Yargıtay, birden fazla mağdura karşı işlenen hırsızlık suçunda TCK 43/2 maddesi uygulamasının eksikliği iddiasıyla yapılan kanun yararına bozma istemini, hükmün henüz kesinleşmediği gerekçesiyle reddetti.
Özet: Yargıtay, bir işyerindeki soyunma odasından birden fazla mağdurun eşyalarını çalan sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadına göre tek fiil kabul edilip mağdur sayısınca ceza artırılması gerektiği yönündeki kanun yararına bozma talebini, hükmün sanık müdafiinin eski hale iade başvurusu nedeniyle henüz kesinleşmediği ve olağan kanun yolu olan istinafa tabi olduğu gerekçesiyle, kanun yararına bozma koşullarını taşımadığı için reddetmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/2528 E.  ,  2026/7523 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/367 E., 2024/905 K.
SUÇ : Hırsızlık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1812 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olay sebebi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 213/13-303 esas,2013/296 sayılı kararında '' Sanığın mağdur işçilerin soyunma odası olarak kullandığı kabinin içinde askılarda asılı bulunan beş ayrı mağdura ait pantalon cebinden, aynı zamanda mağdurların cep telefonu ve paralarını çaldığından kuşku bulunmadığından, doğal olarak tek olmayan bu fiillerin hukuken tek bir fiil olarak kabul edilmesi ve nitelikli hırsızlık suçundan birkez ceza verilmesi, ancak; bu tek fiilin birden fazla kişiye fazla kişiye karşı işlenmesi nedeniyle verilecek cezanın TCK'nın 43/2. maddesinin yollamasıyla aynı maddenin 1. fıkrası uyarınca artırılması gerekir. Mağdur tek olsaydı fiili de tek sayacağımız bu olayda mağdur sayısınca hırsızlık suçunun oluştuğunun kabulü ile gerçek içtima hükümlerinin uygulanması doğru değildir'' şeklindeki açıklamalarına nazaran,
Dosya kapsamına göre, ... Oto isimli işyerindeki asma katta bulunan soyunma odasında asılı bulunan mağdur ...'e ve katılanlar ... ile ...'a ait pantolonların cebindeki cüzdanları almak şeklinde gerçekleşen eyleminin tek bir fiil olarak kabul edilmesi ve birkez ceza verilmesi bu fiilin birden fazla kişiye karşı işlenmesi nedeniyle cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/2. maddesi uyarınca arttırılması gerektiği gözetilmeksizin fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlardaki hukuka aykırılıklara yönelik olarak gidilebilir.
2. Sanık müdafii tarafından inceleme konusu karara yönelik 21.02.2025 tarihli dilekçe ile eski hâle iade talebinde bulunulduğunun anlaşılması karşısında, eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisi 5271 sayılı Kanun'un 42/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesine ait olduğu için dosyanın istinaf yoluyla Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi gerektiğinden inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.