Davacı yüklenicinin, ... kazısı alacak talebinin kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddeden hakem heyeti kararının iptali isteminin temyiz incelemesi.
Özet: Davacı yüklenicinin, önceki bir mahkemece değerlendirilmediğini ve kesin hüküm oluşturmadığını ileri sürdüğü belirli kazı alacak taleplerine dair hakem heyeti kararının iptalini talep ettiği davada, bölge adliye mahkemesi, hakem kararının kesin hüküm nedeniyle davanın reddine ilişkin kararını usul ve yasaya uygun bularak iptal talebini reddetmiş; temyiz incelemesinde, taraflar, dava sebepleri ve talep sonuçları arasında ayniyetin arandığı kesin hüküm kavramı ile kamu düzenine aykırılık iddiaları, hakem kararlarının iptali davaları bağlamında değerlendirilmektedir.
6. Hukuk Dairesi         2025/2743 E.  ,  2026/674 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi(İlk Derece)

SAYISI : 2025/3 E., 2025/6 K.
Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ..., davacı şirket yetkilisi ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; 31.01.2025 tarihli hakem heyetince, “... Kazısı” alacak talebi bakımından Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/221 Esas sayılı kararının kesin hüküm etkisi nedeniyle dava şartı yokluğundan ret kararı verilmiş ise de, ... kazısı taleplerinin gerek mahkemece gerekse bir önceki hakem heyetince incelenip karara bağlanmadığını, ortada kesin hüküm olmadığını, tahkim kararının kamu düzenine aykırı olduğunu ve hukuki dinlenilme haklarının da ihlal edildiğini belirterek 31.01.2025 tarihli hakem heyeti kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı iş sahibi idare vekili cevap dilekçesinde özetle; hakem heyetinin kesin hüküm sebebiyle davanın reddine dair kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI (İLK DERECE)
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 15.08.2014 tarihli hakem heyetince verilen kararın iptaline ilişkin açılan davanın oy çokluğuyla reddine karar verildiği, söz konusu kararın kanun yolundan geçerek kesinleştiği, verilen bu karara karşı davacı yüklenici tarafından yargılamanın yenilenmesi talebi ile açılan davanın reddine dair verilen kararın da kanun yollarından geçerek kesinleştiği, hakem kararına konu uyuşmazlığın Türk Hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen tahkim şartı kapsamında bulunduğu, hakem heyetince tahkim anlaşması dışındaki bir konuda karar verilmediği, tahkim yargılaması sürecinde ve nihai kararda yetki aşımının söz konusu bulunmadığı, kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan verilen kararın denetime elverişli olduğu ve kararın kamu düzenine aykırı olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. ... kazıları taleplerinin mahkemece ya da hakem heyetince değerlendirilmediğini,
b. Kesin karardan bahisle davanın reddine karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkına ve kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hakem heyet kararının iptali istemine ilişkindir.
İptali talep edilen 31.01.2025 tarihli hakem heyetinde görülen uyuşmazlıkta davacı yüklenici dava dilekçesinde, ... ve... İnşaatı işinde “Baraj Gövdesi ile... Kazıları Arasındaki Bağlantı Kazısı ile” ilgili imalat bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. Hakem heyetince yapılan yargılama sonunda, söz konusu talebin Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/221 Esas, 2018/495 Karar ve 13.09.2018 tarihli kararında değerlendirildiği, kesin hüküm teşkil ettiğinden bahisle HMK’nın 114/1/i maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kesin hükmün amacı kişiler arasındaki uyuşmazlıkların hem kesinleşme anı hem de gelecek için çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, davanın taraflarının yanı sıra Devletin ve toplumun da yararı vardır. Çünkü kişiler, aralarındaki uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler.
Kesin hüküm şekli ya da maddi anlamda olabilir. Şekli anlamda kesinlik, bir karara karşı belli bir aşamadan sonra kanun yollarına başvurulamamasını, diğer bir anlatımla kanun yolunun bulunmaması veya var olan kanun yollarının tükenmesini; maddi anlamda kesinlik ise bir hukuki uyuşmazlığın artık bütün bir gelecek için çözümlenerek son bulmasını, hükmün kesinleşmesinden sonra o davanın tekrar açılamamasını ifade eder.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK'nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 303/1. maddesine göre bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
HMK’nın iptal davası başlıklı 439. maddesinde hakem kararlarına karşı yalnızca iptal davası açılabileceği kabul edilmiş ve iptal sebepleri 2. bendinde dokuz alt bent halinde ve sınırlı olarak sayılmıştır Maddenin “d” bendinde, hakem veya hakem kurulunun, talebin tamamı hakkında karar vermediği durumlarda, “f” bendinde ise tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği durumlarda hakem kararının iptal edilebileceği düzenlenmiştir.
Hukuki dinlenilme hakkı, hak arama hürriyetinin, iddia ve savunma hakkının bir görünümü olarak ortaya çıkmakta olup, yargılama süresince tarafların iddia ve savunmalarını ve hukuki konulara ilişkin görüşlerini ifade edebilmelerini ve yargıya erişim hakkını kapsar. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında yer alan herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılama hakkına sahip olduğuna ilişkin ifadeler hukuki dinlenilme hakkının anayasal dayanağını göstermektedir. Bu ilkenin yasal dayanağını da HMK 27. maddesi oluşturmaktadır. HMK'nın 27. maddesinin 2. bendine göre bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Bu ilke gereğince taraflar sözlü veya yazılı beyanda bulunabilecek, yargılamada yer alabilecek, karşı tarafın iddialarına karşı cevap verebilecek, sunulan belgeleri inceleyebilecek, görüşlerini ve itirazlarını bildirebileceklerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Prof. Dr. ... ve ...tarafından verilen 15.08.2014 tarihli önceki hakem heyeti kararı incelendiğinde, gövde bağlantı kazıları diye adlandırılan kazının esas itibariyle “ sağ sahil... yapısı kazısı” olarak adlandırılan kazının kapsamındaki bir kazı olduğu, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/335 Esas sayılı dava dosyasında açılan ve görülmekte olan davaya konu yapılan uyuşmazlığın tahkim yolunda da dava konusu yapılmasının mümkün olmadığı, hakem heyetinin yetkisinin olmadığı gerekçesiyle hüküm fıkrasının “7” inci bendinde; “Davacının... Yapısı Gövde Bağlantı Kazısıyla İlgili olan 1.164.489,68 Euro tutarındaki alacak talebinin esastan incelenip karara bağlanması konusunda Hakem Heyetinin yetkisinin bulunmadığına” dair karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı yüklenici tarafından bu hakem heyeti kararının iptali istemiyle açılan dava, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2018/7 Esas, 2019/8 Karar ve 15.03.2019 tarihli kararı ile reddedilmiş, söz konusu karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Böylelikle söz konusu hakem heyeti kararında görüleceği üzere davacı yüklenicinin “Dolusavak Giriş Yapısı Gövde Bağlantı Kazısıyla” ilgili talebi bu hakem heyetince derdestlik nedeniyle incelenmemiştir.
Kesinleşen hakem heyeti kararına dayanak yapılan Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/221 Esas (bozmadan sonra), 2018/495 Karar ve 13.09.2018 tarihli kararının gerekçe kısmında, “İş bu davada sadece... yapıları kazıları bulunmakta olup, ... kazıları iş bu davaya konu edilmemiştir.” şeklinde belirtildiği gibi, kararın hüküm fıkrasının “3” üncü bendinde “... giriş yapıları kazıları imalatları için 2.968.970,09 Euro alacağın .... davalı idareden tahsiline” karar verilmiş, söz konusu karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.
Görüldüğü üzere gerek mahkeme kararına atıf yapan 15.08.2014 tarihli hakem heyeti kararında gerekse 13.09.2018 tarihli mahkeme kararında “... Kazıları” ile ilgili talep hakkında bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Davacı yüklenici tarafından hakem heyetinden bu talebi hakkında karar verilmesi talep edilmesine rağmen, hakem heyetince kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan ret kararı verilmiş ise de, daha önceki yargılamaya konu edilmemiş ve hüküm verilmemiş bir talep hakkında kesin hükümden bahsedilemeyeceğinden, hakem heyetince talep edilen konu hakkında karar verilmemesi HMK’nın 439/2/d bendine aykırı olduğu gibi, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğundan aynı maddenin “f” bendinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkına da aykırı olup, bu nedenle hakem heyeti kararının iptali gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde davacıya iadesine,
Dairemizdeki duruşmada davacı vekille temsil olunduğundan takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 372. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.