Bölge Adliye Mahkemesinin CMK 280/1e aykırı bozma kararı sonrası tesis edilen hırsızlık ve konut ihlali hükmünün hukuki değerden yoksunluğu.
Özet: Yüksek mahkeme, bölge adliye mahkemesinin hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarıyla ilgili ilk derece mahkemesi hükmünü, kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri dışında ve duruşma açmaksızın bozarak dosyayı yeniden görülmek üzere göndermesini hukuka aykırı bularak, bu bozma kararı üzerine verilen sonraki hükmün hukuki değerden yoksun olduğuna karar vermiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/4333 E.  ,  2026/9252 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2665 E., 2023/2370 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, katılanın zararını giderdiğine ve katılanın da şikâyetinden vazgeçtiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Elazığ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/1037 Esas, 2022/1519 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 06.01.2023 tarihli ve 2023/4 Esas, 2023/99 Karar sayılı kararı ile “Olayın tek delilin eylem anına ilişkin görüntüler olduğu, sanığın görüntüdeki kişinin kendisi olmadığını savunduğu dikkate alınarak; mahkemece görüntülerde kişinin sanığa benzeyip benzemediğine ilişkin kanaatinin duruşma zabtına yazılması ile sanığın teşhise elverişli resimlerinin çekilerek görüntülerde kişinin sanık olup olmadığı hususunda Krıminal Laboratuvarı veya ATK'dan rapor aldırılması, çalınan eşyaların sayısı ve niteliği, dosyada bulunan görüntü izleme tutanağındaki kişinin elinde herhangi bir malzeme olmadığı dikkate , görüntüler üzerinde inceleme yaptırılıp, görüntülerdeki kişinin suç konusu malzemeleri alıp almadığı husunun netleştirilmesi, eylemin gece işlendiği kabul edilmiş isede; suç saatine ilişkin kamera saatinin güncel olup, olmadığı belirtilmediğinden ve eylemin gece vaktinde gerçekleşip, gerçekleşmediği dosyadaki diğer delillerden de anlaşılamadığından, söz konusu kamera saatinin güncel olup araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olduğundan sanık müdafinin istinaf nedenleri bu nedenle yerinde görülmekle CMK'nun 280/1-e, 289/1 maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA" karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı da gözetilerek yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 06.01.2023 tarihli ve 2023/4 Esas, 2023/99 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Elazığ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2023/111 Esas, 2023/1462 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeple 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.