkesinin bir gereği olarak kabul edilmiş, savunma isteminin mutlak olarak soruşturmayı yapan tarafından alınması hususu bu ilkenin bir gereği olarak sayılmamıştır.
Bu itibarla; memurun disipline aykırı fiilinin öğrenildiği tarihten itibaren, mevzuatta belirlenen süreler içerisinde soruşturma başlatma, soruşturma sonucuna göre disiplin cezası verme yetki ve görevi bulunan disiplin amiri tarafından, soruşturmanın son aşamasında savunma hakkı çerçevesinde ilgiliden savunma istenmesi yolundaki düzenlemede, disiplin hukuku ilkelerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında ise, "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak, bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmü öngörülmüştür.
Aynı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; altıncı fıkrasında, bu hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, davanın yasal süresi içinde açılmamış olması durumunda davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca düzenleyici işleme karşı ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde Danıştay nezdinde dava açılabileceği açıktır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; dava konusu Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinin, 29/04/2021 tarih ve 3935 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararına istinaden 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, ancak davanın 30/06/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile 60 günlük dava açma süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 30/04/2021 tarihli Resmi Gazete'de ilan edilen dava konusu düzenlemeye karşı anılan tarihten itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 30/06/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın esasının, yukarıda anılan Kanun maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle inceleme olanağı bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.