Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında, haksız kısmi fesih iddiasıyla fiili zarar, kar kaybı ve portföy kazancı denkleştirilmesi tazminatı talepleri değerlendirilmektedir.
Özet: Bu dava, taraflar arasında tek satıcılık/bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak kısmi feshedildiği iddiasıyla açılmış olup, davacı, belirli ürünlerin tedarikinin kesilmesiyle ortaya çıkan fiili zararlar, kar kaybı ve müşteri portföyünün davalı tarafından ele geçirilmesi nedeniyle oluşan portföy tazminatının tahsilini talep etmektedir. Davalı ise, sözleşmenin esasen lojistik hizmet sağladığını, davacının alt bayi kurma yetkisinin bulunmadığını ve kendileri tarafından herhangi bir fesih beyanının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir; mahkeme, uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/556 Esas
KARAR NO : 2026/597
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/09/2018
KARAR TARİHİ : 16/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 2009 yılından itibaren yenilenen sözleşmelerle tek satıcılık sözleşmesi akdedildiğini, son sözleşme süresinin dolmasını müteakip 20.04.2016 tarihinde 5 yıl süre ile geçerli olduğu belirlenmek suretiyle yeni sözleşme akdedildiğini, taraflar arasındaki sözleşmelere göre davalının Kurumsal Damacanalar, Ev Damacanaları, Pet Şişe olmak üzere üç tür ürünü düzenli olarak verme taahhüdü altında olduğunu, pazar payının kendileri tarafından oluşturulduğunu ve arttırıldığını, artan ciro ve satış adedi yönünden aynı ürünlerin teslim edileceği düşüncesiyle ikinci 5 yıllık sözleşmenin akdedildiğini, kiracısı olduğu taşınmaz için ikinci 5 yıllık taşınmaz depo kira sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği üstlendiği teminatların verildiğini, tanıtım ve reklam giderlerine katlandığını, ancak davalının ev damacanaları ürünlerini 31.03.2018 tarihinden itibaren, pet şişe ürünlerini ise son 3 aydır vermemeye başladığını, bunun üzerine davalıya .... Noterliği' nin 02.07.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen sözleşme diğer ürünler yönünden ayakta iken ev damacanaları ve pet şişe ürünlerinin teslim edilmekten kaçınıldığını, bu ürünler bakımından haklı bir neden olmaksızın süresinden önce kısmi fesih yapıldığını, bayilik sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren sözleşme konusu işin yapılması için değişik tarihlerde toplam 18 adet motorlu araç satın aldığını, bu araçları daha düşük bedelle satmak zorunda kalacağından oluşmuş maddi bir zararının bulunduğunu, sözleşme süresince davalı yana değişik tarihlerde toplam 1.740.000TL tutarında banka teminat mektubu verdiğini, teminat mektupları için komisyon ödendiği gibi ilgili mektuplardaki nakitlerin farklı bir iş alanında kullanma imkanından mahrum kaldığını, ürünlerin teslim edileceği beklentisi ile temin ettiği çalışanların maaşlarını ve sigorta pirimlerini yatırdıklarını, ayrıca sözleşmeye güvenerek cari giderleri bulunduğunu, bu hususların sözleşmenin kısmi feshi nedeniyle uğradığı fiili zararların kapsamı olduğunu, diğer zarar kalemi kar kaybı bakımından mahrum kaldığı karın sözleşme süresi yönünden hesaplanmasını, satış adedi ve satış cirosunu sürekli arttırdıklarını davalının davacının oluşturduğu müşteri portföyünü eline geçirerek pazar payını ve müşteri portföyünü firmasına kattığını, davalının davacıya portföy tazminatı ödemesi gerektiğini, portföy kazancının denkleştirilmesi taleplerinin bulunduğunu belirterek şimdilik 30.000-TL fiili maddi zarar, 30.000-TL kar kaybı, 30.000-TL portföy kazancının denkleştirmesi tazminatı olmak üzere 90.000-TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan ile vekileden arasında imzalanan sözleşme her ne kadar bayilik sözleşmesi olarak yazılsada, davacı fiili olarak vekileden şirketin alt bayi konumundaki müşterilerine mal sevkiyatı noktasında sadece lojistik hizmet verdiğini, taraflar arasındaki sözleşme Bayilik Sözleşmesi olarak adlandırılmakta ise de nihai tüketicilere alt bayilerin dağıtımı yaptığı, davacının esasen lojistik anlamda nakliye hizmeti sağladığını, Davacı yanın bildirmiş olduğu tüm müşteriler Müvekkil Şirket'in kendi yapılanması içinde bizzat kendinin oluşturduğu alt bayi konumundaki firmalardır ve bu firmalarında doğrudan Müvekkil Şirket ile imzalı sözleşmeleri olduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu 20.04.2016 Tarihli sözleşmenin ve 07.04.2017 Tarihli sözleşmenin 4.2 maddelerinde de açıkça “bayi, ...'nun yazılı izni olmaksızın, alt bayilik kuramaz” maddeleri gereğince de davacının alt bayi bulma ve alt bayi kurma yetkisi bulunmadığını, davacının iddiasının tam aksine, kendisi ile akdedilmiş olan bayilik sözleşmeleri vekil eden şirket tarafından kısmen feshedildiğini, müvekkil şirketin hiçbir fesih beyanı veya iradesi, açıklaması bulunmadığını, müvekkil şirketçe yapılan bir kısmi fesih söz konusu olmadığından davacının mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın, denkleştirme tazminatının ve kar kaybı tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenerek rapor hazırlanması hususunda ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan 29/05/2023 tarihli raporda özetle;
"1) Davacı şirket yetkilisi ile yapılan görüşmelerde taraflar arasında tanzim edilen Bayilik sözleşmesinin 07.04.2017 tarihinde imzalandığı ve — ”...davalı şirket yetkilisi tarafından sözleşmenin 2018 yılı mart ayında sonlandırıldığının kendilerine sözlü olarak bildirildiği...” ifade edilmiştir.
2) Davacı şirketin 2017-2020 yılı mizanları üzerinde gelir giderlerine yönelik yapılan incelemelerde;
a. Brüt Satışlarının; 2017 yılında 16.368.054,35 TL olduğu ve takip eden 2018 yılında 12.705.411,90 TL, 2019 yılında 7.349.196,57 TL, 2020 yılında 60.762,86 TL olduğu,
b. Şirket aktifinde kayıtlı taşıtların; 2017 yılında 1.902.632,48 TL, 2018 yılında 809.715,10 TL, 2019 yılında 271.186,45 TL, 2020 yılında 234.152,55 TL olduğu ve ilgili yıllar arasında taşıt satışlarından toplam 484.494,39 TL kar elde edildi.
c.Personel giderleri ve Kıdem tazminatı ödemelerinin; 2017 yılında 850.216,15, 2018 yılında 966.115,65 TL, 2019 yılında 585.521,19 TL, 2020 yılında 83.640,15 TL olduğu,
d. Araç ve Depo Kira Giderlerinin; 2017 yılında 200.751,67 TL, 2018 yılında 450.201,18 TL, 2019 yılında 375.283,98 TL, 2020 yılında 207.243,02 TL olduğu,
e. Kısa ve Uzun vadeli banka kredilerinin; 2017 yılında 12.989.692,12 TL, 2018 yılında 8.649.447,35 TL, 2019 yılında 12.764.967,85 TL, 2020 yılında 12.368.917,85 TL olduğu, tespit edilmiştir.
Davalı şirket tarafından sözleşmenin 2018 yılında sona erdirilmesi ile beraber davacı şirketin 2017 yılı gelir giderlerine oranla 2018 yılı ve devam eden yıllarda;
- Brüt satışlarının düştüğü,
- Personel maliyetlerinin azaldığı,
- Araç ve Depo kira giderlerinin azaldığı,
- Aktifinde yer alan araçların kayıtlı değerlerinin azaldığı,
- Banka kredilerinde 2019-2020 yıllarında artış görüldüğü değerlendirilmiştir." şeklinde görüş bildirildiği görüldü.
Birleştirici rapor tanzimi hususunda davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenerek rapor hazırlanması hususunda dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği, bilirkişi heyetince sunulan 08/11/2024 tarihli raporda özetle;
"-Dava konuş taleplerin ancak davacı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile mümkün olacağı, ancak sunulan Bilirkişi Raporunda 2013-2014-2015-2016-2017-2018 yılları ticari defterlerinin incelenmediği,
-Dava dilekçesinde davacı şirket vekilinin 2013-2014-2015-2016-2017-2019 ve 2019 yıllarında davacının müşterisi olduğunu iddia ettiği çok sayıda firma bilgisi listesini sunduğu, Portföy tazminatı iddiasının tespiti içinde öncelikle unvan bilgisi verilen bu firmaların 2013-2019 tarih aralığında davacı şirket kayıtlarından alınan cari hesap ekstrelerinin ibraz edilmesi bu ekstre üzerinde yer alan davacının satış faturalarının ibraz edilmesi, bu cari hesap ekstrelerinin varlığının ticari defterler ile teyit edilmesi sonrası bu cari hesaplar ve dönemleri dikkate alınarak davalı şirketin ticari ilişkilerinin sorgulanması gerektiği,
-Cari hesap üzerinde ki satış faturalarının ibrazı öncelikle davacının sadece iki ayrı ürünü dava konusu etmesinden kaynaklı olduğu, zira bu firmalar ile davacı arasındaki satış ilişkisi dava konusu olmayan ürünlere ait olması halinde bu firmaların portföy tazminatı iddiasında geçerli olmayacağı,
-Diğer yandan davalı tarafından davacı gibi ... Bölgesinde davacı ile aynı dönemlerde geçerli 22 ayrı firma ile Bayilik Sözleşmesinin ibraz edildiği, 22 adet sözleşmenin davalı ile dava dışı firmalara ait olduğu, 22 adet dava dışı Bayinin davacı tarafından sunulan müşteri listesi ile ticari ilişki olup olmadığının tespiti de imkansız olduğundan ayrı bir soru işareti olacağı,
-Davacı vekilinin rapordaki eksikliklerin birleştirici rapor ile giderilebileceği yolundaki beyan ve tememnisinin ticari defterlerinin incelenmediği iş bu Bilirkişi Raporu ile mümkün olmayacağı," şeklinde görüş ve beyanda bulunduğu görüldü.
Mahkememiz ara kararı gereğince talimat raporunu hazırlayan bilirkişiden ek rapor istenilmesine karar verildiği, talimat raporunu hazırlayan bilirkişi tarafından sunulan ek raporda özetle;
"-Davacı şirketin 2019-2020 yıllarında gayrifaal olması sebebi ile boş beyanname verilmek sureti ile mükellefiyeti devam ettiği tespit edildiğinden yasal olarak defterlerin incelenmesi mümkün değildir.
-2013-2014-2015-2016-2017 ve 2018 yılları Kurumlar Vergisi Beyannamelerine ve kesilen faturaların incelenmesi neticesinde net satış tutarlarının tespitleri yapılarak ticari defterlerle uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
-2013-2014-2015-2016-2017 ve 2018 yılları satış faturalarında, satış adetleri ve satış bedellerinin defter kayıtlarıyla uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
-2013-2014-2015-2016-2017 ve 2018 yılları arasında ticari defterler incelenmiş olup aktifte kayıtlı 2013 yılında 17 araç olduğu aktif bedelinin 482.615,25 olduğu, 2014 yılında 20 araç olduğu aktif bedelinin 613.937,83 TL olduğu, 2015 yılında 22 araç olduğu aktif bedelinin 789.867,50 TL olduğu, 2016 yılında 31 araç olduğu aynı yıl içinde 10 adet araç satışı olduğu aktif bedelinin 986.302,76 olduğu, 2017 yılında 21 araç olduğu aynı yıl içinde 2 adet araç satışı olduğu aktif bedelinin 1.902.632,48 olduğu, 2018 yılında 22 araç olduğu aynı yıl içinde 4 adet araç satışı olduğu aktif bedelinin 809.715,10 TL olduğu şirket Blanço ve defter kayıtlarında Maddi Duran Varlıklar Taşıtlar hesabında alış ve satışların yer aldığı tespit edilmiştir.
-08.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taleplere ilişkin hesaplama yapılmadığı belirtilmişse de mahkeme tarafından yapılan görevlendirme de sadece davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi talimatı verilmiştir. Tarafıma verilen görev ve yetki sınırları içerisinde rapor hazırlanmış olup dava konusu taleplerle ilgili değerlendirme sadece davacının kayıtları incelenerek yapılamayacak gibi mahkemenizinde bu yönde bir görevlendirmesi mevcut değildir.
- Rapor ekinde flaş bellek içerisinde tüm kesilen fatura listeleri, mizanlar, kurumlar vergisi beyannameleri, e defter beratları, cari hesap bakiyeleri ve yerinde inceleme tutanağı sunulmuştur." şeklinde görüş bildirildiği görüldü.
Tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilerek ek rapor tanzimi hususunda dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdine karar verildiği, bilirkişi heyetince sunulan 01/04/2026 tarihli ek raporda özetle;
"-Dava konusu taleplerden hak kazanma koşullarından ari olarak sadece kar kaybı taleplerinin hesaplanabildiği,
-Damacana satışlarından kaynaklı kar kaybının 1.156.844,28 TL, pet şişe satışlarından kaynaklı kar kaybının 315.250,60 TL olmak üzere toplam 1.472.094,88 TL olabileceği,
-29.05.2023 tarihli Sn. ... tarafından tanzim edilen 29.05.2023 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Değerlendirme başlığı altında “davacı şirketin 2019-2020 yıllarında gayrifaal olması sebebi ile boş beyanname verilmek sureti ile mükellefiyetinin devam ettiğinin tespit edildiğinden yasal olarak defterlerin incelenmesinin mümkün olmadığını” beyan ettiği, ancak yukarıda yer verildiği üzere 2019- 2020 yıllarına ait kredi, gider, tazminat ödemeleri gibi verilere nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığı, ayrıca davacı şirketin faaliyet halinde dahi olmasa 31.12.2018 tarihli bilançosunun 2019 yılı ticari defterlerinde açılış bilançosu olarak kayıt edilmesi gerektiği, 2018 yılından hiçbir işlem olmasa da aynı şekilde 31.12.2018 tarihli kapanış bilançosunun açılış bilançosu ile aynen kayıt edilmesi gerektiği, davacı şirketin hiçbir kayıt yapmadan 2019 yılından itibaren devam ettiğinin belirtildiği, bunun muhasebe kuralları yönünden mümkün olmayacağı, olmuşsa da raporda çelişkilerin olduğu, bunun da yukarıda hesap edilen kar kaybı taleplerinin hak kazanma koşullarını ayrıca etkileyeceği, zira davacının 2021 Nisan sonuna kadar talepte bulunduğu, diğer yandan sunulan USB bellek içinde en son 2018 yılı bilgilerinin bulunduğu," şeklinde görüş bildirildiği görüldü.
Bayilik sözleşmesi kanunlarımızda özel olarak düzenlenmediği gibi bayilik sözleşmesinin feshi de düzenlenmiş değildir. Öğretideki tanıma göre, bayilik sözleşmesi çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki, üretici malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayie göndermeyi, buna karşılık olarak bayi de, üreticinin dağıtım ağına dâhil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir.
Fesih olağan fesih ve olağanüstü fesih olarak ikiye ayrılır. Olağan fesihte sözleşme, herhangi bir sebep gösterilmesine gerek olmaksızın fesih beyanının muhataba ulaştıktan belirli bir süre geçtikten sonra sona erer. Olağan üstü fesih ise haklı sebeplerin varlığı halinde mümkün olup, fesih beyanın muhatabına ulaşmasıyla birlikte sözleşme derhal sona erer.
Kanunda düzenlenmiş olan sürekli borç ilişkilerinde tarafların her birine sözleşmeden tek taraflı olarak kurtulabilme imkânı tanınmıştır. Bu imkân, sürekli borç ilişkilerinin niteliği gereği sona erme düzenlerini yapılarında taşımamalarından kaynaklanır. Bu nedenle, kanunda düzenlenmemiş bütün belirsiz süreli sürekli borç ilişkileri bakımından da bu imkânın mümkün olduğunu kabul etmek gerekir.
Bayilik sözleşmesi de, belirli süreli veya belirsiz süreli olması fark etmeksizin, haklı sebeplerin ortaya çıkması halinde ileriye etkili olarak sona erdirilebilir. Buna göre haklı bir sebebin varlığı hâlinde taraflardan her biri belirli veya belirsiz süreli bir bayilik sözleşmesini, her zaman feshedebilir. Olağanüstü fesih olarak adlandırılan haklı sebeplerden dolayı fesih, sözleşmede kararlaştırılan bir sebebe dayalı olarak ya da tarafların şahsından veya taraflar dışında bir sebebe dayanarak bayilik sözleşmesini vaktinden önce ileriye etkili olarak sona erdirmektedir. Haklı sebep, fesih hakkını kullanan taraf bakımından bayilik sözleşmesini devam ettirmesini dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenemeyecek duruma sokan ve çekilmez bir hâle getiren olgu ve olayları ifade etmektedir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, haklı sebeple fesihte, fesih sebebinin karşı tarafa bildirilmesi zorunlu değildir. Fesih beyanı zamanında objektif olarak bir sebebin varlığı yeterlidir.
Davacı ile davalı arasında imzalanan 20.04.2016 tarihli Bayilik Sözleşmesi süresi 5 yıldır. 4.1.
maddesinde ; “Bu sözleşme Bayi’ye kendi bölgesinde ...’nun ürünlerinin satışı ve/veya dağıtımı
konusunda tekel hakkı vermemektedir. ..., Bayilik sınırları içinde başkalarına da bayilik verebilir.
..., Bayi’ye satış-gelir garantisi vermemektedir.” denmektedir. Sözleşmenin konusu; “polikarbonat
damacana ve pet doğal mineralli kaynak suyunun her tip ve türünün Bayi’nin kendi adına ve hesabına satış ve dağıtımına ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında imzalanan 07.04.2017 tarihli Bayilik Sözleşmesi süresi 3 yıldır. Sözleşmenin
konusu ... Su markalı ürün gruplarının Bayi’nin kendi adına ve hesabına satış ve dağıtımına ilişkindir.
4.1. maddesinde ; “..., Bayi’ye satış-gelir garantisi vermemektedir.” denmektedir.
Davalı şirketin davacı ile olan sözleşmeleri devam ederken eş zamanlı dava dışı diğer sözleşmeleri de
dosyaya sunulmuştur.
Gerek davacı gerekse dava dışı diğer taraflarla akdedilen sözleşmelerin tamamında sözleşmenin geçerli olduğu bölge/şehir/semt
vs. bulunmamaktadır.
Diğer yandan davacının davalı ile sözleşmesinde olduğu gibi dava dışı taraflarla akdedilen sözleşmelerde de taraflara
tekel hakkı verilmediği hükme bağlanmıştır. Denkleştirme tazminatı TTK'nın 122. maddesinde düzenlenmiş olup esasen acentelik sözleşmeleri yönünden getirilen bir düzenleme olmakla birlikte anılan maddenin beşinci fıkrası ile hakkaniyete aykırı düşmediği taktirde, tek satıcılık ve benzeri diğer tekel hakkı veren sözleşme ilişkilerine de uygulanacağı kabul edilmiştir. Somut olayda ise az yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmadığı gibi sözleşme ile davacıya tekel hakkı da verilmediğinden denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi mümkün değildir.
Davacı şirketin ek rapora göre 2019 yılından itibaren faaliyetine son verilmiştir.
Davacı şirketin dosyaya ibraz edilen 2014-2018 tarih aralığı Kurumlar Vergisi beyannamelerinde yer
alan Gelir Tablosu bilgilerinden raporda gösterildiği şekilde faaliyet karı oranları tespit edilmiştir.
2019 yılından itibaren davacı şirketin faaliyet göstermediği ve ticari defterlerinin incelenemediği YYM
Bilirkişi tarafından rapor edilmiştir. Bu nedenle davacının 2019-2020 ve sözleşmenin 5 yıllık bitim tarihi
olan 01.01.2021-20.04.2021 tarih aralığında hiç kar elde etmediği kabul edilecektir.
Yukarıda da değinildiği üzere davacı pet şişe satışının da 3 ay sonra aynı şekilde durdurulduğunu iddia
etmektedir.
Muhasebe sisteminde ve ek raporda toplam satışlar içinde ayrıntılı ürün bazı bilgilerinin bulunmadığı,
3 aylık süreden kastın ne olduğunun anlaşılamadığı kaldı ki, 31.12.2018 tarihine kadar davacının
iddiasının aksine satışların devam ettiği sunulan USB e-defter kayıtlarında tespit edilmiştir.
Davacı tarafça davalının ev damacanaları ürünlerini 31.03.2018 tarihinden itibaren, pet şişe ürünlerini ise son 3 aydır vermemeye başladığı, bunun üzerine davalıya .... Noterliği' nin 02.07.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnameye rağmen sözleşme diğer ürünler yönünden ayakta iken ev damacanaları ve pet şişe ürünlerinin teslim edilmekten kaçınıldığı, bu ürünler bakımından haklı bir neden olmaksızın süresinden önce kısmi fesih yapıldığını iddia edilmiş, davacı tarafça gönderilen ihtarnameye cevaben davalı şirket tarafından keşide edilen ....Noterliği' nin 13.07.2018 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamede; " sözleşme ile davacıya kar garantisi verilmediği gibi münhasır bayiliğin de verilmediği, müvekkil şirketin ihtiyaca göre aynı il sınırları içerisinde üçüncü şahıslara başka bayilikler de verebileceğinin özellikle düzenlendiği, bayilerimizin siparişlerinin verdikleri teminatlar ve riskler de dikkate alınarak belli ölçüde karşılandığı, müvekkile verilen teminatların riskleri karşılamadığının davacı tarafından da bilindiğini, vadeli satış riskini karşılayacak miktarda kesin banka teminat mektubunun şirketimize verilmesi halinde teminat limitleri dahilindeki tüm satışların karşılanacağı" bildirilmiştir. Taraflar arasındaki mail yazışmalarından, davacı tarafın, davalı şirketten vadesi gelen çek ödemesinin 10 gün süreyle ertelenmesinin talep edildiği ve vadeli satış riskinden kaynaklı ek teminat mektubu da verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu bilgiler ışığında; davacı tarafça her ne kadar sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak kısmi şekilde feshedildiği iddia edilmekteyse de, davalının fesih olgusunu reddettiği, dosya kapsamında sözleşmenin feshedildiğine dair herhangi bir ihtarname vb. delil bulunmadığı, davacının iddia ettiğinin aksine 31.12.2018 tarihine kadar satışların devam ettiği, davacının faaliyetinin 2019 yılında son bulduğu da gözetildiğinde somut olayda fesih iradesinin bulunmadığı, yalnızca vadeli satış riskinden kaynaklı satış miktarının azaldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, dava dilekçesi ve mahkememizce verilen ara karar uyarınca sunduğu 20/03/2020 tarihli beyan dilekçesi ile sözleşmenin feshinden kaynaklanan fiili zarar olarak yapmış olduğu yatırımların karşılıksız kalmasından doğan zararını ve kar kaybını talep etmiş ise de, somut olayda davalının sözleşmeyi feshetmediği anlaşıldığından haklı/haksız fesih değerlendirmesine bağlı kar kaybı ve fiili zarar sorumluluğundan söz edilmesinin de mümkün olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere somut olayda sözleşmenin davalı tarafça feshedilmediği, sözleşmenin ayakta iken satış ve ürün tedarikinin vadeli satış riskinin karşılanmamış olması sebebiyle davalı tarafça kısıtlandığı, bu kısıtlamanın davaya konu her iki sözleşme (8.ve 9 maddeler) hükmüne dayandığı bu nedenle feshin ve/veya haksız feshin varlığından söz edilemeyeceği, dolayısı ile haksız feshe bağlanan işbu dava konusu talepler bakımından yasal koşulların oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL ilam harcının alınan 1.536,98-TL peşin ve 24.659,82-TL'den düşümü ile bakiye 25.464,80-‬TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 232.493,28-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
5-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/07/2026
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır