İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, davacı şirketin fahiş kayıp enerji bedeli içeren elektrik faturası ve usulsüz kullanım iddialarına karşı açtığı menfi tespit davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, fahiş ve hatalı olduğunu iddia ettiği, kayıp enerji bedeli ile sözleşme dışı kalemler içeren elektrik faturasının iptali, ödenen paranın iadesi ve zararlarının giderilmesi talebiyle menfi tespit davası açmış, faturanın önceki abone dönemindeki usulsüzlükler ve sayacın yanlış bağlanması sonucu oluştuğunu, kendisinin kaçak elektrik kullanmadığını belirtmiştir; davalı ise, kaçak kullanımın davacı tarafından yapıldığını, saha araştırması ve laboratuvar incelemesiyle tespit edildiğini ve faturanın mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO:2026/930 KARAR NO:2026/2262T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:15/01/2026NUMARASI:2024/255 E - 2026/35 KDAVANIN KONUSU:Menfi TespitKARAR TARİHİ:10/09/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında mevcut olan mutabakat gereğince davacı şirkete düzenlenen kayıp enerji bedeli ibaresi ile sözleşme harici ve sarfa dair olmayan bir takım bedellerin fatura gösterildiğini, belirtilen bu bedellerin toplamının 313.860,51 TL olduğunu, bu bedelin davacı şirketten tahsil edilmeye çalışılarak, elektriğin kesilmesi ile baskı yapıldığını, davacı şirketin, davalı şirket ile yapmış olduğu görüşmelerde elektrik faturasının yüksek ve fahiş bir şekilde tanzim edildiğini, önceki aylarda yansıtılan bedeller ile arasında tutarsızlık bulunduğunu ifade etmiş olmasına rağmen bu konuda kendisine somut bir beyan ve delil sunulamadığını, davacı şirketten önce söz konusu abonelik kullanıcısı olan firma sayacının usulsüz kullandığını, davacı şirket aboneliği kullanmaya başladığında sayacın değiştirilmediğini ve yanlış bağlantı ile abonelik açılışı davalı şirket tarafından yapıldığını, davacı şirket gelen fatura ile sayacın kullanımda olduğunu öğrendiğini, daha öncesinde de bir başka yerde faaliyet gösteren davacının hiçbir şekilde usulsüzlük yapmadığını, kaçak elektrik kullanmadığını, davacı şirketin aylık tüketim ve üretim miktarlarının hemen hemen aynı miktarda olduğunu belgelendiğini, 05.12.2023 tarihinde ... müşteri talep formu ile durumu bildirdiğini ancak bir netice alamadığını, 22.06.2022 tarihinde yapılan sözleşmede ... nolu sayaç kullanımının davacıya ait olduğunu, sayaç kontrolleri yapılmadan tarafın kullanımına teslim edildiğini, davacı şirket öncesi mevcut kullanıcı tarafından tesisata müdahale edilmiş mal sahibinin haberi olmadan, iş yeri açıldığında gerekli bilgiler mal sahibinden alındığını, abonelik başvurusunda bulunulduğunu, gelen ekipler tarafından fotoğraflar ile tutanak tutulduğu esnada davacı şirketin öğrendiğini, sayaçların olduğu bölüm kilitli ve anahtarların yönetimde bulunduğunu, davacının müdahalesinin söz konusu dahi olmadığını, davacı şirket söz konusu yere taşındıktan sonra da eski kiracının ... tarafından alacak talepleri ve icra evrakları gelmeye devam ettiğini belirterek; 25.12.2023 tarihli 313.860,51 TL'lik hatalı fatura (sonrasında 188.368,90 TL) borcunun olmadığını tespitine ve ödenilen paranın iadesine, uğranılan zararın giderilmesine, taksit bozma faizi olarak yansıtılan faturaların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde kaçak elektrik kullanmadığı yönündeki iddialarını gerçeği yansıtmadığı ve olayların çarpıtıldığı gerekçesiyle davanın haksız ve mesnetsiz olarak ikame edildiğini, öncelikle usul yönünden, davacının işletme elektriğinin kesilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinde HMK m.389 ve 390’da aranan şartların bulunmadığını, davacının esasa ilişkin haklılığını “yaklaşık ispat” seviyesinde ortaya koyamadığını, aksine şirket personelince yapılan tespit ve düzenlenen tutanaklar ile işlemlerin mevzuata uygun olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek elektriğin kesilmemesine ilişkin tedbir kararından dönülmesini, aksi halde tedbirin davalı şirketin tahsil kabiliyetini ortadan kaldıracağı belirtilerek teminat oranının %115’e yükseltilmesini talep ettiklerini, dava konusu adreste kaçak kullanımın davacı tarafından yapılmış olup aynı zamanda aboneliğin de davacı adına bulunduğu, sayaç/tesisat üzerindeki kaçak kullanımın fiilî kullanıcıyla birlikte aboneden de kaynaklandığı, davacının “kaçak hattın önceki kullanıcıdan kaldığı, kastının olmadığı” yönündeki savunmalarının hukuk yargılamasında belirleyici olmadığı, kast tartışmasının ancak ceza yargılamasında değerlendirilebileceği, bu nedenle kaçak hattın bizzat davacı tarafından çekilip çekilmediğinin hukukî sorumluluğu kaldırmayacağını, saha araştırmasında sayaç çıkış iletkeninin sayaç giriş sigortasına bağlanması suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik tüketildiğinin tespit edildiğini, bu nedenle ... seri numaralı kaçak elektrik tüketim tutanağının düzenlendiğini, sayacın laboratuvara gönderilerek inceleme yapıldığını ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 42/1-b maddesi kapsamında kaçak tüketim koşullarının oluştuğunu, esas yönünden ise, davacının dava öncesinde yaptığı itiraz başvurusunun davacı lehine neticelendiğini, şirket kayıtlarında 22.12.2023 tarihli ... tutanağına istinaden önce 313.860,51 TL tahakkuk ettirildiğini, davacının 03.01.2024 tarihinde taksitlendirme yaptığını ve 83.133,78 TL tutarında üç taksit ödediğini, daha sonra dava öncesi itirazlar üzerine 14.03.2024 tarihinde tahakkukun 188.362,90 TL’ye düzeltildiğini, ödenen tutarlar ile düzeltilen bedel mahsuplaştırıldığında davacı lehine 61.038,44 TL iade doğduğunu ve bu hususun davacıya yazılı olarak bildirildiğini, dolayısıyla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının “yeniden borç çıkarıldığı” iddiasının hatalı değerlendirme olduğunu, düzeltme faturası düzenlenirken önceki yüksek tutarlı tahakkukun iptal edildiğini, 4.073,56 TL ve 6.517,69 TL tutarlı kalemlerin ise yeni bir borç olmayıp taksit planı içinde yer alan gecikme zammı ve vade farkına ilişkin, ödenmiş tutarların faturası niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle ayrıca ödeme beklentisi bulunmadığını, ayrıca kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli belgeler olduğunu, tutanak içeriğinin ancak eşdeğer yazılı delille çürütülebileceğini, davacının somut bir delil sunamadığını, tutanağı düzenleyen personelin gerektiğinde tanık olarak dinletileceğini ve tahakkukun Yönetmelik’in 42-43-44-45-46.maddelerine uygun şekilde, ilgili dönem (26.06.2023-22.12.2023) esas alınarak yapıldığını, son olarak, davacı tarafından bileşik faiz uygulandığı iddia edilmişse de takipte fatura bedeli, gecikme zammı ve gecikme zammı KDV’sinin mevzuata uygun kalemler olarak yer aldığı ve kesinleşen miktar üzerinden faiz yürütüldüğü belirtilerek bu iddianın yerinde olmadığını belirtmiş olup, ihtiyati tedbire itirazlarının kabulü ile elektriğin kesilmemesine ilişkin tedbirin kaldırılmasını, bu mümkün görülmezse teminatın %115’e çıkarılmasını, davacının iade alacağı doğduğu ve davadan beklenen sonuca dava öncesinde ulaşıldığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddini, ayrıca Yönetmelik m.42/1-b kapsamında kaçak tüketimin tespit edildiğinin kabulüyle davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme;"1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,2-)6100 Sayılı HMK'nin 106. maddesi gereğince; ... numaralı tesisat hakkında düzenlenen 22/12/2023 tarih ... sayılı kaçak elektrik tespit tutanağına bağlı olarak tahakkuk ettirilen 188.368,90 fatura nedeniyle kısmen borçlu olmadığının tespiti ile davacı şirket tarafından fazladan yapılan 128.139.46 TL ödemenin davalıdan istirdadı ile davacıya itasına, fazlaya ilişkin ve sair tüm taleplerin reddine" karar vermiştir.Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davacının kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini,ancak bilirkişi raporunda günlük sürenin 12 saat yerine hatalı olarak 8 saat üzerinden hesaplanmasının mevzuata aykırı olduğunu,EPTHY' nin 45/3-c ve 45/5 maddelerinin emredici düzenlemeleri kapsamında, kaçak elektrik tüketim bedeli hesaplamasına esas alınması gereken günlük çalışma saati 12 saat olmasına rağmen, hatalı olarak ve mevzuata aykırı şekilde günlük 8 saatlik çalışma kabulü üzerinden yapılan hesaplamanın hükme esas alınması suretiyle verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davalı istinafının reddini istemiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, kaçak tahakkuku nedeniyle menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.''Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği"nde;Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri MADDE 42 –(1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak;a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi,b) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi,c) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle,eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi,ç) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.KAÇAK ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETİM MİKTARININ HESAPLANMASINDA VE FATURALANMASINDA ESAS ALINACAK SÜRE MADDE 45 – (1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır;a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır.b) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez. c) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.ç) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır.1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz.Buna göre KAÇAK ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETİM MİKTARININ HESAPLANMASINDA VE FATURALANMASINDA ESAS ALINACAK SÜRE MADDE 45 – (1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır;a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır.b) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez.c) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.ç) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır.1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz.,şeklinde düzenleme içermektedir.Alınan bilirkişi raporunda;"Davalı şirket, kaçak tüketim miktarını, ortalama günlük çalışma saatini 8 saat yerine 12 saat alarak hesaplamıştır. Halbuki, kullanım yeri ticarethane olduğundan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde-45 (3) fıkra ç) bendinde: “(3) Kaçak elektrik enerjisi tüketim miktarının hesaplanmasında ortalama günlük çalışma saatleri; ç) Diğer tüketicilerde (Ticarethane dahil) ; 8 saat olarak kabul edilir” hükmü vardır. Bundan dolayı davalı şirketin hesaplamaları hatalıdır.Davacının, Sancaktepe, ... Mahallesi, ... adresinde; perakende satış sözleşmesi mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tükettiği davalı şirket elemanlarınca 22.12.2023 tarih ve ... sayılı kaçak elektrik tutanağıyla tespit edilmiştir. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde-42: (1) b) bendi:Perakende satış sözleşmesi mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketilmesi, kaçak elektrik tüketimi sayıldığından dava konusu olay kaçak elektrik tüketimidir.Davacı ... Şirketi'nin kullandığı kaçak elektrik enerji bedeli raporun yukarısında 121.260,98 TL olarak saptanmıştır.Davacı ... Şirketi, davalı ... Şirketi'ne 3x83.133,48TL-249.400,44 TL ödeme yapmıştır.Davacı şirketin kaçak elektrik borcu 121.260,98 TL olduğundan, davacı şirket davalı şirkete 249.400,44 TL ödediğinden, davacı ... Şirketi'nin, davalı ... Şirketi'ne fazla ödediği 249.400,44 TL-121.260,98 TL-128.139,46 TL'yi davalı şirketten talep edebileceği"belirtilmiştir.Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür.Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür.Davacının abonelik sözleşmesi bulunmasına rağmen harici hat çekerek kaçak elektrik kullandığı sabit olmasına rağmen,davacı işyerinin 8 saat yerine daha fazla olarak davalının iddia ettiği gibi 12 saat çalıştığı davalı tarafça ispat edilememiştir.Bu nedenle bilirkişi raporunda ilgili yönetmelik hükümleri gereği kaçak tüketim süresinin günlük 8 saat üzerinden hesaplanmasında aykırılık bulunmamaktadır.Bu açıdan davacının kaçak kullanım nedeniyle davalıya 121.260,44 TL borçlu olmasına rağmen toplamda 249.400,44 TL ödemesi nedeniyle,haksız iktisap kuralı gereği davac ıdan fazladan tahsil edilen 128.139,46 TL nın davacıya iade edilmesi gerektiği açıklığa kavuşmuşturBilirkişi raporu hükme dayanak yapılacak yeterlilikte olup,mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 8.753,21 TL karar ve ilam harcından, toplam peşin alınan 2.188,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.564,91 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/09/2026