Danıştay Onuncu Daire, Sağlık Bakanlığı estetik eğitim programı iptal davasında, idari yargıda davanın geri alınmasının feragatten farklı olarak mümkün olmadığını vurguladı.
Özet: Davacıların, Sağlık Bakanlığının estetik ve kozmetik uygulamaları sertifika programı ile bu programa katılım başvurularının reddine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açtığı davada, bir davacının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 123. maddesi uyarınca davanın geri alınması talebi, İdari Yargılama Usulü Kanununda bu usule atıf bulunmaması nedeniyle idari yargıda davanın geri alınmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedilerek, tüm dava dilekçesinin kanunun 3. ve 5. maddelerine uygunluğunun öncelikle incelenmesine karar verilmiştir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2025/2095 E.  ,  2025/3595 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/2095
Karar No : 2025/3595
DAVACILAR : 1-... 2- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ...
DAVANIN_ÖZETİ: Davacılar tarafından, Sağlık Bakanlığının 19/03/2025 tarihli ve E.99910406-799-271649630 sayılı Makam Onayı ile yürürlüğe konulan 79 Standart Numaralı Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programı ile bu sertifika programına katılım için yapmış oldukları başvuruların reddine yönelik işlemlerin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı görev yönünden davanın reddine ilişkin kararı üzerine Danıştaya gönderilen dosyada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra incelenerek gereği görüşüldü:
A- Davacılardan ...Açısından Davanın Geri Alınması Yönündeki İsteme İlişkin Değerlendirme:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat ve kabulün dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerektiği, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiği; 310. maddesinde, feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 311. maddesinde ise, feragat ve kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre, idari yargıda hukuken geçerli bir feragatten söz edilebilmesi için, mahkemeye hitaben yazılı olarak açık ve anlaşılır biçimde feragat beyanında bulunulması gerekmektedir.
Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davanın geri alınması" başlıklı 123. maddesinin 1. fıkrasında, davacının, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabileceği, bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin 1. fıkrasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. ve devamı maddelerinde düzenlenen feragat hükümlerine yollamada bulunmasına karşılık 123. maddesinde düzenlenen davanın geri alınması hükümlerine ise herhangi bir atıfta bulunulmamıştır. Dolayısıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde davanın geri alınması konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanununa atıfta bulunulmadığından, idari yargıda davanın geri alınması mümkün değildir.
Dosyanın incelenmesinden; davacılar vekili tarafından,... İdare Mahkemesince görev ret kararı verilmeden önce UYAP sistemi üzerinden dosyaya sunulan 11/04/2025 tarihli dilekçede, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 123. maddesi uyarınca anılan davacılardan ... yönünden davadan vazgeçildiği belirtilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin talep edildiği, bu nedenle Dairemizin 25/06/2025 tarihli ara kararıyla; idari yargıda davanın geri alınması mümkün olmadığından, görülmekte olan davadan feragat edilip edilmediğinin sorulmasına, anılan davacı yönünden davadan feragat edilmek isteniyorsa buna ilişkin açık ve anlaşılabilir beyanın sunulmasının istenilmesine karar verildiği, ara kararına cevaben dosyaya sunulan 19/07/2025 tarihli dilekçede anılan davacı yönünden davadan feragat edilmediğinin, söz konusu beyanın davanın geri alınması talebi şeklinde kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 123. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin ifade edildiği görülmektedir.
Buna göre, davacılardan ... açısından davanın geri alınması iradesini yansıtan beyanının bulunması ve davadan feragat edilmediğinin anlaşılması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin 1. fıkrasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. ve devamı maddelerinde düzenlenen feragat hükümlerine yollamada bulunmasına karşılık 123. maddesinde düzenlenen davanın geri alınması hükümlerine ise herhangi bir atıfta bulunulmadığı, dolayısıyla davanın geri alınmasının idari usul kuralları içerisinde yer almadığı anlaşıldığından davacının bu talebinin dikkate alınması mümkün olmamıştır.
Bu itibarla, davacılar vekilinin 19/07/2025 tarihli dilekçesindeki Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek, her iki davacı yönünden dava dilekçesinin öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi gereğince anılan Kanun'un 3. ve 5. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
B- Dava Dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. Maddeleri Yönünden İncelenmesi:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; ayrıca, dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı kurala bağlanmış; "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlığını taşıyan 5. maddesinin 1. fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği belirtilmiş; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti halinde, bu maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükmü yer almıştır.
1- 2577 sayılı Kanun'un 3. Maddesi Uyarınca Yapılan Değerlendirme:
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca mahkemelerce iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak inceleme yapılması gerektiğinden, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması; iptali istenilen işlem ya da işlemlerin sayı, tarih, tebliğ tarihi belirtilmek ve menfaat bağı kurulmak suretiyle hukuka aykırılık sebepleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, dilekçenin "Dava Konusu" ve "Sonuç ve İstem" kısımlarında Sağlık Bakanlığının 19/03/2025 tarihli ve E.99910406-799-271649630 sayılı Makam Onayı ile yürürlüğe konulan 79 Standart Numaralı Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programı ile davacıların bu sertifika programına yapmış oldukları başvuruların reddine yönelik işlemlerin iptali istemine yer verildiği; dilekçenin içeriğinde ise, yalnızca düzenleyici işlemin 5. maddesinin 1. fıkrasına ilişkin hukuka aykırılık iddiasında bulunulduğu; ayrıca dilekçe ekinde başvuruların reddine yönelik tesis edilmiş açık bir işleme de yer verilmediği, yalnızca başvuru dilekçelerinin birer örneği ile başvuru için gerekli olan şartların ilan edildiği resmi internet sitesinde yer alan ekran görüntüsü çıktılarının eklenmiş olduğu görülmektedir.
Bu haliyle, davacılar tarafından düzenleyici işlemin tamamının mı yoksa 5. maddesinin 1. fıkrasının mı dava konusu edildiği, bunun yanı sıra dilekçenin sonuç kısmında elektronik ortamda başvuru yapıldığı belirtilmesine rağmen dilekçe ekinde başvuru dilekçelerine yer verildiğinden, iptali istenilen bireysel işlemin hukuki niteliği hususunda tereddüt meydana gelmiş; dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak hazırlanmış ve sağlıklı bir yargı denetimi yapılmasını olanaklı kılan bir dilekçe olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
2- 2577 sayılı Kanun'un 5. Maddesi Uyarınca Yapılan Değerlendirme:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, her idari işlemin ayrı ayrı dava konusu yapılması kural ise de, maddi veya hukuki yönden birbirine bağlı olan birden çok işleme karşı aynı dilekçe ile dava açılabilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu kapsamda birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak ve menfaatlerinde iştirak bulunması zorunludur. Başka bir ifadeyle, davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması şartı yanında, müşterek dilekçe ile dava açılabilmesi için davacıların hak ve menfaatlerinde de birliktelik bulunması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacılar tarafından, Sağlık Bakanlığının 19/03/2025 tarihli ve E.99910406-799-271649630 sayılı Makam Onayı ile yürürlüğe konulan 79 Standart Numaralı Estetik ve Kozmetik Uygulamaları Sertifikalı Eğitim Programı ile birlikte, bu sertifika programına her bir davacının ayrı ayrı yapmış olduğu başvurunun reddedildiğinden bahisle, davacıların başvurularının reddine yönelik işlemlerin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; her bir davacının sertifika programına katılmak için başvuru yapmış olduğu ileri sürülerek bu başvuruların reddedildiğinden bahisle, davacıların başvurularının reddine yönelik tesis edildiği ileri sürülen işlemlerin iptali istemine yer verildiği, bu nedenle tesis edilmiş olduğu ileri sürülen bu işlemlerin her birinin hukuki sebebi birbirinden farklı şekilde her bir davacı adına ayrı ayrı tesis edilen ve her bir davacı yönünden ayrı ayrı yargısal denetime tabi olması gereken bireysel işlemler olduğu görülmektedir.
Bu durumda, her bir davacı yönünden tesis edildiği ileri sürülen işlemlerin sebep unsurunun farklı olduğu ve yargısal denetiminin ayrı ayrı yapılacağı dikkate alındığında, her bir davacı yönünden iptali istenilen bireysel işleme karşı ayrı ayrı dilekçeler ile dava açılması gerekirken, müşterek dilekçeyle açılan davanın 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, 2577 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun şekilde yeniden düzenlenecek ayrı ayrı dilekçelerle, gerekli harç ve posta gideri yatırılmak suretiyle dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceğinin davacılara duyurulmasına,
3) Aşağıda dökümü yapılan... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcı ile artan posta giderinin davacılara iadesine, 09/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.