Kooperatiften daire satış sözleşmesinin geçerliliği, üye ödemelerinin tespiti ve kooperatif ortaklığından ihracın usuli kazanılmış hak çerçevesinde incelenmesi.
Özet: Kooperatif üyesinin satın aldığını iddia ettiği dairenin teslimi veya bedelinin ödenmesi ile kooperatiften haksız ihracının iptali talebiyle açtığı dava, yerel mahkemece ödemelerin hayali olması ve sözleşmenin geçersizliği gibi gerekçelerle reddedilmiş; ancak üst mahkemeler, ödemelerin gerçekliği, sözleşmenin geçerliliği konularında detaylı inceleme yapılması gerektiğini belirterek ve davacının ihracın usulsüzlüğüne dair usuli kazanılmış hakkı bulunduğunu vurgulayarak, yerel mahkemenin kararlarını defalarca bozmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahk. Sıft.)
SAYISI : 2023/410 E., 2025/50 K. BİRLEŞEN AKSARAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2009/3 42... /56 KARAR SAYILI DOSYASI; Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 22.12.2005 tarihinde yapılan sözleşme ile davacının kooperatiften bir daire satın aldığını, daire parasının tamamını ödediğini, daha sonra satış sözleşmesinin iptal edildiğini ve ödemiş olduğu paraların hesabına aidat olarak girileceğini öğrendiğini, müvekkilinin daire parasının tamamını ödeyerek anahtar teslim olarak satın aldığını ileri sürerek, bağımsız bölümün teslimini mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsilini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin D blok, 4. kat 15 no.lu daireyi anahtar teslimi satın aldığını, sözleşmede kararlaştırılan bedelin ödendiğini, kooperatifin müvekkilinin yaptığı ödemelerin usulsüz olduğu gerekçesiyle ihtarlar gönderip ihraç kararı aldığını, ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 05.11.2007 tarihli ihraç kararının iptali ile davacının kooperatif üyeliğinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, ortada geçerli bir satış işlemi olmadığını, davacının kooperatife borcu bulunduğunu savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 17.05.2016 tarihli kararıyla, davacı tarafın ödemelerinin kendi üyelik hesabına aktarılmış kaydı işlemler olduğu, davacının peşin ödeme ile satın aldığını iddia ettiği daireden söz edilemeyeceği, dairenin davacıya teslim edilmesinin mevzuata uygun olmadığı, birleşen dava açısından her ne kadar ihtar süresi olarak bir ay yerine 30 gün verilmiş ise de, söz konusu ayın 31 gün çekmediği, ihraç kararının salt bu nedenle iptal edilmemesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Mahkemenin 17.05.2016 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nce, asıl davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, birleşen davada ise usulüne uygun olmayan ihtarnameye dayalı olarak ihraç kararı verilemeyeceği belirtilerek, hükmün birleşen dava bakımından bozulmasına karar verilmiştir.2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 30.01.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davalı vekili vekilince karar düzeltme talep edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi, birleşen davada davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının reddine karar verilmiş, asıl davada ise Ağır Ceza Mahkemesi dosyasından tanzim edilen bilirkişi raporu da dikkate alınarak, davacının davalı kooperatife yaptığı ödemelerinin gerçek olup olmadığı, gerçek olduklarının kabulü halinde toplam ödeme miktarının ne kadar olduğu ile hisse bedelini karşılayıp karşılamadığı ve aynı miktarda ödemesi olan diğer ortaklara, eşitlik ilkesi gereğince, tahsis yapılıp yapılmadığı hususlarında tereddüt oluştuğundan, belirtilen hususları açıklamak ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri gidermek üzere konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi, ayrıca birleşen davada ihraç kararının iptaline ilişkin talep hakkında verilen kararın da hüküm kurulurken dikkate alınması gerektiği belirtilerek, asıl davaya ilişkin onama ilamı kaldırılarak mahkeme kararı bozulmuştur.3. Mahkemenin 15.09.2020 tarihli kararıyla, davacı ödemelerinin kendi üyelik hesabına aktarılmış kaydi işlemler olduğu, gerçekte bir ödeme yapmadığı halde yapmış gibi fiktif kayıtlar yaparak üyelik aidatlarının ödenmiş gibi gösterildiği, satış sözleşmesinde kooperatif adına sadece başkanın imzasının olduğu, diğer yönetim kurulu üyelerinin imzalarının bulunmadığı, bu nedenle satış işleminin geçersiz olduğu, davacının peşin ödeme yaptığına dair kooperatif tahsilat fişi veya diğer herhangi bir ispatlayıcı belge de ibraz edemediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.4. Mahkemenin 15.09.2020 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, birleşen davada davacının kooperatif ortaklığından ihracının usulsüz olduğu hususunun davacı lehine usuli kazanılmış hakkı oluşturduğu halde buna aykırı karar verildiği, asıl dava yönünden Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2007/82 Esas sayılı dosyasından tanzim edilen bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı, bozma gerekleri yerine getirilmediği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.5. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve asıl davada bozma sonrası alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafından yapılan ödemelerin gerçek bir ödeme olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davada davacının kooperatif ortaklığından ihracının usulsüz olduğu hususu kesinleştiği, usuli kazanılmış hak oluşturması sebebiyle birleşen davanın kabulü ile davalı kooperatifin 05.11.2007 tarih, 258 sayılı davacının kooperatiften ihracına ilişkin kararının iptaline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; birleşen davada ihtarnamenin keşide edildiği tarihteki üyenin borç durumuna göre her bir üyeliği ayrı ayrı değerlendirilerek borcun hangi üyeliğinden kaynaklandığı açıkça belirtilerek ihtarname keşide edildiğini, davacının D blok yönünden iki üyeliğinin bulunduğu bir tanesini ...'a devrettiği, kedisinin...'dan devraldığı üyeliği ile ilgili hiçbir ödemesinin bulunmadığı, 08.04.2007 tarihli genel kurula göre her üyenin 35.000,00 TL ödemesi gerektiğinin karara bağlandığı, bu ödeme ve takip eden aylar ödemesinin ve faizinin ödenmesinin davacıya ihtar edildiğini, bilirkişilerce yapılan borç hesabının yanlış olduğunu, birleşen davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.2. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun hesap tetkik komisyonu raporuna dayandırıldığını oysa bu raporun geçersiz olduğunun ceza mahkemesi kararından anlaşıldığını, D blok temel maliyeti olan 85.000,00 TL'nin bilirkişinin iddia ettiği gibi D blok üyeleri dışında kalan C bloktan daire alan üyelere dağıtılmadığı, yerine ... Şirketi ile C blok daire sahipleri arasında mahsuplaşma yapıldığını, ... Şirketi sahibi ...nin temel bedeli olarak 85.000,00 TL'yi muhasabeleştirmek amacıyla ...'den 30.000,00 TL, ... 'den 30.000,00 TL, ...'dan 25.000,00 TL peşin alarak kendilerine birer daire sattığını, bu işlemin daha sonra banka ve muhasebe kayıtlarına geçirildiğini, ...nin bu paraları aldığını Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada beyan ettiğini, dolayısıyla müvekkili ...'e yapılan daire satış sözleşmesi, yönetim kurulu kararının geçerli olduğunu, parayı kooperatif hesabına yatıran müvekkili olup parayı çekip kullanan... olduğunu, müvekkilinin 30.000,00 TL dışında kooperatife değişik tarihlerde yatırdığı 61.580,00 TL paranın yok sayıldığını, raporda bu hususta açıklama yapılmadığını, daire satış kararının onay tarihi 12.02.2006 tarihli genel kurulun 9. maddesi olup daire satış işleminin yasalara ve muhasabe mevzuatına uygun yapıldığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada davacı ortağın davalı kooperatif aleyhindeki bağımsız bölüm teslimi mümkün olmaz ise bedelinin tahsili istemine, birleşen davada kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Asıl dava yönünden, asıl davada davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin incelenmesinde; asıl dava ile birleşen dava bağımsız davalar niteliğinde olup, katılma yolu ile temyiz ancak temyiz edilen dava bakımından ve o davayla sınırlı olarak mümkündür. Asıl dava dosyasında davalının, verilen hükme yönelik bir temyiz istemi bulunmamaktadır. Bu durumda, asıl davada davacı vekilinin, asıl davada verilen ret hükmüne yönelik temyiz istemlerini katılma yolu ile ileri sürmesi mümkün olmadığı anlaşılmakla, asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik katılma yolu ile temyiz itirazlarının reddine karar verilmek gerekmiştir.3. Birleşen dava yönünden, birleşen davada davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1- Asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik katılma yolu ile temyiz itirazlarının REDDİNE,2-Birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya yükletilmesine,Peşin alınan temyiz harcın asıl ve birleşen davada davacıya iadesine,Kararin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,23.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi