Otel projesi mekanik tesisat işlerinde sözleşme gecikme cezası talebinin, işverenin yazılı bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve hakkın kötüye kullanılması nedeniyle reddi kararı.
Özet: Davacı işverenin, otel projesinin mekanik tesisat işlerini sözleşmede belirlenen sürede tamamlamayan davalı yükleniciden gecikme cezası talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi işin gecikmesinde davacı işverenin asli kusurlu olduğunu belirterek davayı reddetmiş; istinaf incelemesinde ise, sözleşme gereği cezai şart talep edilebilmesi için aranan yazılı gecikme bildiriminin davacı tarafından yaklaşık dört yıl boyunca yapılmadığı ve bu durumun Türk Medeni Kanununun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının sonucunun doğru olduğuna hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/626 E., 2025/169 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/151 E., 2022/209 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 31.05.2013 tarihli sözleşme ile davalının müvekkiline ait otel projesinin mekanik tesisat işlerini yapmayı üstlendiğini, sözleşmenin 8. maddesinde işin bitim tarihinin 31.12.2013 olarak belirlendiğini, yine sözleşme uyarınca işin belirlenen sürede tamamlanamaması halinde davalı yüklenicinin gecikilen her gün için tahmini keşif bedelinin %0,5’i (binde beş) gecikme cezasını ödemeyi açıkça kabul ve taahhüt ettiğini, davalının yapımını üstlendiği işleri zamanında tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, üstlendiği ediminin geçici kabulünü dahi yapmadan işi bıraktığını ve 26.01.2015 tarihinde şantiyeyi terk ettiğini, işlerin yapımı ile ilgili herhangi bir ek süre talebinde bulunulmadığını ve geçerli mazeret sunulmadığını, cezai şartın günlük 7.327,37 TL olduğunu, sözleşme bitiş tarihinden bugüne kadar yaklaşık olarak yapılan hesap çerçevesinde davalının ödemek zorunda olduğu cezai şartın 7.525.208,99 TL olarak tespit edildiğini ileri sürerek şimdilik 100.000,00 TL gecikme cezası bedelinin 31.12.2013 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline, derdest alacak davası ile iş bu davanın birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; birleştirme talebini kabul etmediklerini, zira davacının hakkını kötüye kullanarak mevcut davalarının neticelenmesini engellemek ve davanın sürüncemede kalması maksadı ile bu davayı açtığını, sözleşmeye konulan cezai şartın ise tek taraflı ve geçersiz olduğunu, hem işin keşif bedelinin sözleşmede bulunmadığını, hem de sadece bir tarafa yüklenen bir cezai şartın geçersiz olduğunu, inşaatın bitiş tarihinin de belirsiz bir halde olması, sözleşmeye göre taahhüt edilen mekanik işçiliğinin büyük bir kısmının tamamlanmış olması ve özellikle müvekkiline yapılacak hakediş alacaklarının ödenmemesi sebebi ile tarafların ihtilafa düştüklerini, müvekkilinin sözleşmeyi haklı sebeplerle feshederek inşaatı terk etmek zorunda kaldığını, delil tespiti raporundan da anlaşılacağı üzere teyit edilen işlerin hepsinin tamamlandığını veya davalının inşaatını bitirmemesi sebebi ile teslim için beklemekte olduğunu, bu durumdan müvekkili firmanın sorumlu tutulamayacağını, savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda dava konusu sözleşmeye konu işin geciktirilmesinde davacı işverenin asli kusurlu olduğunun belirtildiği, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere sözleşmeye konu işin gecikmesinde davalı yüklenici firmanın kusuru bulunmadığı hususu ile TMK'nın 2. maddesi birlikte değerlendirildiğinde açılan davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda mahkemece, işin gecikmesinde davacı işverenin asli kusurlu olduğu gerekçesiyle cezai şart talep edilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gecikmeye işverenin sebep olması halinde yükleniciye ek süre talep etme hakkı tanınmış olup, dosya kapsamında davalı yüklenicinin ek süre talebine rastlanılmadığına göre, mahkemenin bu gerekçesinde isabet görülmediği, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca cezai şart talep edilebilmesi için işin tamamlanmasında gecikilmesi şartı yanında, işveren tarafından bu gecikmenin yükleniciye yazılı olarak bildirilmiş olması şartı da aranmış olup, buna göre yazılı bildirime rağmen gecikmenin devam etmesi halinde cezai şart istenebileceği, dosya kapsamından işin bitirilmesi gerektiği tarih olan 31.12.2013 tarihinden, davalının hakedişlerinin ödenmediğini gerekçe göstererek şantiyeyi terk ettiği 26.01.2015 tarihine kadar, davacı işverenin davalı yükleniciye bu yönde bir yazılı bildirimine rastlanılnmadığı, davacının bu yöndeki ilk yazılı bildiriminin iş bu davadan çok kısa bir süre önce düzenlenen 30.10.2017 tarihli ihtarın tebliği ile yapıldığı, iş geciktirildiği halde yaklaşık 4 yıl boyunca sessiz kalan davacının iş bu davadaki talebinin, MK'nın 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, mahkemece davanın reddi yönünde verilen kararda sonucu itibariyle bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, hükmün gerekçesinde değişiklik yapılmış olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile HMK'nın 353/1-b/2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve gerekçede düzeltme yapılması suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bölge Adliye Mahkemesinin delilleri değerlendirmediğini, 25.05.2015 tarihli ihtarnamenin davalıya gönderildiğini, ayrıca ihtarname de gönderildiğini, b. Zamanaşımı itirazı olmadığı takdirde hakkın istenildiği zaman kullanılabileceğini, bunun kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tazmini istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.